T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2022/1394 - Karar No:2024/848
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1394
KARAR NO : 2024/848
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/06/2022
NUMARASI : 2020/568 E-2022/533 K
DAVACI :
VEKİLİ
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : İtirazın iptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 23.10.2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 23.10.2024
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin davada mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili: Taraflar arasında Boru Sürmeli Fore Kazık İmalatları yapılması hususunda anlaşma yapıldığını, davalıya bir kısım avans mahiyetinde ön ödemeler gönderildiğini, anlaşma kapsamında davalı adına gider ödemelerin de yapıldığını bu hususa ilişkin müvekkili tarafından tanzim edilen faturaların davalı ticari defterlerine kaydedildiğini, ancak davalı tarafça üstlenilen edimlerin yerine getirilmediğini, alacağın ödenmesi için müvekkilince 21.02.2020 tarihli ihtarname ile talepte bulunmuş ise de ödeme yapılmadığını, bunun üzerine alacağın tahsili için Ankara 25.İcra Dairesinin 2020/4790 sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, ancak davalının borca ve ferilerine itiraz ettiğini, başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu, müvekkilinin alacağının ticari defter kayıtları, banka ödeme dekontu ve fatura münderecatı ile sabit olduğunu ve belirtilen ihtarnamenin tebliği tarihi itibariyle muaccel hale geldiğini belirterek 96.751,91 TL'lık alacak için davalının icra takibine itirazının iptaline ve en az %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
İlk Derece Mahkemesince: Davanın, eser sözleşmesi uyarınca avans ödemesi olarak yapıldığı ileri sürülen ödemenin istirdadı için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, Ankara 25. İcra Dairesi'nin 2020/4790 sayılı icra dosyasında davacı alacaklının davalı borçlu aleyhine 96.751,91 TL alacak için icra takibi yapıldığı, takibin davalının süresinde verdiği itiraz ile durduğu, davanın İİK'nın 67. maddesi uyarınca süresinde açıldığı, davacının sunduğu ticari defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yapıldığı, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun olarak düzenlendiği, takip konusu miktar kadar borç bakiyesinin kayıtlı olduğunun belirtildiği, bilirkişi raporundaki tespitlere göre takip konusu alacağın kaynağının davalıya yapılan 50.000,00 TL bedelli çek ile 5.000,00 TL tutarlı havale ve 41.751,91 TL tutarlı yansıtma faturaları olduğunun anlaşıldığı, davacının eser sözleşmesine dayalı olarak 96.751,91 TL ödeme yaptığını, davalının ise edimini ifa etmediğini iddia ettiği, buna göre çek bir ödeme aracı olup, borcun ifası karşılığında karşı tarafa verildiği kabul edildiğinden aksinin yani avans olarak verildiğinin kanıt yükünün davacıda olduğu, bu bilgiler ışığında, davacı yanca dava konusu çekin ve diğer ödemelerin avans olarak eser sözleşmesi kapsamında davalıya verildiği ancak davalı tarafından edimin yerine getirilmediğinin iddia edildiği, davalı tarafından iş bu dava dosyası kapsamında cevap verilmediği, çek bir ödeme aracı olup, kural olarak mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verileceğini, davacı yanca dava konusu çeklerin avans çeki, ödemelerin avans olduğu iddia edilmiş olup, ispat yükü üzerinde olan davacı tarafından avans çeki ve avans ödemesi iddiasının usulüne uygun delillerle ispat edilemediği anlaşıldığından kanıtlanamayan davanın reddine karar verildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkemece yapılan eksik ve hatalı inceleme neticesinde davanın reddine karar verildiğini, mahkemece talep edilen alacakların dayanaklarının yanlış yorumladığını ve delillerinin hatalı değerlendirildiğini, mahkemenin düşündüğü şekilde davalıya 96.751,91 TL ödeme yapılmadığını, davalının müvekkili ile imzalamış olduğu 06.01.2020 tarihli taşeron sözleşmesi ile üstlenmiş olduğu işi, almış olduğu avans ödemelerine rağmen yapmadığını, ayrıca yine sözleşme gereği davalı taşerona ait olması gereken bir takım giderlerin müvekkili tarafından karşılandığını ve taşerona fatura edilmesine rağmen fatura bedellerinin müvekkiline ödenmediğini, yapılan avans ödemelerinin iadesi ve davalı taşeron adına yapılmış olan giderlerin ödenmesi amacı ile davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali amacıyla işbu davanın açıldığını, davalı taşeron adına müvekkili tarafından yapılan giderlere karşılık yapılan ödemelerin davalıya fatura edilen tutarlar toplamının 41.751,91 TL olduğunu, davalı tarafından ilgili faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edilmediğini, kendisine fatura keşide edilen tarafından 8 günlük süre içerisinde faturaya itiraz edilmemişse fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılacağını ve bu durumun düzenleyen lehine karine teşkil edeceğinin açık olduğunu, davalının fatura içeriğinin gerçeği yansıtmadığını yargılama sırasında da yazılı bir delille ispat edemediğini, mahkemece avans bedeli olarak kabul edilmeyen ve müvekkili tarafından keşide edilmiş 30.01.2020 keşide tarihli ve 50.000,00 TL tutarlı avans çekinin, taşeron sözleşmesinin imzalanmasının hemen ardından davalıya verildiğini, bu durumun müvekkili şirket ticari defterlerinin ve kayıtlarının incelenmesi sonucu düzenlenen 10.05.2022 tarihli bilirkişi raporunda da tespit edildiğini, bilirkişi raporunda müvekkili ticari defterlerinin kanuni şartlara uygun tutulduğunun tespit edildiği belirtildikten sonra ticari defter kayıtlarında 15.01.2020 kayıt tarihli 30.01.2020 keşide tarihli çek keşide edildiğinin belirtildiğini, ayrıca davalı ile sözleşme imzalanmasının ardından müvekkili şirket çalışanı tarafından şirket içi bilgilendirme amacıyla şirket yetkilileri ve çalışanlarına gönderilen elektronik postada da davalıya 50.000,00 TL avans çeki verildiğinin açıkça yazıldığını, mahkeme dosyasına yasal şartlara uygun olarak tutulmuş müvekkilinin ticari defterlerinin sunulduğunu, fakat davalı tarafından dosyaya herhangi bir kayıt sunulmadığını, yerleşik Yargıtay içtihatlarında bir tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmaması veya ticari defterlerinin dosyaya sunulmaması halinde diğer tarafın usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerinin lehine delil olarak kabul edileceğinin belirtildiğini, davalı ile imzalanan sözleşmenin 06.01.2020 tarihli olup, davalının sözleşme ile yükümlendiği işleri 25.03.2020 tarihine kadar bitireceğinin kararlaştırıldığını, yine sözleşmenin 8.maddesi hükmü ile davalıya yapılması gereken ödemelerin ne şekilde yapılacağının belirlendiğini, 06.01.2020 tarihli taşeron sözleşmenin imzalanmasının hemen akabinde 15.01.2020 tarihinde çek keşide edilip davalıya ödeme yapılmasının hayatın olan akışına aykırı olduğunu, kaldı ki sözleşmenin 8. maddesinde ödemelerin her ay sonu taşeron tarafından hakediş düzenlenmesinin ardından yapılacağının kararlaştırıldığını, davalı tarafından herhangi bir hakediş düzenlenmediği gibi ödemeye hak kazanacak herhangi bir imalat da yapılmadığını, eğer davalı sözleşmeye uygun olarak bir imalat yaptığı iddiasında ise bunu yazılı delillerle ispat etmesi gerekirken dosyaya imalatları gerçekleştirdiğine dair yazılı bir delil sunamadığını, müvekkili tarafından keşide edilen 50.000,00 TL miktarlı çekin davalıya işlere başlayabilmesi için avans olarak verildiğini ve fakat çekin davalı tarafından tahsil edilmesine rağmen sözleşme konusu işlere başlanmadığını, yine sözleşmenin imzalanmasının akabinde davalıya 13.01.2020 tarihinde 5.000,00 TL avans ödemesi yapıldığını, fakat mahkemece ilgili ödemenin de avans olarak değerlendirilmediğini, her ayın sonunda yapılan imalatlara göre davalı tarafından hakediş düzenlenmesinin ardından ödeme yapılması gerekirken sözleşmenin henüz başında herhangi bir hakediş yapılmadan davalıya ödeme yapıldığının mahkemece kabulünün hatalı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin peşin ödemeli bir sözleşme olmadığını, yapılan imalatlar karşılığı hakediş düzenlenerek ödeme yapılmasının taraflarca kabul edildiğini, müvekkili tarafından davalıya keşide edilen avans çeki ve 5.000,00 TL avans ödemesi karşılığı yapılması gereken imalatların davalı tarafından yapılmadığını, müvekkili tarafından avans olarak keşide edilen çek ve avans olarak ödenen miktarın karşılığı işlerin yapılmadığı ve davalı taşeron adına müvekkili tarafından yapılmış olan giderlerin ödenmesi amacıyla davalıya düzenlenen faturaların karşılıklarının ödenmediği ve davalı tarafından ilgili faturalara itiraz edilmediği, yargılama sırasında da fatura içeriğinin gerçeği yansıtmadığına dair yazılı bir delil sunmadığının sabit olduğunu, başka bir anlatımla müvekkili tarafından keşide edilen çekin ve yapılan 5.000,00 TL ödemenin davalıya avans olarak verildiğinin müvekkili lehine delil kabul edilen ticari defter kayıtları ile ispatlandığını, bütün bu yazılı delillere rağmen mahkemede aksi kanaat oluşmuş ise dava dilekçesinde delilleri arasında dayandıkları yemin delilinin mahkemece hatırlatılarak yemin deliline başvurmak isteyip istemediklerinin sorulması gerekirken yemin delilinin yok sayılmasının dahi dosyanın usulden bozulmasını gerektirdiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava, taraflar arasında Boru Sürmeli Fore Kazık İmalatı yapımını konu alan sözleşmeye ilişkin olduğu, bu kapsamda avans mahiyetinde ön ödemeler yapıldığı, yine davalı adına gider ödemeleri yapıldığı, buna ilişkin faturalar düzenlendiği, davalı ticari defterlerine de kaydedildiği, ancak davalının edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle davalıya ihtarname gönderildiği halde ödenmediği iddiasına dayalı icra takibine itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatına ilişkin olup, davalı tarafça icra takibine itiraz dilekçesinde kendisine iş akdinin bildirimi dahi yapılmadan sebepsizce feshedildiği, alacaklının yeni bir firmayla anlaşarak işi tamamladığı, takibe konu iş nedeniyle zarara uğradıklarını, sözleşme şartlarının iş sahibi tarafından ifa edilmediğini belirterek, borca ve ferilerine itiraz ettiği görülmüştür.
Takip dosyası, dava dilekçesi, takipteki borca itiraz dilekçesi birlikte değerlendirildiğinde akdi ilişkinin bulunduğunun tarafların kabulünde olduğu görülmüştür.
Mahkemesince bu kapsamda tarafların iddia ve savunmaları ve dosyaya usulüne uygun sunulan ve kazandırılan deliller değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, iddia ve beyanlar kapsamında akdi ilişkinin varlığı dikkate alınmaksızın davaya dayanak çekin ve ödemenin avans olduğu hususunun ispatlanamadığı gerekçesiyle hüküm kurulması doğru olmadığı gibi 21.12.2021 günlü ön inceleme duruşmasının 3 nolu bendinde tarafların ticari defterlerini sunması, bu kapsamda ticari defterleri üzerinde inceleme yapılması yönünde ara karar oluşturulduğu, iki haftalık kesin sürede sunulmaması durumunda mevcut delil durumuna göre karar verileceği, HMK'nın 222.maddesi kapsamında meşruhatlı davetiye çıkarılmasına karar verildiği, bu kapsamda davalıya çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edildiği, sonrasında çıkarılan 11.01.2022 tarihinde Tebligat Kanunu'nun 35.maddesine göre tebliğ edilen tebligatta ise yukarıda belirtilen meşruhatın yer almadığı görülmüş ve yine davacı tarafça dava dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanıldığı görülmüş olmakla, yemin teklifi hakkı da hatırlatılmaksızın eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeyle karar verildiği anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, esası incelenmeksizin mahkeme kararının HMK.'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,
2-Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21.06.2022 gün ve 2020/568 E., 2022/533 K. sayılı kararının HMK’nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına,
3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
4-Davacı tarafça yatırılan 1.652,28 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,
5-Davacı tarafça ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 23.10.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır