T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2024/308 - Karar No:2026/580
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/308
KARAR NO : 2026/580
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/11/2023
NUMARASI : 2022/892 E-2023/767 K
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 14/05/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 15/05/2026
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasında mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili; müvekkili ile davalı şirket arasında ticari satıştan kaynaklı ticari bir borç ilişkisi kurulduğunu, bu ticari borç ilişkisine dayanarak müvekkili ile davalı şirket arasında ticari mal satışı gerçekleştirilerek, faturalarda detayı belirtilen ürünlerin davalı şirkete teslim edildiğini, bundan kaynaklı olarak müvekkili şirket tarafından 10.01.2022 tarih ve OZN-2022000010 seri nolu, 10.01.2022 tarih ve OZN-2022000011 seri nolu, 10.01.2022 tarih ve OZN-2022000012 seri numaralı, 11.01.2022 tarih ve OZN-2022000009 seri numaralı faturaların düzenlenerek ve davalıya teslim edildiğini, yapılan satışı işlemine ve müvekkili şirket tarafından düzenlenen faturalara istinaden davalı şirket tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu nedenle 21.02.2022 tarihinde Ankara 17. İcra Dairesi'nin 2022/3869 sayılı dosyayla davalıya karşı söz konusu faturalar ve müvekkiline ait cari hesap ekstresi esas alınarak, cari hesaptan kaynaklanan alacak açıklamalı genel haciz yoluna mahsus takip yoluyla icra takibi yapıldığını, ödeme emri borçlu-davalı şirkete 27.02.2022 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğini ancak 01.03.2022 tarihinde davalı şirketin dosyayı ve alacağı sürüncemede bırakmak amacıyla başlatılan icra takibine itiraz ettiğini, yapılan haksız itiraz neticesinde Ankara 17. İcra Dairesi'nce icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini ileri sürerek, davalının icra takibine yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davanın öncelikle zamanaşımından ve hak düşürücü süreler yönünden usulden reddi gerektiğini, esas bakımdan ise, davacı şirket ile davalı şirket arasında ticari cari hesap ilişkisi bulunmakta olup genel olarak davalının kullanmakta olduğu iş makinelerinin ve araçların bakım, onarım ve tamirat hizmetlerine ilişkin olarak yine davalı müvekkilin eski SGK’lı çalışanı olan ... adlı kişi vasıtasıyla muhatap olunmakta olduğunu, ...'ın normal şartlarda ihtiyaç duyulan hizmetlere ilişkin olarak davacı şirketten teklif formu alarak davalı müvekkilin bilgisine sunması gerekmekte olduğunu ancak iş bu dava konusu faturalarda belirtilen işlerle ilgili olarak davalı müvekkiline herhangi bir teklif formu gönderilmeden doğrudan hizmet alımı yaptığını, dava konusu faturalar davalı müvekkil şirkete iletildiğinde fahiş tutarlı işlemler yapıldığı, davalı müvekkil şirkete sunulan hizmetler ile orantılı tutarların talep edilmediği, mevcut alacak kalemlerinin açıklamalarının (detaylarının) yetersiz kaldığı, gerçekte sunulmuş olduğu iddia olunan hizmetler ile faturalar konusu hizmetlerin ayrıştırılamadığı, faturalara konu bazı (malzeme ve hizmet bedeli) alacak kalemlerinin hiçbir şekilde müvekkil şirkete mal/malzeme veya hizmet şeklinde de sunulmadığı ancak faturalara konu edilerek haksız ve hukuka aykırı şekilde karşılığı olmayan ödeme talep edildiğinin anlaşıldığını, bu nedenle faturalara ve takibe itiraz edildiği, ...'ın da iş akdine son verildiğini ve hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturmanın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2022/249185 sayılı dosyasından yürütüldüğünü, farklı bir şirket tarafından ... aracılığıyla verilen işlere dair fatura alacağına dair Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/74 Esas sayılı dosyasından yürütülen davada bilirkişi raporunun iddialarını doğruladığını, açılan davanın haksız olduğu savunarak, davanın reddine, davacı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamında yer alan belge örnekleri ile tarafların kabulünde olduğu üzere, taraflar arasında süregelen bir ticari ilişki olup, davaya konu dönemde de, dava dışı ...'ın, davalı şirket bünyesinde şirket adına alım-satım işlemleri nedeni ile görevlendirilmiş olduğu ve taraflar arasındaki ticari ilişki içerisinde davacı şirketin ... ile muhatap olup, davaya konu faturalara konu işlerin de davalı şirket adına ... tarafından davacı şirkete yaptırıldığının anlaşıldığı,
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Ticari Vekil" başlıklı 551.maddesinde ticari vekil kurumu düzenlenmiş olup, dava dışı ...'ın gerçekleştirdiği iş ve işlemlerde davalı şirketin ticari vekili olarak hareket ettiği, buna göre dava dışı ...'ın yapmış olduğu işlemler nedeni ile davalı şirketin sorumlu olduğu, bu kapsamda davacı şirket tarafından verilen hizmet karşılığında tanzim edildiği anlaşılan dış servis formlarına dayalı olarak düzenlenen ve alınan bilirkişi raporları ile piyasa rayiçlerine de uygun olduğu anlaşılan faturalar kapsamında toplam 21.285,69 TL cari hesap bakiyesini davalı şirketin ödemekle yükümlü olduğu, davalı şirketin savunmasında belirttiği hususların davalı şirket ile dava dışı eski çalışanı ... arasındaki iç ilişki kapsamında değerlendirilmesi gereken hususlara ilişkin olup, hükmün tesisinde dikkate alınamayacağı ve süregelen ticari ilişki içerisinde davalı tarafından yaratılan hukuki görünüşün davacı lehine korunması gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf başvurusunda; müvekkilinin hak kaybına neden olmamak adına ve karşı taraf yönünden usuli kazanılmış hak oluşturmamak açısından mahkeme kararındaki aleyhe hususları kabul etmediklerini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin kullanmakta olduğu iş makinelerinin ve araçların bakım, onarım ve tamirat hizmetleriyle, müvekkilinin eski SGK’lı çalışanı olan dava dışı 3.kişi konumundaki ... adlı kişinin ilgilendiğini, bu kişinin ihtiyaç duyulan hizmetlere ilişkin olarak normal şartlarda şirketlerden gelen teklifleri teklif formu ile davalı müvekkili şirkete ileterek davalı müvekkilinin onayı halinde hizmet satın aldığını ancak davaya konu işle ilgili dava dışı 3. kişi konumundaki ...'ın davacı şirketten teklif formu alarak davalı müvekkili şirketin bilgisine sunması gerekirken, işbu dava konusu faturalarda belirtilen işlerle ilgili olarak davalı müvekkili şirkete herhangi bir teklif formu göndermeden doğrudan hizmet alımı yaptığını, bunun üzerine anılan faturaların müvekkili şirkete tebliğ edildiğinde ivedilikle ve süresi içinde müvekkili şirketçe
Ankara 17. Noterliği'nin 13.01.2022 tarih ve 683 yevmiye nolu ihtarname ile faturalara konu bazı alacak kalemlerinin, fahis tutarlarda e-faturalara konu edildiğinin ve alınan hizmet ile orantılı olmadığının, ayrıca alacak kalemlerinin ihtarnamesinin çekildiğini, açıklamalarının (detaylarının) yetersiz kaldığının, alacak kalemlerine ilişkin hiçbir hizmet ve mal alımının bulunmadığı halde faturalara konu edildiğinin belirtilerek faturaların iade edildiğini, kabul anlamına gelememek kaydıyla gerçekte sunulmuş olduğu iddia olunan hizmetler ile faturalara konu hizmetlerin ayrıştırılamadığının açık olduğunu, faturalara konu bazı (malzeme ve hizmet bedeli) alacak kalemlerinin hiçbir şekilde müvekkili şirkete mal/ malzeme veya hizmet şeklinde sunulmadığını ancak faturalara konu edilerek haksız ve hukuka aykırı şekilde karşılığı olmayan fahiş bir ödeme talep edildiğini, bu bağlamda faturalara konu hizmetin teslimi ve malzemelerin kullanılıp kullanılmadığının net bir şekilde araştırılmadan davanın kabulüne karar verilerek davacı şirketin haksız ve sebepsiz zenginleşmesine neden olunmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, .
bilirkişi kök ve ek raporuna karşı itirazlarının değerlendirilmediğini, davacı şirket tarafından düzenlenmiş olan Dış Servis Formları incelendiğinde, aynı hizmet için mükerrer servis ücretleri tahakkuk ettirildiğinin ve faturalara konu edildiğinin, faturalara konu edilen ve değiştirildiği iddia edilen makine parçaları aynı olmasına rağmen farklı fiyatlandırmaların yapıldığının ve tahsile konu edildiğinin, faturalara konu olan ve değiştirildiği iddia edilen makine parçalarının seri ve/ veya ürün numaralarının belirtilmediğinin bilirkişilerce göz ardı edildiğini, yine, faturalara konu olan ve değiştirildiği belirtilen eski/ bozuk makine parçalarının (hurdaların) davalı müvekkili şirkete iade veya teslim edilmediğinin ve bu yönde herhangi bir tutanak da tutulmadığının açık olup,
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 231/5.maddesinde "Fatura, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır. " hükmü düzenlenmiş olup, yine aynı Kanun'un 18/1.maddesinde ise Vergi Kanun'larında yazılı sürelerin nasıl hesaplanacağı hususunun düzenlenmiş olup, sürenin gün olarak belli edildiği durumlarda başladığı günün hesaba katılmayacağının belirtildiğini, verildiği iddia edilen hizmetlere ilişkin davacı tarafça 15.11.2021 tarih ve OZN2021000000711 fatura nolu 4.720,00 TL tutarlı e-faturaya, 15.11.2021 tarih ve OZN2021000000712 fatura nolu 4.602,00 TL tutarlı e-faturaya, 15.11.2021 tarih ve OZN2021000000708 fatura nolu 2.655,00 TL tutarlı e-faturaya ve 15.11.2021 tarih ve OZN2021000000710 fatura nolu 9.308,69 TL tutarlı "Ticari Fatura"lar kesilerek bu faturaların müvekkili şirketçe iade edildiğini, işbu faturaların iade edilmesinden sonra davacı tarafça hiçbir işlem yapılmamış olup, daha sonra yaklaşık 3 ay sonra davacı şirketçe yine aynı işlemlere ilişkin bu sefer tarihleri de belirterek 10.01.2022 tarihli temel fatura kesildiğini, 15.11.2021 ve 10.01.2022 tarihli faturalar incelendiğinde, aynı işlem için kesildiği ve hizmet/ mal teslim tarihi olarak da 12.10.2021- 28.09.2021- 05.10.2021- 11.10.2021 tarihleri belirtildiğinin görüleceğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte yapıldığı iddia edilen bakım/ servis/ mal hizmeti tarihlerinden yine 7 gün içinde düzenlenmediğinin açık olup, yaklaşık 1/ 1,5 ay sonrasında kesilmesinin de 15.11.2021 tarihli faturaların iadesinden sonra aynı işleme karşı 3 ay sonra fatura kesilmesinin de hayatın olağan akışına ve ticari hayata aykırı olduğunu, iade karşılığı olan faturanın da vakit kaybetmeksizin düzenlenmesi ve muhatabına bildirilmesi gerekirken, kesilen faturaların iadesine ilişkin herhangi bir geri dönüş yapılmadan iddia edilen hizmetin verilmesinden 3 ay sonra "Temel Fatura" kesilmesinin, davacı şirketin basiretli tacir gibi davranmadığını gösterdiğini, faturaya konu hizmetin gerçekleştiğine dair dosyada herhangi bir somut delil bulunmadığını, somut delillerle iddiasını ispatlayamayan davacının iddialarının kabul edilerek bu yönde hüküm tesis edilmesinin, müvekkilinin Anayasal haklarına helal getirmekle beraber usul ve yasaya aykırı olduğunu, her ne kadar bilirkişilerce yapılan piyasa araştırması sonucu, söz konusu fatura bedellerinin servis formlarında belirtilen hizmetler karşılığında fatura tarihlerindeki rayiç piyasa fiyatlarına uygun olduğu belirtilmişse de, buna ilişkin bir örnek/ belge/ fatura vb bir somut delil davacı tarafça ve/ veya bilirkişilerce dosyaya sunulamadığını, kabul anlamına gelmemekle beraber araştırıldığında piyasa rayiç değerinden fahiş derece yüksek fatura düzenlendiğinin görüleceğini, iddia edilen malzemenin kalitesi ve markasına göre fiyat verilmesi gerekmekte olup, fiyat/ performans (f/p) oranına göre piyasa rayiç değerinin belirlenmesi gerektiğini, dosyada buna dair herhangi bir araştırma yapılmadan eksik ve hatalı bilirkişi raporları esas alınarak hüküm kurulduğunu, hiçbir şekilde verilmemiş ve/ veya eksik verilmiş olan bir hizmetin karşılığında rayiç piyasa fiyatlarıyla faturalandırma yapılmış olsa dahi bu durum faturanın kendiliğinden geçerli hale gelmesini sağlamayacak olup, aksine hiçbir karşılığı olmayan talebin ifası halinde haksız kazanç sağlanacağının açık olduğunu, faturaların içerikleri, fatura konusu hizmetlerin usulüne uygun bir şekilde verildiğine delil olamayacağını, bu hususun davacı tarafından ispatı gerektiğini, davacının sunduğunu iddia ettiği hizmetleri salt fatura ile ispat etmeye çalıştığını ancak ticari hayatın güvenliği açısından bu şekilde bir ispatın kabulünün çok büyük tehlikelere yol açacağını (Yargıtay 23.HD'nin 08.02.2016 tarih ve 2015/5485 E- 2016/550 K), mahkemece, bu hususa dikkat edilmeden varsayımsal temellere dayanan bilirkişi raporuna göre hukuka aykırı olarak hüküm tesis edildiğini, bilirkişilerce de belirtildiği gibi dosyada hizmet alan müvekkili şirket ile hizmet verdiğini iddia eden davacı şirket arasında bu tür bakımlar için günlük/ saatlik, parça başı anlaşma olup olmadığı, servis hizmetini veren teknik personelin yol ücreti, iaşe ve ibate masraflarının bakım ücretine dahil olup olmadığı, servis hizmeti verilmeden önce bakım/ revizyon/ tamir edilecek malzemenin incelenerek teklif formu sunulması ve onay alındıktan sonra işe başlanması şeklinde bir sistemin uygulanıp uygulanmadığı hususunun belirli olmadığını, davacının verdiğini iddia ettiği hizmetlerin hangi şartlarda ve ne şekilde verileceğine ilişkin herhangi bir yazılı anlaşma da bulunmadığını, müvekkilinin eski çalışanı ... adlı kişinin yapmış olduğu iş ve işlemlere ilişkin olarak yapılan incelemelerde, anılan şahsın, tek başına onay yetkisinin olmamasına rağmen davacı şirketin hazırlamış olduğu teklif ve onay formlarını tek başına ve davalı müvekkili şirketten habersiz şekilde imzaladığını, anılan şahsın, işbu haksız ve hukuka aykırı eylemlerinden dolayı müvekkilinin zarara uğradığını ve birçok haksız icra takibinin ve davanın da muhatabı olmak zorunda kaldığını, keza daha sonrasında da anılan şahsın, sayılan nedenlerle iş akdinin sonlandırılarak suç duyurusunda bulunulduğunu ve ceza yargılamasının devam ettiğini, dava dışı ...'ın ticari vekil sıfatı bulunmadığını, mahkemece her ne kadar ...'ın gerçekleştirdiği iş ve işlemlerde davalı şirketin ticari vekili olarak hareket ettiğinin, buna göre de ...'ın yapmış olduğu işlemler nedeni ile davalı şirketin sorumlu olduğuna karar verilmişse de, söz konusu kişinin ticari vekil olmayıp, onay almadan ve şirket yetkililerince karar verilmeden tek başına karar yetkisinin bulunmadığını, 6098 sayılı TBK'nın 551.maddesinde "Ticari vekil, bir ticari işletme sahibinin, kendisine ticari temsilcilik yetkisi vermeksizin, işletmesini yönetmek veya işletmesinin bazı işlerini yürütmek için yetkilendirdiği kişidir.
" şeklinde hüküm bulunduğunu ancak dava dışı ...'ın, müvekkili şirketçe ticari vekil olarak yetkilendirilmiş bir şahıs olmadığını, bu kişinin yapacağı işlerin de tamamıyla davalı müvekkili şirketin onayına tabi bulunduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığının anlaşılmasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.454,02 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.026,42 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
3-İstinaf talep eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 14/05/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır