T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/9 - 2024/55
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
31.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/9 Esas
KARAR NO: 2024/55 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız)
(Kararın Kaldırılarak Yeniden Hüküm Kurulması 353/1-b-2)
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/10/2023
NUMARASI: 2023/178 Esas-2023/694 Karar
DAVACI
VEKİLİ
DAVALI:
DAVANIN KONUSU: Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak
KARAR TARİHİ: 16/01/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 23/01/2024
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İSTEM;
Davacı vekili tarafından verilen 12/01/2021 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile davalı arasında yapılan muhtelif tarihli sözleşmeler ile, yüklenici-alt yüklenici ilişkisinin kurulduğu, bu ilişki kapsamında yapılan iş sırasında meydana gelen iş kazası sebebi ile Ödemiş 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/699 Esas sayılı dosyası ile açılan tazminat davası sonucunda verilen kararın, Ödemiş İcra Müdürlüğü'nün 2019/2018 sayılı dosyası ile takibe konulduğu, olayda, davacının %40, davalının %60 oranında müteselsil sorumlu olduklarına karar verildiği, buna karşın toplam 477.417,92-TL tutarındaki borcun 02.04.2019 tarihinde 1. İcra Dairesine davacı şirket tarafından ihtirazı kayıtla ödendiği, davacı şirket tarafından ödenen 477.417,92-TL'nin %60'lık kısmının yükümlülüğünün ilam gereği davalıya ait bulunduğu, bu nedenle davacı şirketin ödediği 477,417,92-TL'nin %60'lık kısmına karşılık gelen 286.450,76-TL tutarındaki asıl alacağın tahsili için Ankara 12. İcra Müdürlüğü'nün 2020/11135 sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığı, borçlu tarafından icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiği, icra müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiği, dava açılmadan önce arabuluculuk başvurusunda bulunulduğu ancak anlaşma sağlanamadığını, davalının mükerrerlik iddiası, takas defi talebinin de borca itiraz gibi haksız olduğu, takas defi talebinin borç inkarı ile çeliştiği, daha önce borçlu hakkında başlatılan Ankara 18. İcra Müdürlüğünün 2019/7282 sayılı takibinden 11/12/2020 tarihinde feragat edildiği, bu nedenle ortada mükerrerliğin söz konusu olmadığını, takas talebinin yerinde olmadığını, 1.140.000,00 TL tutarlı teminat mektubunun davalı tarafından haksız olarak paraya çevrilmiş olması nedeni ile, davacı şirket tarafından açılan 1.500.000,00 TL tutarlı alacak davasının mevcut olduğu, davanın Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/673 Esas sayılı dosyası ile görüldüğü belirtilerek davalı tarafından icra takibine yapılan itirazın iptaline, takibin devamına ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı borçlu şirketten tahsiline karar verilmesi iddia ve talep edilmiştir.
YANIT:
Davalı vekili tarafından verilen davaya cevap dilekçesinde özetle; İcra ve İflas Kanunun 67. maddesine göre, davacı alacaklının 6 ay içerisinde itirazın kaldırılmasını talep etmesi ve bir yıllık süre içerisinde itirazın iptali davası açması gerektiğini, Ankara 18. İcra Müdürlüğü'nün 2019/7282 sayılı dosyası ile borçlu şirket aleyhine icra takibi başlatıldığı, yasal süre içerisinde takibe itiraz edildiği, bu aşamada davacı tarafından itirazın iptali davası açılması için dava şartı ticari arabuluculuk sürecinin işletildiği fakat, bir yıl hak düşürücü süre içerisinde itirazın iptali davasının açılmadığı, davacı tarafından 20.12.2020 tarihinde Ankara 18. İcra Müdürlüğü'nün 2019/7282 sayılı dosyasının işlemden kaldırılmasını talep ettiği, vazgeçme harcı ödenmediği için bu talebin icra müdürlüğü tarafından 23.12.2020 tarihinde reddedildiği, davacı şirket tarafından vazgeçme harcı yatırıldıktan sonra 25.12.2020 tarihinde takipten feragat edildiği, 31.12.2020 tarihinde takibin İcra Dairesi tarafından kapatıldığını, işlemler devam ederken, davacı tarafından aynı alacak için işbu davaya konu Ankara 12. İcra Müdürlüğü'nün 2020/11135 sayılı dosyası ile, 11.12.2020 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip tarihi itibarıyla Ankara 18. İcra Müdürlüğü'nün 2019/7282 sayılı dosyasının derdest olduğu, ikinci icra takibine karşı açılan itirazın iptali davasının dinlenemeyeceği, bir yıllık süreyi geçiren alacaklının genel hükümlere göre dava açma hakkının saklı olduğunu, bu itibarla davanın reddi gerektiğini, taraflar arasında imzalanan 22.06.2012 tarihli sözleşmenin 18. , 19. ve 20. Maddeleri uyarınca, davacının taraflar arasında bulunan tüm sözleşmelerde rücu hakkının olmadığı, iş kazasının sebebinin, davacının istihdam ettiği işçinin CTP boru döşeme konusunda tecrübesiz olmasından kaynaklandığını, Ödemiş 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/669 Esas sayılı dosyasında belirlenen kusur oranlarının taraflar arasındaki sözleşme maddeleri ile taraflara yüklenen edimler irdelenmeden alındığını, bu sözleşme hükümlerinin üçüncü şahıslara karşı ileri sürülemeyeceğini, hal böyle olunca iş kazası ile ilgili olarak davacının davalıya rücu hakkının olup olmadığının alınacak yeni bilirkişi raporu ile tartışılması gerektiği belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Ankara 9. AsliyeTicaret Mahkemesi'nin 25/10/2023 tarihli 2023/178 Esas 2023/694 Karar sayılı kararında özetle; Dava, iş kazası nedeniyle ödenen tazminat tutarlarının rücuan tahsili isteminden ibarettir.
Ankara 18. İcra Müdürlüğünün 2019/7282 sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklısının ... Sanayi ve Tic. Ltd. Şti, borçlusunun ... İnşaat Gıda Turizm Ticaret A.Ş. olduğu, icra takibinin 27.05.2019 tarihinde başlatıldığı, takip talebinde 286.450,76-TL asıl alacak ve 8.110,87-TL işlemiş faiz olmak üzere, takip çıkışının 294.561,63-TL olarak gösterildiği, işlemiş faiz miktarının 04.04.2019 - 27.05.2019 tarihleri arasında %19,5 faiz oranı esas alınarak hesaplandığı, takip dayanağı olarak Ödemiş İcra Müdürlüğünün 2019/2018 sayılı dosyasına yapılan ödeme rücuu olarak belirtildiği, borçlu şirkete gönderilen ödeme emrinin tebliği üzerine, borçlu şirket tarafından icra dosyasına sunulan 31.05.2019 tarihli dilekçe ile icra takibine itiraz edildiği, İcra Müdürlüğü tarafından, 10.06.2019 tarihinde icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, kararın borçlu şirkete tebliğine dair evrakın dosyada mevcut olmadığı, alacaklı vekili tarafından icra dosyasına sunulan 11.12.2020 tarihli dilekçe ile tüm alacak hakları saklı kalmak kaydıyla, takipten feragat edildiği, İcra Müdürlüğü tarafından 23.12.2020 tarihinde verilen karar ile vazgeçme harcının yatırılması halinde işlem yapılmasına karar verildiği, dosyanın bundan sonrasına ilişkin evrakların bulunmadığı, Ankara 12. İcra Müdürlüğünün 2020/11135 sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklısının ... Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. , borçlusunun ... İnşaat Gıda Turizm Ticaret A.Ş. olduğu, icra takibinin 11.12.2020 tarihinde başlatıldığı, takip talebinde 286.450,76-TL asıl alacak ve 78.854,40-TL işlemiş faiz olmak üzere, takip çıkışının 365.305,16-TL olarak gösterildiği, takip dayanağı olarak Ödemiş İcra Müdürlüğünün 2019/2018 sayılı dosyasına yapılan ödeme rücuu 286,450,76-TL olarak gösterildiği, takip talebi ekinde 2019/2018 sayılı dosyaya 02.04.2019 tarihinde 477,417,92-TL ödeme yapıldığına dair ... Bankasına ait dekontun yer aldığı, dosyanın bundan sonrasına ilişkin evrakların bulunmadığı, Ödemiş 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş Mahkemesi sıfatı ile) 2013/669 Esas, 2019/153 karar sayılı ve 15.02.2019 tarihli kararının incelenmesinde, davacısının ..., davalılarının ... Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. ve ... İnşaat Gıda Turizm Ticaret A.Ş. Olduğu, davanın ...Sigorta A.Ş.'ye ihbar edildiği, davanın 22.11.2013 tarihinde açıldığı, yapılan yargılama sonunda davanın kabulü ile, 161.598,36-TL destekten yoksun kalma tazminatının 06.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiği, davacı ...'e velayeten açılan maddi tazminat davasının kabulü ile, 12.402,44-TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihi olan 06.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e velayeten ...'e verilmesine karar verildiği, Davacı ...'in manevi tazminat davasının kabulü ile, 35.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihi olan 06.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiği, Davacı ...' velayeten açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 25.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihi olan 06.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e velayeten ...'e verilmesine karar verildiği, davacı ...'e velayeten açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 25.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihi olan 06.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e velayeten ...'e verilmesine karar verildiği, kararda; 16.636,89-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 3.152,29-TL yargılama giderinin ve toplam 25.940,04-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline hükmedildiği, kararın gerekçesinde; 20.07.2016 tarihli kusur raporuna göre, murisin kazanın oluşumunda kusurunun olmadığı, davalıların her birinin ayrı ayrı %40 oranında kusuru oldukları, davalı ... İnşaat Gıda Turizm Ticaret A.Ş.'nin proje müdürü ve şantiye şefinin ayrı ayrı %5 oranında, operatör dava dışı ...'nın %10 oranında kusurlu bulunduğu gerekçelerine yer verildiği, Ödemiş İcra Müdürlüğünün 2019/2018 sayılı ve 26.02.2021 tarihli yazısı ekinde gönderilen belgelerin incelenmesinde; icra takibinin 21.03.2019 tarihinde başlatıldığı, alacaklısının ..., borçlularının ... Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. Ve ... İnşaat Gıda Turizm Ticaret A.Ş. olduğu, takip dayanağı olarak Ödemiş 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş Mahkemesi sıfatı ile) 2013/669 Esas, 2019/153 karar sayılı ve 15.02.2019 tarihli kararı gösterildiği, takip talebinde kararla hüküm altına alacak kalemlerine ve işlemiş faizlerine yer verildiği, takip çıkışının 442,776,28-TL olduğu, 29.03.2019 tarihli dosya hesabı belgesinde toplam dosya borcunun 487,302,92-TL olarak hesaplandığı, alacaklı vekili tarafından icra dosyasına sunulan talepte, borçlulardan ... Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. tarafından 02.04.2019 tarihinde Avukat ...'ın banka hesabına 477,417,92-TL ödendiğinin belirtildiği, İcra Müdürlüğü tarafından 10.051,02-TL harcın yatırılmasından sonra, dosyanın infazen işlemden kaldırılmasına karar verildiği görülmüştür.
Mahkememizce taraf delilleri toplanarak Ödemiş 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/699 Esas sayılı esas sayılı dosyası ile Ödemiş İcra Müdürlüğünün 2019/2018 esas sayılı takip dosyası celbedilerek dosya içerisine konulmuş, davacı şirketin rücu edebileceği tutarların belirlenebilmesi için bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, konusunda uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 19/04/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı ile davalılar arasındaki hukuki ilişki nedeniyle, davacının davalıya rücu hakkının bulunduğunu, icra dosyasına yatırmış olduğu tutarın davacı şirketin, davalı şirkete %60 kusur oranı üzerinden rücu edebileceği miktarın 286.450,75 TL olduğunu, davacı şirketin, davalı şirkete %50 kusur oranı üzerinden rücu edebileceği miktarın 238.708,96 TL olduğunun bildirildiği görülmüştür. Mahkememizce denetime olanaklı ve gerekçeli düzenlenen rapor kapsamı benimsenerek hükme esas alınmıştır.
Davacı vekili tarafından 09/06/2021 tarihli dilekçesi ile davanın alacak davası olarak ıslah edildiği, dilekçesinde 286.450,76 TL alacağın ödeme tarihinden işleyecek faizi ile birlikte talep edildiğinin bildirildiği ve bu alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesinin istenildiği, yapılan incelemede itirazın iptali davasının devamı sırasında davacının davasını alacak davasına dönüştürmesinin mümkün olduğu anlaşılmış ve yargılamaya devam olunmuştur.
Tüm dosya kapsamı ve deliller, yaptırılan 19/04/2021 tarihli bilirkişi raporu incelemesi kapsamı, davacının rücu talebine esas Ödemiş 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin dava dosyası ile kesinleşen ilama dayalı yaptığı icra ödemelerine dayanak Ödemiş İcra Müdürlüğü'nün takip dosyası kapsamı hep birlikte dikkate alındığında davacı işveren ile davalı yüklenici arasında düzenlenen sözleşmenin 18. maddesinin 3. paragrafında, ''..., çalıştırdığı şahısların iş sağlığı, iş güvenliği ve iş yeri emniyet kurallarına uymamalarından ve sair eylemlerinden meydana gelebilecek her türlü hasar, kaza ve iş kazalarından veya ... personeline veya üçüncü şahıslara karşı işlenecek haksız fiillere ilişkin maddi, manevi her türlü hukuki ve cezai sorumluluk kusuru oranında ve mahkeme tarafından verilecek karara bağlı olarak ...'a aittir. ... mahkeme kararına dayalı bu zararları tazmin etmekle yükümlüdür. ..., bu sözleşme kapsamında kullanacağı tüm iş gücünün şantiye ve müştemilatındaki diğer tesislerdeki güvenliğinden sorumludur. '' hükmüne yer verildiği ve sözleşmenin 20. Maddesinde, ''İşin devamı sırasında, ... kusuru nedeni ile ..., herhangi bir kişi, kurum veya kuruluşa herhangi bir nam ve ad altında bir ödeme yapmak durumunda kalırsa, ödediği meblağı ve bu nedenle uğradığı zararını ... kusuru oranında derhal ve defaten karşılamak zorundadır.'' hükmüne yer verildiği, sözleşme kapsamına göre davacının kesinleşen Ödemiş 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/699 Esas sayılı ilamı uyarınca davacı tarafından ödenen mahkeme ilamı ferileri ve icra dosyasına yapılan ödemeler kapsamının davalı tarafa rücu edilmesinin yasal şartlarının oluştuğu, bu çerçevede 19/04/2021 tarihli bilirkişi raporu kapsamında yapılan hesaplamalar doğrultusunda belirlenen tutarların davalıya rücu edilebileceği öte yandan dava dışı işçi davalı çalışanı ...'nın kusurundan da davalının sorumlu olduğu anlaşıldığından, Ödemiş 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/699 sayılı dosyasında belirlenen %60 oranındaki kusur durumu mahkememizce alınan bilirkişi raporunda da aynen tespit edildiğinden bu oranda ödenen bedelden davalının sorumlu olduğu kabul edilerek Mahkememizce verilen davanın kabulüne dair karar Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin 2021/1011 Esas- 2021/1242 Karar sayılı dosyası ile "....Davacının dayandığı hukuksal ilişki, niteliğine göre bir hizmet akdi ilişkisi olmayıp, eser sözleşmesi ilişkisidir. Mülgâ 818 sayılı B.K'nın 355 ilâ 371 arası maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi hükümlerine göre, zararlandırıcı olayın gerçekleşmesine etkili olan yüklenici kusurun tespitinde iş güvenliği mevzuatından da yararlanılması olanaklı ise de, sadece bu mevzuata göre yüklenicinin kusuru belirlenemez.
Eser sözleşmelerinde yüklenici, yaptığı işin uzmanı olup, eser denilen sonucun gerçekleşmesini taahhüt eder. İş sahibinden talimat almaz, ona karşı bağımsızdır. Yanında işçi çalıştırıyorsa işçisine karşı da işveren durumundadır. Dolayısıyla eser sözleşmelerinde yüklenici İşçi Sağlığı Ve İş Güvenliği Mevzuatı'na göre iş yerinde tüm tedbirleri almak ve bu konuda denetimi sağlamak yükümlülüğü altındadır. İş sahibinin ise, böyle bir yükümlülüğü yoktur. İş sahibi ancak hile veya ağır kusuru durumunda sorumludur. İşin uzmanı sayılan yüklenici B.K'nın 357.maddesi uyarınca yükümlendiği işin ifası sırasında gerekli özen ve dikkati göstermekle mükellef olup yüklenici ve iş sahibinin kusuru, işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatına göre çözümlenemez. Dolayısıyla tarafların olayın meydana gelmesinde kusuru bulunup bulunmadığı İş Hukuku Mevzuatı hükümlerine göre değil, eser sözleşmesi hükümleri doğrultusunda saptanmalıdır.
Mahkemece iş mahkemesinin kusur raporunu aynen dikkate alarak rapor düzenleyen hesap bilirkişisinin raporu hükme esas alınmak suretiyle karar verilmiş ise de, eser sözleşmesi ilkeleri gözetilmeden sadece İşçi Sağlığı Ve İş Güvenliği Mevzuatı ilkeleri doğrultusunda olaya etkili kusur durumu ve oranlarını belirleyen bu bilirkişi raporunun yeterli olduğundan söz edilemez. Bu husus üzerinde durulmadan eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 18/4-5-8 ile 20/1-6-9-10-11-16 maddeleri değerlendirildiğinde bütün hukuki ve cezai sorumlulukların tamamen ve doğrudan doğruya alt yüklenici olan davacıya ait olacağı anlaşılmaktadır. Anılan bu hükümler ahde vefa ilkesi gereğince tarafları bağlar. Bu düzenlemeler 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 99.maddesinde yer alan sorumsuzluk kaydıdır. Sorumsuzluk kaydı, hile veya ağır kusurun varlığı halinde hükümsüz olup, hafif kusur halinde geçerlidir.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklar konusunda uzman üç kişilik teknik bilirkişi kurulu oluşturularak 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen hükümler ile sözleşmedeki iş sahibi ve yüklenicinin sorumluluğu bakımından getirilen düzenlemelerin 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 99.maddesi hükmü değerlendirilmek suretiyle taraflar ile kazada yaralanan ve iş göremezlik kaybına uğrayan dava dışı işçinin kusur durumlarını saptamak ve davacının rücuen giderim istemini de elde edilecek sonuç çerçevesinde karara bağlamak olmalıdır. Bu hususlar üzerinde durulmadan eksik incelemeyle ve hukuki değerlendirmede yanılgıya düşülerek İş Hukuku ve İş Güvenliği Mevzuatı hükümlerine göre inceleme ve değerlendirme yapan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusu dairemizce haklı görülmüştür. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2020/2968 E-2021/46 K, 2016/3250 E-2018/336 K sayılı ilamları)..." denilmek suretiyle mahkememiz kararı kaldırılarak dosya yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkememize gönderilmiş olup, ilamda belirtilen hususlarda eksiklikler giderilip yargılamaya devam edilmiş, bilirkişi heyetinden ilamda belirtilen hususları da karşılayacak rapor düzenlenmesinin istenilmiş, bilirkişi heyetinden 04/07/2022 tarihli bilirkişi raporu alınmış ve bilirkişi heyeti kaldırma ilamı öncesi sonuca varmışlardır mahkememizce de bu rapora göre ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre değerlendirme yapılarak %60 oranındaki kusur durumuna göre karar verilmiş Mahkememizce verilen karar Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin 2023/59 Esas- 2023/161 Karar sayılı dosyası ile "....dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde konusunda uzman bilirkişi kurulundan 818 sayılı Borçlar Kanunun 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen ve eser sözleşmesindeki hükümler ile sözleşmedeki iş sahibi ve yüklenicinin sorumluluğu bakımından getirilen düzenlemelerin 818 sayılı Borçlar Kanunun 99. Maddesi hükmü değerlendirilmek suretiyle taraflar ile kazada yaralanan ve iş göremezlik kaybına uğrayan dava dışı işçinin kusur durumlarının saptamak ve davacının rücuen giderim istemine elde edilecek sonuç çerçevesinde karara bağlamak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, ancak dairemiz kaldırma kararından sonra mahkemece dairemiz kaldırma kararında ayrıntıları belirtilen hususlar gözetilmeksizin yani davacı taşeronun olayı meydana gelmesinde kusurunun bulunup bulunmadığının, işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatına göre değil eser sözleşmesi hükümleri doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiği konusundaki kaldırma kararı gözetilmeden yine işçi sağlı ve iş güvenliği mevzuatının öngördüğü hükümlerin değerlendirilmesi suretiyle ve yine taraflar arasındaki "sorumsuzluk kaydı" niteliğindeki sözleşme hükümlerinin önceki kaldırma kararımızda belirtilen hususlarda tartışılıp değerlendirilmeden düzenlenen yetersiz bilirkişi kök ve ek raporları hüküm vermeye yeterli görülerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması sebebiyle davalı vekilinin istinaf başvurusu dairemizce haklı görülmüş ve kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; dairemizin önceki kaldırma kararı gerekleri yerine getirilmeden ve bu konuda davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hak gözetilmeksizin yetersiz bilirkişi raporları ile eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak karar verilmiş olması sebebiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne,..." denilmek suretiyle mahkememiz kararı kaldırılarak dosya yeniden yargılama yapılmak üzere mahkememize gönderilmiş olup, ilamda belirtilen hususlarda eksiklikler giderilip yargılamaya devam edilmiş, bilirkişi heyetinden ilamda belirtilen hususları da karşılayacak rapor düzenlenmesi istenilmiş, bilirkişi heyeti 22/06/2023 tarihli bilirkişi raporu alınmış raporda; kazanın meydana gelmesindeki unsurlar, kazanın diğer sujelerinin de sorumlulukları olduğu gözetildiğinde davalı-işveren-yüklenici ... İnş. Gıda Turizm Tic. A.Ş' nin "ağır ihmal" veya "kastı" bulunmadığı mahkemece değerlendirmesi halinde; T.B.K 115.maddesinde yer alan unsurun gerçekleşemeyeceği, bu nedenle taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 8/4-5-8 ile 20/1-6-9-10-11-16 maddelerinin geçerli olacağı, sözleşmenin bu hükümleri çerçevesinde işçiye ödenen tazminat miktarının tamamından davacının sorumlu olacağı ve davacının davalıya rücu şartlarının oluşmayacağının bildirildiği, görülmüş, tüm dosya kapsamı ve deliller, yaptırılan 22/06/2023 tarihli bilirkişi raporu incelemesi kapsamı, davacının rücu talebine esas Ödemiş 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin dava dosyası ile kesinleşen ilama dayalı yaptığı icra ödemelerine dayanak Ödemiş İcra Müdürlüğü'nün takip dosyası kapsamı TBK 115 ve taraflar arasındaki sözleşme hükümleri birlikte değerlendirildiğinde davalı tarafın olayın meydana gelmesinde herhangi bir kast veya ağır ihmalinin olmadığı anlaşılmakla davacı yanın sorumluluğa ilişkin iddiaları haklı bulunmamış ve davanın reddine dair karar verildiği görülmüştür.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili tarafından verilen 04.12.2023
tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Dosyada alınan son bilirkişi raporunun diğer bilirkişi raporları ile, taban tabana zıt olduğunu, çelişkili olduğunu ve bilirkişi raporları arasındaki bu çelişkinin giderilmediğini, bunun usul ve yasaya aykırı olduğunu, takdir olunan, ve hükme esas alınan vekalet ücretinin, Avukatlık Ücreti Yasasına ve dava değerine uygunsuz olduğunu, fahiş olduğunu, dava değerinin 286.450,76 TL olduğunu, eser sözleşmesi kapsamındaki değerlendirmelerin, sözleşmeye ve hakkaniyete, keza 6331 sayılı İş Sağlığı Ve Güvenliği Kanunu ile 4857 Sayılı İş Kanununa aykırı olduğunu, nihayet, müvekkili ve davalı arasında imzalanan sözleşmenin birçok maddesinde sözleşmenin “Anahtar Teslimi Sözleşme” olduğu belirtilmişse de, aynı sözleşme gereği boru döşemesi işinin, ... Firması çalışanı olan operatörün kullandığını, ...’e ait ekskavatöre boruların ... elemanlarınca bağlanması, yönlendirmesi ile yapıldığını, yani boru döşeme işinde ... işçileri ile ... işçilerinin birlikte çalıştığını, ayrıca çalışma alanında boruların döşenmesine yönelik, ...’in bizzat yaptığı, yapmakla yükümlü olduğu iş bulunmadığını, bu bağlamda, eser sözleşmesi kapsamında değerlendirilmeyecek işler hakkında müvekkilinin sorumluluğunun kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin tek başına boru döşeme işini üstlendiğinin kabulü ile karar verilemeyeceğini, müteveffanın ... firması çalışanı olduğunu, esasen tüm tazminattan sorumlu olduğunu, aksi ve müteveffanın boru döşeme işi çalışanı olduğunun kabulünde ise, birlikte çalışanların sağlık ve güvenliğinin sağlanması, korunması geliştirilmesinde ...’un işveren olarak kendi çalışanlarının, ...’in kendi çalışanlarının ve birlikte yapılan iş nedeniyle birbirlerinin işçilerinin sağlık ve güvenliklerini sağlama, 4857 sayılı İş Kanunu, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve Borçlar Kanununun gerekli olduğunu, her ne kadar sözleşmede “anahtar teslimi iş “ olarak tanımlanmışsa da, sözleşme maddelerince işin anahtar teslimi iş /eser sözleşmesi gereği yapılan iş olmadığını, davalı ... çalışanı olan operatörün kullandığı ...’e ait ekskavatörle yapılan çalışmada yaşanan kazada, kusura ilişkin değerlendirmeyi sadece müvekkili ... firması üzerinden gerçekleştirip ... firmasını yok saymanın mümkün olmadığını, somut olayın değerlendirmesinin sadece, sözleşmedeki tanımların ve sıfatların üzerinden yapmanın 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile 4857 Sayılı İş Kanunun ilgili maddelerini yok saymak anlamına geleceğini, kararın bu yasaya aykırılık yanında, hakkaniyete de aykırı olduğunu, davalının bu savunmasını, müteveffanın yakınlarının açtığı Ödemiş 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/699 esas sayılı dosyasında da yaptığını, sorumluluktan kurtulamadığını, işbu tazminattan sorumluluğunun kesin hükümle karara bağlanmış olup, mahkemenin bu kararının, işbu hükmü hükümsüz kıldığını, bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili tarafından dosyaya sunulan istinaf başvurusuna cevap dilekçesinde özetle; Dava dosyasının daha önce iki defa istinaf incelemesinden geçtiğini, yerel mahkemenin, bu iki kaldırma kararından sonra taraflar arasındaki eser sözleşmesi ve özellikle sorumsuzluk kaydı niteliğindeki sözleşme hükümlerine göre değerlendirme yapılması için bilirkişi raporu aldığını ve alınan rapor ile TBK'nın 115. Maddesindeki sorumsuzluk anlaşmasını ortadan kaldıracak boyutta davalının kast ve ağır ihmal niteliğinde olan ağır kusurunun olmadığının rapor ile belirlendiğini ve mahkemenin istinaf kaldırma kararındaki eksiklikleri gidererek isabetli bir şekilde davanın reddine karar verdiğini, davacı vekilinin istinaf dilekçesindeki, müteveffa işçinin davalı firmanın çalışanı olduğu yolundaki istinaf gerekçesinin tipik bir usul hilesi olduğunu, zira vefat eden işçinin davacının SGK'lı çalışanı olduğunu, davacının HMK'nın 129. Maddesinde düzenleme altına alınan dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğünü ihlal ettiğini, tüm bu sebeplerle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355.maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;
Dava, eser sözleşmesinin ifası sırasında meydana gelen iş kazası nedeniyle açılan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece itirazın iptali istemli olarak açılan davanın, tamamen ıslah edilmesi suretiyle alacak davasına dönüştürülmesi üzerine daha önce iki defa davanın kısmen kabulüne karar verilmiş bu kararların davalı tarafça istinaf edilmesi üzerine dairemizin 2021/1011 Esas 2021/1242 Karar sayılı ilamı ve 2023/59 Esas 2023/161 Karar sayılı ilamı ile eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak ve dairemiz kaldırma kararı gerekleri yerine getirilmeden karar verilmiş olması sebebi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ve adı geçen mahkeme kararlarının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırımalarına ve dairemiz kaldırma kararları gerekleri yerine getirildikten ve yeniden denetime elverişli rapor alındıktan sonra karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Dairemizin 14/02/2023 tarihli 2023/59 Esas 2023/161 Karar sayılı kaldırma kararından sonra mahkemece uzman bir bilirkişi heyetinden yeniden eser sözleşmesi hükümleri doğrultusunda inceleme yaptırılarak rapor alınmış ve son olarak alınan 22/06/2023 tarihli bilirkişi kurulunun raporunun hüküm vermeye yeterli ve denetime elverişli olduğu kabul edilmek suretiyle bu rapordaki gerekçeler benimsenmek suretiyle kazanın meydana gelmesinde davalı işveren şirketin "ağır ihmal" veya "kast" derecesinde kusurunun bulunmadığı, bu sebeple TBK'nın 115. maddesinde yer alan sorumsuzluk kaydının geçerli olduğu ve taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 8/4-5-8 ile 20/1-6-9-10-11-16 maddelerinin geçerli olacağı, bu hükümlere göre işçiye ödenen tazminat miktarının tamamından davacı taşeronun sorumlu olacağı ve davalı yükleniciye rücu edemeyeceği kabul edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekilinin yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek dairemiz kaldırma gereklerine uygun olarak yapılan inceleme ve araştırma sonucunda davanın reddine karar verilmiş olmasında yasal düzenlemelere aykırı bir durum görülmediğinden davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebeplerinin haklı olmadığı anlaşılmış ve reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Ancak mahkemece davanın esastan reddine karar verildikten sonra davalı yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca dava dilekçesinde dava değeri olarak gösterilen 365.305,16 TL üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmıştır. Oysa ki karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/4. Maddesinde, maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücretinin, bu tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunacağı yani maktu vekalet ücretine hükmolunacağı düzenleme altına alınmıştır. Somut olayda da mahkemece davanın tamamen reddine karar verilmiş olması nedeniyle davalı yararına karar tarihindeki tarife üzerinden maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmiş olması sebebi ile davacı vekilinin bu konudaki istinaf başvurusu haklı görülmüş ve dairemizce kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde düzelterek yeniden esas hakkında karar verilebileceğinden mahkeme kararının, HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yukarıda belirtilen gerekçelerle reddine ve dava tamamen reddolunduğundan davalı yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/4 maddesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmesine dair dairemizce yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince KABULÜNE,
2-Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/10/2023 tarih ve 2023/178 Esas 2023/694 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Davanın REDDİNE,
4-Karar tarihi itibariyle alınması gerekli 427,60 TL harç bedelinden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL'nin mahsubu ile kalan 368,30 TL harç bedelinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1, 2 ve 4 maddeleri uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6- Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7- Davalı tarafından yapılan 88,50 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8- HMK'nun 333/1 maddesi gereğince gider ve delil avansından bakiye kısmın yatıran taraflara iadesine,
İstinaf incelemesi yönünden;
9-Davacının istinaf başvurusunun kabul edilmiş olması sebebiyle istinaf karar harcı alınmasına yer olmadığına, davacı tarafından yatırılan 269,85 TL peşin istinaf karar harç bedelinin talep halinde davacıya iadesine,
10- Davacı tarafından yapılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 50,00 TL dosya gönderme gideri 10,00 TL bir adet tebligat giderinden oluşan toplam 798,00 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
11-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
12-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 16/01/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip