T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/22 - 2024/110
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
31. HUKUK DAİRESİ
(İnceleme Aşamasında / Duruşmasız)
(HMK. 353/1-a-3-6 Maddesi Uyarınca Kararın
Kaldırılarak Mahkemesine Gönderilmesi)
ESAS NO: 2024/22
KARAR NO: 2024/110
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 19/10/2023
NUMARASI: 2021/266 Esas - 2023/872 Karar
DAVACI:
VEKİLLERİ:
DAVALI:
DAVANIN KONUSU: Eser Sözleşmesine Dayalı İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 01/02/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 07/02/2024
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesine dayalı itirazın iptali istemine ilişkin davada mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme neticesinde;
İDDİA:
Davacı vekili; davacının mimar olduğunu, müvekkili ile davalı şirket arasında 2012 yılından beri devam eden ticari ilişki bulunduğunu, 2013 yılında müvekkilinin kendi ofisini açması sebebiyle davalı şirket ile proje çalışmaları yapmaya başladığını, mail kayıtlarında da yapmış olduğu bütün çalışmalarının mevcut olduğunu, toplamda maile dökülen tam 19 adet çalışmasının bulunduğunu, davalı şirketin 2 projesinin ruhsatının da müvekkiline ait olduğunu, ancak bu çalışmalar için müvekkili ile davalı şirket araısnda güven ilişkisi sebebiyle yazılı olarak bir sözleşme imzalanmadığını, davalı şirketin isteği üzerine müvekkilinin hazırlık, etüt ve ön proje işlerini yaptığını, ancak davalı şirket tarafından müvekkiline gereken ödemelerin yapılmadığını, bu nedenle müvekkilinin alacağının tahsili amacıyla Eskişehir 4. İcra Müdürlüğünün 2015/517 esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlattığını, davalının icra takibine itiraz ettiğini belirterek, davanın kabulü ile, itirazın iptaline, takibin devamına, davalının %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekili; öncelikle görevsizlik kararı verilerek davanın yetkili ve görevli Eskişehir Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini istemiş, müvekkili şirketin davacının yeni bir işyeri açmasını müteakip kendisine destek olmak amacı ile birtakım mimari işlerini verdiğini, yazılı bir sözleşme yapılmadığını, parça başı iş olarak çalışıldığını ve davacının verdiği hizmetler kapsamında hak ettiği tüm ücretlerin kendisine ödendiğini, taraflar arasında cari hesap bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; "Dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, Yüksek mimar bilirkişi ... ile Mali Müşavir bilirkişi ... tarafından düzenlenen 25/10/2022 tarihli raporda özetle; "...17 adet mimari proje ve taslak çalışmaları-Hazırlık ve etüt çalışmalarından 5 tanesi için Davacı Mimari Proje
Müellifi tarafından feragatta bulunulduğu, kalan 12 adet iş için yukarıda yer alan TMMOB Mimarlar Odası
Mimarlık Hizmetleri Şartnamesi ve En Az Bedel Tarifesi’ne göre belirlenmiş serbest meslek makbuzu
karşılığı bedellerin toplamı 48.195,64 TL. için davalıdan alacaklı olunduğu" şeklinde bildirilmiştir. Aynı bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 06/06/2023 tarihli ek raporda ise; Davacı tarafça tanzim edilen tüm belgelere ilişkin evraklar bağlı olduğu TMMOB Mimarlar Odası'nca tasdikli şekilde dosya içerisinde yer almaktadır. Bu bilgiler ışığında kök rapor tanzim edilmiş olup mükerrer işleme ilişkin davacı tarafça ilgili parsellerin eski (kök), inşaat öncesi bilgilerinin kontrolünün sağlanması, faturalandırılan mükerrer olduğu iddia edilen işleme İlişkin 2 kere çalışma yapıldığı için mi sehven aynı işlem için mi faturalandırma yapıldığının kontrolünün sağlanması gerekmektedir. Eski parsellerden yeni parsellere dönüşüm sırasında aynı parselde iki işlem örneğin tevhid ve/veya ifraz yapıldığında parselle ilgili farklı m2'ler için çoklu proje tanzimi gerekmektedir. Bu durumda aynı yer için farklı 2 fatura da düzenlenebilir. Proje sayıları ve yapılan işlere ilişkin gerekli incelemeler yapılarak alacak hesabı bu doğrultuda hesaplanmış olup mükerrer olduğu bahsedilen projelerin müellifçe cad ortamındaki alanlarının kontrolünün sağlanması gerekmektedir." şeklinde bildirilmiştir.
Davacının, yaptığı iş nedeniyle kesmiş olduğu serbest meslek makbuzlarından kaynaklı alacak için icra takibine giriştiği ve takibe süresinde itiraz üzerine işbu itirazın iptali davasının açıldığı, davalı tarafça cevap dilekçelerinin sunulduğu ve davaya ilişkin tüm delilerin toplandığı ve ilgili yerlerden getirtildiği, bilirkişi raporlarına göre davacının serbest meslek makbuzlarına istinaden işlerin bir kısmını yaptığının ortaya konulduğu, bilirkişi raporlarının tarafların tüm talepleri, itirazlarını gerekçeli olarak karşıladığı bu nedenlerle davacının davasını açmakta haklı olduğu, ancak icra inkar tazminatı yönünden ise, alacağın bilirkişi raporuna göre ve tarafların göstermiş oldukları deliller toplanıp belirlendiği, bu durumun yargılamayı gerektirir özellikte olduğu ve alacağın likit olmaması nedeniyle davacının icra inkar tazminatına hak kazanmadığı" gerekçesi ile, davacının davasının kısmen kabulü ile, Eskişehir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2014/14630 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin 48.195,64 TL üzerinden devamına, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; taraflar arasında uzun yıllardır süregelen bir ticari ilişki mevcut olduğunu, müvekkilinin davalı şirket için 19 adet proje ürettiğini, yine davalı şirketin 2 projesinin ruhsatının da müvekkiline ait olduğunu, yerel mahkemece alınan bilirkişi raporları ile müvekkilinin üretilen projeler karşılığında davalıdan 68.676,88 TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini, hal böyleyken davanı kısmen kabulüne karar verilerek, takibin 48.195,64 TL üzerinden devamına karar verilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca müvekkili lehine icra inkar tazminatına hükmedilmemesinin de doğru olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; taraflar arasındaki uyuşmazlığın eser sözleşmesi kapsamında olup, mahkemenin görevsiz olduğunu, yerel mahkemece alınan bilirkişi raporlarında davacının sunduğu belgelerin incelenmediğini, davacının hangi belge ile hangi alacak kalemini ispatladığına dair bir tespit yapılmadığını, daha önceki kaldırma kararında davacının makbuzlarında yer alan işlerle ilgili belediye başkanlığı, mimarlar odası ve tapu sicil müdürlüğünden yapılan projeler kapsamında davacı tarafça yapıldığı iddia edilen hizmetlere ilişkin belgelerin getirtilmesi ve davacının söz konusu projelerin tamamının çizimini yapıp yapmadığı hususunun ortaya çıkarılması gerektiğinin ifade edildiğini, ancak yapılan yazışmalar neticesinde davacıya ait hiçbir kayda rastlanılmadığını, mahkemece getirtilen belgelerde davacının adının bulunmamasının iddia ettiği projelerle ilgili müvekkiline hizmet vermediğinin göstergesi olduğunu, belirtilen işler ile ilgili dosya kapsamına sunulan ibranamelerde, icra takibine dayanak serbest meslek makbuzlarındaki işlerin aynı olduğunun ispat edilmesine rağmen, yerel mahkemece mükerrer tahsilat iddialarının dikkate alınmadığını, davacının davasını ispatlayamadığını, yerel mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucunda verilen kararın hatalı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 48.195,64 TL asıl alacak miktarına yapılan itirazın iptaline, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş olup, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacı, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, davacının davalıya mimari proje çizimleri yaptığını, davalının bir kısım iş bedelini ödemediğini, icra takibi başlattığını, davalının takibe itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiş, davalı iş davacının verdiği hizmet karşılığı kadar iş bedelinin ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
1- 6102 sayılı TTK'nın 4.maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya tarafların her ikisinin de tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması, yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünden düzenleme olması gerekmektedir. Anılan kanunun 5.maddesinde ise, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunun şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi, tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olup, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu düzenlenmiştir.
Somut olayda uyuşmazlık, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nun 470. vd. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmıştır. Anılan bu tür uyuşmazlıklar 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde tahdidi olarak sayılan mutlak ticari davalardan değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 22/09/2008 tarih ve 2007/7851 E., 2008/10258 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; TTK.nun 11. madde (6102 sayılı TTK 11.madde) hükmüne göre, ticarethane veya fabrika (md.12), yahut ticari şekilde işletilen diğer müesseseler (md.13) ticari işletme sayılır. Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir (md.14) (6102 sayılı TTK 12.m). Esnafın tanımı 17. maddede yapılmış ve bunların tacir olmadıkları vurgulanmıştır. Esnafın yaptığı işin hacim ve ehemmiyeti, ticari muhasebeyi gerektirdiği ve ona ticari veya sınai bir müessese şekil ve mahiyeti verdiği taktirde, bu müessesenin de ticari işletme sayılacağı 13. maddede hüküm altına alınmıştır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu’na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticari işletmenin, ticaret siciline kayıtlı olmaması, diğer anlatımla esnaf odasına kayıtlı olması, bu işletme sahibinin tacir sayılmamasını gerektirmez ve tacir olmamanın kesin bir kanıtı da değildir. Vergi mükellefi olup olmamak da tacir-esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak değerlendirilmez.
TTK.nun 17. maddesi (6102 sayılı TTK 15. madde) uyarınca, iktisadi faaliyeti, nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri esnaftır. 11/06/2002 tarih ve 24782 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulu’nun 11 numaralı Kararı’nın 2. maddesinde, imalatla iştigal etmekle beraber, 5590 sayılı Ticaret ve Sanayi Odaları, Ticaret Odaları, Sanayi Odaları, Deniz Ticaret Odaları, Ticaret Borsaları ve Türkiye Ticaret, Sanayi Deniz Ticaret Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği Kanunu'nun 3. maddesindeki “Sanayici” tanımının kapsamına girenler ile TTK'nın 17. maddesi (6102 sayılı TTK 15. madde) dışında kalanların esnaf ve sanatkar sayılmayacağı belirtilmiştir. Diğer yandan, TTK'nın 1463. maddesinde de (6102 sayılı TTK 11/2. madde), önce 17. maddeye gönderme yapılarak, 507 Sayılı Kanun hükümlerinin saklı tutulduğu belirtildikten sonra "Bakanlar Kurulu'nun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz" denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. Gerçekten, 19/02/1986 tarih ve 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 25/01/1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. (21/07/2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 18/06/2007 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir.) Buna göre;
a-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 no'lu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
b-Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci maddede belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Davanın taraflarından davacı gerçek kişi olup, davacının ticaret siciline kayıtlı olması tacir olduğu anlamına gelemez. Tacir sıfatı VUK 177 maddesi çerçevesinde yapılacak inceleme sonucu belirlenmelidir. Mahkemece Dairemizin kaldırma kararı sonrasında vergi dairesi müdürlüğüne bu konuda bir müzekkere yazılmış ise de müzekkere cevabına dosya kapsamında rastlanılmamıştır. Bu nedenle mahkemece ilgili vergi dairesi müdürlüğüne davacının ticari faaliyetleri ve gayri safi gelir durumu gözetildiğinde VUK 177 maddesi kapsamında tacir sayılmasını gerektirecek ticari faaliyeti olup olmadığı, söz konusu kanun hükmü çerçevesinde davacının tacir mi yoksa esnaf mı kabul edilmesi gerektiği hususunda bir müzekkere yazılarak görevli mahkeme hususu açık ve net olarak ortaya çıkarılmalıdır.
2- Mahkemece Dairemizin kaldırma kararı sonrasında alınan bilirkişi ek raporunda, davalı tarafın mükerrer faturalandırma yapıldığı yönündeki itirazının incelenebilmesi için uyuşmazlığa konu taşınmazların kök tapu bilgileri ve yeni tapu bilgilerinin belirlenmesi, mükerrer olduğu iddia edilen projelerin cad ortamındaki alanlarının da kontrol edilmesi gereğinden bahsedilmiş, mahkemece belirtilen konuda bir inceleme ve araştırma yapılmadan söz konusu ek rapor doğrultusunda hüküm kurulmuştur. Mahkemece bilirkişi ek raporunda belirtilen eksikler konusunda bir araştırma yapılıp, yeniden bir ek rapor alınmadan ve davalının mükerrer faturalandırma yapıldığı yönündeki itirazı aydınlatılmadan hüküm kurulması da hatalı olmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle eksik inceleme ve değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli olmadığından, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esası incelenmeksizin kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a-3-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde incelenip karara bağlanması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/266 Esas, 2023/872 nolu kararının HMK'nın 353/1-a.3 ve a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde incelenip, karara bağlanmak üzere mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf başvurusunda bulunan tarafça yatırılan, istinaf karar harcının talep halinde yatıran taraflara iadesine,
5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ve istinaf başvuru harcının ilk derece mahkemesince verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
7-Dosya kapsamında icranın geri bırakılması kararı alınabilmesi için yatırılan bir teminat bulunması halinde, İİK. 36/5 maddesi uyarınca ilgili icra müdürlüğünce teminatın yatıran tarafa iadesine,
8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 01/02/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
E-imzalıdır
Üye
E-imzalıdır
Üye
E-imzalıdır
Katip
E-imzalıdır