T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
31.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/230 Esas
KARAR NO: 2024/104 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız)
(Kararın Kaldırılarak Yeniden Hüküm Kurulması 353/1-b-2)
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/11/2021
NUMARASI: 2019/422 Esas-2021/809 Karar
DAVACI:
VEKİLİ
DAVALI:
DAVANIN KONUSU: Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 23/01/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 30/01/2024
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak - itirazın iptali davasında mahkemece asıl davanın kabulüne birleşen davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davalı- birleşen dosyada davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İSTEM;
Asıl davada davacı vekili tarafından verilen 02/08/2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında TÜBİTAK Genel Sanayi Destekleri SADE-TTA-GNL-2018-01 çağrısı kapsamında müvekkili şirket adına hazırlamaya taahhüt ettiği proje için sözlü akit yapıldığını, projenin ilgili kuruma son teslim tarihinin 31/12/2018 olduğunu, davalının hazırlamayı taahhüt ettiği projeyi 28/12/2018 tarihli 58541 sayılı faturasını davacı firmaya gönderdiğini, fatura tutarının KDV dahil 29.500,00 TL olduğunu, son teslim tarihinde davalının projeyi teslim etmediğini, davalı tarafından müvekkili şirketten avans talebinde bulunulduğunu, müvekkili firmanın ise iyi niyetli olarak 15.000,00 TL ödeme gerçekleştirdiğini, yapılan araştırmalar sonucunda davalının KOBİ danışmanlık belgesinin bulunmadığının tespit edildiğini, müvekkili firmanın yetki konusunda hataya düşürüldüğünü, davalının müvekkiline kanuna aykırı olarak fatura kestiğini ve tahsilat yaptığını, vaad edilen eser sözleşmesi karşılığı işi üretip teslim etmemesi üzerine davalıya Ankara 25. Noterliği'nin 26/06/2019 tarihli 09704 sayılı ihtarı gönderilerek haksız düzenlenen faturanın iptali ile alınan 15.000,00 TL'nin iadesinin istenildiğini, davalının Ankara 26. Noterliği'nin 16/07/2019 tarihli 08559 sayılı ihtarı ile vaad edilen işin teslim edildiğini öne sürerek bakiye fatura bedelinin ödenmesini talep ettiğini bildirmekle, davanın kabulüne, 28/12/2018 tarihli, 58541 sayılı faturanın iptali ile güvene dayalı olarak davalıya 11/01/2019 tarihinde ödenen 15.000,00 TL'nin 15/07/2019 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
YANIT:
Asıl davada davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davacı arasında yapılan sözlü akit nedeniyle eylül ayından itibaren proje kapsamında çalışma yürütüldüğünü, davacının eylül ayından itibaren başlayan çalışmanın karşılığı olarak fatura düzenlenip gönderilmesini istediğini, müvekkili tarafından 31/12/2018 tarihinde KDV dahil 29.500,00 TL bedelli ve 58541 numaralı fatura düzenlenerek davacıya gönderildiğini, 11/01/2019 tarihinde faturaya istinaden 15.000,00 TL ödemenin gerçekleştiğini, kalan bedelin ise müvekkiline ödenmediğini, kalan bedelin ödenmesi için müvekkili tarafından Ankara 36. Noterliği'nin 16/07/2019 tarih ve 08559 numaralı ihtarnamesi ile ihtar edildiğini, yapılan 15.000,00 TL'lik ödemenin açıklama kısmında "avans" yazdığını, davacının açmış olduğu davanın haksız ve kötüniyetli olduğunu, davacının müvekkiline karşı bakiye borcunun bulunduğunu bildirmekle davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/04/2020 tarihli, 2020/133 Esas, 2020/210 sayılı kararı uyarınca dava dosyasının mahkememiz dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiş, yargılamaya mahkememiz dosyası üzerinden devam olunmuştur.
Birleşen dosyada davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında TÜBİTAK’a sunulmak üzere proje ön hazırlık yapılması konusunda sözlü akit yapıldığı, sözlü akit gereği proje ön hazırlık işleminin 21.12.2018 tarihinde tamamlanarak davalı tarafa teslim edildiği, yapılan iş karşılığı davalının talebi doğrultusunda 28.12.2018 tarihli KDV dahil 29.500.00 TL bedelli 58541 numaralı fatura düzenlenerek davalıya gönderildiği, davalı tarafın bu faturaya istinaden 15.01.2019 tarihinde müvekkiline 15.000.00 TL ödemede bulunduğunu, bakiye 14.5000.00 TL yi ise ödemediğini, taraflarca serbestçe yapılan anlaşmada müvekkilinin kendi ediminin ifasını gerçekleştirdiğini, fakat davalı tarafın edimini kısmen yerine getirmediğini, faturadan da anlaşılacağı üzere davalı-borçlu şirketin müvekkiline borcu bulunduğunu, davalıya yapılan tüm ihbar ve ihtarlara rağmen söz konusu fatura bakiye miktarı ödenmediği için tahsili amacıyla müvekkili adına Ankara 4. İcra Dairesi'nin 2019/10371 Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı-borçlu aleyhine başlatmış olduğu icra takibinde 26.08.2019 tarihinde davalı-borçlunun borca itirazı üzerine icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiği, davalı-borçlunun itirazında haksız olup kötü niyetli olduğunu, icra takibini uzatmak ve sürüncemede bırakmak amacıyla itiraz ettiğini, bu nedenle borçlunun asıl alacak ve faize ilişkin itirazlarının iptali ile icra takibinin devamı ve borçlunun haksız-kötü niyetli itirazı nedeniyle durdurulan icra takibinde alacağın %20’sinden az olmamak kaydı ile icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, Ankara 4. İcra Dairesi'nin 2019/10371 Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibinin devamına, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Birleşen dosyada davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Davanın müvekkili firmanın hataya düşürülerek davacının yapma yetkileri bulunmayan bir alanda proje hazırlama taahhüdünde bulunması, taahhüde rağmen hiçbir projenin hazırlanmaması ve teslim edilmemesi ve hataen serbest meslek makbuzu kesmeleri gerekmesine rağmen fatura kesmelerinin bütünüyle hukuka aykırı olduğunu, öncelikle fiili irtibat bulunduğundan davanın Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/422 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini, davanın reddine karar verilmesini, kötüniyetli dava sebebiyle alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davacının kötüniyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/11/2021 tarihli 2019/422 Esas 2021/809 Karar sayılı kararında özetle; Birleşen dava dosyasına konu Ankara 4. İcra Müdürlüğü'nün 2019/10371 Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; davacının 14.500,00 TL asıl alacak ve 715,07 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 15.215,07 TL'nin davalıdan tahsilini talep ettiği, davalının süresi içerisindeki itirazı üzerine takibin durduğu görüldü.
Mahkememiz ara kararı uyarınca rapor alınmak üzere dosyanın bilirkişi İnşaat Mühendisi ...'a tevdine karar verilmiş, bilirkişinin mahkememize sunmuş olduğu 01/02/2021 tarihli raporunda; asıl davada; projenin ön kaydı için tamamlanması için gereken belgelerin davacının kendi arşivinde bulunan veya davacı tarafından kolaylıkla temin edilip sunulabilecek belgeler olduğu, taraflar arası yazışmalara göre proje sürecinin yarım kaldığının belirlendiğinin tespit edilerek davacı tarafından davalıya ödenen 15.000,00 TL'nin iade edilmesinin gerektiğini, birleşen davada; davacının davalıdan bir bedel talep edemeyeceğine yönelik görüş ve kanaat bildirmiştir.
Mahkememiz ara kararı uyarınca dosyanın bilirkişi bilişim uzmanı ...'e tevdine karar verilmiş, bilirkişinin mahkememize sunmuş olduğu 09/06/2021 tarihli raporunda; davacı firmanın TUBİTAK Genel San. Des. SADE-TTA-GNL-2018-01 çağrılı projeye son teslim tarihi 31/12/2018 olan başvurusu yapılmadığından, proje danışmanlık ücretinin ödenmesi için oluşması gereken projenin nihayete ermesi olayının gerçekleşmediğine ilişkin görüş ve kanaat bildirmiştir.
Mahkememiz ara kararı uyarınca tarafların itiraz ve beyanlarını karşılar şekilde ek rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişinin mahkememize sunmuş olduğu 28/07/2021 tarihli ek raporda; danışmanlık firması son teslim tarihinin 31/12/2018 olan TUBİTAK Genel San. Des. SADE-TTA-GNL-2018-01 çağrılı projeye ... İnş. Mak. San. Turz. Ve Tic. Ltd. Şti. Firması ile ayrıca bir proje hazırlanmadığını, yalnızca "SADE-TTA-GNL-2018-01" çağrılı projeye hazırlık çalışmasında bulunduğu ve başvuru işlemleri yapılmadığından maddi olarak bir alacağı oluşmadığına ilişkin görüş ve kanaat bildirmiştir.
Davanın konusu: Taraflar arasında sözlü olarak akdedilen proje hazırlama ve ilgili kuruma teslim etme içerikli sözleşmenin yüklenici tarafından tam olarak yerine getirilip getirilmediği, bu kapsamda davacı tarafından iş bedelinin bir kısmı karşılığı olarak ödenen 15.000,00 TL'nin iadesinin gerekip gerekmediği, birleşen davada ise iş bedeli karşılığı düzenlenen 29.500,00 TL tutarlı fatura bedelinin 15.000,00 TL ödenen kısım mahsup edildiğinde kalanın olan 14.500,00 TL'nin tahsili için yapılan takibe itirazın iptalinin ve tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı hususundadır.
Yargılama sürecinde gösterilen deliller toplanılmış bu kapsamda; icra dosyası celbedilmiş, taraflar arası yazışmalar dosyaya kazandırılmış, ve 2 ayrı bilirkişiden rapor alınmıştır.
Taraflar arasında proje hazırlanması konulu sözlü sözleşmenin akdedildiği, yüklenici tarafından iş bedeli olarak 29.500,00 TL tutarlı fatura tanzim edildiği, fatura bedelinin 15.000,00 TL'sinin davacı tarafından ödendiği hususlarında çekişme bulunmadığından taraf defterlerinin mali müşavir aracılığıyla incelenmesine mahkememizce gerek görülmemiştir.
Taraflar arasındaki ihtilaf sözleşmenin sadece ön hazırlık aşamasını mı yoksa proje hazırlaması ve hazırlanan projenin ilgili dava dışı kuruma sunulmasını mı kapsadığı hususundadır.
Her ne kadar asıl davada taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi çerçevesinde hangi tarafın haklı olduğu, alacak var ise miktarı tespit edilecekse de asıl dava yönünden kurulacak hüküm, birleşen itirazın iptali konulu davada takibin devamını sağlamayacağından birleşen dosya davacısının itirazın iptali davası açmakta hukuki yararının var olduğu mahkememizce kabul edilmiştir.
Alınan bilirkişi raporları ve taraflar arası yazışmalar gözetildiğinde, ön hazırlık aşamasının tamamlanabilmesi için davacının davalıdan hizmet almasına gerek olmadığı, davacının elindeki belgelerin kolayca temin edilebilecek belgeler olduğu, ön başvuru sürecinin başlatılıp tamamlanması için davacının hizmet almasına gerek olmadığı, elindeki belgelerin kolaylıkla TÜBİTAK'a sunabileceği gözetildiğinde taraflar arası sözleşmenin sadece hazırlık aşamasından ibaret olmadığı, projenin TÜBİTAK'a teslim aşamasını da kapsadığı mahkememizce kabul edildiği gibi, danışmanlık hizmet sözleşmesinin hangi aşamaları kapsadığının sözleşmenin profesyoneli olan davalı tarafça belgeye bağlanması gerektiği, sözleşmenin işin tamamını değil sadece bir kısmının yapılmasını kapsadığı iddiasının ispatının davalıda olduğu, ve bunun yazılı belge ile ispatlanması gerektiği değerlendirilerek davacının sözleşme ile üstlendiği işi tamamlamadığı, tamamlanan kısmının ise yine alınan bilirkişi raporları gözetildiğinde davacıya herhangi bir kazanç sağlamadığı, işin yapılan kısmının ücret ödenmesini gerektirmediği anlaşıldığından, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine, birleşen dava yönünden takibin kötü niyetli yapıldığını ispatlar delil bulunmadığından birleşen dosya davalısının tazminat isteminin de reddine, asıl davada ödeme tarihinden itibaren faiz talep edilmiş ise de, taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğundan yapılan ödeme sebepsiz zenginleştirme oluşturmayacağından davalının TBK.117. maddesi kapsamında ihtar ile temerrüte düşeceği, davacının sunduğu ihtarnamenin tebliğ şerhinin bulunmadığı, ancak davalının cevabi ihtarının 16/07/2019 tarihli olması nedeniyle davalı temerrütünün en geç 16/07/2019 tarihinde oluştuğu gözetilerek bu tarihten itibaren avans faizi işletilmesi gerektiği gerekçeleriyle asıl davanın kabulüne, 15.000,00 TL'nin 16/07/2019 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlı avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davanın reddine, birleşen davada davalının kötü niyet tazminatı isteminin de reddine dair karar verildiği görülmüştür.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı- birleşen davada davacı vekili tarafından verilen 25/01/2022 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme gerekçesinde, dosyada bulunan tüm yazılı ve sözlü beyanlarını tekrar ettiklerini, genel olarak bu beyanlarının dikkate alınarak hükmün istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasını istediklerini, mahkemece tahmine dayalı bir kabulde bulunulduğunu, hususun hukuki olmadığının açık olduğunu, her iki tarafın da tacir olduğunu, hangi konularda anlaşma yapabilecekleri, bu iş ve işlemlerin davacı karşı davalı tarafından da kolaylıkla yapılıp yapılamayacağını, bu hizmet kapsamında ne kadar ücret ödeneceği, somut uyuşmazlığın mahkemenin ilgi alanına girmediğini, tespitin herhangi bir hukuki dayanak içermediğini, davacı birleşen dosyada davalının, "...davalı tarafından müvekkili şirketten avans talebinde bulunulduğu, müvekkili firmanın ise iyi niyetli olarak 15.000,00 TL ödeme gerçekleştirdiği" yönündeki iddiasının da kendi iddialarını zımnen kabul niteliğinde olduğunu, davacı - birleşen dosyada davalının, projenin teslim tarihinden sonra avans ödemesi yapmayacağından, davalı- karşı davacı müvekkiline gönderilen ödemenin eksik olmakla birlikte danışmanlık hizmeti ücretine yönelik olduğunu gösterdiğini, başvuru tarihi sona erdikten sonra yani aslında yapılan iş bittikten sonra yapılmış ödemenin avans kabul edilmesinin herhangi bir ticari teamülle açıklanamayacağını, ayrıca ödemenin açıklama kısmında avans yazmadığını, açıkça ilgili faturaya istinaden açıklama kısmına "... -28122108 tarih 58541 Fat. Bedeline" şeklinde yazılarak ödemenin yapıldığının belirttiğini, ödemenin ne için yapıldığının karşı tarafça açıkça belirtildiğinden davacı - birleşen dosyada davalının aksi yöndeki iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, hükmün kaldırılması gerektiğini, mahkeme gerekçesinde yer alan "...danışmanlık hizmet sözleşmesinin hangi aşamaları kapsadığının sözleşmenin profesyoneli olan davalı tarafça belgeye bağlanması gerektiğini, sözleşmenin işin tamamını değil sadece bir kısmının yapılmasını kapsadığı iddiasının ispatının davalıda olduğu" tespitinin hatalı olduğunu, taraflar arasında, "Tübitak Projesi Ön Hazırlık" konusunda sözlü akit yapıldığını, sözlü akdin neticesinde müvekkilinin eylül ayından itibaren proje kapsamında çalışma yürüttüğünü, delillerinin arasında yer alan mail görüntülerinden de verilen hizmet ve yapılan çalışmaların açıkça görüldüğünü, maillerde taraflar arasında toplantıların yapıldığı, ön proje, hazırlık ve çalışmaların gerçekleştiği hususlarının ihtilafsız olacak şekilde görüldüğünü, her ne kadar faturanın bir karine olsa da mezkur mail görüntülerinin de müvekkili davacıya hizmet sunduğu ve bu çalışmaların karşılığı olarak fatura kestiğini ispat ettiğini, hizmet kapsamına başvurunun dahil olmadığını, proje danışmanlık piyasasında danışmanlık ücretinin, genellikle proje değerinin %5'ine tekabül ettiğini, ücret, anlaşmaya bağlı olarak değişse de %5 ücret alınan danışmanlık hizmetlerinde projenin hazırlanması, müşteriye sunulması ve TÜBİTAK'a başvurulmasının da yer aldığını, zira projeye başvuruların danışmanlık şirketleri tarafından yapılabileceği gibi şirketlerin kendileri de bizzat başvuruyu yapabildiğini, davada proje değerinin 3.000.000,00 TL ile 4.000.000,00 TL arasında değiştiği göz önüne alındığında bahsedilen kapsamda alınması gereken danışmanlık ücretinin 200.000,00 TL olduğunu, mahkemenin bu noktada araştırma yapma yoluna da gitmeden ve bu hususu gerekçede tartışmadan somut olaya uygun düşmeyen bir değerlendirme yaptığını, olayda danışmanlık ücretinin KDV dahil 29.500,00 TL olarak belirlenerek fatura edilmesinin de, verilen hizmetin içerisinde başvuru yapılması gibi hizmetlerin yer almadığını gösterdiğini, bu tarz bir projenin tamamen hazırlanarak başvuruda da bulunulması hizmetinin ücretinin ortalama 200.000,00 TL civarında olduğunu, bu nedenle sözleşmenin işin tamamını değil sadece bir kısmının yapılmasını kapsadığı açık olmakla istinaf taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini, karşı tarafın, müvekkili Tübitak nezdinde başvuru yapmaya yetkisinin olmadığını bildiğini ve bilebilecek durumda olduğunu, tarafların tacir olduğunu ve iş ve işlemlerinde hukukun serbestiyet tanıdığı alanlarda diledikleri şekilde davranma hakkına sahip olduklarını, basiretli bir tacir gibi davranması gereken davacı - birleşen dosyada davalının 28.12.2018 tarihli faturaya istinaden iddia ettiği gibi hizmet almamasına rağmen 11.01.2019 tarihinde yapmış olduğu ödemenin avans veya iyiniyetle gönderilen ücret olarak kabul edilmesinin Türk Ticaret Kanunu'nun tacire yüklemiş olduğu basiretli tacir sorumluluğuna da ters bir durum olduğunu, davacının 28.12.2018 tarihli faturaya 31.12.2018 tarihinde henüz proje kendisine verilmediği için itiraz edebileceğini veya 11.01.2019 tarihinde ödeme yapmayarak faturanın iptalini isteyebileceğini, TTK'nın tacire verdiği yetkileri kullanmayan davacının 28.12.2018 tarihli faturaya itiraz etmediğini, 14 gün sonra 11.01.2019 tarihinde müvekkiline kısmi ödeme yaptığını ve bakiye bedeli aylarca müvekkiline ödemediğini, her ne kadar fatura içeriğinin kabul edilmiş olmasının kanuni karine olarak kabul edilmesine ve aksinin davacı tarafından ispatlanması gerekse de ilgili hizmetin ve çalışmanın yapıldığına dair ispat olarak; davacının ilgili faturaya aylar geçmesine rağmen itiraz etmemesi ve 11.01.2019 tarihinde yapmış olduğu ödemeyi dahi geri istememesinin gösterdiğini, bu iki hususun dahi davacının iddialarının asılsız ve mesnetsiz olduğunu ispatladığını, bu hususunda da istinaf incelemesi sonucunda hükmün kaldırılmasına sebep kabul edilmesi gerektiğini, bu hususlarda herhangi değerlendirme yapmayan hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece kararının kaldırılarak asıl davanın reddine, birleşen davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355.maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;
Dava, taraflar arasındaki sözlü eser sözleşmesi kapsamında davacı adına TÜBİTAK Genel Sanayi Destekleri SADE- TTA - GNL - 2018-01 çağrısı kapsamında proje hazırlanması işinin davalıya mimar olarak verildiği, ancak davalının hazırlamayı taahhüt ettiği projeyi zamanında teslim etmediği, bu sebeple projenin Tübitak'a verilemediğinden davalının iş bedeline hak kazanmadığı iddia edilerek davalıya ödenen 15.000,00 TL iş bedelinin davalıdan iadesine karar verilmesi istemine ilişkin olup birleşen dava ise aynı sözleşme kapsamında iş bedeli karşılığı olarak davacı yüklenici tarafından düzenlenen 28/12/2018 tarihli 29.500,00 TL bedelli faturadan kalan 14.500,00 TL iş bedeli alacağının tahsili için davalı hakkında başlatılan icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali isteğine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda bilişim uzmanı bilirkişiden alınan kök ve ek raporlar sonrasında taraflar arasında düzenlenen sözlü sözleşmenin konusunun sadece hazırlık aşamasından ibaret olmadığı, projenin Tübitak'a teslim aşamasını da kapsadığı, danışmanlık hizmet sözleşmesinin hangi aşamaları kapsadığının sözleşmenin profesyoneli olan davalı tarafça belgeye bağlanması gerektiği, sözleşmenin, işin tamamını değil sadece bir kısmının yapılmasını kapsadığı iddiasının ispatının davalıda olduğu ve bunun davalı tarafça yazılı belge ile ispatlanması gerektiği, davalı- birleşen dosyada davacının, sözleşme ile üstlendiği işi tamamlamadığı, tamamlanan kısmının ise yine alınan bilirkişi raporları gözetildiğinde davacıya herhangi bir fayda sağlamadığından ücret ödenmesini gerektirmediği gerekçeleriyle asıl davanın kabulüne, 15.000,00 TL'lik ödemenin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, birleşen davanın ise reddine dair karar verilmiş, bu karara karşı davalı- birleşen dosyada davacı vekili yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf yoluna başvurmuştur.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir.
Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir.
Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir (Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Sh 111 vd.).
Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir.
Somut olayda davacının tebliğ aldığı 28/12/2018 tarihli 29.500,00 TL bedelli fatura içeriğine karşı itirazda bulunmadığı, faturanın davalı tarafa iade edilmediği, bilakis davacının bu fatura nedeniyle davalı yükleniciye 15.000,00 TL ödeme yaptığı ve yapılan ödemenin de bu fatura bedeline ilişkin olarak yapıldığının ödeme belgesine not düşüldüğü anlaşılmaktadır. Nitekim davacı bu faturaya süresinde itiraz ve iade ettiğine ilişkin savunma ve delil ileri sürmemiştir.
Eğer faturalar tebliğ edilmiş ise taraflar arasında kurulduğu kanıtlanan eser sözleşmesinde bedelde anlaşma yok ise yüklenici tarafından yapılan işler ile ilgili fatura düzenlenip iş sahibine tebliğ edilip iş sahibince 6102 sayılı TTK 21/2 maddesi gereğince 8 gün içinde itiraz edilmemesi halinde içeriği ve fatura içeriğine dahil bedel kesinleşeceğinden ayrıca mahalli piyasa rayiçleri ile iş bedeli tespitine gerek bulunmayacaktır (Yargıtay 15 HD. 04.05.2017 2017-140 Esas 2017/1900 Karar Sayılı İlamı). (Yargıtay Kapatılan 15. Hukuk Dairesi'nin 2019/3926 Esas 2020/2954 Karar sayılı ilamı)
Bu durumda taraflar arasındaki sözlü sözleşme ilişkisi konusunda ihtilaf bulunmayıp davalı yüklenici tarafından bu sözleşme kapsamında 28/12/2018 tarihli 19.500,00 TL bedelli faturanın düzenlenerek davacı iş sahibine gönderildiği, bu faturanın davacı iş sahibine tebliğ edildiği ve süresinde itiraza uğramadığı gibi bu fatura bedeline yönelik olarak davacı tarafça 11/01/2019 tarihinde 15.000,00 TL ödeme yapıldığı anlaşıldığından bu fatura içeriğine dahil bedel taraflar arasında kesinleşmiş durumdadır. Buna göre asıl davanın reddine ve içeriği kesinleşmiş faturaya istinaden başlatılan icra takibi nedeniyle davalının icra takibine yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına ve davalının %20 oranında icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesi gerekirken mahkemece, ispat yükü tersine çevrilerek ve itiraza uğramayan fatura içeriğinin kesinleşeceğine dair TTK'nın 21/2. Maddesindeki karine gözetilmeden davalının iş bedeli alacağına hak kazandığının davalı yanca kanıtlanamadığının kabulü ile asıl davada iş sahibinin davalı yükleniciye vermiş olduğu 15.000,00 TL'lik iş bedeli alacağının davalıdan alınarak davacıya iadesine, birleşen davanın ise reddine karar verilmiş olması nedeniyle davalı - birleşen dosyada davacı vekilinin istinaf başvurusunun dairemizce kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı - birleşen dosyada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde düzelterek yeniden esas hakkında karar verilebileceğinden mahkeme kararının, HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, yukarıda belirtilen gerekçelerle asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne ve birleşen davada takibe konu alacağın kesinleşmiş faturaya dayalı alacak olması nedeniyle likit bir alacak niteliğinde olduğundan davacının birleşen davadaki icra inkar tazminatı isteminin de kabulüne, dairemizce karar verilmesi gerekmiş ve asıl ve birleşen davada dairemizce aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davalı - birleşen dosyada davacı vekilinin istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince KABULÜNE,
2-Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/11/2021 tarihli ve 2019/422 Esas 2021/809 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Asıl davanın REDDİNE,
a-Asıl davada alınması gerekli 427,60 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından başlangıçta peşin olarak yatırılan 256,17 TL'nin mahsubu ile kalan 171,43 TL harç bedelinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, (ilk derece mahkemesinin 30/11/2021 tarihli 2019/422 Esas 2021/809 Karar sayılı ilamında bakiye karar ve ilam harcı olarak davalıdan tahsiline karar verilen 768,48 TL harç bedelinin davalıya iadesi konusundaki işlemlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine)
b- Davalı asıl dava yönünden kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1 ve 2 maddeleri uyarınca hesaplanan 15.000,00 TL vekalet ücreti alacağının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
c- Asıl davada davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
D- 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca ve Yönetmelik uyarınca Adalet Bakanlığı Bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Birleşen davanın KABULÜNE,
a- Birleşen davada davalının Ankara 4. İcra Müdürlüğünün 2019/10371 Esas sayılı takip dosyası ile hakkında yürütülen icra takibine yaptığı itirazın iptaline, takibin 15.215,07 TL toplam alacak üzerinden asıl alacak olan 14.500,00 TL'lik alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle devamına,
b- Davacının icra inkar tazminatı isteminin kabulü ile icra takibine konu asıl alacak olan 14.500,00 TL alacağın %20'si olan 2.900,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
c- Birleşen davada alınması gerekli 1.039,34 TL kara ve ilam harç bedelinden dava açılırken davacının peşin olarak yatırdığı 183,76 TL harç bedelinin mahsubu ile kalan 855,58 TL karar ve ilam harç bedelinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 183,76 TL peşin harç bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davada davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinden yürürlükte bulanan AAÜT7nin 13/1 ve 2 maddeleri uyarınca hesaplanan 15.215,07 TL vekalet ücreti alacağının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
ç- Davacı tarafından birleşen dosya yönünden yapılan ve tebligat gideri ile başvuru harcından oluşan toplam 65,40 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
d- 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca ve Yönetmelik uyarınca Adalet Bakanlığı Bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5- HMK'nun 333/1 maddesi gereğince asıl ve birleşen davada gider ve delil avansından bakiye kısmın yatıran taraflara iadesine,
İstinaf incelemesi yönünden;
6-Davalı- birleşen dosyada davacının istinaf başvurusunun kabul edilmiş olması sebebiyle istinaf karar harcı alınmasına yer olmadığına, davalı- birleşen dosyada davacı tarafından yatırılan toplam 80,70 TL peşin harç bedelinin talep halinde davalı-birleşen dosyada davacıya iadesine,
7-Davalı/ birleşen dosyada davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 50,00 TL dosya gönderme gideri 22,00 TL dört adet tebligat giderinden oluşan toplam 292,70 TL istinaf yargılama giderinin davacı- birleşen dosyada davalıdan alınarak davalı- birleşen dosyada davacıya verilmesine,
8-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
9-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 23/01/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
e- imzalıdır e- imzalıdır e- imzalıdır e- imzalıdır