T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
31.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/139 Esas
KARAR NO: 2024/53 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız)
(Kararın Kaldırılarak Yeniden Hüküm Kurulması 353/1-b-2)
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 02/11/2021
NUMARASI: 2016/699 Esas-2021/701 Karar
DAVACI :
VEKİLİ
DAVALI:
DAVANIN KONUSU:Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 16/01/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 18/01/2024
Taraflar arasında eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit ve itirazın iptali davalarının yapılan yargılamaları sonucunda, mahkemece asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı ... ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İSTEM;
Asıl davada davacı vekili tarafından verilen 23/08/2016 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin taahhüdündeki ... Ek Laboratuvar Yapım işi bünyesindeki çelik konstrüksiyon, cephe ve çatı panel montajı oluk demir çelikle ilgili projede, olan ve çıkabilecek tüm işlerinin yapılması konusunda taraflar arasında 23.04.2016 tarihli taşeron sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşme kapsamında toplam 240.000,00 TL tutarlı 5 adet çekin davacı yana verildiği, çelik konstrüksiyonunda ciddi hataların olduğu, bunun yanında çelik konstrüksiyonun betonarme sistem üzerine yanlış yerleştirildiği, bunun güvenlik açısından risk teşkil ettiği, dava dışı ... tarafından işin durdurulduğu, bunun üzerine müvekkili şirketin Ankara 32. Noterliği'nin 22.07.2016 tarihli ve 16120 yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşmeyi feshettiğini, 01.09.2016 vade tarihli ve 70.000,00 TL bedelli çek ile onu takip eden diğer çekler yönünden yapılan iş miktarı gözetildiğinde müvekkilinin borçlu olmadığını belirterek ... Şubesine ait; 01.09.2016 vade tarihli 0340344 çek numaralı 70.000,00 TL bedelli, 24.09.2016 vade tarihli 0340350 çek numaralı 20.000,00 TL bedelli, 22.10.2016 vade tarihli 0340351 çek numaralı 50.000,00 TL bedelli çeklerden dolayı müvekkili şirketin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile bu çeklerin iptaline karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı firma üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
YANIT:
Asıl davada davalı vekili tarafından verilen 01/09/2016 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki taşeron sözleşmesi kapsamında müvekkilinin üzerine düşen edimlerini yerine getirdiğini, işin tam ve eksiksiz yapıldığını, davacı tarafından müvekkilinin hak ettiği emeğinin karşılığını ödememek için türlü yollar arandığını, sözleşmenin feshedildiğinin ihtar edilmesi üzerine müvekkili tarafından Ankara 66. Noterliğinin 1874 yevmiye nolu cevabi ihtarname keşide edildiğini, fesih ihbarının yapılmadığını, feshin haksız olduğunu, dava dışı ... tarafından işin durdurulmasının davacı şirketin kusurundan kaynaklandığı savunularak ihtiyati tedbir kararının kaldırılması talebine ilişkin cevaplar hariç olmak üzere haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı yan üzerimde bırakılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
Birleşen davada davacı vekili tarafından verilen 26.10.2017 tevzi tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin taahhüdündeki ... Ek Laboratuvar Yapım işi bünyesindeki çelik konstrüksiyon, cephe ve çatı panel montajı oluk demir çelikle ilgili projede olan ve çıkabilecek tüm işlerinin yapılması konusunda, taraflar arasında 23.04.2016 tarihli taşeron sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşme kapsamında toplam 240.000.,00 TL tutarlı 5 adet çekin lehtar olarak davalı yana verildiği, çelik konstrüksiyonunda ciddi hataların olduğu ifade edilerek menfi tespit davası açıldığı, derdest olan davaya konu 01.09.2016 keşide tarihli 70.000,00 TL bedelli, 24.09.2016 keşide tarihli 20.000,00 TL bedelli, 22.10.2016 keşide tarihli 50.000,00 TL bedelli üç çekin hamili konumundaki dava dışı şirket tarafından müvekkil şirkete ve davalı aleyhine Ankara 29. İcra Müdürlüğünün 2017/3118 E. sayılı icra dosyası ile takip başlatıldığı, takibe Ankara 9. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2017/147 E. sayılı dava dosyası nezdinde itiraz edildiği, usulden itirazın reddine karar verildiğini, 2017/3118 E. sayılı icra takip dosyasına 179.961,00 TL ödemek yapmak zorunda kalındığını, bu ödemeye mukabil rücu ödeme belgesi alınarak davalı aleyhine Ankara 15. İcra Müdürlüğünün 2017/10442 E. sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığı, davalı yanın itirazı üzerine takibin durdurulduğu belirtilerek Ankara 15. İcra Müdürlüğünün 2017/10442 E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/11/2021 tarihli 2016/699 Esas 2021/701 Karar sayılı kararında özetle;
Asıl dava yönünden; Davacı yüklenici şirket talebinin, taraflar arasındaki 23.04.2016 tarihli taşeron sözleşme konusu ... Ek Laboratuvar Yapım işi bünyesindeki çelik konstrüksiyon, cephe ve çatı panel montajı oluk demir çelikle ilgili projede olan ve çıkabilecek tüm işlerinin yapılması kapsamında verilen ... Şubesine ait; 01.09.2016 vade tarihli 0340344 çek numaralı 70.000,00 TL bedelli, 24.09.2016 vade tarihli 0340350 çek numaralı 20.000,00 TL bedelli, 22.10.2016 vade tarihli 0340351 çek numaralı 50.000,00 TL bedelli çeklerden dolayı müvekkili şirketin borçlu olmadığının tespiti ile çeklerin iptaline ilişkin olduğu, taşeron sözleşmesinin feshinden sonra taraflarca ya da davacı tarafin tek taraflı olarak hesap kesme hak ediş raporu düzenlenmemesi, 22.07.2016 tarihli fesih ihtarnamesinde eksik ve ayıplı işlerin davalının nam ve hesabına yapılacağına dair bildirime yer verilmemesi, ana sözleşmenin anahtar teslimi götürü bedelli, taşeron sözleşmesinin birim fiyat usulü olması nedeniyle, ana sözleşme kapsamında düzenlenen 21.12.2016 tarihli ve 5 nolu kesin hak ediş raporunda; pursantaj katsayılarına (ilerleme yüzdelerine) dayalı olarak ödeme yapılan imalat kalemlerine göre, dava konusu işte davalı taşeron yanın alacak hesabının yapılamasının mümkün olamaması, taşeron sözleşmesinin feshedildiği tarihte, davacı şirket tarafından mahkeme kanalı ile dava konusu işin mevcut durumuna ilişkin herhangi bir tespite dayalı bilirkişi raporunun dava dosyasında bulunmaması karşısında, dava konusu edilen ... Şubesine ait; 01.09.2016 vade tarihli 0340344 çek numaralı 70.000,00 TL bedelli, 24.09.2016 vade tarihli 0340350 çek numaralı 20.000,00 TL bedelli, 22.10.2016 vade tarihli 0340351 çek numaralı 50.000,00 TL bedelli çeklerin bedelsiz kaldığına ve borçsuzluğuna ilişkin herhangi bir tespit yapılamadığı, bu nedenle davacı şirketin menfi tespit, bahse konu çeklerin ödenmiş olması nedeniyle çek bedellerinin istirdadına ve çek iptali istemlerinin yerinde olmadığı,
Birleşen dava yönünden; Davacı yüklenici şirket talebinin, taraflar arasındaki 23.04.2016 tarihli taşeron sözleşme konusu ... Ek Laboratuvar Yapım işi bünyesindeki çelik konstrüksiyon, cephe ve çatı panel montajı oluk demir çelikle ilgili projede olan ve çıkabilecek tüm işlerinin yapılması kapsamında verilen ... Şubesine ait; 01.09.2016 vade tarihli 0340344 çek numaralı 70.000,00 TL bedelli, 24.09.2016 vade tarihli 0340350 çek numaralı 20.000,00 TL bedelli, 22.10.2016 vade tarihli 0340351 çek numaralı 50.000,00 TL bedelli çeklerin, Ankara 29. İcra Müdürlüğünün 2017/3118 esas sayılı takip dosyasında ödenmesi nedeniyle rücu belgesine dayalı 179.961,00 TL asıl alacak, 2.795,56 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 182.756,56 TL'nin tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın kaldırılmasına ve icra inkâr tazminatına ilişkin olduğu, iş bu raporumuzun asıl dava bölümünde açıklanan nedenlerle, takibe ve davaya konu 3 adet çekten dolayı borçsuzluğuna ve bahse konu çeklerin bedelsiz kaldığına yönelik iddianın doğruluğunun tespit edilemediği, davacı şirketin dava konusu işten dolayı verilen 3 adet çekin ödenmiş olması nedeniyle talep ettiği 179.961,00 TL asıl alacak, 2.795,56 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 182.756,56 TL alacak isteminin yerinde olmadığı, Ankara 15. İcra Dairesinin 2017/10442 esas sayılı dosyasında davacının yaptığı takibe yapılan davalı itirazının yerinde olduğu, davalının bu miktar açısından borcunun bulunmadığına ilişkin görüş ve kanaat bildirmiştir.
Tarafların itiraz ve beyanları incelenmek üzere dosya önceki bilirkişilere tevdine karar verilmiş, bilirkişi heyetine nitelikli hesaplamalar uzmanı ...'un tayinine karar verilmiş olup, bilirkişilerin mahkememize sunmuş olduğu 30/03/2021 tarihli raporunda asıl davada; iş bedeline karşılık davalıya dava konusu çeklerin de içerisinde bulunduğu toplam 280.000,00 TL tutarında beş adet çekin keşide edilerek teslim edildiğini, asıl iş sahibi ... tarafından işin eksik ve kusurlu imalatlar nedeniyle 14.07.2016 tarihinde durdurulduğu, bunun üzerine davacının davalı ile yapılan sözleşmeyi noter kanalıyla 22.07.2016 tarihinde fesih ettiği, tarafların sözleşmenin feshi nedeniyle eksik ve ayıplı imalatlara ilişkin miktar veya adet bazında metraj çıkartmadığı veya tespit yaptırmadığını, sözleşmeye göre fesih halinde işverenin belirleyeceği bir tarihte hesap kesme işlemi yapılması gerektiği halde bu işlemin yapılmadığı, davalının yaptığı işlerin bedeline ilişkin hakediş veya hesabı dosyaya sunmadığı, fatura düzenlemediği, iş sahibi ... Rektörlüğünün cevabı yazısı uyarınca eksik ve ayıplı imalatlar ve işin bütününe göre gerçekleştirilen imalatın fiziki oranı dikkate alınarak bu oranın götürü bedele uygulanması sonucunda davalının yaptığı işler karşılığı hak ettiği tutarın 204.022,15-TL olduğu, dava tarihinden önce davalı tarafından tahsil edilen 140.000,00 TL çek bedeli mahsup edildikten sonra davacının, dava tarihi itibariyle davalıya yapmış olduğu işlerden dolayı bakiye 64.022,15-TL borcu olduğu, huzurdaki davaya konu 01.09.2016 keşide tarihli 70.000-TL, 24.09.2016 keşide tarihli 20.000-TL, 22.10.2016 keşide tarihli 50.000-TL toplam 140.00-TL çekin dava dışı üçüncü kişiye ciro edilerek yargılama sırasında Ankara 29. İcra Müdürlüğünün 2017/3118 E sayılı takip dosyasında 14.03.2017 tarihinde 179.961,00-TL olarak tahsil edildiği, istirdata dönüşen davada, davacının davalıdan fazladan ödediği 82.269,36 TL'nin istirdadını talep edebileceğinin hesaplandığını, birleşen davada: davacı ile davalı arasında tanzim edilen Taşeron Sözleşmesi uyarınca davalı ...'a teslim edilen asıl davaya konu 01.09.2016 keşide tarihli 70.000-TL, 24.09.2016 keşide tarihli 20.000-TL, 22.10.2016 keşide tarihli 50.000-TL çeklerin dava dışı üçüncü kişi ... Ltd.Şti. 'ne ciro yoluyla devredilmesi sonucunda, bu şirket tarafından yapılan Ankara 29. İcra Müdürlüğünün 2017/3118 E. sayılı takip dosyasına davacı şirketin 14.03.2017 tarihinde yaptığı 179.961.00-TL ödeme nedeniyle rücu belgesi tanzim edildiği, davacının bu rücu belgesine dayanarak davalıya karşı itirazın iptaline konu icra takibini yaptığı, davacının asıl davaya konu bu alacağı nedeniyle Ankara 15. İcra Müdürlüğünün 2017/10442E. sayılı takip dosyasında talep edebileceği asıl alacağın 82.269,36-TL, işlemiş faizin 1.318,56-TL olmak üzere toplam alacağın 83.587,92-TL olduğu, davacının, takipte davalıdan fazla talep ettiği asıl alacağın 97.691,64-1TL ve işlemiş faizin 1.477,00-TL olduğunun hesaplandığına ilişkin görüş ve kanaat bildirmişlerdir.
Mahkememizin 29/06/2021 tarihli celsesinin 2 numaralı ara kararı uyarınca dosyanın aynı bilirkişilere tevdine karar verilmiş, bilirkişilerin mahkememize sunmuş olduğu ek raporda; asıl davada; iş sahibi ... Rektörlüğünün cevabı yazısı uyarınca eksik ve ayıplı imalatlar ve işin bütününe göre gerçekleştirilen imalatın fiziki oranı dikkate alınarak bu oranın götürü bedele uygulanması sonucunda davalının yaptığı işler karşılığı hak ettiği tutarın 204.022,15-TL olduğu, dava tarihinden önce davalı tarafından tahsil edilen 140.000-TL çek bedeli hak edilen iş bedelinden mahsup edildiğinde, davalının davacıdan yapmış olduğu işlerden dolayı bakiye 64.022,15-TL alacağı olduğu, buna göre, dava konusu toplam 140.000-TL tutarındaki çekten dolayı davacının dava tarihi itibariyle davalıya 75.977,85 TL borcu olmadığı, huzurdaki davaya konu 01.09.2016 keşide tarihli 70.000-TL, 24.09.2016 keşide tarihli 20.000-TL, 22.10.2016 keşide tarihli 50.000-TL toplam 140.00-TL çekin dava dışı üçüncü kişiye ciro edilerek yargılama sırasında Ankara 29. İcra Müdürlüğünün 2017/31185 sayılı takip dosyasında 14.03.2017 tarihinde 179.961,00-TL olarak tahsil edildiği, davacının davalıdan istirdadını talep edebileceği miktarın; davacının, Ankara 29. İcra Müdürlüğünün 2017/3118E. sayılı icra dosyasında davalıya olan 64.022.15-TL bakiye borcuna karşılık 82.269,36-TL ödeme yaptığı, buna göre davacının icra dosyasına borçlu olmadığı 75.977,85 TL tutarındaki çek nedeniyle 97.664,64-TL fazla ödeme yaptığını, bu nedenle istirdatta dönüşen davada, davacının davalıdan fazladan ödediği 97.664,64-TL'yi talep edebileceği, hesaplandığını, davacının davalıya 64.022,15-TL bakiye iş bedeline karşılık Ankara 29. İcra Müdürlüğünün 2017/3118E. sayılı icra dosyasında takibe konulmuş olsa idi, icra harç, masraf, vekalet ücret ve takip sonrası işlemiş faiz dahil olmak üzere ödemesi gereken tutarın 67.563,62-TL olacağı, bu nedenle, istirdatta dönüşen davada davacıdan, davalıdan talep edebileceği alacak miktarının 112.397,38-TL (179.961,00 TL yapılan ödeme - 67.563,62TL bakiye iş bedeline karşılık icra takibinde ödenmesi gereken tutar) olduğu hesaplandığını, birleşen davada; birleşen davaya dayanak rücu belgesinin, davacının asıl davadaki istirdat talebine konu çeklerden dolayı düzenlendiği, hukuki takdir Mahkemeye ait olmak üzere davacının asıl ve birleşen davadaki talebine bağlı kalınarak aynı alacağa dayanan talepleri ile ilgili açılan iki ayrı dava nedeniyle iki ayrı hesaplama yapıldığı, davalının derdestlik ve tekerrür itirazlarının değerlendirilmesi konusunda hukuki takdir ve değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu, asıl davada yapılan yeniden hesaplamaya göre hukuki takdirin mahkemeye ait olduğunu bildirmekle ek Rapordaki gibi orantılanma yöntemi ile hesaplama yapıldığında; davacının, asıl davaya konu alacağına istinaden yapmış olduğu Ankara 15. İcra Müdürlüğünün 2017/10442. sayılı takip dosyasında davalıdan takip tarihi itibariyle talep edilebileceği toplam alacağın asıl alacak 97.664,64-TL ve işlemiş faiz 1.563,31-TL olmak üzere toplam 99.229,95-TL olduğu, takipte fazla talep edilen toplam alacak miktarı ise 83.526,61-TL olduğu, davacının, asıl davaya konu alacağına istinaden yapmış olduğu Ankara 15. İcra Müdürlüğünün 2017/10442. sayılı takip dosyasında davalıdan takip tarihi itibariyle talep edilebileceği toplam alacağın asıl alacak 112.394,38-TL ve işlemiş faiz 1.801,44-TL olmak üzere toplam 114.198,82-TL olduğu, takipte fazla talep edilen toplam alacak miktarı ise 68.557,74-TL hesaplandığına ilişkin görüş ve kanaat bildirmişlerdir.
Asıl davanın konusu; aralarında yüklenici işveren ve taşeron ilişkisi bulunan taraflardan davacı tarafın yapılacak iş karşılığı verdiği toplam değeri 280.000,00 TL olan 5 adet çekten toplam değeri 140.000,00 TL olan 3 adet çekin karşılığı işin tamamlanmamış olmasına dayalı menfi tespit istemidir.
Birleşen davanın konusu ise; menfi tespit istemine konu olan 140.000,00 TL tutarlı 3 adet çekin davalı tarafça ciro edilmiş olması, hamil üçüncü kişinin yaptığı takip neticesinde davacının ferileri ile birlikte ödediği 179.961,00 TL'nin davalıdan tahsili için davacının Ankara 15. İcra Müdürlüğünün 2017/10442 Esas sayılı dosyasından başlattığı takibe davalı tarafça yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebinden ibarettir.
Başlangıçta açılan menfi tespit davası sırasında çeklerin üçüncü kişiye cirosu ve üçüncü kişinin yaptığı takip nedeniyle ödeme yapılmasından dolayı İİK 72. Madde gereği menfi tespit davası kendiliğinden istirdata dönüşebilecekken davacının icra takibi yapıp takibe itiraz sonrasında itirazın iptali davası açmasında hukuki yararın bulunup bulunmadığı tartışılmalıdır. Davacının alacaklı olduğunu iddia ettiği tutarın tahsil için takip yapmasını engelleyen herhangi bir yasa hükmü bulunmadığından ve itiraz üzerine duran takibin devamı için İİK 67. Maddesinde düzenlenen itirazın iptali davası açılması gerektiğinden, menfi tespit veya istirdat yönünde kurulacak hükmün duran takibin devamını sağlamaya yetmeyeceği gözetilerek davacının itirazın iptali davası açmasında hukuki yararı olduğu mahkememizce kabul edilmiştir.
Ankara 15. İcra Müdürlüğünün 2017/10442 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacının davalı aleyhine 179.961,00 TL asıl alacak, 2.795,56 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 182.756,56 TL üzerinden takip başlattığı, davalının süresinde itirazı ile takibin durduğu görülmüştür.
Her şeyden önce tespiti gereken husus taşeron davalının sözleşme kapsamında üstlendiği işin ne kadarını yaptığı ve bu kapsamda hak ettiği iş bedelinin miktarının belirlenmesidir.
Sözleşmede yapılacak işin genel tarifinin yapıldığı, ne kadar iş yapılacağının belirtilmediği, yapılacak işin bedelinin kg bazında ve metrekare bazında fiyatlandırılacağının belirtildiği, ancak miktarının ne kadar olduğunun açıklanmadığı, işin süresinin 60 gün olarak kararlaştırıldığı, imalatların yapımı sırasında bazı aksaklıkların, eksik ve kusurların oluştuğu, bunun üzerine işveren ... A.Ş. tarafından taşeron ... firmasına 24.06.2016 tarihli ihtar yazısı gönderildiği, özellikle çelik konstrüksiyon işlerindeki eksik ve kusurlu işlerin düzeltilmesi, tamamlanmasının istenildiği, ancak ... İdaresi tarafından ... A.Ş.'nin işlerinin, söz konusu eksik ve kusurular zikredilerek 14.07.2016 tarihinde durdurulması üzerine de, bilahare 22.07.2016 tarihinde Ankara 32. Noterliğinden gönderilen yazı ile işin feshine gidildiği, Ancak bu fesih sırasında, taşeronun eksik ve kusurlu yaptığı belirtilen işlere dair, miktar veya adet bazında metraj çıkarılmadığı herhangi bir tespit tutanağı, ya da mahkemeden alınacak bir tespit raporunun düzenlettirilmediği, aynı şekilde davalı taşeron firmanın da kendisinin yaptığı işleri tespit ettirmek amacıyla herhangi bir mahkeme tespiti yaptırmadığı, sözleşmenin 14. maddesine göre, işin feshedilmesi halinde işverenin belirleyeceği bir tarihte hesap kesme işlemi yapması gerektiği halde şimdiye kadar bu işlemin yapılamadığı ortada olduğundan hakkaniyete uygun bir çözüm getirilebilmesinin asıl işveren ...'den gelen bilgi ve belgeler üzerinden hareketle davalının yaptığı iş oranının belirlenip götürü bedele uygulanması sonucu elde edilebileceği değerlendirilmiş ve söz konusu yöntemi uygulayarak hesaplama yapar bilirkişiler ...'dan oluşan bilirkişi heyetinin 4. ek raporuna itibar edilmiştir. Söz konusu raporda ... rektörlüğünün 16/10/2020 tarihli yazısında şartname ve tekniğe aykırı imalatlar nedeniyle işin 18/07/2016 durdurulma tarihi itibariyle %80 çelik konstriksiyon ve %50 çatı paneli imalatının yapıldığı, çelik konstriksiyon imalatının %5 ayıplı olması nedeniyle %75'i üzerinden davacıya hakediş ödemesi yapıldığı, davacının fesih sonrası dava dışı ... şirketi ile taşeron sözleşmesi imzaladığı ve ... şirketinin 177.000,00 TL faturalı ödeme yaptığı, bu durumda davalının 18/07/2016 tarihi itibariyle edimini sözleşmeye ve projeye uygun yerine getirmediği, taraflar arasındaki sözleşme birim fiyatı götürü bedel üzerinden belirlendiğinden eksik ve ayıplı imalatların işin bütününe göre gerçekleştirilen oranı dikkate alınarak bulunan oranın iş bedeline yansıtılması ile davalının yaptığı işler karşılığı 204.022,15 TL bedeli hakettiği, bu tutardan dava konusu yapılmayan ve toplam bedeli 140.000,00 TL olan çek bedeli düşüldüğünde davalının kalan dava konusu çeklerden dolayı 64.022,15 TL alacağının bulunduğu, dava konusu 3 adet çekin toplamın 140.000,00 TL'den söz konusu alacak mahsup edildiğinde davacının 75.977,95 TL dava konusu çeklerden dolayı borçlu olmadığı, ancak çekler üçüncü kişi tarafından tahsile konulduğu ve üçüncü kişinin yaptığı takipte ferileri ile birlikte davacının 179.961,00 TL ödediği, asıl borç tutarı olan 64.022,15 TL üzerinden çeklerin tahsile konulması halinde davacının ferileri ile birlikte ödemesi gereken tutarın 67.563,62 TL olduğu, bu tutarın 179.961,00 TL'den mahsubu halinde davacının 112.397,38 TL fazla ödemede bulunduğu mahkememizce kabul edilerek asıl ve birleşen davalar yönünden davanın kısmen kabulüne, itirazın iptali davasında davacının ödeme tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faiz talep edebileceği ve yapılan hesaplamaya göre bu tutar işlemiş faizin 1.801,44 TL olduğu, taraflar arasındaki temel ilişki eser sözleşmesinden kaynaklanmış olduğundan faturaya bağlanmış ve kabul görmüş bir alacak söz konusu olmadığından likit bir alacaktan bahsedilemeyeceği ve takip yapmakta davacının kötüniyetli olmadığı gözetilerek her iki tarafın tazminat taleplerinin reddine ve sonuç olarak asıl davanın kısmen kabulü ile 112.397,38 TL yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, birleşen davanın kısmen kabulü ile Ankara 15. İcra Müdürlüğünün 2017/10442 Esas sayılı dosyasından başlatılan takibe davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin, 112.397,38 TL asıl alacak, 1.801,44 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 114.198,82 TL üzerinden devamına, fazlaşa ilişkin talebin reddine, davacı ve davalının tazminat istemlerinin reddine dair karar verildiği görülmüştür.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı ... ... vekili tarafından verilen 24/01/2022 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemeye her ne kadar derdestlik itirazlarını belirtmişlerse de mahkemece bu hususun değerlendirilmeyerek itirazlarının dikkate alınmadığını, taraflarınca kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı tarafın ticari olarak işlerliği devam eden çeklere ilişkin olarak başkaca firmalara yapmış olduğu ödemeleri ve ödemede yaşadığı gecikmenin, yargılama gideri ve vekalet ücretini haksız şekilde müvekkilinden tahsil etmek istediğini, davacı tarafın ticari bir şirket olarak basiretli davranması, alacak ve borçlarına dikkat etmesi gerekirken kasıtlı olarak geciktirmiş olduğu ödemelerden kaynaklı olarak müvekkilini sorumlu tutmak istediğini, Türk Hukuk Sistemi gereğince kimsenin bilerek verdiği zarardan hak talep edemeyeceğini, dolayısıyla davacının ödemesi gerektiği halde ödememiş olduğu çek bedellerinden, yargılama giderinden, vekalet ücretinden, faiz giderlerinden müvekkilinin sorumlu tutamayacağını bu nedenlerle kabul anlamına gelmemekle beraber mahkemece bir kanaate varılacak ise dahi birleşen davanın her halükarda reddi gerektiğini, asıl davada; davacı tarafın müvekkili ile anlaştığı çelik konstrüksiyon işinde hataların ve eksikliklerin olduğunu iddia ettiğini, davaya konu çekler bakımından borçlu olmadığının tespiti ile çeklerin iptaline karar verilmesini talep ettiğini, davacı tarafın bir ticari şirket olup yapmış olduğu iş ve işlemlerde basiretli bir tacir gibi davranması gerektiğini, müvekkiline karşı açmış olduğu bu davada, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, hiçbir ayıp ihbarının bulunmadığı gibi eksik veya ayıplı işin tespitinin de yaptırılmadığını, mahkemece de bu hususta eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini, dosyada mevcut bir kısım bilirkişi raporlarına da aykırı olacak/çelişecek şekilde mahkemece hakka ve hukuka aykırı şekilde davacının asıl davasının kısmen kabulüne karar verdiğini, ancak "müddei iddiasını ispatla mükelleftir" ilkesi gereği davasını ispat edemeyen davacı bakımından asıl davanın tamamen reddinin gerektiğini, sözleşmede, işin feshedilmesi halinde işverenin belirleyeceği bir tarihte hesap kesme işlemi yapması gerektiğinin kararlaştırıldığını, ancak dosyada mevcut belge ve incelemelerden de anlaşılacağı üzere işbu tarih itibariyle dosyada bir hesap kesme işlemi/ belgesinin olmadığını, ... tarafından düzenlenmiş olan geçici kabul belgelerinde herhangi bir eksiklik olmadığının açıkça tespit edildiğini, dolayısıyla davacının haksız olduğunun geçici kabul belgeleri ile de ortada olduğunu, davacı tarafın şantiye sahasında şantiye şefi, mühendis, ve teknik eleman bulundurmadığı için birden fazla kez ceza aldığını, bu hususun da yine ...'den sorulması gerektiğini, ama mahkeme tarafından bu hususun da incelenmediğini, müvekkilinin sözleşme gereği yükümlülüklerini yerine getirmiş olup bu hususun geçici kabul belgesi ile de ... tarafından tespit edildiğini, daha sonra ... ile davacı arasındaki meselelerden dolayı şantiye alanına alınmadığı için müvekkilince bir kısım işçilik ve kontrollerin davacının kusuru nedeniyle tamamlanamadığını, sözleşme gereği de müvekkiline davacı tarafça ihtar edilerek tamamlaması için imkan sağlanması gerekirken davacı tarafça sözleşmeye aykırı davranılarak sözleşmenin haksız ve tek taraflı şekilde feshedildiğini, davacı tarafça sözleşmede kararlaştırılmış olan hesap kesme işleminin de fesih halinde yapılması gerekirken hiç nedensiz şekilde yapılmadığını, davacının bir ayıp ihbarı, delil tespiti ile müvekkilince yapılmış olan işlerin de tespit ettirilmediğini, hiçbir haklı isnadı olmayan ve iddialarını ispatlayamayan davacının işbu davasında verilmiş olan kısmen kabul kararının taraflarınca kabul edilmediğini, birleşen davaya ilişkin olarak; davaya konu 3 adet çeke ilişkin olarak dava dışı şirket tarafından aleyhlerine olacak şekilde Ankara 29. İcra Müdürlüğünün 2017/3118 E. sayılı dosya ile icra takibine geçildiğini, takibe kendilerince Ankara 9. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/147 E. sayılı dosya ile itiraz edildiğini ancak itirazlarının reddedildiği için bahsi geçen icra dosyasına ödeme yaptıklarını, ödemeye ilişkin olarak da rücu belgesi ile müvekkili aleyhinde Ankara 15. İcra Müdürlüğünün 2017/10442 E. sayılı icra takibini başlattıklarını ancak müvekkilince itiraz edildiği için itirazın iptaline karar verilmesini talep ettiklerini, dava dışı şirket tarafından Ankara 29. İcra Müdürlüğü 2017/3118 E. sayılı icra takibinin müvekkilinin aleyhine de başlatıldığını, dolayısıyla davacının müvekkilinin aleyhine tekrar icra takibi başlatmasının her şeyden önce usul ekonomisine aykırı olduğunu, davacı tarafı, hukuken geçerli olan çeklerin bedelini ödemekle yükümlü olduğunu, ayrıca kendi kusurundan kaynaklı ve haksız olarak yaptığı itirazın ve buna dayalı icra yargılama gideri ve vekalet ücretini müvekkiline yüklemeye çalışmasının haksız olduğunu, dolayısıyla davacı tarafın kendi sebep olduğu meblağların müvekkilinden tahsilini isteyemeyeceğini, davacı tarafın, çek bedellerini ödememekten kendisinin mes'ul olduğunu, hiçbir şekilde müvekkili ile ödememesi ve itiraz etmesinin bir alakası bulunmadığını, basiretli bir tacir olan davacının, geçerli bir çekin ödenmemesi ve ödenmemesinden dolayı yaşanabilecek olan durumları öngörmesi ve buna uygun şekilde davranması gerekeceğini, herkesin kendi kusuruna katlanması gerektiğini, davacı tarafın kendi ödemesi gerektiği halde haksız ve mesnetsiz şekilde çeke ilişkin icra takibine itiraz ederek toplam bedelini arttırdığını hem de haksız ve mesnetsiz şekilde müvekkili aleyhine açmış olduğu bir dava var iken ve aradaki uyuşmazlık devam ederken itiraz edileceğini bile bile icra takibi başlattığını ve devamen de arada aynı konuya ilişkin bir dava mevcut iken (derdestlik) bir dava daha ikame ettiğini, davacı tarafın birleşen dava yönünden başından beri haksız ve kötüniyetli olarak müvekkilini mağdur etmeye çalıştığını, bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından verilen istinaf başvurusuna cevap dilekçesinde özetle; Dava ve aşamalardaki beyan dilekçelerini aynen tekrar ettiklerini, bu sebeplerle davalının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355.maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;
Asıl dava, taraflar arasındaki taşeronluk sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağı karşılığında davalıya verilen çek bedellerinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti, birleşen dava ise bu çeklerin Ankara 29. İcra Müdürlüğünün 2017/3118 Esas sayılı icra dosyasında takibe konu edilmiş olması nedeniyle takip sırasında davacı tarafından ödenerek davalı hakkında rücu belgesi alınması ve bu rücu belgesine dayanılarak davalı hakkında ödenen bedelin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali isteğine ilişkindir.
Asıl ve birleşen dosyada davacı şirket yüklenici, davalı firma ise taşerondur.
Yüklenici olan davacı, yüklenicisi olduğu ... Ek Laboratuvar Yapım İşi Bünyesindeki Çelik Konstrüksiyon, Cephe ve Çatı Panel Montajı Oluk Demir Çelikle ilgili projede olan ve çıkabilecek tüm işlerin yapılmasını 23/04/2016 tarihli taşeron sözleşmesi uyarınca davalının taşeron olarak taahhüt ettiğini ancak bu taahhüdünü sözleşmeye uygun olarak yerine getirmediğini, dava dışı iş sahibi ... tarafından işin durdurulduğunu, bunun üzerine müvekkilinin davalı yana gönderdiği 22/07/2016 tarihli ihtarname ile sözleşmenin feshedildiğini, davaya konu 01/09/2016 vade tarihli 70.000,00 TL bedelli çek ile onu takip eden diğer çekler yönünden yapılan iş miktarı gözetildiğinde müvekkilinin borçlu olmadığını belirterek ... şubesine ait 01/09/2016 vade tarihli 70.000,00 TL bedelli, 24/09/2016 vade tarihli 20.000,00 TL bedelli ve 22/10/2016 vade tarihli 50.000,00 TL bedelli çeklerden dolayı müvekkili şirketin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile bu çeklerin iptaline karar verilmesini, 23/08/2016 tarihli dava dilekçesinde talep etmiştir.
Birleşen davada ise yüklenici vekili aynı taşeron sözleşmesi uyarınca davalı yana verilen ve bedelsiz kaldığı anlaşılan çeklerin dava dışı üçüncü kişi tarafından icra takibine konu edildiğini, bu nedenle müvekkili davacının çek bedellerini takip dosyasına ödeyerek ödenen miktar yönünden davalıya rücu edilebilmesi için rücu belgesi aldığını ve bu belgeye dayanarak davalı hakkında paraya çevrilerek müvekkili tarafından ödenen çek bedellerinin tahsili için Ankara 15. İcra Müdürlüğü'nün 2017/10442 Esas sayılı takip dosyası ile takip başlattıklarını ancak davalının takibe haksız yere itiraz ettiğini belirterek davalının takibe yaptığı itirazın iptali ile %20 oranında inkar tazminatının davalıdan tahsili için 26/10/2017 tarihli dilekçesi ile itirazın iptali davası açmıştır.
Asıl ve birleşen davada davalı vekili davaya cevap dilekçesinde müvekkilinin, taşeron sözleşmesi kapsamında üzerine düşen edimlerini yerine getirdiğini, işin tam ve eksiksiz yapıldığını ancak davacının haksız yere eldeki davaları açtığını, sözleşmenin haksız yere feshedildiğini, işin durdurulmasının davacı yüklenici şirketin kusurundan kaynaklandığını belirterek asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda yukarıda belirtilen gerekçelerle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı asıl ve birleşen dosyada davalı vekilinin yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.
Her ne kadar mahkemece birleşen davada davacının hukuki yararının bulunduğu gerekçesi ile birleşen davanın da kısmen kabulüne karar verilmiş ise de birleşen davanın konusunu, asıl davada menfi tespit istemine konu olan çeklerin icra takibine konu edilmiş olması ve icra takibi nedeniyle davacı yüklenici tarafından dava dışı üçüncü kişiye ödenmiş olması nedeniyle ödenen çek bedellerinin tahsili amacıyla davalı hakkında başlatılan icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali istemi oluşturmaktadır.
Menfi tespit davasının istirdat davasına dönüşmesi ve davaya istirdat davası olarak devam edilmesi İİK'nın 72/VI. maddesinde düzenlenmiş olup, bu madde hükmüne göre borçlu, açtığı menfi tespit davasında ihtiyati tedbir kararı almamış veya verilen ihtiyati tedbir kararının herhangi bir sebeple kaldırılmış olması nedeniyle dava konusu borcu ödemek zorunda kalmış olursa menfi tespit davası yasa gereği kendiliğinden istirdat davasına dönüşür ve davaya istirdat davası olarak devam edilir. Buna göre menfi tespit davasının devamı sırasında borcun herhangi bir nedenle ödendiği iddiası üzerine mahkemece bu iddia araştırılıp ödemenin kanıtlanması halinde, talep olmasa dahi dava kendiliğinden istirdat davasına dönüşeceğinden açılan menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilmelidir. (Emsal Y. 15. H.D.'nin 30.11.2017 T. 2016/4453 E. 2017/4217 K. sayılı ilamı)
Yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, yargılama esnasında ve dosyada mevcut tahsilat makbuzlarına göre, davacının menfi tespit istemine konu çek bedellerini dava dışı üçüncü kişi tarafından yapılan takip nedeniyle icra dosyasına ödemesi ve icra dosyanın infazen kapatılması halinde bu durumda menfi tespit talepli olarak açılan asıl davanın İİK'nın 72/VI. maddesi gereğince kendiliğinden istirdat davasına dönüşeceği gözetilerek ve bu sebeple davacının ödediği çek bedellerinin ödeme tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan eldeki davada tahsili konusunda karar elde etme imkanı varken ödediği çek bedellerini davalıdan ayrı bir icra takibi yaparak tahsil etmek istemesinde ve bu takibe itiraz üzerine birleşen davaya konu itirazın iptali istemli davayı açmasında dava şartlarından olan hukuki yararı bulunmadığından birleşen davanın mahkemece hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken yukarıda yazılı gerekçelerle davanın açılmasında hukuki yararın bulunduğu kabul edilerek davanın esastan sonuçlandırılmış olması nedeniyle davalı vekilinin birleşen davadaki istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir.
Asıl davada ise mahkemece bilirkişi kurulundan alınan son tarihli rapor ve ek raporlar uyarınca asıl davanın kısmen kabulüne ve davaya konu edilen toplam 140.000,00 TL bedelli çeklerden dolayı davacının davalıya 112.397,38 TL tutarında borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş olmasında dairemizce yasaya ve dosya kapsamına aykırı bir durum görülmemiştir. Ancak yine yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler ve yargısal içtihatlar gereği menfi tespit istemine konu çeklerin açılan davadan sonra icra takibine konu edilmiş olması nedeniyle üçüncü kişiye ödenmiş olmasından dolayı davanın kendiliğinden istirdat davasına dönüşmesinden dolayı davacının herhangi bir talebi olmasa bile mahkemece resen davacının yargılama sırasında davalıya borçlu olmadığı tespit edilen ve davadan sonra ödediği anlaşılan 112.397,38 TL tutarındaki çek bedellerinin ödeme tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsili yönünde hüküm kurulması gerekirken mahkemece sadece menfi tespit istemi yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması sebebi ile davalı vekilinin asıl dosya yönünden yaptığı istinaf başvurusu da dairemizce haklı görülmüş ve kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı ... ... vekilinin istinaf başvurusunun asıl ve birleşen davalar yönünden kabulüne, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde düzelterek yeniden esas hakkında karar verilebileceğinden mahkeme kararının, HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, asıl davanın kısmen kabulüne, davacının davaya konu edilen ve dava dilekçesinde vade tarihleri ile bedelleri belirtilen ... şubesine ait 3 adet çekten dolayı davalıya toplam 112.397,38 TL tutarında borçlu olmadığının tespitine, ancak bu bedelin menfi tespit davası devam ederken davacı tarafından dava dışı üçüncü kişiye ödenmiş olması sebebi ile dava kendiliğinden istirdat davasına dönüşeceğinden davacının davalıya borçlu olmadığı ve davacıdan tahsil edilen çek bedellerinden dolayı borçlu olmadığı ve ödenen 112.397,38 TL'nin ödeme tarihi olan 14/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki yıllık yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, asıl davadaki fazlaya ilişkin istemin reddine, koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı isteminin reddine, birleşen davanın ise hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle reddine dair dairemizce asıl ve birleşen dava yönünden yeniden karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Asıl ve birleşen dosyada davalı ... ... vekilinin istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince KABULÜNE,
2-Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/11/2021 tarih ve 2016/699 Esas 2021/701 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Asıl davanın KISMEN KABULÜNE,
a- Asıl davaya konu ... Şubesine ait 01/09/2016 vade tarihli, 0340344 çek numaralı 70.000,00 TL bedelli, 24/09/2016 vade tarihli 0340350 çek numaralı 20.000,00 TL bedelli, 22/10/2016 vade tarihli 0340351 çek numaralı 50.000,00 TL bedelli çeklerden dolayı davacının davalıya 112.397,38 TL tutarında borçlu olmadığı anlaşıldığından davacıdan tahsil edilen 112.397,38 TL'nin üçüncü kişiye ödeme tarihi olan 14/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki yıllık yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
b- Yasal koşulları oluşmayan tarafların kötü niyet tazminatı istemlerinin reddine,
c- Alınması gerekli 7.677,86 TL harç bedelinden peşin olarak yatırılan 2.390,85 TL harç bedelinin mahsubu ile kalan 5.287,01 TL harç bedelinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, (ilk derece mahkemesinin 2016/699 Esas 2021/701 Karar sayılı kararı ile davalıdan tahsiline karar verilen 5.287,01 TL harç bedelinin davalıdan mükerrer olacak şekilde tahsil edilmemesi için gerekli prosedürün ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine)
d- Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 2.390,85 TL harç bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
e- Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1 ve 2 maddeleri uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
f- Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden AAÜT'nin 13/1, 2 ve 3. Maddeleri uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
g- Davacı tarafından bilirkişi posta ve tebligat ücreti olarak yapılan toplam 7.500,00 TL yargılama giderinin davanın kabul oranına göre hesaplanan 6.021,28 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına,
ğ- Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
4- Birleşen davanın hukuki yarar dava şartı nedeniyle HMK'nın 114/1-h ve 115/2 maddeleri nedeniyle USULDEN REDDİNE,
5- Birleşen dava nedeniyle alınması gerekli 427,60 TL harç bedelinin peyin olarak yatırılan 3.121,03 TL harç bedelinden mahsubu ile fazla yatırılan 2.693,43 TL harç fazlasının talep halinde birleşen dosya davacısına verilmesine, (ilk derece mahkemesinin 2016/699 Esas 2021/701 Karar sayılı kararı ile davalıdan tahsiline karar verilen 4.679,89 TL harç bedelinin davalıdan tahsil edilmemesi için gerekli prosedürün ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine)
6-Koşulları oluşmayan davalının tazminat isteğinin reddine,
7- Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden birleşen dava yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1 ve 4 maddeleri uyarınca hesaplanan 17.9000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8- Birleşen dava yönünden davacının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
9-Birleşen davada davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
10- Asıl ve birleşen davada HMK'nun 333/1 maddesi gereğince gider ve delil avansından bakiye kısmın yatıran taraflara iadesine,
İstinaf incelemesi yönünden;
11-Davalının istinaf başvurusunun kabul edilmiş olması sebebiyle istinaf karar harcı alınmasına yer olmadığına, davalı tarafından asıl ve birleşen dosyada ayrı ayrı yatırılan 1.950,23 TL olmak üzere toplamda 3.900,46 TL istinaf peşin harç bedelinin talep halinde davalıya iadesine,
12- Davalı tarafından asıl ve birleşen dosyada ayrı ayrı yatırılan 220,70'şer TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 61,20 TL dosya gönderme gideri 5,50 TL bir adet tebligat giderinden oluşan toplam 508,10 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
13-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
14-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 16/01/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
e- imzalıdır e- imzalıdır e- imzalıdır e- imzalıdır