T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
31.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/419 Esas
KARAR NO: 2025/782 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız)
(Kararın Kaldırılarak Yeniden Hüküm Kurulması 353/1-b-2)
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/01/2025
NUMARASI: 2017/796 Esas-2025/52 Karar
DAVANIN KONUSU: Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak
KARAR TARİHİ: 23/09/2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 21/10/2025
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İSTEM;
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Davacının 27.10.2009 tarihli ana sözleşme ve 14.11.2011 tarihli zeyilname ile Lübnan Üniversitesi Kuzey Lübnan Mühendislik ve Güzel Sanatlar Fakültesi inşaatının yapım işini yüklendiğini, işin halen devam ettiğini, geçici kabul aşamasında olduğunu, davacının davalı ile bağıtladığı 13.07.2010 tarihli sözleşme ile yükleniminin "çelik kontriksiyon imalat ve montaj işleri'nin yapım işini davalıya verdiğini, davalının davacı ile arasındaki alt yüklenici sözleşmesinin bazı gereklerini yerine getirmemiş olduğunu, davalının imalatta kullanmadığı ve davacıya iade etmesi gereken bir kısım malzemeyi uhdesinde tuttuğunu, davacıya iade etmediğini, iade edilmeyen 449.828 ton çelik malzemenin 94.342 ton zayiat miktarı düşüldüğünde 355.486 ton kullanılmayan malzemenin davalı uhdesinde kaldığını, davalının iade etmesi gereken KDV tutarlarını iade etmediğini, davalının bir kısım malzeme ithalatını dahilde işleme rejimi kapsamında KDV ve herhangi bir vergi ödemeksizin geçici olarak ithal ettiğini, aldığı KDV iadelerini davacıya transfer etmediğini toplam tutarın 558.861,46 TL olduğunu, davalının alt yüklenici sözleşmesinin 12/e maddesi uyarınca bedelini ödemeyi taahhüt ettiği bir kısım sarf malzemesini satın almadığını, işin aksamaması açısından sarf malzemelerinin davacı tarafından satın alındığını, toplam bedelin 234.236,00 TL olduğunu, davalının kendi kusuru ile yüklenimin gecikmesine sebebiyet verdiğini, alt yüklenici sözleşmesinin 19. maddesi uyarınca davalı aleyhine gecikme cezası hükmedilmesi gerektiğini belirterek davacı tarafından davalıya teslim edilen ve davalı tarafından imalatta kullanılmaması nedeniyle davacıya iadesi gerektiği halde iade edilmeyen muhtelif çelik malzeme bedeline mahsuben tarafların ticari defterleri ve kayıtları üzerinde mahkemece yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucu ortaya çıkacak fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak koşulu ile şimdilik 1.000 USD (Bin Amerikan Doları) alacağın 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizi Hakkında Kanunun 4/a maddesi uyarınca dava tarihinden hesap edilecek Devlet Bankalarının Amerikan Doları ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsiline, davacı tarafından davalı adına ödenmiş ve davalının devletten iade aldıktan sonra davacıya iade etmesi gerektiği halde iade etmediği KDV alacağının tarafların ticari defterleri ve kayıtları üzerinde mahkemece yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucu ortaya çıkacak fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak koşulu ile şimdilik 10.000,00 TL'nin dava tarihinden işletilecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davalının alt-yüklenici sözleşmesinin 12/e maddesi uyarınca bedelini ödemeyi taahhüt ettiği ve fakat satın almadığı, bunu üzerine işin aksamaması maksadıyla davacının satın aldığı bir kısım sarf malzemesi bedeli alacağına mahsuben tarafların ticari defterleri ve kayıtları üzerinde mahkemece yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucu ortaya çıkacak fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak koşulu ile şimdilik 10.000,00 TL'nin dava tarihinden işletilecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davalının kendi kusuru ile yüklenimin gecikmesine sebebiyet vermiş olması nedeniyle alt-yüklenici sözleşmesinin 19. maddesi uyarınca aleyhinde hükmedilmesi gereken gecikme cezasının tarafların ticari defterleri ve kayıtları üzerinde mahkemece yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucu ortaya çıkacak fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak koşulu ile şimdilik 1.000 USD'nın (Bin Amerikan Doları) 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizi Hakkında Kanunun 4/a maddesi uyarınca dava tarihinden hesap edilecek Devlet Bankalarının Amerikan Doları ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
YANIT:
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Yetkili mahkemenin Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, taraflar arasında 13.07.2010 tarihinde çelik konstrüksiyon imalat ve montaj işinin yapılması için taşeron sözleşmesi akdedildiğini, davacı tarafın ilk olarak davalıya 27.04.2016 tarih 13239 yevmiye sayılı ihtar gönderdiğini, ihtardaki iddia ve taleplerin yerinde olmadığını, bu hususun davalıya gönderilen Kocaeli 6. Noterliğinin 10 Mayıs 2016 tarih 10147 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile bildirildiğini, sözleşmenin imzalanmasından sonra davacının gerek uygunsuz ve eksiksiz malzeme tedarik etmesi ve gerekse finansal problemler yaşaması nedeniyle davacı onayı alınarak sözleşme hükümlerinin ... isimli Lübnan firması ile yürütüldüğünü, davacı taleplerinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, iade edilmeyen malzemelerin bedel tahsili talebinde emsal malzeme bedeli olarak ... A.Ş.'den temin edildiği iddia olunan malzeme bedelinin esas alınması talebinin de usul ve yasaya uygun olmadığını, belirtilen KDV oranlarının tutarlarının alınan malzeme fatura tutarları ile örtüşmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/01/2025 tarihli 2017/796 Esas 2025/52 Karar sayılı kararında özetle; Tüm dosya kapsamı ve davacı yanın ticari defter kayıtları üzerinde inşaat mühendisi, mali müşavir ve nitelikli hesap uzmanı bilirkişiler tarafından yapılan inceleme sonucu düzenlenen raporda özetle; "Davacı yanca üstlenilmiş Lübnan Üniversitesi Kampüsü-kuzey Lübnan Mühendislik Ve Güzel Sanatlar Fakültesi Yerleşkesi Projesi Muhtelif İşleri Kapsamında Olan Çelik Konstrüksiyon İmalatı Ve Montajı hususunda taraflar arasında 13.07.2010 tarihinde TAŞERON SÖZLEŞMESİ imzalanmış olduğu tarafların kabulündedir. Sözleşme kapsamında, davalı yanca gerçekleştirilecek imalatlarda kullanılacak malzemelerin ifa sırasında davacı işveren tarafından belirlenen yerlerden temin edilerek davalı yana teslim edilmiş olduğu ve malzeme bedellerinin davacı yanca ödenmiş olduğu hususu da tarafların kabulünde olduğu, dosyaya sunulan ve sözleşmenin 4. maddesi kapsamında alındığı belirtilen malzemelere ait faturalardan ve diğer belgelerden, davacı tarafından davalıya toplam 3.577,306 ton malzeme teslim edildiğinin tespit edildiği, davacı tarafından temin edilerek, davalıya gönderilen malzeme bedellerinin taşeron sözleşmesi uyarınca davacı tarafından ödenerek, malzemelerin imalat için davalıya teslim edildiğinin tarafların kabulünde olduğu, taraflar arasında mutabakatla imzalanan 9 nolu son hakedişte davalının kullandığı toplam malzeme miktarının 3.144,748 ton olduğunun tespit edildiği, davacı tarafından bedeli ödenmek kaydıyla temin edilen 3.577,306 ton malzemenin davalıya teslim edildiği, davalının, teslim edilen malzemenin 3.144,748 tonunu kullandığı ve davalı yedinde 3.577,306-3.144,748 - 432,558 ton malzeme kaldığının hesaplandığı, davalı tarafından imalatta kullanılacak malzemelerin bedelinin davacı tarafından ödenmek suretiyle temin edildiğinde ve imalatta kullanılmak amacıyla davalıya teslim edildiğinde taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, bedeli ödenmek kaydıyla satın alınan ve davalıya imalat için teslim edilen malzemelerin davacının malı olacağının, kullanılmamış olan kısmının davacıya iade edilmesi gerekeceğinin değerlendirildiği, sözleşmenin 12/e maddesinde, çelik malzeme zayiat oranının 963 olacağının kabul edildiği, davalı tarafından mamul ürün olarak davacıya teslim edilen 3.144,748 ton malzeme zayiatının 3.144,748 x 0,03 - 94,342 ton olacağının, zayiat dâhil davacıya teslim edilen ve kullanılmış malzeme miktarının 3.144,748 4 94,342 - 3.239,090 ton olacağının hesaplandığı, davalıya teslim edilen 3.577,306 ton malzemeden imalatta kullanılan (zayiat dâhil) 3.239,090 ton malzemenin tenzilinden sonra davalı uhdesinde kalan malzeme miktarının, davacıya iade edilmesi gereken malzeme miktarının 338,216 ton olacağının hesaplandığı, ödeme belgelerinin tetkikinde davacının davalıya teslim ettiği malzemelerin %85,17'sini tedarikçi ... A.Ş.'den temin ettiği, davacı tarafından tedarikçilerden temin edilen malzeme için ödenen toplam tutarın 3.025.249,73 USD olduğu, davalı uhdesinde kalan malzemenin iade edilmemesi durumunda davacı tarafından talep edilebilecek tutarın 284.588,47 USD + KDV olacağının hesaplandığı, davacı tarafından yurt dışında üstlenilen işte taşeronun kullanacağı malzemelerin bazılarının davacı adına faturalandırılmak kaydıyla tedarikçilerden satın alınarak bedelinin ödendiği, bir kısım malzemelerin ise tedarikçiler tarafından davalı adına faturalandırıldığı, davalı adına faturalandırılan malzeme bedellerinin de davacı tarafından ödendiğinin tespit edildiği, sözleşmenin 12/e maddesinin; “İmalatta kullanılacak her profil, sac, bulon, cıvata, somun, sutud, elektrot, oksijen gibi sarf malzemelerinin temini TAŞERON yükümlülüğündedir. ...” hükmü içerdiği, dosyaya sunulan belgelerin tetkikinde, davacı tarafından sarf malzemelerinin alınarak davalıya teslim edildiğinin tespit edildiği ve davacının sarf malzemesi aldığı firmalar ve bu malzemeler nedeniyle ödediği tutarların 234.236 TL olduğu, dosyaya sunulan belgelerin incelenmesinde, sözleşme kapsamında davalı tarafından üstlenilmiş işlerin sözleşmede belirlenmiş sürede tamamlanmamış olması gerekçesinin, davacı tarafından temin edilecek malzemenin geç tesliminden mi, yoksa davalıdan kaynaklanan nedenlerden mi ileri geldiğinin tespit edilmesinin mümkün olamadığı ayrıca işlerde gecikme olduğu ile ilgili davalıya yapılan yazılı ihtar tarihinin de 27.04.2016 olduğunun dosya kapsamında sabit olduğu, KDV iadesi konusunda; Vergi Dairesi ve talimat raporu çerçevesinde yapılan değerlendirme sonucunda davalı tarafından 558.861,46 TL KDV'nin iade alındığı" ifade edilmiştir.
Davacı vekili 22.11.2024 tarihli talep artırım dilekçesi ile iadesi gereken malzemeden kaynaklanan 284.588,47 USD + %18 KDV = 335.819,39 USD'nin 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davalı tarafından iadesi gereken KDV alacağından kaynaklanan 558.861,46 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, alt yüklenici sözleşmesinin 12/e maddesi uyarınca sarf malzemesi bedeli alacağına mahsuben 10.000 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, alt yüklenici sözleşmesinin 19. Maddesi uyarınca gecikme tazminatından kaynaklanan 1.000 USD'nin 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesinin talep edildiği, artırılan dava değerine ilişkin peşin harcın ikmal edilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Dava, taşeron sözleşmesi kapsamında iadesi gereken malzeme bedeli, davacı tarafından davalı adına bedeli ödenen faturalara ilişkin KDV alacağı, sözleşme gereği davalı yükümlülüğünde bulunan ve davacının satın aldığı sarf malzeme bedeli ile sözleşme gereğince gecikme cezasının tahsili talebine ilişkindir.
Davacı tarafından üstlenilen Lübnan Üniversitesi Kuzey Yerleşkesi Projesi Kapsamında Çelik Konstrüksiyon imalat ve montaj işlerine ilişkin davalı ile sabit birim fiyat esasına göre taşeron sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin 4. maddesinde "...Taşeronun çalıştırdığı elemanların vergi ödeme yükümlülüğü ve teklife ait damga vergisi kendisine aittir. Sözleşmenin imzasından ve sözleşme konusu işin ifasından doğan ve bu işe ait her türlü vergi, resim harç, fon TAŞERON tarafından ödenecektir. Taşeron sac- HD profil vb. çelik malzemeleri işveren adına işveren'in göstereceği yerlerden temin edecektir. Bu malzemelerin ödemeleri işveren tarafından taşeron adına ödenecektir. Birim fiyat çelik malzeme partiler halinde alınan tüm malzeme bedeli tutarı toplam tonaja bölünerek malzeme birim fiyatı oluşturulacaktır. Bu birim fiyatın üzerine * 750$/ton ilave edilerek faturalandırılacaktır. Taşeron stad, pul,cıvata,somun alımlarını da endisi yaparak toplam malzeme bedeli üzerine 750$/tondan fatura kesecektir." düzenlemesi 12/e maddesinde; "imalatta kullanılacak her türlü profil, saç, bulon, civata, somun, sutud, elektrot, oksijen gibi sarf malzemelerinin temini TAŞERON'un yükümlülüğündedir. İŞVEREN satın alarak, TAŞERON'a atölyesinde teslim edeceği her türlü profil ve saç vb. malzeme için zayiat miktarı 03'ü geçtiği takdirde geçen miktarı fatura üzerinden hakedişinden düşecektir. TAŞERON, teslim edilen malzemelerle ilgili İŞVEREN”e 1.000.000.-TL tutarında kati teminat mektubu verecektir.Bu mektup malzemelerin tamamının işverene ihracatından sonra iade edilir." düzenlemesi, 19. maddesinde ise; "TAŞERON, işbu sözleşmede belirtilen İş Programı ve İş'in teslim sürelerine göre İŞLER'i gerçekleştiremez ise, İŞVEREN'in müteakip bir yazılı uyarısına rağmen TAŞERON gecikmeyi telafi edemez ise; İŞVEREN yüklendiği işin genel durumunu, sözleşmeye uygun ve paralel yürütebilmek için hiçbir yazılı ihtara mahal kalmadan bu sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedebilir. İŞVEREN, TAŞERON'a iş bu Sözleşme'de verilen sürelerde iş ilerlemelerini gerçekleştiremez ise geciktiği gün başına sözleşme fiyatının /o 0,2' (binde iki) si oranında ceza uygulayacaktır. Toplam sözleşme fiyatının 610” unu geçmeyecek olan bu cezalar TAŞERON” nun hakedişlerinden veya diğer alacaklarından kesilecektir." düzenlemesi bulunmaktadır.
Taraflar arasında düzenlenen 13.07.2010 tarihli taşeron sözleşmesinin 4. maddesi kapsamında davalı alt yüklenici tarafından gerçekleştirilecek imalatlarda kullanılacak malzemelerin davacı iş veren tarafından bedeli ödenmek suretiyle temin edilerek davalı yana teslim edildiği, bilirkişi heyeti tarafından belirlenen davacı tarafça davalıya teslim edilmiş olan 3.577,306 ton malzemeden 3.144,748 tonunu davalının kullandığı, davalı yedinde 432,558 ton malzeme bulunduğunun tespit edildiği anlaşılmakla bedeli davacı tarafından ödenen ancak davalı tarafından imalatta kullanılmamış olan malzeme bedelinin davacı yana iadesi gerekmekte olup taşeron sözleşmesinin 12/e maddesinde çelik malzeme zayiat oranının %3 olacağı kabul edilmekle davalı tarafından malul ürün olarak davacıya teslim edilen 3.144,748 ton malzeme zayiatının 94,342 ton olacağı, zayiat dahil davacıya teslim edilen ve kullanılmış malzeme miktarının 3.239,090 ton olarak hesaplandığı, davalıya teslim edilen 3.577,306 ton malzemeden imalatta kullanılan zayiat dahil 3.239,090 ton malzemenin tenzilinden sonra davalı uhdesinde kalan ve davacıya iade edilmesi gereken malzeme miktarının 338,216 ton olduğu, bu malzemeye ilişkin davacı tarafından talep edilebilecek tutarın bilirkişi heyetince 284.588,47 USD + KDV olarak belirlenmiş olmakla mahkememizce 284.588,47 USD + %18 KDV bedeli olan 335.814,39 USD imalatta kullanılmayan ancak bedeli davacı tarafından ödenmiş olan davalı uhdesindeki malzeme bedelinin istenebilir olduğu kanaatine varılmıştır.
Davacı yanın bir diğer talebi KDV iadesi alacağına ilişkindir. Davacı tarafından yurt dışında üstlenilmiş olan projeye ilişkin davalı alt yüklenici tarafından imalatta kullanılacak malzemelerin davacı tarafından tespit edilen tedarikçilerden temin edilerek davalı şirket adına faturalandırıldığı, bu fatura bedellerinin de davacı tarafça ödenmiş olduğu, ödenen fatura bedellerinin içerisinde tahakkuk etmiş bulunan KDV'nin de dahil olduğu, Kocaeli Vergi Dairesi Başkanlığı cevabi yazısı ve talimat ile alınan rapor içeriğine göre davacının üstlendiği yapım işinde kullanılmak üzere yurt dışına ihracat ve ihraç kaydı ile gönderilen malzemelerin KDV dahil fatura bedelleri davacı tarafından ödenmesi nedeniyle davalı tarafından iade alınan 558.861,46 TL KDV tutarının da davalı tarafından davacıya iadesinin gerektiği sonucuna varılmıştır.
Davacı yan taşeron sözleşmesinin 12/e maddesi kapsamında sarf malzemesi bedelinin tahsili talebinde bulunmuş olup sözleşmenin 12/e maddesinde imalatta kullanılacak sarf malzemelerinin temininin taşeron yükümlülüğünde olduğu kararlaştırılmış olmakla bilirkişi heyetince tespit edilen ... 177.903 TL ve PGG boya 56.333 TL olmak üzere toplam 234.236 TL davacı tarafından satın alınan sarf malzemesi yönünden dava dilekçesinde talep edilen 10.000 TL sarf malzemesi bedeline ilişkin kanıtlanan davacı talebi yerinde görülmüştür.
Son olarak davacı yan taşeron sözleşmesinin 19. maddesi kapsamında işin gecikmesi nedeniyle sözleşmede öngörülen gecikme cezasının tahsili talebinde bulunmuş ise de; taşeron sözleşmesinin 19. maddesi içeriğinde taşeron tarafından sözleşmede belirtilen iş programı ve işin teslim sürelerine göre gerçekleştirilmez ise iş verenin yazılı uyarıda bulunacağı, buna rağmen gecikmenin telafi edilmemesi halinde tek taraflı feshedileceği ve toplam sözleşme fiyatının %10'unu geçmemek üzere sözleşme fiyatının %2'si oranında ceza uygulanacağı öngörülmüş olmakla davacı tarafından davalı taşerona sözleşme kapsamında işin gecikmesi nedeniyle sözleşmenin 19. Maddesinde öngörülen yazılı uyarıda bulunarak bu uyarıya uyulmaması halinde fesih hakkı ve gecikme cezasının uygulanması koşulunun yerine getirilmediği, davacı tarafından yazılı olarak uyarıda bulunulduğuna ilişkin bir ispat vasıtası sunulmadığı, davacı tarafından keşide edilen 27.04.2016 tarihli ihtarname içeriğinde gecikme cezası talep edilmiş olup bu tarihten önce yazılı uyarı yapıldığı kanıtlanamamış olmakla davacı yanın gecikme cezası talebinde bulunamayacağı sonuç ve kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne dair karar verildiği görülmüştür.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili tarafından 07/04/2025 tarihli verilen istinaf başvuru dilekçesi ve davalının istinafa başvurusuna cevap dilekçesinde özetle; Davalı tarafın, bedel arttırım / ıslah dilekçelerine konu alacakları yönünden zamanaşımı definde bulunduğunu, davalı tarafa bedel arttırım/ıslah dilekçesi tebliğ edildiğini, davalı tarafça 2 haftalık süre içerisinde herhangi bir zamanaşımı itirazında bulunulmadığını, istinaf dilekçesinde bu hususun gündeme getirilmesinin hükmünün bulunmadığını, taraflar arasındaki ilişki ticari ilişkiden kaynaklı sözleşmeye dayalı olup, zamanaşımı süresinin on yıl olduğunu, davalının zamanaşımı itirazlarının bu sebeple de hukuki dayanaktan yoksun olduğunu,01.11.2024 tarihli ilk bilirkişi kurulu ek raporunda, bilirkişilerce defter ve kayıtların, taşeron sözleşmesi ve dosya kapsamındaki fatura ve diğer belgeleri inceleyerek yapılan inceleme neticesinde, davacı tarafça davalıya teslim edilen ve imalatta kullanılmayan malzemeden dolayı 284.588,47 USD + KDV tutarında alacak/tazminat hesapladığını, taraflarınca dosyalarına sunulan 14.07.2022 tarihli BK itiraz dilekçesinde, dava dilekçesinde yapılan döküm ve hesaplamalar neticesinde bu rakamın 375.660,00 USD olması gerektiği gerekçesiyle bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini, davalı tarafın bu rakama yönelik istinaf itirazlarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davalı tarafın devletten almış olduğu KDV iadelerini davacıya iade etmesi gerekirken iade etmediğini, bilirkişi raporunda tüm fatura bedelleri ile KDV'lerinin tamamının davacı tarafça ödendiğinin tespit edildiğini ve 558.861,46 TL KDV'nin davalı tarafından iade alındığı ve rakamın davacıya iade edilmesi gerektiğinin belirtildiğini, bu rakamın daha yüksek olduğunu ve 761.757,57 TL olduğu iddiasıyla bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini, davalı tarafın bu rakama yönelik istinaf itirazlarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dava dilekçesi ekindeki alt yüklenici sözleşmesi'nin 12/e maddesinde; imalatta kullanılacak her türlü profil, saç, bulon, civata, somun, stud, elektrot, oksijen gibi sarf malzemelerinin davalı tarafından karşılanacağının hükme bağlandığı halde, davalının bir kısım sarf malzemesini satın almadığının tespit edildiğini, işin aksamaması için bahse konu malzemelerin müteveffa davacı tarafından satın alındığının dava dilekçesi 6 numaralı ekinde yer alan "faturalar" ile sabit olduğunu, müteveffa davacı tarafından ...'ya ödenen 177.903,00 TL, ... Boya'ya ödenen 56.333,00 TL olan toplam 234.236,00 TL'lik bedelin Ek-6'da yer alan faturaların incelenmesi ile çözüme kavuşacağını, 14.09.2020 tarihli ilk bilirkişi raporunda, davacıya ait ticari defterlerde söz konusu tutarların davalı cari hesabına borç kaydedilip kaydedilmediğinin tespit edilemediğini, bu sebeple taleple ilgili değerlendire yapılamadığının belirtildiğini, davacının söz konusu rakamı davalı cari hesabına borç kaydetmese zaten bu miktarı dava konusu yapmayacağını, davalı tarafın bu rakama yönelik istinaf itirazlarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu,
Karşı istinaf taleplerinde ise; 01.11.2024 tarihli ilk bilirkişi kurulu ek raporunda, bilirkişilerce defter ve kayıtların, taşeron sözleşmesi ve dosya kapsamındaki fatura ve diğer belgeleri inceleyerek yapılan inceleme neticesinde, davacı tarafça davalıya teslim edilen ve imalatta kullanılmayan malzemeden dolayı 284.588,47 USD + KDV tutarında alacak/tazminat hesaplandığını, taraflarından dosyalarına sunulan 14.07.2022 tarihli BK itiraz dilekçesinde, dava dilekçesinde yapılan döküm ve hesaplamalar neticesinde bu rakamın 375.660,00 USD olması gerektiği gerekçesiyle bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini, mahkemece sadece bilirkişi raporunda belirlenen rakam üzerinden davalarının kabulüne karar verildiğini, bu kalem yönünden alacaklarının 375.660,00 USD olması gerektiği gerekçesiyle karşı istinaf talebinde bulunduklarını, davalı tarafın devletten almış olduğu KDV iadelerini davacıya iade etmesi gerekirken iade etmediğini, bilirkişi raporunda tüm fatura bedelleri ile KDV'lerinin tamamının davacı tarafça ödendiğinin tespit edildiğini ve 558.861,46 TL KDV'nin davalı tarafından iade alındığını ve rakamın davacıya iade edilmesi gerektiğinin belirtildiğini, bu rakamın daha yüksek olduğunu ve 761.757,57 TL olduğu iddiasıyla bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini, mahkemece itirazları dikkate alınmayarak, sadece bilirkişi raporunda belirlenen rakam üzerinden davalarının kabulüne karar verildiğini, bu kalem yönünden alacaklarının 761.757,57 TL olması gerektiği gerekçesiyle karşı istinaf talebinde bulunduklarını, alt yüklenici sözleşmesi'nin 19. maddesi uyarınca uygulanacak gecikme cezasının sözleşme değerinin %10'nu geçemeyeceği kararlaştırıldığından, davalının ödemesi gerekli gecikme cezasının sözleşme değeri olan 2.250.000 USD tutarın %10 olan 225.000 USD olduğunu,14.09.2020 tarihli ilk bilirkişi raporunda işin geciktiğinin kabul edilmesine rağmen, gecikmenin davalı tarafın kusurundan kaynaklandığına ilişkin belgelerin dosyaya kazandırılması durumunda bu hususta değerlendirme yapılabileceği ve gecikme tazminatı hesaplanabileceğinin belirtildiğini, dava dilekçesinde konuyla ilgili olarak yapılan açıklamalardan, hatta üstteki paragrafta yapmış oldukları açıklamalardan işin gecikmesinin davalının kusurundan kaynaklandığının açıkça görüldüğünü, gecikme tazminatının hesaplama şeklinin de sözleşmede çok net olarak belirlendiğini, 14.09.2020 tarihli bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini, mahkemece taşeron sözleşmesinin 19. maddesi kapsamında iş süresinde tamamlanmazsa işverenin yazılı uyarıda bulunması gerekirken bulunmadığı gerekçesiyle gecikme cezası taleplerini reddettiğini, işveren tarafından yükleniciye keşide edilen 27.04.2016 tarihli ihtarnamede gecikme cezası talebinde bulunulduğunu, mahkemenin bu ihtarnameden önce ayrıca ikinci bir uyarı yapılması gerektiğinin değerlendirildiğini, sözleşme maddelerinin açık olup, ikinci bir ihtarnameye gerek bulunmadığını, 225.000,00 USD tutarındaki gecikme cezasına hükmedilmemiş olmasının hatalı olduğunu ve bu sebeplerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili tarafından 21/03/2025 tarihli verilen istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından verilen kararın yasal mevzuata aykırı olduğunu, mahkemenin gerekçeli kararı incelendiğinde maddi ve hukuki hata yapıldığının açıkça görüldüğünü, ilk olarak zamanaşımı itirazları olduğunu, 2017/796 esas alacak kısmi alacak davası olarak 23.11.2017 tarihinde açıldığını, yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporları doğrultusunda davacı tarafından 22.11.2024 tarihli dilekçe ile dava tarihinden 7 yıl sonra talep arttırımı yapıldığını, oysa kısmi alacak davası olarak açılmış olan davada bedel arttırımı yapılamayacağını, sadece davada talep olunan alacağın ıslahen değiştirilebileceğini, bu talepleri de TBK'nun 147/6.maddesi uyarınca ayıplı imalatlar dışındaki eser sözleşmesinden doğan alacaklar olduğunu ve bu arada dönme sonucu sona eren eser sözleşmesi nedeniyle istenebilecek alacakların 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğundan davacının ıslaha konu alacaklarının zamanaşımına uğradığını, 5 yıllık zaman aşımı sürelerinin ıslah tarihi itibariyle geçtiğini, zamanaşımı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının asıl işveren (yüklenici) olarak Tripoli Üniversitesi Güzel Sanatlar Ve Mühendislik Fakültesinin yapımını üstlendiğini, asıl işveren (yüklenici) davacı ile de müvekkili şirket arasında 13.07.2010 tarihinde, çelik konstrüksiyon imalat ve montaj işinin yapılması için taşeron sözleşmesi akdettiğini, davacı taraf, dava dilekçesinde sırasıyla 1.1, 1.2, 1.3 ve 1.4 maddelerinde bir takım taleplerde bulunulmuşsa da davacı tarafın tüm iddia ve taleplerinin taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafın dava dilekçesindeki KDV istemine ilişkin talebine de yine ihtarnameye cevaplarında açıkça arz ve izah edildiği üzere anlam verilemediğini, kabul manasına gelmemekle birlikte belirtilen KDV oranlarının tutarlarının alınan malzeme fatura tutarları ile de örtüşmediğini, davacı tarafın dilekçesindeki sözleşmenin 12/e maddesi uyarınca bedeli ödenmesi taahhüt edilen bir kısım sarf malzemelerinin satın alınmadığı ve davacı tarafından satın alınan malzeme bedelinin tahsili, yönündeki taleplerinin de haksız olduğunu, müvekkili firmanın SA 2 ½ kalitesinde kumlama ve astar boyamayı şartnameye göre yaptığını, davacı yanın bu durum ile ilgili taraflarına hiçbir bildirimi olmayıp sahada çelik yapıların kompozit olarak beton ile işlemlerinde kendi dikkatsizlikleri yüzünden beton sıçratmalarının özellikle montajı bekleyen malzemeleri kendi beton vd iş programlarındaki gecikmelerin ekonomik sıkıntıları sebebiyle kendi uhdesinde çalışan personelin iş bırakması ve diğer sebeplerden oluşan çiziklerin, kirlenmelerin hepsinin 6 ayda bitecek işi 6 yılda bitirememelerinden kaynaklı olduğunu, davacı tarafın vermiş olduğu yanlış ve fireli zaiyat nedeniyle müvekkili firmanın davalı tarafa herhangi bir ödeme yapmak zorunda olmadığını, davacının ton başına ... firmasına yapacağı extra küçük bir ödeme ile müvekkili firmaya net ölçülerde örneğin 10 metre boyunda profil için 10 cm(%1) tolerans ile malzeme sağlayabileceğini, davacı yanın talep ettiği ve yerel mahkeme tarafından kabul gören 284.588,47 USD * KDV 335.814,39 USD talebinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, malzemelerin ar metal'in fabrikasına teslim edildiği tarihten itibaren 360 gün olarak belirtilse de maillerinde belirttikleri üzere 2010 yılında imzalanan sözleşmeden 5 yıl sonra hala 2015 yılı 15 mayıs mail tarihinde hala davacı taraftan 1.5 yıldır malzeme bekleniyor diye belirtilmesinin müvekkili firmanın davacı tarafın sebebiyle yıllarca ödemelerinin yapılmayarak Lübnan'da başarılı bir şekilde projeyi bitirmesine karşın esir edildiğinin başka bir göstergesi olduğunu, müvekkili tarafından yurt dışına ihracat ve ihraç kaydı ile gönderilen malzemelerin Türkiye'deki ... vd firmalardan yapılan satın almaların %18 KDV ile bazen de müvekkili firmanın dahilde işlem belgesi ile O sıfır KDV ile satın alındığını, davacı tarafın ödemiş olduğu KDV tutarının ise bilirkişi raporunda belirtildiği üzere işverenin cari hesap borcundan mahsup edildiğini, bu bakımdan davacının 558.861 TL KDV alacağı bulunmadığını, müvekkili firmanın 31.12.2016 tarihi itibariyle davacı taraftan 1.156.875 TL / 3,52 $/TL = 328.156 $ alacaklı olup bu tutarın %6 olarak kesintiler dahil iş bitirme belgeleri ile davacı tarafından müvekkiline ödeme yapılması gerektiğini, davacı tarafça huzurdaki iş bu dava her ne kadar Ankara Asliye Ticaret Mahkemelerinde ikame edilmişse de taraflar arasında yapılan taşeron sözleşmesinin 28. maddesinde düzenlenen yetki sözleşmesinin geçersiz olup iş bu davaya bakmakla yetkili olan mahkemenin Kocaeli mahkemeleri olduğunu, yerel mahkemece yetki itirazlarının gerekçesiz ve haksız olarak reddedildiğini, mahkemece yetki yönündeki itirazları hakkında inceleme yapılarak dosyanın yetkili olduğunu düşündükleri Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesi gerekirken hatalı karar nedeniyle reddinin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, mahkeme kararında, dosyada mevcut bilirkişi raporuyla açıkça çelişen değerlendirmelere yer verildiğini, bilirkişi raporunda belirtilen hususlar dikkate alınmadan, mahkemenin hatalı bir sonuca vardığının görüldüğünü, raporundaki tespitlerin karar gerekçesinde değerlendirilmediğinden hükmün hukuka aykırı olduğunu, taraflarınca sunulan delillerin ve itirazlarin, mahkeme tarafından yeterince değerlendirilmediğini, eksik inceleme yapıldığını, mahkemenin, savunmalarını dikkate almadan karar verdiğini, bu durumun adil yargılanma haklarını ihlal ettiğini, yerel mahkeme gerekçesinde cezai yaptırım için uyarı verildiğinin belirtildiğini ancak bu uyarının sonrasında dahi cezai yaptırıma yönelik hesaplamanın bilirkişilerce yapılmadığının açıkça ortada olduğunu, bilirkişilerin işin gecikmesi sonucunda raporlarında cezai yaptırırım tutarını hesaplaması gerekirken hesaplama yapmamasının usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, bu hususun bilirkişilerin tarafsızlığını bu dosya kapsamında yitirdiğini gösterdiğini, gerekçeli kararda cezai yaptırıma yönelik hiçbir bildirim yapılmadığı belirtilmişse de mahkeme tarafından bu hususun araştırılmadan karara etki ettirilmesinin kabul edilemez bir hata olduğunu, bu sebeple ilgili kararın bozulmasının gerektiğini, mahkeme tarafından hükmedilen bedelin, maddi gerçeklerle örtüşmediğini, bilirkişi raporu ve dosya kapsamındaki diğer delillerin, belirlenen bedelinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını ortaya koyduğunu, mahkeme tarafından hükmedilen bedelin, maddi gerçeklerle örtüşmediğini, bilirkişi raporu ve dosya kapsamındaki diğer delillerin, belirlenen bedelin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını ortaya koyduğunu, bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355.maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;
Dava, taraflar arasında düzenlenen 13/07/2010 tarihli, "Taşeron Sözleşmesi" kapsamında davacı yüklenicinin taahhüdü altındaki "Lübnan Üniversitesi Kuzey Lübnan Mühendislik ve Güzel Sanatlar Fakültesi İnşaatının Yapım İşi" kapsamında bu işin çelik konstrüksiyon imalat ve montaj işlerinin davalı tarafından yapımının üstlendiği, bu sözleşme kapsamında davalı taşeron tarafından kullanılmayan ve iade edilmesi gereken malzeme bedeli, davacı tarafından davalı adına ödenen ancak davalının KDV muafiyeti nedeniyle davalıya iade edilen KDV bedeli alacağının davacıya ödenmesi gerektiğinden bahisle KDV bedeli alacağı ile davalının yükümlülüğünde olmasına rağmen davacı yüklenici tarafından davalı nam ve hesabına satın alınan sarf malzemesi bedeli ile işin geç teslimi nedeniyle ödenmesi gereken gecikme cezası alacaklarının tahsili isteğine ilişkin olup davacı vekili dava dilekçelerinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle iadesi gereken malzeme bedeli olarak şimdilik 1000 USD alacağın, 3095 sayılı Yasanın 4/A maddesi uyarınca dava tarihinden itibaren hesap edilecek devlet bankalarının Amerikan Doları ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsiline, KDV alacağına yönelik olarak şimdilik 10.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, sarf malzemesi bedeli alacağına ilişkin olarak şimdilik 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, gecikme cezası alacağına ilişkin olarak ise şimdilik 1000 USD gecikme cezası alacağının 3095 Sayılı Kanunun 4/A maddesi uyarınca bir yıl vadeli mevduat hesabına ödenen en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkili davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili tarafından verilen ve yukarıda ayrıntıları açıklanan dilekçe ile haksız davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda ve mali müşavir bilirkişiden taraf defterleri üzerinde yaptırılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ile bu rapordan sonra yine nitelikli hesap uzmanı, inşaat mühendisi ve serbest muhasebeci mali müşavir bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulundan alınan kök ve ek rapor sonrasında, taraflar arasındaki taşeron sözleşmesinin 4. Maddesi kapsamında davalı alt yüklenici tarafından gerçekleştirilecek imalatlarda kullanılacak malzemelerin davacı işveren tarafından bedeli ödenerek temin edileceği ve davalıya teslim edileceği, bu malzemeden işin yapımında kullanılmayan malzemelerin davacı yükleniciye iade edilmesi gerektiği, davalı yedinde bulunup davacıya iade edilmeyen malzeme tutarının 338,216 ton olduğu, buna göre davacı tarafından talep edilebilecek malzeme bedeli tutarının KDV'si ile birlikte 335.814,39 USD tutarında olduğu, davalı alt yüklenicinin yaptığı iş nedeniyle KDV muafiyetine tabi olduğu, bu muafiyet nedeniyle iade aldığı KDV tutarının 558.861,46 TL olduğu, davacı yüklenicinin malzeme bedellerine ilişkin olarak ödediği bedellerin içinde KDV tutarının da bulunduğu ve bu tutarların davacı yüklenici tarafından vergi dairesine fatura bedelleri ile birlikte ödenmiş olduğu, bu sebeple davalının iade aldığı KDV tutarının da davalı tarafından davacıya iadesi gerektiği, bu tutarın 558.861,46 TL olduğu, yine sözleşmenin 12/E maddesi kapsamında imalatta kullanılacak sarf malzemelerinin temininin taşeronun yükümlülüğünde olduğu, ancak davacı yan tarafından satın alınan sarf malzemesi bedelinin toplam 234.236,00 TL olduğu ve davacının bu bedeli de davalıdan talebe hakkı bulunduğu, yine davacı yan taşeron sözleşmenin 19. Maddesi kapsamında işin gecikmesi nedeniyle sözleşmede öngörülen gecikme cezasının tahsili talebinde bulunmuş ise de, davacı tarafından davalı taşerona gecikme cezası talep edilebilmesi için aynı maddede düzenlenen şekilde yazılı uyarıda bulunarak uyarması ve uyarıya uyulmaması halinde fesih hakkına sahip olacağı gibi bu durumda gecikme cezasını uygulayabileceği, davacı yüklenicinin ise, dosyada bulunan deliller kapsamından gecikme nedeniyle davalı taşerona yazılı uyarıda bulunmadığı ve sözleşmedeki prosedürü yerine getirmediğinden davacının davalıdan bu sebeple gecikme cezası alacağı talebine hakkı bulunmadığı kabul edilmek suretiyle davanın kısmen kabulü ile, 335.814,39 USD malzeme bedeli alacağının 23.11.2017 dava tarihinden itibaren devlet bankalarının 1 yıllık USD mevduatına uyguladıkları en yüksek faiz oranı ile birlikte, 558.861,46 TL KDV alacağının ve 10.000,00 TL sarf malzemesi bedeli alacağının 23.11.2017 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine dair karar verilmiş, bu karara karşı taraf vekillerinin yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf yoluna başvurdukları anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin istinaf sebepleri yönünden dairemizce yapılan inceleme sonucunda, yukarıda belirtilen gerekçeler kapsamında mahkemece davacı taleplerinin kısmen kabulü ile 335.814,39 USD malzeme bedeli alacağı ile 10.000,00 TL sarf malzemesi bedeli alacağına hükmedilmesinde ve davacının, işin gecikmesi sebebi ile gecikme cezası alacağı talebinin ise sözleşmedeki uyulması gereken prosedürün davacı tarafından yerine getirildiğinin ispatlanamaması sebebi ile reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasa hükümlerine ve dosya kapsamına aykırı bir durum görülmediğinden davacı vekilinin istinaf gerekçelerinin yerinde olmadığı kabul edilmek suretiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Davalı yanın istinaf sebepleri yönünden dairemizce yapılan değerlendirme sonucunda ise;
Davalı yan süresinde yetki itirazında bulunarak yetkili mahkemenin Kocaeli Mahkemeleri olduğunu belirtmiş ve yetkisizlik kararı verilmesi talebinde bulunmuş ise de taraflar arasındaki sözleşme ile davayı görmeye Ankara Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkili kılındığından ve taraflar arasındaki işbu yetki sözleşmesinin tarafların tacir olması sebebi ile ve yetki sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması, uyuşmazlık ile yetkili mahkemenin belirli olması nedenleriyle HMK'nın 17 ve 18. Maddeleri uyarınca geçerli olduğundan mahkemece de aynı gerekçelerle davalının yetki itirazının reddi ile davanın esasına geçilmesinde yasaya aykırı bir durum görülmemiştir.
Yine davalı vekili istinaf dilekçesinde, ıslah dilekçesinin verildiği tarihte zamanaşımı süresinin dolduğu belirtilerek zamanaşımı defiinde bulunduklarını, bu sebeple ıslahla arttırılan kısımlar yönünden eser sözleşmelerinde uygulanması gereken 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiş ise de, davalı vekili tarafından ıslah dilekçesine karşı sunulan cevap dilekçesinde zamanaşımı definde bulunulmadığından süresinde yapılmayan zamanaşımı definin istinaf dilekçesi ile yapılmış olması davalı yararına sonuç doğurmayacağından zamanaşımı definin süresinde olmaması nedeniyle ve mahkemece de resen gözetilemeyeceğinden mahkemece ıslah dilekçesi ile arttırılan talepler yönünden de değerlendirme yapılarak karar verilmiş olmasında da usul ve yasa hükümlerine aykırı bir durum görülmemiştir.
Davalı yanın KDV alacağına hükmedilmemesi gerektiği yönü ile yapılan istinaf değerlendirilmesi sonucunda ise, mahkemece alınan bilirkişi kurulunun raporunda, "dava dosyasına sunulmuş belgeler ve taraf beyanlarından, davalı yanca imalatta kullanılan tüm malzemeler davacı yanca tespit edilen tedarikçilerden temin edilmiş olduğu, söz konusu malzemelerin kısmı davalı yanca anılan tedarikçilerden teslim alındığı veya tedarikçi firmalar tarafından davalı firmalara gönderilmiş olduğu hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı, imalatta kullanılan malzemelerin bir kısmı davacı adına, bir kısmı ise davalı adına faturalandırılmış olmakla birlikte, tüm malzeme bedelleri nedeniyle düzenlenmiş fatura bedellerinin tamamının (KDV dahil) davacı yanca ödendiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğu, ancak davalının ihraç ettiği malzemeler nedeniyle devletten KDV aldığına ilişkin olarak dosyada herhangi bir belge mevcut olmadığı nedeniyle bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılamadığı, davalının, söz konusu malzemeleri ihraç ettiği ve bu nedenle devletten iade KDV alıp almadığı ile ilgili belgelerin davalı şirket nezdinde alacağından davalı ticari defterlerinin incelenmesi sırasında bu hususun tespit edilebileceğin dair değerlendirme yapılmış, bu rapordan sonra mahkemece davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde yeminli mali müşavir tarafından inceleme yapılarak düzenlenen 26/07/2023 tarihli raporda ise dosyaya sunulan vergi dairesi kayıtlarından ve davalı şirketin ticari defter kayıtlarından davalı şirketin, davacının, davalı şirket adına ödediği Katma Değer Vergisi bedellerini malzeme bedelleri ile birlikte davacının cari hesap borcundan mahsup ederek ödediği, malzeme alım bedellerine ait Katma Değer Vergisinin de malzeme bedelleri ile birlikte mahsuben ödenmiş olduğu dikkate alındığında davacının ayrıca davalıdan KDV iadesi talep etme hakkı bulunmadığı yönünde görüş belirtilmesine rağmen mahkemece mali müşavir bilirkişinin bu konudaki tespitine rağmen ve KDV bedellerinin davacının borcundan mahsup edilmesine rağmen mahkemece bu talebin reddi gerekirken aksi yöndeki gerekçesi belirtilmeden ve bu konuda mükerrer tahsile neden olacak şekilde davacının KDV bedeli alacağı talebinin de kabulüne karar verilmiş olması, dosya kapsamı ile bilirkişi raporlarına uygun düşmediğinden davalı vekilinin bu konudaki istinaf gerekçesi dairemizce haklı görülmüş ve davalı yanın sair istinaf sebeplerinde isabet görülmemiş ise de bu sebeple istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi uyarınca esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise kabulüne, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde düzelterek yeniden esas hakkında karar verilebileceğinden mahkeme kararının, HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yukarıda belirtilen gerekçelerle kısmen kabulüne karar verilmesi gerekmiş, her ne kadar mahkemece verilen kararda davacı yararına hükmedilen alacaklara dava ve ıslah tarihlerinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken kabul edilen ve ıslahla arttırılan 335.814,39 USD malzeme bedeli alacağının tamamına dava tarihinden itibaren faize hükmedilmiş ise de, davalı yanın bu konuda bir istinafı bulunmadığından bu husus davacı yararına usuli kazanılmış hak oluşturmuş durumda olup dairemizce de hükmedilen malzeme bedeli alacağına dava tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmesi gerekmiş ve dairemizce yeniden esas hakkında karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince KABULÜ ile, Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/01/2025 tarih ve 2017/796 Esas 2025/52 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Davanın KISMEN KABULÜ ile,
a-) Davacının KDV bedeli alacağı talebi ile gecikme cezası alacağı taleplerinin REDDİNE,
b-) 335.814,39 USD malzeme bedeli alacağının, 23/11/2017 dava tarihinden itibaren devlet bankalarının bir yıllık USD mevduatına uyguladıkları en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10.000,00 TL sarf malzemesi bedeli alacağının 23/11/2017 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine,
c-) Alınması gereken 129.694,18 TL harç bedelinin davacıdan peşin olarak alınan toplam 207.765,63 TL'nin mahsubu ile kalan 78.071,45 TL harç fazlasının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı ... terekesine iadesine,
d-) Davacı terekesi tarafından peşin olarak yatırılan toplam 207.765,63 TL harç bedelinin davalıdan alınarak davacı ... terekesine ödenmesine,
e-) Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1 ve 2 maddeleri uyarınca hesaplanan 695.206,00 TL vekalet ücretinin davacı ... terekesinden alınarak davalıya verilmesine,
f-) Davacı tarafından ilk derece mahkemesi yargılaması sırasında tebligat gideri, müzekkere gideri ve bilirkişi ücreti olarak yapılan toplam 9.313,00 TL yargılama giderinin davanın kabul oranına göre hesaplanan 1.490,08 TL'sinin davalıdan alınarak davacı terekesine verilmesine, kalanının davacı terekesi üzerinde bırakılmasına,
g-) Davalı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
h-) HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde dosyada kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine,
İstinaf incelemesi yönünden;
4-Davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olduğundan, davacı terekesinden alınması gerekli 615,40 TL istinaf maktu karar harcı peşin olarak yatırılmış olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davacı terekesinin yatırmış olduğu 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile davacı terekesi tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davalının istinaf başvurusunun kabul edilmiş olması sebebiyle istinaf karar harcı alınmasına yer olmadığına, davalı tarafından yatırılan 41.970,00 TL istinaf nispi peşin karar harcının talep halinde davalıya iadesine,
7-Davalı tarafından yapılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacı terekesinden alınarak davalıya verilmesine,
8-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
9-Kararın dairemizce taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın 361/1 maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 23/09/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
e- imzalıdır e- imzalıdır e- imzalıdır e- imzalıdır