T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/320 - 2025/425
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
31.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/320 Esas
KARAR NO: 2025/425 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız)
(Kararın Kaldırılarak Gönderilmesi
HMK 353/1-a-6)
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/04/2024
NUMARASI: 2022/220 Esas-2024/322 Karar
DAVANIN KONUSU:Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak
KARAR TARİHİ: 06/05/2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 03/06/2025
Asıl ve birleşen davalar eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece asıl ve birleşen davaların reddine dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İSTEM;
Davacı vekili tarafından verilen 23/09/2009 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacı iş ortaklığı ile davalı arasında "... 3. Bölge 1272 Adet Konut, 1 Adet Ticaret Merkezi, Ada İçi Altyapı Ve Çevre Düzenlemesi İnşaatı İşi" için 14/08/2006 tarihinde sözleşme imzalandığını, sözleşmenin 9. maddesine göre YİGŞ'nin ve diğerlerinin sözleşmenin eki olduğunu, 18/08/2006 tarihinde belge üzerinde yer teslimi yapıldığını ve işin bitim süresinin 510 gün hesabıyla 09/01/2008 olarak tespit edildiğini, davalı idare tarafından Ankara 41. Noterliği’nin 31/10/2007 tarih ve 45116 yevmiye numaralı ihtarname ile iş programının gerisinde kalındığının ihtar olunduğunu, davalı tarafın, sözleşmeyi 20/11/2007 tarihli yazısıyla tek taraflı ve haksız olarak feshettiğini, eser sözleşmelerinde akdin feshinin geriye etkili olacağını ve imalat bedelinin BK m.61 ve müteakip maddeleri gereğince ödenmesi gerektiğini, sözleşmenin 6.1 maddesi ile yüklenici davacı firmaya ödenecek bedelin KDV hariç 66.960.000,00 TL olduğunu, 15.2 maddesinde ise fiyat farkı uygulanacağının düzenlendiğini, bu sebeplerle;
Feshin haksızlığının tespitine,
Bakiye kalan işten dolayı mahrum kalınan kâr nedeniyle şimdilik 10.000,00 TL,
Yükleniciye bedeli ödenmeyeceği belirtilen ancak sözleşme bedeline dâhil olup fesihle birlikte davalıya terk edilen değerler karşılığı için şimdilik 25.000,00 TL,
Pursantaj hak edişlerine girmeyen imalatlar için şimdilik 10.000,00 TL,
Son hak edişin düzenlendiği 22/09/2007 ile 20/11/2007 fesih tarihi arasında iş ortaklığınca gerçekleştirilip fesih nedeniyle hak edişi düzenlenmeyen imalatlar için şimdilik 5.000,00 TL,
Davalının yapılan imalata yönelik ödemelerinde pursantaj sistemi ile gerçekleşen imalat arasında kaynaklanan farktan dolayı şimdilik 250.000,00 TL
Olmak üzere 300.000,00 TL’nin sözleşmenin fesih tarihinden itibaren işleyecek en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/118 E., 2011/56 K. sayılı dava dosyasında:
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; İdare tarafından ihalesi yapılan "... 3. bölge 1272 Adet Konut, 1 Adet Ticaret Merkezi, Ada İçi Altyapı Ve Çevre Düzenlemesi İnşaatı İşi"nin davalı iş ortaklığının uhdesinde kaldığını, yüklenici firmanın taahhütlerini yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmenin 26.27 maddeleri ile YİGŞ’nin 48 ve 4735 sayılı Yasa’nın 48. maddesi gereğince 21/11/2007 tarihli Başkanlık Oluru ile işin feshedildiğini ve ikmal ihalesinin 06/02/2008 tarihinde 63.000.000,00 TL bedel üzerinden yapıldığını ve “... İnş. Turizm ve Tic. Ltd. Şti” ile 29/02/2008 tarihli sözleşme imzalandığını, iş ortaklığına %19,9050 inşaat seviyesi için 13.328.418,80 TL ödendiğini, kalan iş için de “... İnş. Turizm ve Tic. Ltd. Şti”ne 63.000.000,00 TL bedel ödenerek toplamda 76.328.418,80 TL ödendiğini; işin yaklaşık maliyetinin ise 70.241.240,47 TL olduğunu, aradaki fark olan 6.087.178,33 TL fark tutarında zarar oluştuğunu; Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun 22/sondaki uyarınca "sözleşmenin feshi nedeniyle idarenin uğradığı zarar ve ziyan yükleniciye tazmin ettirilir" hükmü ve BK m.108 gereğince menfi zararın tazmininin istendiğini; bu sebeple 6.087.178,33 TL zararın en yüksek ticarî reeskont faizi ile birlikte davalılardan tazmine karar verilmesini talep etmiştir.
YANIT:
Davalı vekili tarafından verilen 16/11/2009 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; Sözleşmenin haksız feshedilmediğini, 18/06/2006 tarihinde yer tesliminin yapıldığını, iş bitiminin 09/01/2008 olarak belirlendiğini ve buna karşın yapılan işin programın gerisinde kaldığını; 24/10/2007 tarihinde iş programına göre gerçekleşmesi gereken imalat yüzdesinin %82 mertebesinde olması gerekirken fiili oranın %19,9050 oranında olduğunu, sözleşmenin 26. maddesine göre yükleniciye ihtarname yollandığını; 20/11/2007 tarihinde şantiyede yeterli bir çalışma olmadığının tutanak ile tespit edildiğini; incelemeler neticesinde iş programının ciddi aksatıldığını, yüklenicinin mali acz içinde olduğunu, inşaat seviyesinin %91,59 olması gerekirken %19,90 olduğunu, işin süresinin 09/01/2008 tarihinde sona ereceğini ve yüklenicinin üstyapı imalatına mani herhangi bir süre hakkının bulunmadığını, işin süresinde bitirilemeyeceği anlaşıldığından sözleşmenin 26.maddesi ve 4735 sayılı Kanunun’un 20/a maddesi gereğince sözleşmenin feshedildiğini, haksız fesih bulunmadığını ve davacının uğradığı zararın olmadığını; davacının, ödenmeyeceğini bildiği ve sözleşme hükümlerine karşı istemde bulunmasının yersiz olduğunu, sözleşmenin 48. maddesine göre durum tespit tutanağı düzenlendiğini, bu tespite itiraz edilemeyeceğini ve bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen dava dosyasında:
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde kısaca; Asıl davadaki iddialarını tekrarlayarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/04/2024 tarihli 2022/220 Esas 2024/322 Karar sayılı kararında özetle; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 08/03/2022 tarih, 2022/1 Esas - 2022/211 Karar sayılı kaldırma kararı sonrasında, yeniden taraf teşkili yapılmış,
... Başkanlığı'na müzekkere yazılarak dava konusu sözleşme ile ilgili tüm ihale dokümanları ile belgelerin bir örneğinin istinaf kararına istinaden daha önce gönderilenler haricinde var ise gönderilmesi istenilmiş, müzekkereye cevap verildikten sonra mahkememizce oluşturulan bilirkişi kurulu refakate alınmak sureti ile 26/05/2023 tarihinde mahallinde keşif yapılmış,
Keşif sonrası bilirkişi kurulunca düzenlenen 19/08/2023 tarihli ön raporda keşif mahallindeki tespitlere kısmen yer verilip sağlıklı rapor tanzim edilebilmesi için,
Asıl davada davacı iş ortaklığı ile davalı ... arasında düzenlenmiş imzalanmış 8 adet hakedişe ve yüklenici iş ortaklığı tarafından imzalanmayan fesih hakedişine ait yeşil defterlerin, icmallerin (yapılan işler listesi, pursantaj icmali, yapılan işler grup icmali, hakediş icmali, fesih sonrası işin keşfi)
14.08.2006 tarihinde asıl davada davacı iş ortaklığı ile davalı ... arasında sözleşmesi imzalanan ... 3. bölge 1272 adet konut, 1 adet ticaret merkezi, ada içi altyapı ve çevre düzenlemesi inşaatı işine ait ilk ihale dosyası (ihale komisyon kararı, ihale onay belgesi, yaklaşık maliyet icmal tablosu), sözleşme dosyası, mahal listeleri, özel idari teknik şartnamenin,
Rapor tanzimi için dosyaya kazandırılması gerektiği ifade edilmiş, mahkememizce ön rapordaki belgeler dosyaya kazandırıldıktan sonra bilirkişi kurulundan 02/01/2024 tarihli rapor aldırılmıştır.
Asıl dava ile ilgili yapılan yargılamada,
Bilirkişi raporunda asıl davaya yönelik teknik ve nitelikli hesap bilirkişilerince yapılan değerlendirmede,
Davacı yüklenicinin sözleşme kapsamında gerçekleştirdiği imalatlara ait bedellerin 8 nolu hakedişte ödenmiş olduğu, sözleşme sonrası düzenlenen durum tespit tutanağı ve tasfiye hesabının sözleşme ve Y.İ.G.Ş. hükümlerine uygun olduğu gibi yükleniciyi de bağlayacağı, davacı yüklenicinin hakedişlere girmediğini öne sürdüğü, bir imalat yer almadığı, bu konudaki talebin delillere dayalı olmadığı gibi soyut bulunduğu,
8 nolu ara hakedişler ile sözleşme feshi arasındaki sürede davacı yüklenicinin yaptığı bir imalata ilişkin delil tespiti bulgu ve belgenin mevcut olmadığı, davacının bu konudaki talebinin sözleşmeye ve öncelikle sözleşme eki Y.İ.G.Ş. hükümlerine uygun düşmediği,
Sözleşmenin feshi sonrası imalata girmemiş ve sahada kalan bir malzemeye ilişkin herhangi bir bulgu ve delil bulunmadığı tespiti yapılmıştır.
Gerekçeli ve denetime elverişli olmakla, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere, davacının sözleşme kapsamında bakiye imalat bedeli alacağı olmadığı, işin yapılacağı inancıyla iş mahalline getirilip henüz kullanılmadan işin idarece feshi sebebiyle iş mahallinde bırakılmak zorunda kalınan malzeme olmadığı, fazla imalat yapılmadığı,
Kaldırma kararı sonrası temin olunan belgeler, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı ile anlaşılmakla ve mahkememizce de bu yönde kanaat edinilmekle, bu istek kalemlerini de kapsayacak şekilde esas davanın bütünüyle reddi cihetine gidilmiştir.
Birleşen dava ile ilgili yapılan yargılamada,
Bilirkişi kurulu raporu ve dosya kapsamıyla da belirlendiği üzere,
Davacının yukarıda açıklanan nedenlerle menfi zararını tespit etme hakkı bulunmakla birlikte, kaldırma ilam içeriğine göre, şayet sözleşmesi feshedilen yüklenici dışında iş sahibinin ihaleyi verebileceği ikinci en iyi teklif olması halinde "fırsat kaçırdığının kabulü ile, kaçırılan fırsat ile kalan aynı işlerin makul sürede yapılması halinde oluşacak maliyet arasındaki farkı talep edebileceği,
Davalı yüklenici ortaklığın katıldığı 30/06/2006 tarihindeki ilk ihalede sadece kendisinin teklif verdiği ve ikinci bir teklif bulunmadığı, buna bağlı olarak da davacının kaçırdığı fırsat" bulunmadığından kaçırılan fırsat hukuki nedenine dayalı olarak menfi zarar istemi haklı değildir.
Birleşen davada, menfi zarar hesabının yapılmasına ilişkin olarak, menfi zarar hesabı yapılırken, yüklenicinin teklifine en yakın teklifin olmaması halinde "olması gereken teklif fiyatının hesaplatılması" gerektiği ilkesinin esas alınarak menfi zarar hesabının yapılması yoluna ise,
Bilirkişi raporunda gerekçeli ve denetime elverişli, yine dosya kapsamına uygun olarak da belirlendiği üzere, ihale tarihi üzerinden uzun zaman geçmiş olması, olması gereken teklif fiyatının hesaplanması için dosya kapsamında yeterli veri ve bilginin (gerek kaldırma sonrası ilk duruşmada gerekse ön raporda belirtilen tüm belgeler, yazılan müzekkerelerle temin edilmiş, temin edilebilecek başkaca belge kalmamış ve hesaplama için teknik bilirkişilerce bu belgeler de yeterli görülmemiş olmakla) bulunmadığı, bu nedenle bu ilke kapsamında da menfi zarar hesabı yapılamayacağı anlaşılmış ve mahkememizce de bu yönde kanaat edinilmiş olmakla,
Birleşen davanın da reddi cihetine gidilerek asıl ve birleşen davaların reddine dair karar verildiği görülmüştür.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı/ birleşen davada davalı vekili tarafından verilen 24/02/2025 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle;İlk derece mahkemesince asıl davada reddine karar verilen davaya konu talepleri ile ilgili tespit ve değerlendirmelerinin eksik ve hatalı incelemeye dayalı aynı zamanda usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik ve denetime elverişli olmayan yetersiz bilirkişi raporunun hükme dayanak alınmasının hatalı olduğuyla ilgili itirazlarının karşılanmadığını, mahkemece yeniden yapılan yargılamada, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 2022/1 E.-2022/211 K. sayılı kaldırma kararı uyarınca bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de düzenlenen raporda dosya kapsamında bugüne kadar yapılan inceleme ve düzenlenen raporlardan farklı ve eksikliklerin giderilmesini sağlayan nitelikte bir incelemenin yapılmamış olduğunun anlaşıldığını, bilirkişi raporunun önceki inceleme ve tespitlere ilişkin eksik ve hataları gidermeksizin benzer içerikte düzenlenmiş olduğundan önceki tüm itirazlarının 02.01.2024 tarihli rapor yönünden de tekrarlandığının belirtildiğini, yapılan inceleme ve varılan sonuçlar açısından düzenlenen raporun yeni ( eksikliklerin ve hataların giderildiği) bir bilgi/tespit içermediği yönünde itiraz edildiğini, davaya konu talepler ve dayanak belgelerin incelenmesi ve değerlendirilmesinde hatalı davranıldığını, feshe ilişkin ihtarın keşide edildiği tarihte davacı iş ortaklığının gerçekleştirdiği imalatın feshin hak edişinde belirtilen oranın çok üzerinde olduğunun mahkemece yaptırılacak keşif ve bilirkişi incelemesi ile ortaya konulacağının dava açılışında da belirtildiğini, davaya konu alacak taleplerine yönelik davanın en başından itibaren tüm ayrıntıları ile ortaya konulduğunu ve dava dilekçesi ekine alınarak delillerinin içerisinde sunulan bir çok belgenin hala incelenmemiş olduğunu, ısrarla iddiaların soyut olduğu belirlenerek var olan ve sunulan belgeler dikkate alınmaksızın rapor düzenlendiğinin belirtildiğini, bu hali ile rapordaki inceleme ve tespitlerin yetersiz ve eksik olduğundan hükme dayanak alınmasının ve yeterli görülmesinin kabul edilemeyeceğini, rapora itirazlarında da yer verildiği üzere dava dilekçesi ekinde sunulduğu belirtilen ve delil listesi içeriğinde de bildirilen (4 numaralı) Ek 7. sırasında 7 adet klasör sunulduğunun anlaşıldığını, dosya kapsamındaki sunulmuş tüm belgelerin ve eklerinin tamamının bu güne kadar bilirkişi kurullarınca incelenip incelenemediğinin de anlaşılamadığını, yargılama sırasında sözleşme konusu işle ilgili belgelerin proje denetim firmasının ( müşavir ) ... A.Ş.'den istenmesi yönünde beyanda bulunulmuş ise de bu talepleri ile ilgili de herhangi bir işlem ve karar bulunmadığını, incelenen belgelerin açıkça ortaya konulmadığından yorum yolu ile yapılan aleyhe değerlendirmelerin kabul edilemeyeceğini, dosya kapsamında yer verildiği ve istinaf kararında da; "yine fesih tarihi itibariyle yüklenici tarafından temin edilip kullanılmayan ve iş sahibince bedeli ödenmeyen şantiye sahasında bulunan malzeme ile işin icrası için kullanılan başkaca malzemeler var ise bu malzeme bedellerine yönelik yüklenici ortaklığın alacak talebinin değerlendirilmesi gerekir (Yargıtay Kapatılan 15.H.D.'nin2016/1798 Esas-2016/4741 Karar sayılı ilâmı)" şeklinde belirlendiğini, davalının sözleşmeyi feshettiği tarihte inşaat mahallinde 1000 ton demir, buna muadil inşaat malzemeleri, yeterli beton bağlantıları, iş ortaklığı bünyesindeki 250-300 civarındaki işçi ile 100-150 civarındaki taşeronlara ait olmak üzere 450 civarında işçi, 6 adet tünel kalıp sistemi ve konvansiyonel kalıp sistemleri imalatı mevcut olduğunu, delil listelerinin 6 ve 7 ve 12 nolu maddesinde belgelerin sunulduğunu bu delillerin incelenip incelenmediğinin belirsiz olduğunu, asıl davada reddine karar verilen alacak ve taleplerine ilişkin açıklamalarının mahkemenin feshin haklı olduğu yönündeki kararının hatalı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı idarece haksız olarak feshedildiğini, taraflar arasında "... 3.bölge 1272 Adet Konut, 1 Adet Ticaret Merkezi, Ada İçi Altyapı Ve Çevre Düzenlemesi İnşaatı İşi" için 14.08.2006 tarihinde sözleşme imzalanmış olup davalı tarafça belge üzerinde yer tesliminin 18.08.2006 tarihinde yapılarak işin süresinin 510 gün olarak belirlendiğini, devamında davacı yanın işin yerine getirilmesi için tüm projeleri hazırlatarak onaya sunduğunu, sözleşme ile yüklenilen ve götürü bedele dahil olan diğer işleri tamamladığını ve bir yandan da inşaat malzemelerini, taşeron bağlantılarını ve iş programını hazır hale getirerek işin başında ve devamında oluşan gecikmelere rağmen sözleşme ile üstlenilen işi yetiştirmek amacı ile çalışmalarına devam etmekte iken davalı idare tarafından Ankara 41. Noterliği'nin 31.10.2007 tarih 45116 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile "...sözleşmenin 26. ve 27. maddeleri uyarınca 20 gün içinde işin bitirilebilmesini teminen gerekli tedbirlerin alınması, şantiyenin tam çalışır hale getirilmesi şantiye çalışmalarına hız verilerek işin bitirilmesi.. ihtar olunmuştur " şeklinde ihtarname gönderildiğini, davacı iş ortaklığı tarafından gönderilen 20.11.2007 tarih 179/07 sayılı cevabi yazısı ile şantiye alanında mevcut faaliyetlerin devam ettiğini, iş programında meydana gelen gecikmenin yapılacak çalışmalar neticesinde çözüleceğini, hali hazırda 250 kişilik işçi ekibinin olduğunu, çalışmaların tüm hızıyla devam ettiğinin belirtildiğini, davalının sözleşmeyi fesih ettiği tarihte inşaat mahallinde yaklaşık 1000 ton demir, buna muadil inşaat malzemeleri, işin en hızlı şekilde yapılmasına yeterli beton bağlantıları, iş ortaklığı kapsamında yaklaşık 250-300 işçi ile taşeronlara ait toplam 450 civarında işçi ile 6 adet tünel kalıp sistemi ve konvansiyonel kalıp sistemleri imalatı mevcut iken davalı idarece sözleşmenin 26. Maddesinde "..yüklenicinin taahhüdünü ihale dökümanı ve sözleşme hükümlerine uygun olarak yerine getirmemesi... veya işin süresinde bitirilmemesi hallerinde ihale dökümanında belirlenen oranda gecikme cezası uygulanmak üzere idarenin en az 20 gün süreli ve nedenleri açıkça belirtilen ihtarına rağmen aynı halin devam etmesi durumunda ayrıca protesto çekmeye gerek kalmaksızın kesin teminat ve varsa ek teminatlar gelir kaydedilir ve sözleşme fesih edilerek hesabı genel hükümlere göre tasfiye edilir..." hükmü bulunduğunu, davacı iş ortaklığı ile birlikte ve hatta daha öncesinde başlanmış diğer etapların inşaat aşamalarının da olması gerekenin çok altında bulunmasına rağmen davacı iş ortaklığının sözleşmesinin hukuka aykırı olarak 20.11.2007 tarihli yazı ile sözleşmenin tek taraflı feshedilmiş olduğunu ve sözleşme teminatının davalı idarece irad kaydedildiğinin bildirildiğini, sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığıyla ilgili aleyhe yapılan tespitlerin haksız olup hatalı değerlendirildiğini, sözleşmenin davalı idarece feshinin haklı bulunduğu değerlendirmesinin davacı yüklenici müflis şirketin haklı taleplerinin karşılıksız kalmasına neden olduğundan hükmü de bu yönü ile hatalı kıldığını, daire kaldırma kararında; mahkemece eksik incelemeye ve araştırmaya dayalı olarak davanın ve birleşen davanın reddine karar verilmiş olduğundan taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi uyarınca ayrı ayrı esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiğini, bu kaldırma kararının sonrasında mahkemece, kaldırma kararında bildirilen eksikliklerin giderildiği belirlenerek yargılamaya devam edildiği ve sonrasında düzenlenen rapor yeterli ve denetime elverişli görülerek karar verildiği belirtilmiş ise de dosya kapsamındaki itiraz/ beyanları ile dosyada yer alan tüm belge/dosyaların incelenip incelenemediğinin düzenlenen rapor ve karar kapsamından anlaşılamadığını, ayrıca geçici kabul eksiklikleri için hakedişlerde kesilen %5 kesintinin iadesi talebi ile ilgili olarak ise yerleşik Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay Hukuk Dairelerince cezai şartın tacir olan yüklenicinin iktisaden mahvına neden olacak miktarda olması halinde ahlak ve adaba aykırı görülerek fahiş ceza koşulunun kaldırılması veya indirilmesi gerektiğinin kabul edildiğini, yerel mahkeme tarafından kaldırma kararı sonrasında da yargılamanın eksik ve hatalı yürütüldüğünü, yetersiz ve denetime elverişli olmayan bilirkişi tespitlerinin hüküm vermeye yeterli görülerek itirazları dikkate alınmaksızın ve karşılanmaksızın karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğundan davaya konu taleplerinin yeniden değerlendirilmesini isteme zorunluluğu doğduğunu, birleşen davaya ilişkin red kararının usul ve yasaya uygun olup davacı idarenin istinaf isteminin reddine karar verilmesini, bu sebeplerle istinaf başvurularının kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak asıl davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı/ birleşen davada davacı vekili tarafından verilen 12/02/2025 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle;Mahkemece dosyaya kazandırılan bilirkişi raporları esas alınarak feshin haklı olduğunu tevsik eder karar verilirken taraflarınca açılan davada itirazlarına rağmen alacaklarının olmadığı yönlü yanlış hesaplamaya matuf bilirkişi raporunun esas aldığını, 31. Hukuk Dairesince de tespit edileceği üzere bilirkişilerce yanlış tespit ve hesaplama yapıldığının açık ve aşikar olduğunu, raporu esas alan kararın da kaldırılması gerektiğini, bilirkişinin en büyük yanlışının 2006 yılı rayici ile 2008 rayicini eş sayıp iki yıl ara ile yapılan işin rayicinin aynı olacağı şeklinde bir gaflete düşmesi ve buna bağlı olarak hesaplama yapması ve ikmal ihalesinin sözleşme tutarının 55.250.000,00 TL olarak belirlemesi ve buna bağlı hesaplamalarını devam ettirmesi olduğunu, dosya içinde yer alan tüm belgelerden de anlaşılacağı üzere ödenen bedellerin de ikmal ihale bedelinin de açık ve net olduğunu, ikmal ihalesinin 63.000.000,00 TL üzerinden yapıldığını, dolayısıyla davacıya ödenen bedellerin 13.328.418,80 TL + 63.000.000,00 TL = 76.328.418,80 TL'ye mal olduğunu, Yargıtay kararlarına göre ilk ihalede en iyi teklifi veren ikinci firma yok ise yaklaşık maliyetin hesaplamada nazara alınacağını açıkca belirtmekle işin yaklaşık maliyetinin dava dilekçelerinde de belirtildiği üzere 70.241.240,70 TL olduğunu, bu durumda idarelerinin fazladan ödediği meblağ dolayısıyla zararının 6.087.178,33 TL olduğunun açık olduğunu, yargılama sırasında davaya konu alacakları için her iki iflas masasına da alacak kaydı için başvuru yapıldığını, dolayısıyla istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak asıl davanın reddine birleşen davalarının ise kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355.maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;
Asıl dava, davacı yüklenici ortaklık tarafından taraflar arasındaki "... 3.Bölge 1272 Adet Konut, 1 Adet Ticaret Merkezi, Ada İçi Altyapı ve Çevre Düzenlemesi İnşaatı İşi"ni konu alan 14/08/2006 tarihli, 66.960.000,00 TL+KDV bedelli anahtar teslim götürü bedelli olarak düzenlenen eser sözleşmesinin iş sahibi idarece tek yanlı ve haksız olarak fesih iddiasıyla talep edilen feshin haksız olduğunun tespiti ile mahrum kalınan kâr, sözleşme bedeline dahil olup fesihle birlikte davalıya teslim edilen değerler karşılığı alacak, hak edişlere girmeyen imalat bedeli alacağı, son hak ediş ile fesih tarihi arasında yapılıp hak edişe bağlanmayan imalat bedeli alacakları ile davalı iş sahibi idarenin pursantaj sistemine göre ödeme yapmış olması sebebiyle meydana getirilen imalat ile idarece yapılan ödemeler arasındaki imalat bedeli alacaklarına karşılık şimdilik 300.000,00 TL alacağın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla fesih tarihinden itibaren işleyecek en yüksek reeskont faiziyle birlikte davalı idareden tahsili, birleşen dava ise yüklenici ortaklığın temerrüdü nedeniyle sözleşmenin iş sahibi idare tarafından haklı nedenle feshedildiği iddiasıyla talep edilen iki ihale bedeli arasındaki farktan kaynaklanan menfi zararın yüklenici ortaklıktan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, asıl ve birleşen davaların reddine yönelik olarak verilen 25/06/2019 tarihli 2019/568 Esas 2019/586 Karar sayılı ilk karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine dairemizin 08/03/2022 tarihli 2022/1 Esas 2022/211 Karar sayılı kararı ile;
Asıl dava yönünden yapılan istinaf değerlendirmesi sonucunda; davacı ortaklığın yüklenici, davalı ...'nin ise iş sahibi olduğu, toplanan delillerden ve dosya kapsamından davacı yüklenicinin yüklendiği edimini sözleşme şartlarına uygun olarak yerine getirmediği, sonuçta sözleşmenin davalı iş sahibi tarafından haklı nedenle feshedildiği anlaşıldığından buna dair mahkeme kabulünün doğru olduğu, bu nedenle davalının, teminat mektuplarını irat kaydetmesinin ve hakediş bedellerinden yapmış olduğu %5 oranındaki teminat kesintilerinin yerinde olduğu, yine götürü bedelli sözleşmelerde demontaj - montaj bedelinin sözleşme bedeline dahil olduğu, ancak sözleşme haklı olarak feshedilse dahi yüklenicinin sözleşme kapsamında yapılan bu bedeli ödenmeyen iş bedeli ile varsa iş sahibinin yararına olan sözleşme dışı imalat bedelini talep edebileceği, yine fesih tarihi itibari ile yüklenici tarafından temin edilip kullanılmayan ve iş sahibince bedeli ödenmeyen şantiye sahasında bulunan malzeme ile işin icrası için kullanılan başkaca malzemeler var ise bu malzeme bedellerine yönelik yüklenici ortaklığın alacak talebinin de değerlendirilmesi gerektiği, götürü bedelli sözleşmelerde davacı yüklenicinin talep edebileceği iş bedeli alacağının hesaplanmasında fiziki oran yönteminin kullanılması gerektiği, bu sebeplerle mahkemece yapılması gereken işin, iş sahibi idare nezdindeki tüm ihale dokümanları ile belgelerin dosyaya getirtilmesinden sonra gerektiğinde yeni bir bilirkişi kurul marifetiyle mahallinde keşif de icra edilmek suretiyle davacı yüklenici ortaklık tarafından yapılan imalatın eksik ve kusurlar da dikkate alınarak mevcut hali ile tüm işe oranının bulunarak ve bu oranın iş bedeline oranlanması ile davacı yüklenicinin hakettiği iş bedeli miktarının belirlenip bu miktardan iş sahibi idare tarafından kanıtlanan ödemelerin düşürülerek davacı yüklenicilerin bakiye imalat bedeli alacağı olup olmadığının tespiti, yine davacı ortaklığın, işin yapılacağı inancı ile iş mahalline getirip henüz kullanılmadan işin idarece feshi sebebi ile iş mahallinde bırakmak zorunda olduğu malzemelerin olup olmadığı belirlenerek yüklenici ortaklığın davalı idareye terk ettiği beyan edilen malzeme bedellerine yönelik alacak istemi hakkında karar verilmesi gerektiği,
Birleşen dava yönünden ise; yapılan feshin haklı olduğu anlaşıldığından, davacı iş sahibinin birleşen davada, 6098 sayılı TBK'nın 125. Maddesi uyarınca olumsuz zararlarını talep edebileceği, bu kapsamda davacı idarenin, menfi zarar kapsamında kalan, iki ihale bedeli arasındaki farktan kaynaklanan zararlarını davalı yüklenici ortaklıktan talep edebileceği belirtilerek buna ilişkin hesaplanma yöntemi belirtilmek suretiyle mahkemece bilirkişi kurulundan Yargıtay Özel Dairesinin bu konudaki yerleşik içtihatlarına göre menfi zarar hesabı konusunda rapor aldırılmasından sonra davacı idarenin menfi zarar alacağı talebinin değerlendirilerek karar verilmesi gerektiğinden taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dairemiz kararına uygun şekilde yeniden inceleme ve araştırma yapılarak esasa ilişkin yeni bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince dairemiz kaldırma kararından sonra, mahallinde keşif yapılarak oluşturulan uzman bilirkişi kurulundan dosyaya getirtilen ihale dosyası ve ekleri de incelenmek suretiyle rapor aldırılmak suretiyle ve bu rapordaki belirlemeler yeterli görülerek asıl dosyada, davalı idare tarafından yapılan feshin haklı olduğu, bu sebeple davacı yüklenici ortaklığın kar mahrumiyeti talebinde bulunamayacağı, davacı yüklenici ortaklığın sözleşme kapsamında gerçekleştirmiş olduğu imalatlar nedeniyle tüm hakediş bedellerinin 8 nolu hakediş ile ödenmiş olduğu, bu hakediş sonrası düzenlenen durum tespit tutanağı ve tasfiye hesabının sözleşme ve YİGŞ hükümlerine uygun olduğu, davacı yüklenici ortaklığın hakedişlere girmeyen bir imalat yaptığını ispat edemediği, yine 8 nolu son hakediş ile sözleşmenin feshi arasında geçen sürede davacı yüklenicinin yaptığı bir imalatın bulunduğunun tespit edilemediği ve davacının bu konudaki talebinin soyut nitelikte kaldığı gibi sahada kalan malzemeye ilişkin iddiaların da ispatlanamadığının kabulü ile asıl davada talep edilen tüm alacaklar yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasında dairemizce usul ve yasa hükümlerine ve dosya kapsamına aykırı bir durum görülmemiştir.
Ancak birleşen dava yönünden davacı idarenin fesihte haklı olduğundan menfi zararını talep etmekte haklı olduğu kabul edilmekle birlikte, davacı idarenin, sözleşmesi feshedilen davacı yüklenici ortaklık dışında feshedilen sözleşmeye ait ihaleye başka yüklenicilerin de katılımı halinde davacı yüklenici ortaklık dışında ikinci en iyi teklifi veren firmaya işin verilmesi halinde kalan işlerin tamamlanma bedeli ile, davacı yüklenici ortaklığın feshedilen sözleşmesi nedeniyle kalan işlerin makul sürede yeniden ihaleye çıkılarak yeniden yaptırılması halinde ödeyeceği bedel arasındaki maliyet farkını talep edebileceği, oysa ki somut olayda yüklenici ortaklığın katıldığı ihalede bu ihaleye davalı ortaklık dışında başkaca bir teklifin sunulmadığı, bu sebeple davacının kaçırdığı fırsatın da bulunmadığı anlaşıldığından davacı idarenin menfi zarar isteminin haklı olmadığı kabul edilerek birleşen davanın da reddine karar verilmiş ise de bu kabul, yerleşik Yargıtay içtihatlarına ve dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Zira, Yargıtay Kapatılan 15. Hukuk Dairesi'nin 2000/295 Esas 2000/1832 Karar sayılı kararı ile, 2017/1402 Esas 2017/3411 Karar sayılı ilamlarında da vurgulandığı üzere; öncelikle menfi zarar hesabı yapılırken izlenecek yöntemin dairemizin önceki kaldırma kararında gerekçeleri ile belirtilen şekilde olduğu belirtildikten sonra ilk ihalede başka teklif veren yok ise ilk ihalede oluşması gereken rayiç bedel ile fesihten sonra normal sürede yapılacak olan ikinci ihale bedeli arasındaki farkın menfi zarar olarak tespiti gerekmektedir. Bu sebeple mahkemece, bilirkişi kurulunun raporunda yer verilen, ilk ihalede yüklenici ortaklık dışında başka teklif veren olmadığından ve yine aradan geçen zaman nedeniyle rayiç bedel tespitinin mümkün olmadığına dair değerlendirmeleri içeren raporu esas alınmak suretiyle birleşen davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmadığından davalı- birleşen dosyada davacı vekilinin birleşen dosya yönünden yapmış olduğu istinaf başvurusu dairemizce haklı görülmüş ve bu sebeple kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı- birleşen dosyada davalı vekilinin asıl dosya yönünden yapmış olduğu istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, davalı - birleşen dosyada davacı vekilinin birleşen dosya yönünden yapmış olduğu istinaf başvurusunun ise, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının birleşen dosyada eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak karar verilmiş olması sebebi ile 2. KEZ KALDIRILMASINA, bu sebeple dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde birleşen dava yönünden menfi zarar hesabı konusunda yukarıda belirtilen Yargıtay İçtihatlarındaki zarar belirleme yöntemine göre bilirkişi kurulundan hüküm vermeye yeterli olacak şekilde rapor alınarak esastan sonuçlandırılması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı - birleşen dosyada davalı vekilinin, asıl dosya yönünden yapmış olduğu istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı - birleşen dosyada davacı vekilinin birleşen dosya yönünden yapmış olduğu istinaf başvurusunun, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin KABULÜ İLE,
3-Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/04/2024 tarihli ve 2022/220 Esas 2024/322 Karar sayılı kararının, 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince İKİNCİ KEZ KALDIRILMASINA,
4-Dosyanın, birleşen dosya yönünden dairemiz kararına uygun şekilde yeniden inceleme ve araştırma yapılarak esas yönünden sonuçlandırılması için ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
5-Davacı - asıl dosyada davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olduğundan, davacıdan alınması gerekli 615,40 TL istinaf maktu karar harcı davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, ve davacı - birleşen dosyada davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderleri ile yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı- birleşen dosyada davacının istinaf başvurusu yönünden kararın mahiyeti gereği istinaf karar harcı alınmasına yer olmadığına ve bu davacı tarafça yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talep halinde davalı- birleşen dosyada davacıya iadesine,
7-Davacı - birleşen dosyada davalı tarafından yapılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
8-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince varsa taraflarca yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre aynı maddenin 5. fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa İADESİNE,
9-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 06/05/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip