T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
31.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/259 Esas
KARAR NO: 2025/264
(İnceleme aşamasında / Duruşmasız)
(Başvurunun esastan reddi /HMK m.353/1-b-1)
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 07/01/2025
NUMARASI: 2024/838 Esas- Derdest
TALEBİN KONUSU: İhtiyati Haciz
KARAR TARİHİ: 18/03/2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 08/04/2025
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan davada mahkemece davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından yapılan itiraz üzerine itirazın kısmen kabulüne karar verildiği, bu karara karşı davalı vekilinin süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İSTEM;
İhtiyati haciz talep eden davacı vekili tarafından verilen 12/12/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; Milletlerarası Ticaret Odası Tahkim kuralları uyarınca tanzim edilen 27123/OSI/KFH (EPP) numaralı ve 12/06/2023 tarihli hakem kararının tenfizine karar verilmesini ve dava sonuçlanıncaya kadar tenfize konu hakem kararında müvekkili lehine hükmedilen 1.838.631,62 USD (1.398.373,66 USD ana para alacağı ve 440.257,96 USD faiz alacağı) muaccel alacağın teminat altına alınması amacıyla davalının taşınır, taşınmaz malları ve 3. kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece 12/12/2024 tarihli ara karar ile; davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin kabulü ile 1.838.631,62 USD tutarındaki alacak için Merkez Bankası Efektif Satış Kuru karşılığı olarak hesaplanan 64.205.016,17 TL'lik alacak yönünden talep ilama dayalı olduğundan İİK'nın 259/2. Maddesi uyarınca teminatsız olarak davalının menkul ve gayrimenkul malları ile 3. Şahıslardaki hak ve alacakları üzerine İİK'nın 257/1 ve devamı maddeleri uyarınca ihtiyati haciz konulmasına karar verilmiştir.
YANIT:
İhtiyati haciz kararına itiraz eden / davalı vekili tarafından verilen 24/12/2024 tarihli itiraz dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davacıya vadesi gelmiş yahut muaccel bir borcunun bulunmadığını, huzurdaki davaya konu hakem heyetinin tenfizi talep edildiğinden yapılacak inceleme sonucunda tenfiz talebinin reddine karar verilmesi ihtimalinin de bulunduğunu belirterek 13/12/2024 tarihli ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına, bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde müvekkili şirketin uğrayabileceği zararlara karşılık uygun bir teminat alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İhtiyati haciz talep eden / davacı vekili tarafından verilen 24/12/2024 tarihli itiraza cevap dilekçesinde özetle; Davalının hacze kabil bir malvarlığının olmadığını, hesaplarının da tamamında başkaca hacizler olduğunun anlaşıldığını, davalının müvekkilinin muaccel alacağının tahsil etmesinin önüne geçmek için mal kaçırdığının aşikar olduğunu, hakem kararının rehinle temin edilmemiş muaccel bir para borcunu teşkil ettiğinden ihtiyati haciz koşullarının oluştuğunu, ihtiyati haciz kararının teminat aranmaksızın tesis edilmesinin yerinde bir karar olduğunu belirterek itirazın reddine, teminat aranmamasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/01/2025 tarihli 2024/838 Esas Sayılı derdest dosyasından erilen ara kararında özetle; Tüm dosyanın incelenmesi sonucunda, davaya konu yabancı hakem heyeti kararının hükme bağlanmış belirli ve muaccel bir alacak olduğu, yaklaşık ispat ve İİK'nın 257 vd maddelerinde gösterilen ihtiyati haciz koşulları oluştuğundan ihtiyati haciz kararına itirazın reddinin gerektiği, yine davaya konu hakem kararının ilam niteliğinde belgelerden olmadığından ve henüz tanıma ve tenfiz kararı verilmediğinden hakem kararının ilam niteliğinde sayılamayacağı, davacı alacaklının hacizde haksız çıkması halinde davalı borçlunun ve üçüncü şahısların bu yüzden uğrayacakları zararların temini bakımından İİK'nın 259. maddesi uyarınca teminat alınması gerektiği kanaatine varılmakla, davalı vekilinin ihtiyati haciz kararına yaptığı itirazın kısmen kabulü ile İİK'nin 259. Maddesi uyarınca 64.205.016,17 TL alacağın takdiren %15'ine tekabül eden 9.630.752,43 TL tutarında nakdi veya kesin süresiz teminat mektubu olarak teminat alınmak suretiyle ihtiyati haciz kararının devamına ve teminatın yatırılması için davacıya 1 hafta süre tanınmasına dair karar verildiği görülmüştür.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili tarafından verilen 30/01/2025 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından davaya konu yabancı hakem heyeti kararının hükme bağlanmış belirli ve muaccel bir alacak olduğunu, yaklaşık ispat ve İİK’nın 257 vd maddelerinde gösterilen ihtiyati haciz koşullarının oluştuğu kanaatine varılmışsa da huzurdaki davada, vadesi gelmiş yahut muaccel bir alacağın söz konusu olmadığını, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için; vadesi gelmiş bir borcun söz konusu olması gerektiğini ve bu borcun rehinle temin edilmemiş olması gerektiğini, huzurdaki davada vadesi gelmiş yahut muaccel bir borcun söz konusu olmadığını, davanın konusunun, uluslararası hakem kararının tenfizi olduğunu ve yapılacak yargılama kapsamında, tenfizi istenen karar açısından tenfiz koşullarının oluşup oluşmadığının, yerel mahkeme tarafından yapılacak yargılama sonunda, özellikle anılan kararın Türk kamu düzenine aykırı olup olmadığı incelendikten sonra ortaya çıkacağını, yapılacak inceleme sonucunda, tenfiz talebinin reddine karar verilmesi ihtimalinin de bulunmadığını, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin 14.03.2024 tarihli ve 2024/329 E., 2024/403 K. sayılı kararında “Henüz tenfiz edilmemiş ve tenfiz şartlarını taşıyıp taşımadığı yargılama neticesinde anlaşılacak olan yabancı bir mahkeme veya hakem kararına istinaden tenfiz davasının başında, tenfize konu kararda hükme bağlanan alacağın ‘vadesi gelmiş bir alacak’ olarak nitelendirilmesi mümkün değildir.” dendiğini ve istinaf başvuru dilekçelerinde de yer verilen Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2014/7100 E., 2015/365 K. sayılı kararında da değinildiği üzere, tenfizi talep edilen kararda hükme bağlanmış olan bir alacağın, vadesi gelmiş, muaccel bir alacak olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığının ifade edildiğini, henüz tenfiz edilip edilmeyeceği belli olmayan bir hakem kararında yazan alacağın muaccel bir alacak olduğunun ve bu doğrultuda yaklaşık ispat koşulunun oluştuğunun kabul edilmesinin ve İİK md. 257/1’e dayanılarak ihtiyati haciz kararı verilmesinin hatalı olduğunu, söz konusu ihtiyati haciz kararının, yargılama sonunda belki de kamu düzenine aykırı bulunacağı için tenfiz edilemeyeceği anlaşılacak olan bir kararın davanın en başından icra edilmesine sebep olduğunu, anılan ihtiyati haciz kararının, yargılama sonucunda verilecek hüküm bakımından ihsas'ı rey niteliğinde olduğunun da söylenebileceğini, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 61/2 ve 57/2 nci maddelerinde yer alan “Tenfiz isteminin kabul veya reddi hususunda verilen kararların temyizi genel hükümlere tabidir. Temyiz, yerine getirmeyi durdurur.” hükmü gereğince, yabancı hakem kararının derhal infaz edilmesinin (yani icraya konulmasının) hukuken mümkün olmadığını, ancak yerel mahkemenin vermiş olduğu ihtiyati haciz kararıyla birlikte, bu hukuka aykırı menfaati davanın daha en başından davacıya sağlandığını, bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davacı vekilinin ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili tarafından verilen istinaf başvurusuna cevap dilekçesinde özetle; Davalının ihtiyati haciz ara kararına yaptığı itiraz üzerine mahkemece itirazın kısmen kabulü ile teminat yatırılmasına karar verildiğini, müvekkili tarafından söz konusu teminatın nakden dosyaya yatırılmış olduğunu, müvekkili şirket lehine tesis edilen ihtiyati haciz talebinin İİK'nın 257. Maddesinde aranan koşulları sağladığını, bu sebeple istinaf başvurusunun haksız olduğundan esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;
Dava, Milletlerarası Ticaret Odası Tahkim kuralları uyarınca tanzim edilen 27123/OSI/KFH (EPP) numaralı ve 12/06/2023 tarihli hakem kararının tenfizi isteğine ilişkin olup, dava sonuçlanıncaya kadar tenfize konu alacağın teminat altına alınması amacıyla davalıya ait mal varlığı üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
Mahkemece davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin teminatsız olarak kabulüne dair 12/12/2024 tarihli ara karara davalı vekilinin yaptığı itiraz üzerine mahkemece itirazın duruşmalı olarak incelenmesinden sonra 07/01/2025 tarihli ara kararı ile; davaya konu yabancı hakem heyeti kararının hükme bağlanmış belirli ve muaccel bir alacak olduğu, yaklaşık ispat ve İİK'nın 257 ve devamı maddelerinde gösterilen ihtiyati haciz koşullarının oluştuğu, bu sebeple buna yönelik davalı itirazlarının yerinde olmadığı ancak davaya konu hakem kararının ilam niteliğindeki belgelerden olmadığından ve henüz tanıma ve tenfiz kararı verilmediğinden hakem kararının ilam niteliğinde sayılamayacağı, bu sebeple davacı alacaklının ihtiyati haciz isteminde haksız çıkması halinde davalı borçlunun ve üçüncü şahısların bu yüzden uğrayacakları zararların temini bakımından İİK'nın 259 ve devamı maddeleri uyarınca teminat alınması gerektiği gerekçesi ile davalı vekilinin ihtiyati haciz kararına itirazının kısmen kabulü ile daha önce teminatsız olarak verilen ihtiyati haciz kararındaki teminat aranmama şartının kaldırılarak davaya konu ve dava tarihindeki kur üzerinden hesaplanan 64.205.016,17 TL alacağın taktiren %15'ine tekabül eden 9.630.752,43 TL tutarında nakit veya kesin süresiz teminat mektubu olarak teminat yatırılması halinde ihtiyati haciz kararının devamına karar verilmiş, bu ara karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf yoluna başvurulmuştur.
Mahkemece de dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkeme ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu ara karara yapmış olduğu olduğu istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/01/2025 tarihli 2024/838 Esas sayılı derdest dosyasından verilen ara kararı usul ve yasa hükümlerine uygun olduğundan davalı vekilinin bu ara karara karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olduğundan davalıdan alınması gerekli 615,40 TL istinaf karar harcı davalı tarafından peşin olarak yatırıldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
3-Davalı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından, taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f maddesi ile İİK'nın 265/5 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 18/03/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır