T.C.ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2024/988-2025/1025
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
31.HUKUK DAİRESİ
(İnceleme Aşamasında / Duruşmasız)
(Başvurunun Esastan Reddi / HMK m. 353/1-b.1)
DOSYA NO: 2024/988 Esas
KARAR NO: 2025/1025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/07/2024
NUMARASI: 2023/528 Esas-2024/810 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 25/11/2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 01/12/2025
Taraflar arasında yapılan yargılama neticesinde, Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında mahkemece davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili; Müvekkili şirket yetkilileri yaptıkları inşaatta kullanmak üzere jeneratör ihtiyaçları sebebiyle araştırmaya girdiklerini ve davalının web sitesi üzerinden bir jeneratör almak maksadıyla davalı şirket ile iletişime geçip ihtiyaçlarına uygun jenaratör için davalı tarafça kendilerine 21.04.2021 tarihinde bir teklif formu hazırlanıp mail yolu ile iletildiğini, söz konusu teklif formu incelendiğinde ... isimli, ... MODEL 73 KW motora sahip ürün o tarihte 35.170,00 TL birim fiyatı ile ve %18 KDV toplamı ile birlikte 41.500,60 TL şeklinde toplam fiyat teklifinde bulunulduğunu, ayrıca teslim süresi ve teslim şekline ilişkin olarak teklif formunda açıkça "teslim süresi, kesin siparişe müteakip 2 haftadır. Teslim süresi sözleşme aşamasında revize edilecektir" şeklinde belirtildiğini, teklif formunun davacı müvekkil şirket yetkililerine ulaştırılmasından sonra 22.04.2021 tarihinde şirket tarafından ... bankası ... şübesinin ... iban numaralı hesabından davalı şirkete ait ... numaralı ibana teklif formunda belirtilen 41.500,00 TL EFT yolu ile gönderildiğini, akabinde davalı taraf müvekkiline 1 hafta içinde teslimin yapılacağı taahhüdünde bulunulduğunu, böylece taraflar arasında bir satış sözleşmesi kurulduğunu, satış sözleşmesinin tanımında şüphesiz bir tarafın satılanı devir diğer tarafın ise bedel ödeme borcu doğduğunu, nihayetinde teslim borcu yerine getirilmediğini, TBK anlamında süre verilmesini gerektirmeyen bir hal olmasına rağmen verilip hatta uygun süreyi dahi aştığını, kanundaki seçimlik haklardan olan aynen ifadan vazgeçip ödenen 41.500 TL bedelin, malın teslim edilmesi gereken en geç tarih olan 06.05.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte iadesi ile diğer zararlarının tazminini talep ettiklerini, kanun hükmüne dayanarak aynen ifadan vazgeçip taraflarınca ödenen bedelin iadesi ile malın sözleşmenin yapıldığı tarih olan 22.04.2021 tarihinden 2 hafta sonra teslim edileceği kararlaştırıldığından ve bu tarihte teslim gerçekleşmediğinden 06.03.2021 olarak belirlenen teslim tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile beraber ayrıca malın bugünkü piyasa değeri ve türk parasının değer kaybı sebebiyle 2 sene önce ödenen bedelin bu ekonomik koşullarda aynı değeri karşılamadığı hatta aynı jeneratörün dahi bedelini karşılamadığı gözetilerek yapılacak inceleme neticesinde belirlenen zararın tazminini talep etiklerini, tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkili şirketin ödediği 41.500,00 TL bedelin vade tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte iadesi ile müvekkilinin malın teslim edilmemesi sebebiyle uğranılan diğer zararların ve aşkın zararının tazminine karar verilmesini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile özetle; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 41.500,00 TL olan dava bedelini 185.000,00 TL olarak ıslah ettiklerini, davanın kabulü ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; Davacı ve müvekkili arasında görüşme ve fiyat teklifi gönderildiğini, karşı yan sözleşme imzalamadan bedelinin müvekkiline yolladığını, sonrasında da teslime zorladığını, öncelikle sözleşmeyi imzalamaktan imtina eden davacı yan olup haksız fesih karşısında herhangi bir ihtarname de tebliğ edilmediği gözetildiğinde davacının tüm talepleri hukuka aykırı ve yersiz olduğunu, dava dilekçesinde talep edildiği şekilde iddiaya bağlı alacak talebi, faiz ve Türk Parasının değer kaybı talepleri Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun'a aykırı olduğunu, kabulünün mümkün olmadığını, davanın yasal süresi içerisinde açılmamış olduğundan zamanaşımı yönünden itirazları mevcut olup bu anlamda da davanın reddini talep ettiklerini, tüm bu nedenlerle öncelikle davanın usulden reddini, ayrıca davanın esastan reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Mahkemece; Menfi (olumsuz) zararın; uygulanacağına ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin yerine getirilmemesi sonucu güvenin boşa çıkması nedeniyle uğranılan, sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarar olduğu, hangi zarar kalemlerinin menfi zarar kabul edilebileceğinin YHGK'nun emsal nitelikteki 12.05.2010 tarihli 2010/14-244 E. 2010/260 K numaralı ilamında ifade edildiğini, gerçekleştiği iddia edilen menfi zarar miktarının belirlenmesinin uyandırılan güven olgusuyla uygun nedensellik bağı içinde bulunan malvarlığı kayıplarının tespitine bağlı olduğunu, bu kapsamda amaçlanan sözleşmenin hüküm ifade edeceği yönünde uyandırılan güvenle bağlantısı bulunmadığı anlaşılan zararların menfi zarar kapsamına dahil olmadığını; Bu tarzdaki kayıpların karşılanması, menfi zararı tazmin yükümlülüğünün var oluş sebebine aykırı olduğunu, bu nedenle menfi zararın miktarını hesaplarken, tazminat yükümlüsünü, yol açmadığı zararlardan da sorumlu tutacak bir eğilimden kaçınmak gerektiğini, aksi hâlde menfi zararın, sorumluluk hukukuna hâkim olan zararı giderme gayesinin çok ötesine giden ucu bucağı açık bir sorumluluk rejimine dönüşmüş olacaktır. (ERGÜNE, Mehmet Serkan, Olumsuz Zarar, Beta Yayınları, İstanbul, 2008, s.292 vd.). Menfi zarar yönünden elverişli, kaçırılan herhangi bir fırsat bulunmadığını, menfi zararlar kapsamında değerlendirilmesi gereken en önemli hususun kaçırılan fırsatın bulunup bulunmadığı olduğunu, konuya müteallik YHGK'nun emsal niteliğindeki 17/01/1990 Tarih 1989/13-392 E. - 1990/1 K. sayılı kararına göre kaçırılan fırsatın belirlenmesinde, sözleşmenin akdedildiği tarihlerde başka bir kişinin verdiği en yakın teklif yahut teklif yoksa sözleşme tarihinde en yakın alınabilecek teklif/rayiç değer üzerinden belirlenen fiyat kriterlerinin dikkate alındığını, sözleşme tarihine en yakın alınabilecek teklif belirlenirken makul sürenin sözleşmeye konu malın piyasasının olup olmadığı ve akabinde varsa piyasa değerinin dikkate alınması gerektiğini, konuya ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05.07.2006 tarihli ve 2006/13-499 E. - 2006/507 K. Sayılı kararının örnek olarak verilebileceğini, somut olayda davacının şirketin ödediği 41.500,00 TL bedelin vade tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte iadesi ile malın teslim edilmemesi sebebiyle uğranılan menfi zararı bulunduğuna yönelik kaçırılan fırsatın belirlenmesinde, sözleşmenin akdedildiği tarihlerde başka bir kişinin verdiği en yakın teklif yahut teklif yoksa sözleşme tarihinde en yakın alınabilecek teklif/rayiç değer üzerinden jeneratör satımı gerçekleştirip gerçekleştirmediğine yönelik kaçırdığı fırsat olduğuna yönelik bilgi ve belge dosyaya sunmadığı ispatlanamadığından menfi zarar kapsamında talep ettiği aşkın zarar talebinin ispatlanamaması nedeniyle reddine; 21.04.2021 tarihinde bir teklif formu hazırlanıp mail yolu ile iletildiğini, söz konusu teklif formu incelendiğinde ... isimli, ... MODEL 73 KW motora sahip ürün o tarihte 35.170,00 TL birim fiyatı ile ve %18 KDV toplamı ile birlikte 41.500,60 TL şeklinde toplam fiyat teklifinde bulunulduğu ve ödemenin gerçekleştirildiği bu kapsamda sözleşmenin kurulduğu fakat teslimin gerçekleşmediği davalının örtülü dönme iradesi gözetilerek davacı şirketin ödediği 41.500,00 TL bedelin vade tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte iadesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ödedikleri bedel faizi ile ödense dahi zararlarının karşılanmayacağını, munzam zarar taleplerinin reddinin açıklanmadığını, bedelin dava tarihi itibariyle iadesini istediklerini, mülkiyet haklarının ihlal edildiğini, bedel iadesinin iade tarihine göre yapılması gerektiğini belirterek davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE :
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, munzam zarar talebi yönünden davanın erken açıldığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı yönünden alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerlerinde bırakılmasına, artan avansların yatıran taraflara iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 25/11/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
✍e-imzalıdır
Üye
✍e-imzalıdır
Üye
✍e-imzalıdır
Katip
✍e-imzalıdır