T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2026/604 - Karar No:2026/631
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
31. HUKUK DAİRESİ
(İnceleme Aşamasında Kararın Kaldırılarak Yeniden Hüküm Kurulması/ HMK 353/1-b.2)
ESAS NO: 2026/604
KARAR NO: 2026/631
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 08/04/2026
NUMARASI: 2026/101 E-2026/207 K
DAVANIN KONUSU: Tanıma Ve Tenfiz (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:18/06/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: 23/06/2026
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan tanıma ve tenfiz istemine ilişkin davada mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili; davacı şirketin merkezinin Almanya’da davalının merkezinin ise Ankara'da bulunduğunu, taraflar arasında 11 Mayıs 2005 tarihinde Sudan’da iki adet köprünün, yani “El-Ouzouzab” ve “Tutti” adındaki köprülerinin genleşme derzinin imalatı ve tedariki hakkında bir sözleşme yapıldığını, davalının sözleşmeye aykırı olarak haksız yere onay vermekten kaçınmasına istinaden genleşme derzlerini etkili bir şekilde imal ve tedarik edilemediğinden müvekkilinin, sadece genleşme derz planlarını hazırlayarak sözleşmenin ilk kısmını ifa ettiğini, genleşme derz planlarının hazırlanıp davalıya gönderilmesinin ardından davalı tarafından müvekkiline herhangi bir cevap verilmediğini, davalı tarafından iki yıl süreyle onay beyanı verilmemesi ve işin diğer vade süreçleriyle ilgili bilgi verilmemesinin ardından müvekkilinin davalıya 30 Temmuz 2008 tarihinde ilk kez fatura düzenlediğini, müvekkilinin bu faturayla tenfizi istenilen yabancı mahkeme kararının konusu olan 42.983,65 EURO tutarındaki meblağı talep ettiğini, faturanın ödenmemesi üzerine İsviçre Bern Kantonu Yüksek Mahkemesi (İstinaf Mahkemesi) Ticaret Mahkemesi nezdinde bir alacak davası açıldığını, yabancı mahkeme tarafından usulüne uygun bir şekilde yapılan yargılama neticesinde; 30.06.2017 tarihinde verilen ekli karara göre 42.983,65 EURO alacağın 29.10.2012 tarihinden işleyecek %5 faizi ile birlikte tahsiline, 8.000 CHF yargılama giderinin tahsiline, 11.500 CHF taraf masrafının (vekalet ücreti) tahsiline karar verildiğini, dosya numarasının HG 13 161 olup, apostilli aslı ve yeminli tercümesinin ekte sunulduğunu, İsviçre Bern Kantonu Yüksek Mahkemesi (İstinaf Mahkemesi) Ticaret Mahkemesi tarafından verilen karar ile müvekkilinin davalılardan alacaklı olduğuna 30.06.2017 tarihinde karar verilmiş olup, karara 29.09.2017 tarihinde kesinleşme şerhi verildiğini, karara göre alacağa 29.10.2012 tarihinden itibaren %5 faiz işletileceğini, davalıların müvekkiline olan ilama bağlı borcunu ödemediği gibi ödeme yönündeki tüm istekleri de cevapsız bıraktığını, bu nedenle İsviçre Bern Kantonu Yüksek Mahkemesi (İstinaf Mahkemesi) Ticaret Mahkemesi 30.06.2017 Tarih ve HG 13 161 Sayılı Kararının tanınarak; 42.983,65 EURO alacağın, mahkeme kararında yazılı olduğu şekilde 29.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek %5 faiziyle birlikte; davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, karar verilmek suretiyle tenfizine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Mahkemece;" Dava, yabancı mahkeme tarafından verilen kararın tanınması ve tenfizine ilişkindir.
Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizi, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 50 ilâ 59. maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre, yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Kararın tenfiz edilmesinde hukukî yararı bulunan herkes tenfiz isteminde bulunabilir. Tenfiz kararı, Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması, ilâmın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması, o yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması, şartlarının sağlanması halinde verilebilir.
Bilindiği üzere, kural olarak, Türk usul hukukunda dava açmak, davaya katılmak veya icra takibinde bulunmak için teminat yatırmak gerekmemektedir. Ancak bunun iki istisnası bulunmaktadır. Bunlardan ilki 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 84. maddesinde yer almaktadır. Bahsi geçen maddeye göre, Türkiye’de mutad meskeni olmayan Türk vatandaşının dava açması, davacı yanında davaya müdahil olarak katılması veya takip yapması halinde uygun bir teminat yatırmasının talep edileceği ifade edilmiştir. Eldeki davada davacı Alman merkezli tüzel kişi olduğundan ve HMK'nın 84. maddesindeki teminatın yükümlüsü genel itibariyle Türk vatandaşları olduğundan, ilgili maddenin somut uyuşmazlıkta uygulanabilirliği bulunmamaktadır.
Teminata ilişkin olarak ikinci istisnai düzenleme ise, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK)’un 48. maddesinde yer almaktadır. MÖHUK'un 48/1. maddesi uyarınca, Türkiye’de dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır. MÖHUK'un 48/2. maddesinde ise yabancının teminattan muaf tutulabilmesi için karşılıklılığın bulunması gerektiği belirtilmiştir. Bahsi geçen maddelerden çıkan sonuç şudur: 1) Davayı açanın, davaya katılanın veya icra takibi yapanın yabancı olması, 2) Yabancının vatandaşı olduğu devlet ile Türkiye arasında karşılıklılığın bulunmaması durumunda yabancı teminat göstermekle yükümlüdür. Karşılıklılık; akdi veya fiili karşılıklılık şeklinde ortaya çıkabilir. Yabancının vatandaşı olduğu devlet ile Türkiye arasında teminattan muafiyete ilişkin ikili veya çok taraflı anlaşma mevcut ise akdi mütekabiliyetten söz edilmektedir. Bu bağlamda, Türkiye ve İsviçre'nin de taraf oldukları çok taraflar Lahey Sözleşmesi uyarınca davacı teminattan muaf olduğundan davacıdan teminat alınmamıştır.
Yabancı mahkeme tarından verilen karar, onanmış tercümesi ve asıllarıyla birlikte dosyaya ibraz edilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti ile İsviçre Devleti arasında 1 Haziran 1933 tarihinde Ankara'da imza edilmiş olan Medenî ve Ticarî Mevatta Adli Münasebetleri Tanzim Eden Mukavelename'nin imzalandığı ve sözleşmenin usulüne uygun şekilde yürürlüğe konulduğu, bu sözleşmede karşılıklı tanıma ve tenfiz hususunun düzenlendiği dolayısıyla kararı veren devlet ile ülkemiz arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşmanın bulunduğu anlaşılmıştır.
İsviçre Bern Kantonu Yüksek Mahkemesi (istinaf mahkemesi) Ticaret Mahkemesinin 30/06/2017 tarih ve HG 13 161 sayılı kararı ve kararın Türkçe tercüme edilmiş halinin incelenmesinde; davacının ..., Frankfurter Ring 193, DE-80807 Münih, davalının ... Mimarlık Mühendislik İnşaat ve Ticaret Limited Şirketi olduğu, davanın taraflar arasında Sudan'daki iki köprü için genleşme derzinin imalatı ve tedarikine ilişkin olarak imzalanan 11/05/2005 tarihli asıl sözleşmesi ile 17/08/2006 tarihli ek sözleşme nedeniyle davacının ödenmeyen alacağının tahsili amacıyla açmış olduğu dava olup, adı geçen yabancı mahkemenin yapmış olduğu yargılama neticesinde davanın kısmen kabulü ile; "...1-) Davalının davacıya 42.983,65 EURO ile 29.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek %5 faizini ödemesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-) Mahkeme masraflarının 11.810,20 CHF (ilam harcı 8.000,00 CHF, çeviri ücreti 3.810,20 CHF) olarak tespitine ve davalıya yüklenmesine, bu masrafın davacı tarafından ödenen gider avansından karşılanmasına; davalının davacıya 8.000,00 CHF, mahkeme veznesine de 3.810,20 CHF ödemesine,
3-Davalının davalıya 11.500,00 CHF tutarında taraf masrafı (vekalet ücreti) ödemesine,..." şeklinde karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Tenfizi istenilen yabancı mahkeme kararının Türk kamu düzenine aykırı olmadığı, Türkiye Cumhuriyeti ile İsviçre devleti arasında mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin olarak karşılıklık ilkesinin uygulandığı, bu yöndeki dava şartının da gerçekleştiği tespit edilmiştir.
Bu gerekçelerle, Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda 10/09/2025 tarih ve 2025/404-492 E/K sayılı kararı ile; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi tarafından 25/12/2025 tarih 2025/1045-1145 Esas/Karar sayılı kararıyla; "Anayasa Mahkemesinin, 09/01/2025 tarih 32777 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan, 17/10/2024 günlü 2024/104 Esas ve 2024/173 sayılı kararında özetle; 492 Sayılı Harçlar Kanunun "Yabancı mahkeme ilamları" başlıklı 4. Maddesinde düzenlenen "Yabancı bir mahkeme tarafından verilen ilamların tenfizi için açılacak davalardan, bu ilamlarda hükmolunmuş şeyin değeri, nevi ve mahiyetine göre (1) sayılı tarife gereğince harç alınır." hükmünde yer alan "değeri" ibaresinin Anayasaya aykırı olmadığına karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan Anayasa Mahkemesi kararı ve Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2023/1992 Esas ve 2024/3909 sayılı kararı ve benzer kararlar dikkate alındığında yabancı bir mahkeme tarafından verilen ilamların tenfizi için açılan davaların nispi harca tabi olduğu, tenfizi istenen ve yabancı mahkeme kararında hükmedilmiş olan miktar üzerinden harcın tamamlattırılarak yargılamaya devam edilmesi gereklidir.
Bu durumda; mahkemece, yabancı mahkemede hükmolunan değer üzerinden nispi harç tamamlattırılarak yargılamaya devam edilerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken maktu harç alınarak yargılamaya devam edilip karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a.4 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle Mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine dosya Mahkememizin yukarıdaki esasına (2026/101 Esas) kaydedilmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi tarafından 25/12/2025 tarih 2025/1045 - 1145 Esas/Karar sayılı söz konusu kararına istinaden, davacı vekili tarafından 08/04/2026 tarihinde yabancı mahkeme kararında hükmedilmiş olan miktar üzerinden peşin nispi harç yatırılmıştır.
Buna göre yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; davacının Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku hakkında Kanun'un ilgili maddelerinde belirtilen şartları taşıyan dava konusu yabancı mahkeme kararının Türkçe onaylı tercümesi ile aslının sunulduğu, tanıma ve tenfize konu uyuşmazlığa ilişkin kararın taraflar arasındaki ticarî ilişkiden kaynaklanan alacak iddiasına ilişkin olduğu, karar içeriği yönünden de Türk kamu düzenine aykırı bir hususun bulunmadığı, yabancı mahkeme kararında hükmedilmiş olan miktar üzerinden peşin nispi harcın davacı tarafça tamamlandığı, diğer şartlarının da gerçekleştiği tespit edilmekle, 5718 sayılı Kanunda kabul edilen sisteme göre, tenfiz hâkimince, yabancı mahkeme kararının esastan incelenemeyeceği ve hukuka uygunluğunun denetlenemeyeceği, tenfiz hâkiminin tenfiz şartları dışında ilamın içeriği üzerinde incelemede bulunma hak ve yetkisinin olmadığı da dikkate alınarak davacının açmış olduğu davasının kabulüne" karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili lehine nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, mahkeme kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE:
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan tanıma ve tenfiz istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek duruşmasız olarak yapılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323/1-ğ maddesine göre, vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücreti yargılama giderleri kapsamında olup yine aynı Kanun'un yargılama giderlerinden sorumluluğu düzenleyen 326/1. maddesinde; “Kanunda yazılı haller dışında yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.” hükmü düzenlenmiştir. Bilindiği üzere konusu para ve para ile değerlendirilebilen bir şey olan davalarda vekalet ücreti nispi tarifeye göre hesaplanır.
Yabancı mahkeme kararlarının tanıma ve tenfizi ile ilgili davalarda vekalet ücretine esas olan değer, yabancı mahkeme kararında hükmedilen değer olup, buna göre eksik harcı tamamlanan değerdir.
O halde, Mahkemece istinafa konu edilen ve harcı ikmal edilen toplam 2.838.765,48 TL esas alınıp karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13. maddesi de gözetilerek kendisini vekille temsil ettiren davacı lehine 411.039,51 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hatalı şekilde maktu vekalet ücreti takdir edilmesi isabetsizdir. (Yargıtay 1. H.D 2025/1282 2026/546 K. Vb. )
HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08/04/2026 tarih ve 2026/101 E-2026/207 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Davanın KABULÜ ile İsviçre Bern Kantonu Yüksek Mahkemesi (İstinaf Mahkemesi) Ticaret Mahkemesi'nin 30/06/2017 tarih ve HG 13 161 sayılı kararının TANINMASINA ve TENFİZİNE,
4-Alınması gereken 193.916,06 TL nispi harçtan peşin olarak alınan 48.479,02 TL harcın mahsubu ile bakiye 145.437,04 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Davacı tarafından yatırılan 48.479,02 TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Davacı tarafından yapılan 525,00 TL ( ilk yargılama gideri, posta gideri olmak üzere) yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan AAÜT uyarınca belirlenen 411.039,51 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
8-6100 sayılı HMK.nun 333. maddesi gereğince, taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran ilgili tarafa iadesine,
İstinaf İncelemesi Yönünden:
9-Davacı tarafından yatırılan 732,00 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
10-Davacı tarafından yapılan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 340,00 TL dosya gönderme masrafı ve 45,00 TL tebligat masrafı olmak üzere toplam 2.387,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
11-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücretine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 18/06/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır