T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
31.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/720 Esas
KARAR NO : 2025/1086 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız)
(Kararın Kaldırılarak Gönderilmesi
HMK 353/1-a-6)
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/12/2020
NUMARASI : 2019/776 Esas-2020/769 Karar
DAVANIN KONUSU : Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali
KARAR TARİHİ : 16/12/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 15/01/2026
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İSTEM;
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin "..." markası ile faaliyet gösteren şahıs şirketi olduğunu, davalı şirket ile müvekkili arasında "firma kurumsal kimlik ürünleri çalışması, fuar için reklam ürünlerinin tasarımı ve hazırlanması, drone prodüksiyon ile video çekimlerinin ve montajların yapılması" hususunda ticari alım satım yapıldığını, bu ticari ilişki çerçevesinde müvekkilinin kendisine verilen iş ve işlemleri layıkıyla yerine getirip ürünleri zamanında teslim ettiğini, kurumsal kimlik çalışması ve fuar reklam ürünlerine ilişkin olarak yapılan çalışmaların bedelinin faturalandırıldığını ve davalı şirket tarafından ödendiğini, ancak video çekim ve montajının bedelinin ödenmediğini, bunun neticesinde müvekkilinin alacağına kavuşması amacıyla 2019/14253 başvuru numaralı arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu ancak anlaşmaya varılamadığını, Ankara 18. İcra Dairesi Müdürlüğünün 2019/15096 Esas sayılı dosyasıyla davalı şirket aleyhinde başlatılan icra takibine itiraz edildiğini, teslimin gerçekleştiğini ve müvekkilinin edimini yerine getirdiğine dair maddi vakıa ve dayanağının olduğunu, itirazın, haksız ve dayanaksız olduğunu, müvekkilinin, davalı şirkete e-posta üzerinden teklifini sunmuş olup, davalı şirketin teklifi kabul etmesi üzerine aralarında sözleşme sağlandığını, müvekkilinin sözleşmeden doğan borçlarını ifa etmiş olup karşı ifa talebinin sonuçsuz kaldığını, müvekkilinin gerekli çekim ve video montajını yaptığını, fuarda kullanılmak üzere kısa versiyon ve uzun versiyon olmak üzere iki ayrı montaj işlemi yaparak video ürününün teslimini sağladığını, davalı şirketin ... '... katılmış olup, fuarda tanıtım videosu olarak müvekkilinin hazırlamış olduğu tanıtım videosunu kullandığını, üstelik davalı şirketin, müvekkilinin hazırlamış olduğu tanıtım videosunu fuarda kullandığını, bu durumun davalı şirketin kendi web sitesi olan http://www...com/ isimli URL adresinde "..." adlı sekmesinin içinde ...'... | ... TV başlıklı videoda da çok açık gözükmekte olduğunu, ilgili videonun aynı zamanda https://... isimli URL adresinde de yayınlanmakta olduğunu, bu videonun halen daha davalı şirketin kendi sitesinde yayınlanmaya devam ettiğini, ilgili video izlendiğinde davalı şirketin fuarda kendi standında bulunan iki adet televizyon ekranından tanıtım yapmak amaçlı tanıtım videosu oynattıklarının kolaylıkla görülebildiğini, tanıtım için kullandıkları söz konusu videonun müvekkilinin anlaşma gereğince davalı şirket için hazırlamış olduğu tanıtım videosu olduğunu, mahkemeye sunacakları bu görüntüler ile http://www...com/ isimli URL adresinde "..." adlı sekmesinin içinde ...'.../... TV başlıklı video görüntüleri incelendiğinde müvekkilinin hazırlamış olduğu video görüntülerinin kullanıldığı çok açık bir şekilde tespit edileceğini, alım-satım akdinin kuruluşu ve geçerliliği hakkında hukuki dayanaklarının; ilgili ticari ilişkiyi çok açık bir şekilde gösteren Whatsapp uygulaması ve e-posta üzerinden yapılan yazışmalarının dökümünün mahkemeye sunulacağını, yazışma dökümlerinden de çok açık bir şekilde anlaşılacağı üzere taraflar arasında ticari alım satım anlaşması yapıldığını, müvekkilinin kendisine verilen iş ve işlemleri layıkıyla yerine getirdiğini, ancak davalı şirketin, müvekkilinin yerine getirmiş olduğu iş ve işlemlerin karşılığı olan yapmış oldukları anlaşmadan doğan borcunu ifa etmediğini, davalı şirketin itirazında alacağın likit olmadığı yönünde bir itiraz ileri sürmüş ise de; bu iddiasının haksız ve dayanaksız olduğunu, ... uygulaması ve e-posta üzerinden yapılan yazışmalar ve söz konusu video görüntülerinden tarafların arasında anlaşma olduğu ve bu anlaşma gereğince alacağın likit olduğunun çok açık bir şekilde anlaşıldığını, nitekim tarafların irade beyanları dahilinde düzenlenen e-postalarda prodüksiyon ve montajlama işinin 17.000,00 TL + KDV olarak fiyatlandırıldığının görüldüğünü, mal/hizmet, bedeli ve teslimat hususları inkâra yer vermeyecek kadar açık bir gerçeklikle ortada olup yazılı delil ile de kanıtlandığını, müvekkilinin davalı şirkete elektronik posta aracılığıyla öneride bulunduğunu, davalı şirketin kabul ettiğini, aralarında anlaşma sağlandığını, müvekkilinin bu anlaşma gereğince üzerine düşen borçları layıkıyla ifa ettiğini, ancak davalı şirketin borçlarını ifa etmediğini, yapılan icra takibine haksız ve dayanaksız bir şekilde itiraz ettiğinin çok açık bir şekilde görüldüğünü, bu sebeplerle; davalı şirketin Ankara 18. İcra Dairesinin 2019/15096 E. No.lu dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devam etmesine, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
YANIT:
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafça açılan davanın, hukuki dayanaktan yoksun ve açıkça hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirkete karşı başlatılan icra takibinin dayanağı olan taraflarınca kabul edilmeyen ticari ilişki ile ilgili olarak icra takibinden önce arabuluculuğa başvurulduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde icra takibi ile icra inkar tazminatının görüşülmediğini, davacı tarafça ticari ilişkinin kurulduğuna dair delil olarak ... ve e-posta yazışmalarının gösterildiğini, ancak ilgili kayıtların dava dilekçesi ekinde sunulmadığını, basit yargılama usulünün uygulandığı davalarda HMK'nın 318'nci maddesine göre tarafların ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemenin zorunda olduğunu, müvekkili şirket ile davacının iradelerinin uyuştuğuna dair bir kayıt/senet olmadığını, ikinci olarak, davacı ile müvekkili şirketin hiçbir zaman direkt olarak e-posta ile de mesajlaşmadığını, dolayısıyla taraflar arasında sözleşmenin kurulması konusunda karşılıklı iradeleri hiçbir zaman uyuşmamış olup, hukuken geçerli bir sözleşmenin de kurulmadığını, Ek- l'de sunulan e-posta kayıtlarından da anlaşılacağı üzere davacının, davalı müvekkili şirketle değil, dava dışı ... Anonim Şirketi (Firma yetkilisi ...) ile irtibat kurduğunu, dolayısıyla davayla ilgili olarak müvekkili Şirketin pasif husumet ehliyetinin olmadığını, diğer yandan HMK'nın senetle ispat zorunluluğunu düzenleyen 200'üncü maddesine göre 2020 yılı için 4.480,00 TL. üzerindeki hukuki işlemlerin senetle ispatlanması zorunlu olduğunu, davacının iddiasının senetle ispatlanamadığını, davacı tarafça senetle ispatlanması sınırının üzerindeki hukuki ilişkiyle ilgili olarak tanık dinletme talebini de kabul etmediklerini, davacının borçlarını ifa ettiği, gerekli çekim ve video montajını yaptığı, fuarda kullanılmak üzere kısa versiyon ve uzun versiyon olmak üzere iki ayrı montaj işlemi yaparak video ürünlerinin teslim edildiği ve davalı şirketin katıldığı ...'... fuarında tanıtım videosunu kullandığı şeklindeki iddiasını kabul etmediklerini, öncelikle davacı ile davalı arasında geçerli bir hukuki işlem tesis edilmediğini, ... Anonim Şirketi'nin davacıya kendi işlerini yaptırdığını, davacıdan 30 Nisan - 3 Mayıs 2019 tarihlerinde düzenlenecek olan ...'... Fuarına katılacak olan ve savunma sanayiinde çok önemli faaliyetleri bulunan ...nin ihtiyaç duyduğu tanıtım sunumunun hazırlamasını istediğini, ancak talep edilen firma tanıtım sunumunu (video) davacının, ...'... Fuarının başladığı 30 Nisan 2019 tarihine yetiştiremediğini, bu durumun davacı tarafından ... Anonim Şirketine gönderilen ve EK-2' olarak sunulan e-postadan da açıkça anlaşıldığını, davacı tarafından ...'... Fuarında gösterilecek sunumun (videonun) yetişmemesi üzerine günü kurtarmak için biraz bilgisayar bilgisi olan herkesçe yapılabilecek ve çok basit ve çok kısa bir video hazırlandığını, ...'gibi çok önemli bir fuarda müvekkili şirketin, çok yetersiz ve amatör olan bu tanıtım sunumu (video) ile hem ürünlerinin/hizmetlerinin tanıtımından hem de şirketin reklamından mahrum kaldığını, zamanında yetiştirilemeyen sunum/video ile ilgili olarak ... Anonim Şirketi yetkililerince artık kullanılmayacak olan videoyu tamamlamaması konusunda defalarca uyarılmasına rağmen davacının çalışmayı tamamlayarak ve ...'Fuarından 1,5 ay sonra 15 Haziran 2019 tarihinde (EK-3) müvekkili şirkete gönderdiğini, bu çalışmanın, müvekkili şirket tarafından kesinlikle kullanılmadığını, zamanında yetişmediğinin davacı tarafça da kabul edilen ve ...' Fuarında kullanılmayan bu çalışmanın bedelinin talep edildiğini, sonuç olarak, davacı ile davalı müvekkili şirketin hiçbir zaman yüz yüze görüşmediğini ve e-posta aracılığıyla da karşılıklı olarak haberleşmediğini, taraflar arasında geçerli bir sözleşme kurulmadığını, ayrıca HMK'nın 200'ncü maddesine göre de sınırın üzerinde olan hukuki işlemin senet ile ispatı zorunlu olup, davacı tarafça hukuki ilişkinin senetle ispat edilemediğini, ayrıca tanıtım sunumu/videonun da zamanında yetiştirilemediğini ve ... tarihinden bir buçuk ay sonra müvekkili şirkete gönderildiğini, bütün bunlar bir arada değerlendirildiğinde açılan itirazın iptali davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/12/2020
tarihli 2019/776 Esas 2020/769 Karar sayılı kararında özetle; Dava, itirazın iptali istemlidir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin "..." markası ile faaliyet gösteren şahıs şirketi olduğunu, davalı şirket ile müvekkili arasında "firma kurumsal kimlik ürünleri çalışması, ... için reklam ürünlerinin tasarımı ve hazırlanması, drone prodüksiyon ile video çekimlerinin ve montajların yapılması" hususunda 12/11/2019 tarihli ticari alım satım sözleşmesi yapıldığını, bu ticari ilişki çerçevesinde müvekkilinin kendisine verilen iş ve işlemleri layıkıyla yerine getirip ürünleri zamanında teslim ettiğini, kurumsal kimlik çalışması ve ... reklam ürünlerine ilişkin olarak yapılan çalışmaların bedeli faturalandırıldığını ve davalı şirket tarafından ödendiğini, ancak video çekim ve montajının bedelinin ödenmediğini, bu nedenle başlatılan icra takibine de davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına, % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; davacı ile davalının hiçbir zaman yüz yüze görüşmediğini ve e-posta aracılığıyla da karşılıklı olarak haberleşmediğini, taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin bulunmadığını, davacı tarafın iddialarını senetle ispatının zorunlu olduğunu, ayrıca tanıtım sunumu / videonun da zamanında yetiştirilememiş ve ... tarihinden bir buçuk ay sonra davalıya gönderildiğini belirtip, cevap dilekçesindeki diğer hususlarda göz önüne alınarak davanın reddini talep etmiştir.
Davaya konu Ankara 18. İcra Müdürlüğünün 2019/15096 E. Sayılı dosyası incelendiğinde, davacı ... tarafından davalı şirket aleyhine 12/11/2019 tarihinde ''12/11/2019 tarihli müvekkilin borçlu şirkete kurumsal kimlik kazandırma amaçlı yaptığı kurumsal kimlik çalışması, drone prodüksiyonu, video çekimleri ve montajlarının yapılması işlerine karşılık bedelin tahsili istemlidir.'' dayanak gösterilerek, 17.000,00-TL asıl alacak 3.060,00-TL asıl alacak olmak üzere toplam 20.060,00-TL asıl alacak için genel haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durmasına karar verildiği, davacı tarafça İİK'nın 67. maddesi hükümlerine göre yasal süresi içerisinde işbu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.
Alınan bilirkişi raporu ile; tarafların ticari defter kayıtları, CD ortamında yer alan bilgiler ile dosya kapsamı diğer belgeler üzerinde yapılan inceleme, değerlendirme ve hesaplamalar sonucunda; tarafların ticari defterlerin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununda belirtilen esaslar çerçevesinde usulüne uygun olarak tutulduğu, tarafların ticari defter kayıtlarına göre 12/11/2019 takip tarihi itibariyle, taraflar arasında borç alacak bakiyesine ilişkin oluşan bir tutarın kayıtlı olmadığı, öte yandan, davacı tarafın fuarda kullanılmak üzere dava konusu görüntüye ait her ne kadar yazışma olsa da taraflarca işin süresi ve mahiyeti hakkında detaylı bilginin sunulmadığı, ... video sitesinde yayınlanan ve dava dosyası ekinde sunulan "...' - ..." videosunun 01:50 süresinden itibaren izlenen görüntülerde delil olarak sunulan videonun ilk 1 dakikalık zaman dilimindeki görüntüleri barındırdığı, izlenen görüntülerin anlık ve kısa olması sebebiyle intro görüntü olup olmadığı hususunda yeterli tespitin yapılamadığı, DVD medya kayıtlarına göre hazırlanan "...' - ....mp4 " isimli tam videonun oluşturma tarihinin tespit edilen en yakın tarihin 10/06/2019 tarihi olduğu, Whatsapp, elektronik posta yazışmalarına ve beyanlarına göre taraflar arasında ticari bir ilişkinin varolduğu, taraflar arasında dava dosyasına sunulan herhangi bir sözleşme veya benzeri bir planlama olmadığı için işin nihai süresinin tespit edilemediği, davacı tarafından teslim edilen görüntünün profesyonel yazılımlarca ayarlandığı, nihai videonun başlangıç kısımlarından derlendiği, sonuç olarak davacının Ankara 18. İcra Dairesinin 2019/15096 E. No.lu dosyasında talep ettiği bedel kadar edimini yerine getirip getirmediğinin eldeki delillerle açık ve net olarak belirlenemediği hususları tespit edilmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafça Ankara 18. İcra Müdürlüğünün 2019/15096 E. Sayılı dosyası ile davalı aleyhine genel haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı, takibin dayanağının davalı şirket ile müvekkili arasında "firma kurumsal kimlik ürünleri çalışması, ... için reklam ürünlerinin tasarımı ve hazırlanması, drone prodüksiyon ile video çekimlerinin ve montajların yapılması" hususunda 12/11/2019 tarihli ticari alım satım sözleşmesi olarak gösterilediği, davacı tarafça sözleşme kapsamındaki edimlerin yerine getirilmesine rağmen davalı tarafça kurumsal kimlik çalışması ve ... reklam ürünlerine ilişkin olarak yapılan çalışmaların bedeli faturalandırıldığını ve davalı şirket tarafından ödendiğini, ancak video çekim ve montajının bedelinin ödenmediği ileri sürülerek, söz konusu icra takibinin başlatıldığının belirtildiği, davalı tarafça taraflar arasında sözleşme ilişkisinin kurulmadığı ileri sürülerek davanın reddinin talep edildiği, tarafların ticari defter ve belgeleri ile sunulan diğer tüm kayıtlar ve deliller incelenmek suretiyle, az yukarıda açıklanan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen rapor ile; tarafların elektronik ortamda gönderilen 2019 yılı ticari defter kayıtları üzerinde yapılan incelemede, tarafların ticari defter kayıtlarına göre 12/11/2019 takip tarihi itibariyle, taraflar arasında borç alacak bakiyesine ilişkin oluşan bir tutarın kayıtlı olmadığı, bilgi sistemleri açısından yapılan incelemelerde sözleşme konusu edimin davacı yüklenici tarafından yalnız 4 dakikalık çekim işinin gerçekleştirilmiş olduğunun tespit edilebildiği, iletişim, telefon, elektronik posta ve faks vasıtasıyla kurulduğu iddia olunan sözleşmede işin süresi ve bedelinin belirlenebilir olmadığı, ayrıca tarafların 2019 yılına ilişkin ticari defter ve belgelerinde, taraflar arasında borç/alacak bakiyesine ilişkin oluşan bir tutarın kayıtlı olmadığının belirlendiği, bu haliyle davacı tarafça takibin dayanağı olarak gösterdiği sözleşmenin kurulduğu ve bu kapsamda video çekim ve montajının bedelinin ödenmediği yönündeki iddialarının ispatlanamadığı, başka bir ifadeyle davalı tarafın takibe yönelik itirazının haklı olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, ispatlanamayan davanın reddine dair karar verildiği görülmüştür.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili tarafından verilen 22/02/2021 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Kurumsal kimlik çalışması ve ... reklam ürünlerine ilişkin olarak yapılan çalışmaların bedelinin faturalandırıldığını ve davalı şirket tarafından ödendiğini, video çekim ve montajının bedelinin ödenmediğini, müvekkilinin alacağına kavuşması amacıyla 2019/14253 başvuru numaralı arabuluculuk başvurusunda bulunmuş olup anlaşmaya varılamaması sonucunda Ankara 18. İcra Dairesi Müdürlüğünün 2019/15096 Esas sayılı dosyasıyla davalı şirket aleyhinde başlattıkları icra takibine itiraz edildiğini, bunun üzerine işbu dava ikame edilmiş olup davalarının mahkemece haksız yere reddedildiğini, ayrıca delil başlangıcının öncelikle bir belge olması gerektiğini, bu bağlamda belge kavramını HMK m. 199’da tanımlandığını, uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belge olduğunu, dosyaya sundukları elektronik ortamdaki e-posta yazışmalarının, ... yazışmalarının kanunun aradığı belge ve delil başlangıcı niteliğini haiz olduğu hususunda her hangi bir tereddüt bulunmadığını, bilirkişi raporunda bu hususun ''taraflar arasında ticari ilişkinin var olduğu '' denilmesi suretiyle kendine yer bulduğunu, raporun devamında müvekkilinin, davalı lehine yaptığı işin bedelinin belirlenebilir olmadığını, açık ve net delillerle kanıtlanamadığının belirtildiğini, bu hususun hatalı olup yukarıdaki değerlendirmeler ışığında dosyanın bilirkişilere tevdii anında tanıklar dahi dinlenmediğini, detaylarıyla açıklandığı üzere dosyalarındaki sunulan belgelerin delil başlangıcını haiz olduğundan dosyaları kapsamında tanık deliline başvurulduğunu, bilirkişi heyetinin elindeki dava dosyasında davanın ispat edilip edilmediğinin tespiti için dahi yeterli bilgi ve belge olmadığını, bu şekilde eldeki raporda tarafların ticari ilişkilerinin olduğu tespitleri doğru ve dosya kapsamına uygun olsa da icra takibindeki bedelin ispatlanmadığı şeklindeki tespitlerin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, bilirkişinin tek kişiden değil 3 kişi olarak heyet halinde oluşturulduğu, bilirkişilerin aldıkları ücret, Sayın Heyetin Maliyet Muhasebesi, Bilişim Sistemleri ve Nitelikle Hesaplama uzmanlarından oluşturulduğundan eldeki iş bedelinin '' belirlenebilir olmadığının '' tespiti ile tabiri caiz ise işin içinden çıkmaları hukuka ve hakkaniyete aykırı olacağını, heyetin, yapılan işin ekonomik değerini tespit edebilecek eğitim ve yeteneğe sahip olduğu halde aksine tespit yapmalarının kabul edilemez olduğunu, tüm bunların yanında müvekkilinin davalı taraf ile bu projenin birlikte yürüten kişilerden ...'e attığı 11/04/2019 tarihli mailde, yapılacak işin niteliği, tüm çekim ve montajın nasıl yapılacağı, hangi tekniklerin kullanılacağı, hangi senaryoların uygulanacağı konusunun detaylı olarak bildirildiğini, aynı zamanda mailde yapılacak işin maliyetinin 17.000,00 TL + KDV olarak fiyatlandırıldığının da görüldüğünü, heyetçe değerlendirilmemiş olması ihtimaline karşı söz konusu maili dilekçe ekinde yer verildiğini, tarafların fiyat üzerinde de mutabık kaldığını, müvekkilinin edimini yerine getirdiğini ancak davalı tarafça müvekkilinin hak etmiş olduğu ücretin ödenmediğini, müvekkilinin yaptığı işin niteliği, müvekkilinin yaptığı çekim ve çekimleri sırasında harcadığı emek ve mesaisi, çekim sırasında kullanılan cihazların yıpranma payları, montaj sırasında kullanılan dijital programların lisans ücretleriyle birlikte elbette bu işi kâr elde etmek amacıyla yaptığından yapılan işe uygun şekilde kâr hesabının hukuka ve hakkaniyete göre hesaplanması gerektiğini, bilirkişi raporunun alınmasının ardından yapılan 22/12/2020 tarihli duruşmada hem bilirkişi raporuna karşı itirazları hem tanık dinletme talepleri hem de davalarının reddedildiğini, mahkeme davalarını ispat etmelerinin önüne geçildiğini, söz konusu kararın davalı tarafa isticvap edilmeden ve yemin teklifi hakları kullandırılmadan karar verildiğini, bu sebeple söz konusu kararın hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;
Dava, davacı yüklenici tarafından davalı iş sahibine sunulduğu iddia edilen video çekim ve montaj hizmet bedelinin ödenmediğinden dolayı davalı iş sahibi hakkında başlatılan icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali ile takibin devamı, %20 oranında inkar tazminatının tahsili isteğine ilişkindir.
Davalı davanın reddini savunmuş, mahkemece yapılan yargılama sonucunda yukarıda ayrıntıları verilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf yoluna başvurmuştur.
1-Öncelikle taraflar arasındaki uyuşmazlık, taraflar arasında video çekimi ve montaj hizmeti verilmesine ilişkin olarak kurulmuş bir sözleşme ilişkisi olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davacı yan, davalıya aynı sözleşme ile, firma kurumsal kimlik ürünleri çalışmasını da taahhüt ettiğini ve bu edimini yerine getirdikten sonra karşılığı olan iş bedelini davalıdan tahsil ettiğini ancak video çekim ve montaj hizmetini de yerine getirdiği halde bu işin karşılığının ödenmediğini iddia etmektedir. Davalı ise, davacının kurumsal kimlik ürünleri çalışması konusundaki iddialarına itiraz etmemiş ancak davaya konu edilen video çekim ve montaj hizmeti konusunda taraflara arasında bir sözleşme ilişkisi bulunmadığını savunmuşsa da akabindeki savunmasında bu hizmetin süresinde yerine getirilemediğini ve fuara hazır edilemediğini belirtmiştir.
Öğretideki tanımlamalara göre ikrar (dar anlamda ikrar), görülmekte olan bir davada, taraflardan birinin, diğer tarafça ileri sürülen ve kendisi aleyhine hukuki sonuç doğurabilecek nitelik taşıyan maddi vakıanın doğruluğunu kabul etmesidir. Yargıtay uygulamasında da ikrara bu anlam yüklenmektedir. İkrardan söz edilebilmesi için bir tarafın bir vakıa ileri sürmüş olması, diğer tarafın da bu vakıanın doğru olduğunu bildirmesi gerekir. İkrarın konusu, ancak karşı tarafın ileri sürdüğü vakıalar olabilir. Bir tarafın, kendisinin ileri sürdüğü bir vakıanın doğruluğunu bildirmesi ikrar niteliği taşımayacağı gibi karşı tarafın ileri sürdüğü hukuki sebepler de ikrara konu olamazlar. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09.10.2024 tarihli ve 2023/7-953 Esas, 2024/504 Karar sayılı kararı). İçeriği itibarıyla ikrar ya basit (adi), ya vasıflı (mevsuf) ya da bileşik (mürekkep) nitelikte olabilir. Vasıflı ikrara, gerekçeli inkâr da denilmektedir. Bir vakıanın aleyhine olduğu kimse herhangi bir ilave yahut nitelik değişikliği yapmaksızın, o vakıanın doğru olduğunu beyan etmişse basit ikrar söz konusu olur. Vasıflı ikrarda, karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığı kabul edilmekle birlikte, onun hukuki niteliğinin (vasfının) ileri sürülenden başka olduğu bildirilir. Daha somut bir anlatımla ikrar eden, karşı tarafın talep sonucu açısından dayandığı sonucu/niteliği kabul etmemekte, o vakıadan böyle bir sonuç çıkarıltılmasının mümkün olmadığını belirtmektedir. Birinci bölümde vakıa ikrar edilerek çekişmeli olmaktan çıkmakta, ikinci bölümde ise niteleme ve doğduğu ileri sürülen sonuç ihtilaflı kalmakta ve dolayısıyla bu hususu kimin ispat etmesi gerektiği sorunu ortaya çıkmaktadır. Öğreti ve Yargıtaydaki hakim görüşe göre, vasıflı ikrar bölünemez, vasıflı ikrarda bulunan taraf, ikrar ettiği maddi vakıa ile ilgili hukuki nitelendirmeye ilişkin iddiayı ispat etmesi beklenemez. (L. Şanal, Görgün / Levent, Börü / Mehmet, Kodakoğlu: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2023, s. 436). Bileşik (mürekkep) ikrarda ise, bir tarafın ileri sürdüğü vakıa karşı tarafça bütünüyle kabul edilmekle; başka bir anlatımla, vakıanın doğru olduğu ve bildirilen vasıfta bulunduğu kabul edilmekle birlikte, ikrara öyle bir vakıa eklenir ki, eklenen bu vakıa, ya ikrar edilen vakıanın hukuksal sonuçlarının doğmasını engeller ya da onu hükümsüz kılar. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2024/828 Esas 2025/2115 Karar sayılı ilamı)
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davacının, taraflar arasında video çekim ve montaj hizmeti verilmesine ilişkin olarak da sözleşme ilişkisinin bulunduğunu belirtmiş, davalı yan ise, bu ilişki kurulmuş olsa dahi hizmetin zamanında ifa edilmemesi sebebi ile hizmetten yararlanma olanaklarının bulunmadığını savunarak davacıya borçlu olmadıklarını savunduğundan davalının, maddi vakıanın hukuki niteliğinin (vasfının) ileri sürülenden başka olduğuna ilişkin beyanları vasıflı ikrar mahiyetinde olup bölünemez niteliktedir. Buna göre, vasıflı ikrarda kanıtlama yükümlülüğü, ikrar eden tarafa (davalıya) değil, vakıayı ileri süren tarafa (davacıya) aittir.
Yine bu bilgiler ışığında davalının vasıflı ikrarı karşısında taraflar arasında sözleşme ilişkisinin bu ikrar ile kurulduğunun kabulü gerektiği ancak davacı yan tarafından bu eser sözleşmesi çerçevesinde edimin ifa edilerek davalıya usulüne uygun şekilde teslim edildiğinin ve iş bedeline hak kazanıldığının ispatı davacı yüklenicidedir. Bu çerçevede davacı vekili, iddialarında hazırlanan bu video görüntülerinin halen davalının web sitesinde kullanıldığını, bu hususun bilirkişi incelemesi ile de anlaşıldığını belirtmiş olduğundan ve bilirkişilerce de düzenlenen raporda bu hususun varlığına vurgu yapılmış olduğundan artık taraflar arasında video çekim ve montaj hizmet sözleşmesinin de kurulduğunun kabulü gerekmektedir. Bu çerçevede davacının yüklenici olarak hazırlayıp davalı iş sahibine sunduğunu söylediği ve davalı web sitesinde de yayınlandığı anlaşılan bu video görüntüleri sebebi ile davacının davalıdan ne miktarda alacak talep edebileceği hususunun belirlenmesi için gerekirse yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınmak suretiyle ve alacak miktarı belirlenirken sunulan video çekim hizmetinden ve montajından davalı iş sahibinin yararlanıp yararlanamadığı, davalı iş sahibinin bu çekimlerden faydalanıp faydalanmadığı hususları da tartışılıp değerlendirilerek ve tarafların iş bedeli üzerinde uzlaşamamaları nedeniyle yapılan işin, iş sahibinin yararına olduğu ve ondan faydalandığı sonucuna varılması halinde işin bedelinin yapıldığı tarihteki rayiç fiyatlar ile belirlenerek ve rayiç fiyatların içinde yüklenici karı ve KDV 'de bulunmuş olduğundan belirlenecek fiyata ayrıca KDV ilave edilmemesi gerektiği hususları da gözetilerek alınacak rapor sonrasında ve bu rapora varsa taraf itirazlarının da karşılanması suretiyle taraflar arasındaki uyuşmazlığın sonuçlandırılması gerekirken mahkemece aksi gerekçelerle taraflar arasındaki ticari ilişkinin ve bu ilişki çerçevesinde sözleşmenin teslim süresi ile iş bedeli hususlarının tespit edilemediği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş olması sebebi ile davacı vekilinin istinaf başvurusu dairemizce haklı görülmüş ve kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, mahkeme kararının, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde sonuçlandırılması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin KABULÜNE,
2-Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/12/2020 tarihli ve 2019/776 Esas 2020/769 Karar sayılı kararının, 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde yeniden inceleme ve araştırma yapılarak esasa ilişkin yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Kararın mahiyeti gereği istinaf karar harcı alınmasına yer olmadığına, davacı tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
5-Davacı tarafça yatırılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince varsa taraflarca yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre aynı maddenin 5. fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa İADESİNE,
7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 16/12/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır