T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/660 - 2025/886
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
31.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/660 Esas
KARAR NO : 2025/886 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız)
(Kararın Kaldırılarak Gönderilmesi
HMK 353/1- a-4 )
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/02/2023
NUMARASI : 2021/380 Esas-2023/129 Karar
DAVANIN KONUSU : Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali
KARAR TARİHİ : 14/10/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 13/11/2025
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İSTEM;
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Davacı ve davalı arasında 09.03.2020 tarihinde (... İnşaat Sanayi ve Tic. A.Ş. ("... İnşaat") ile davacı ... Yapı A.Ş. arasında imzalanan Ana Sözleşme hükümleri çerçevesinde) "Duvar Gaz Beton İmalatları/Duvar Tavan Alçı/Sıva İmalatları Yapım İşi" konusunda birim fiyat üzerinden anlaşıldığını ve Taşeron Sözleşmesi ("Sözleşme") akdedildiğini, müvekkili tarafından davalıya kesintilere ilişkin 09.02.2021 tarihinde fatura düzenlendiğini, ( İSG Ceza Bedeli 6.800,00 TL, Sigorta Bedeli Yansıtması 84.805,00 TL, Yemek Bedeli Yansıtması 24.911,20 TL, Nam-ı Hesabına Yapılan İmalatlar 33.900,00 TL 175.000,00 TL bedelli 09.02.2021 tarihli fatura) sebebiyle müvekkilinin davalıya olan 28.163,97 TL borcunu mahsuben kalan 146.836,03 TL tutarındaki müvekkili alacağı için Ankara 18. İcra Müdürlüğü'nün 2021/3751 esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafından 09/02/2021 tarihinde borca haksız olarak itiraz edildiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 6. Maddesine göre: Sözleşme'nin akdine ve ifasına ait tüm vergi, resim, harç ve SGK mevzuatı gereğince sigorta primlerinin, her çeşit verginin resim, harç ve davalının işçilerine ilişkin sigorta primlerinin, işsizlik sigortası primleri, fazla mesai ve ikramiye ve pazar yevmiyeleri, muhtasar, konut edinme fonu, zorunlu tasarruf ve ilerde çıkabilecek her türlü mükellefiyetlerin davalıya ait olduğunu, 12'inci maddesine göre: Vergi, yasal kesinti, yüklenici adına yapılan ödemeler, gecikme cezası ve tazminatlar ve sair giderlerin davalıya ait olduğunu ve davalının işbu ödemeleri davacıya ödemekle yükümlü olduğunu, müvekkilinin bu kesintilere karşılık davalıya fatura düzenlediğini, belirtilen nedenlerle davalı tarafından icra takibine yapılan haksız itirazın iptaline takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini, ayrıca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
YANIT:
Davalıya dava dilekçesi ve tensip zaptı usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup davalı tarafça davaya herhangi bir cevap verilmediği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/02/2023 tarihli 2021/380 Esas 2023/129 Karar sayılı kararında özetle; Dava; Taraflar arasında imzalanan taşeron sözleşmesi kapsamında ceza bedeli, sigorta bedeli, yemek ve nama yapılan imalat bedeli için başlatılan Ankara 18. İcra Müdürlüğü'nün 2021/3751 Esas sayılı icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı davasına ilişkindir. Davanın yasal süresinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Ankara Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından gönderilen davalı ...'ın 2021 yılına ilişkin BA formları mahkememiz dosyası arasına alınmıştır.
Ankara Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü tarafından gönderilen ... Yapı Anonim Şirketinin 2020 yılına ilişkin sigortalı hizmet listesi mahkememiz dosyası arasına alınmıştır.
Ankara 18. İcra Müdürlüğü'nün 2021/3751 esas sayılı dosyası uyap sistemi üzerinden gönderilmiş ve mahkememiz dosyası arasına alınmıştır.
Bilirkişi raporunda özetle; taraflar arasında imzalanan 09.02.2020 tarihli Taşeron Sözleşmesinin 6. Ve 12. maddesindeki esaslar dahilinde davalı tarafından davacıya ödenebileceği, davacı yanın incelenen ticari defterlerinde takip tarihi itibarıyla davalı yandan 146.836,03 TL alacaklı olduğugörülmekle birlikte; yukarıda detaylı olarak açıklandığı üzere davalıya yansıtılan İSG (İş Güvenliği) ne ait (6.800 X 9618 KDV) 8.024,00 TL “nin davacı alacağından İnmesiyle, davacının davalı yandan 138.812,03 TL alacaklı olacağı, yönündeki kanaatlerini belirtmiştir. Bilirkişi raporunun denetime açık hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamında yapılan incelemeler neticesinde; taraflar arasında 09.02.2020 tarihinde Taşeron Sözleşmesi imzalandığı, sözleşme konusunun asıl işverenle taahhüt edilen inşaat işinin bir parçası olan duvar Gaz Beton İmalatları/Duvar Tavan Alçı/Sıva İmalatları yapım işinin ana sözleşme ve eki teknik şartname ve eki teknik ve idari şartnamelere, iş bu sözleşme ve eklerine ve verilen projelere uygun bir biçimde yapılması işi olduğunu, sözleşmenin 6. Maddesinde “Bu Sözleşme'nin akdine ve taahhüdün ifasına ait her türlü vergi, resim, harç ile taşeron işçilerine ilişkin sigorta primleri, işçi ve işveren hisseleri, işsizlik Sigortası primleri, fazla mesai ve ikramiye ve pazar yevmiyeleri, muhtasar, konut edindirme fonu, zorunlu tasarruf ve ilerde çıkabilecek her türlü mükellefiyetler ve İş Kanununun gerektirdiği bilcümle vecibeler ve diğer masraflardan taşeronun sorumlu olduğu, sözleşmenin 12. maddesine göre işverenin tasdikini müteakip hakkediş tutarından varsa vergi, yasal kesinti, yüklenici adına yapılan ödemeler, gecikme cezası ve tazminatlar ve sair giderler kesilerek kalan bedelin taşerona yatırılacağının kararlaştıorıldığı, davacı tarafından davalıya 09.02.2021 tarihli fatura ile 175.000,00 TL lik İSG ceza bedeli, sigorta bedeli yansıtması, yemek bedeli yansıtması, nam-ı hesabına yapılan imalatlar olmak üzere KDV dahil toplam 175.000,00 TL lik Fatura kesildiği, ancak 31.03.2020 tarihli 3 nolu hakediş raporu kapak sayfasının Kesintiler Kısmının Cezalar (İSG, İdari, İş Gecikmesi, Yasal v.b) başlığında toplam 17.850,00 TL nin kesildiğinin görüldüğü, sözleşmenin 6 ve 12 inci maddeleri uyarınca davacının fatura konusu alacak kalemlerini davalıdan talep edebileceği, davacı yanın incelen ticari defter ve kayıtlarında davalı yandan 146.836,03-TL alacaklı olduğu, davalıya yansıtılan 8.024-TL'nin düşülmesi ile davacının 138.812,03-TL alacağının bulunduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne, alacağın likit olduğu anlaşılmakla kabul edilen miktarın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesi gerektiği kanaati ile davanın kısmen kabulüne, davalının hakkında yapılan icra takibinin 138.812,03 TL'lik kısmına yaptığı itirazın iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine ve kabul edilen miktarın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verildiği görülmüştür.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili tarafından verilen 29/05/2023 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Davalı müvekkiline yapılan tebligatların usulsüz olduğunu, davanın müvekkilinin yokluğunda sonuçlandırıldığını ve bu şekilde davalı müvekkilinin savunma ile adil yargılanma haklarının ortadan kaldırıldığını, söz konusu tebligat incelendiğinde, dava dilekçesi ve tensip zaptının, 16 Temmuz 2021 günü Tebligat Kanunu'nun 21/1 maddesi uyarınca mahalle muhtarına tebliğ edildiğnii, bu tebligata ilişkin tebliğ mazbatasında, dağıtıcı ... tarafından "Gösterilen adrese gidildi. Adres kapalı olduğundan komşu ve yönetici temin edilemediğinden muhtar kaydı olduğundan T.K. 21. mad. uygulanarak 2 nolu formül kapıya yapıştırıldı." şeklinde hazır kaşe vurulduğunu, bahse konu dava dosyası kapsamında davalı müvekkiline yapılan defter ve kayıtların ibrazına ilişkin 11 Aralık 2021 tarihli tebligat ile bilirkişi raporunun tebliğ edildiği 9 Nisan 2022 tarihli tebligatın da yine dağıtıcı ... tarafından aynı şekilde yapıldığını, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21. maddesinin birinci fıkrasına göre; "kendisine tebligat yapılacak kimse veya Tebligat Kanunu maddeleri mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz ise, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir." dendiğini, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre de, Tebligat Kanunu m.21/1'e göre tebliğ yapılabilmesi için; adresin geçici olarak kapalı olması, muhatabın dağıtım saatinden sonra adresine dönüp dönmeyeceği hususunun araştırmasının yapılması, muhatabın adresine döneceği yönünde bilgi edinilmesi hâlinde (bu hususun kimden öğrenildiği mazbatada belirtilerek) Tebligat Kanunu m.21/1'e göre tebligat muhtara teslim edilebildiğini, fakat muhatabın adresine döneceğine ilişkin bilgiye ulaşılmamış olması durumunda, tebligatın ilgili mercie iade edilmesi gerektiğini, aksi durumun Tebligat Kanunu ve Tebligat Yönetmeliği hükümlerine aykırılık oluşturulacağını, istinaf incelemesine konu ettikleri dava dosyasından davalı müvekkiline gönderilen her üç tebligatta da adresin, muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğuna ilişkin bir ibare yer almadığından ve davalı müvekkili gerçek kişi olduğundan; davalı müvekkilinin adreste bulunmama nedeninin araştırılmadan Tebligat Kanunu m.21/1 hükmü uyarınca davalı müvekkiline yapılan tebligatların tamamı usulsüz olduğundan, Anayasamızın 36. maddesinde güvence altına alınan davalı müvekkilinin davalı olarak savunma ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, icra takibine karşı yetki hususunda itirazları mevcutken, yerel mahkemenin bu hususta bir karar vermeden yargılamayı sürdürdüğünü, usule ve yasaya aykırı hüküm kurulduğunu, davaya dayanak kılınan Ankara 18. İcra Müdürlüğü'nün 2021/3751 İcra sayılı ilâmsız takip dosyasına yapmış oldukları itirazların icra müdürlüğünün yetkisine ve borca ilişkin olduğunu, huzurdaki davada, davacı tarafça başlatılan icra takibine taraflarınca yapılan itirazın iptalinin talep edildiğini, itirazın iptali davasının görülebilmesi için geçerli bir icra takibinin bulunmasının dava şartı olup, icra dairesinin yetkisine itiraz edilmesi halinde dava konusu takibin yetkili icra dairesinde yapılıp yapılmadığının öncelikle ve resen belirlenmesi gerektiğini, davaya dayanak kılınan ilâmsız icra takibinde yetkili icra dairesi Gerede icra daireleri olduğundan; ancak icra takibi Ankara 18. İcra Dairesi'nde yapıldığından, yerel mahkemece davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerekirken; davanın kısmen kabulüne dair hüküm oluşturulmasının hatalı olduğunu, dava dilekçesi yanında bilirkişi incelemesine esas olacak şekilde defter ve kayıtların ibrazına ilişkin tebligat ile bilirkişi raporunun tebliği usulsüz olduğundan; davalı müvekkiline ait defterler incelenmeden hazırlanan ve usulsüz tebliğden dolayı davalı müvekkilinin itiraz edemediği bilirkişi raporu dayanak kılınarak oluşturulan hükmün usule ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili tarafından verilen istinaf başvurusuna cevap dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olarak verildiğini ve istinaf başvurusunun haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, yetkisizlik iddiaları hususundaki iddiaların Ankara 1. Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından bertaraf edildiğini, zira zorunlu arabuluculuk görüşmeleri sırasında davalı borçlunun yetki itirazında bulunması üzerine davalı tarafça Sulh Hukuk Mahkemelerine yetki itirazı başvurusunda bulunulduğunu, Ankara 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/774 Esas 2021/788 Karar sayılı kararı ile HMK'nın 17. Maddesi ve taraflar arasındaki sözleşmenin 25. Maddesi uyarınca Ankara Bürosunun yetkili olduğu kabul edilerek yetki itirazının reddine karar verildiğini, bu sebeple davalı tarafça yetki itirazının davayı uzatmak amacıyla kötü niyetle yapıldığının açık olduğunu, yine davalı yana yapılan tebligatların usulüne uygun şekilde yapılmış olup TK 21 e göre komşu ve yöneticiye bildirme zorunluluğunun bulunamadığını, yine davalının aynı adrese tebliğ edilen icra dosyasındaki ödeme emrini tebliğ almış olduğunu, bu tebligatın da aynı şekilde komşu ve yönetici temin edilemediğindin TK 21 e göre yapıldığını, bu tebligatı alan davalının icra takibine vekilin marifeti ile süresi içinde itiraz da ettiğini, davalının bu adreste oturduğunun sabit olduğunu, bu sebeple mücerret komşu ve yöneticiye bilgi ve haber verilmeden tebligat yapıldığı iddiasına dayalı olarak tebliğden haberdar olunmadığını ileri sürmenin dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil ettiğini ve davayı uzatmaya yönelik olduğunu, davalı yanın tebligatları almaktan imtina ederek hem davaya cevap vermekten kaçındığını hem de delil sunma ve ticari defterlerini sunma hakkından feragat ettiğinin kabulü gerektiğini belirterek haksız istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;
Dava, taraflar arasındaki taşeron sözleşmesi kapsamında (09/03/2020 tarihli) davalı alt yükleniciye yansıtılması gerekirken davacı tarafından davalı adına ödemesi yapılan harcamalar nedeniyle davalıya kesilen yansıtma faturasının tahsili amacıyla davalı hakkında başlatılan icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali, takibin devamı ve %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili isteğine ilişkindir.
Mahkemece davalıya tebligatın yapıldığı ancak davaya cevap vermediği kabul edilerek yargılamaya devam olunmuş ve üçlü bilirkişi kurulundan alınan rapor hüküm vermeye yeterli görülerek davanın 138.812,03 TL'lik asıl alacak yönünden kısmen kabulüne, bu alacağa takip tarihinden itibaren tahsil tarihine kadar %18,25 oranını geçmemek üzere değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, yine davalının kabul edilen miktarın %20'si oranında davacıya inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf yoluna başvurmuştur.
Mahkemece davalıya, dava dilekçesinin ön incelemenin ve bilirkişi raporlarının tebliğine ilişkin olarak çıkarılan davetiyelerin davalıya tebligat kanununu 21/2. Maddesi uyarınca tebliğ edildiği, bu tebligatlarda adres kapalı olduğundan komşu ve yönetici de tebliğ edilemediğinden tebligat evrakının muhtara bırakıldığı ve Tebligat Kanunun 21. Maddesi uygulanarak tebliğ evrakının muhtara bırakılmasından sonra 2 nolu ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı ve tebligatın bu şekilde yapıldığı anlaşılmaktadır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu (7201 sayılı Kanun) 21/1'e göre yapılacak tebligatlarda, muhatabın adreste bulunmama sebebinin tespiti ile birlikte, (2) nolu haber kağıdının kapıya yapıştırılması ve durumun komşuya/yönetici veya kapıcıya bildirilmesi gerekmesine rağmen tebliğ mazbatası incelendiğinde; yapılan tebliğ her ne kadar adresin kapalı olması nedeni ile Mahalle muhtarına yapılmış ise de, az yukarıda açıklanan bilgilerden muhatabın nerede bulunduğu bilgisine yer verilmediğinden tebliğ işleminin usulüne uygun olmadığı anlaşılmaktadır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu (7201 sayılı Kanun) 21/1'e göre yapılacak tebligatlarda, muhatabın adreste bulunmama sebebinin tespiti ile birlikte, (2) nolu haber kağıdının kapıya yapıştırılması ve durumun komşuya/yönetici veya kapıcıya bildirilmesi gerekmesine rağmen tebliğ mazbataları incelendiğinde; yapılan tebliğler her ne kadar adresin kapalı olması nedeni ile mahalle muhtarına yapılmış ise de, az yukarıda açıklanan bilgilerden muhtara yapılan tebligatta “muhatabın nerede bulunduğu bilgisine yer verilmediği” aynı zamanda komşu ve yöneticiye de ulaşılamadığından bahisle haber verilmediği anlaşılmakla davalıya yargılama aşamasında mahkemece yapılan tebligatların usulüne uygun olmadığının kabulü gerekmektedir. Nitekim mahkemece gerekçeli mahkeme kararının da davacı vekilinin talebi üzerine yargılamada kendisini vekaletname vermek suretiyle temsil etmeyen ancak icra dosyasına itiraz dilekçesi sunan vekile çıkarılmasının talep edildiği ve gerekçeli kararın da mahkemece yargılamada davalıyı temsil etmeyen yani davalının vekili sıfatı bulunmayan Av. ...'a yapıldığı ve gerekçeli karar tebliğinin de davalıya usulüne uygun şekilde yapılmadığı anlaşılmaktadır.
O halde mahkemece yargılama aşamasında davalıya yapılan tebligatların davalıya tebliğ işleminin 7201 sayılı Kanunun 21. Maddesine aykırı olduğundan, davalının adil yargılanma hakkı ile bu kapsamdaki hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiği tartışmasızdır. Hukuki dinlenilme hakkı sağlanmadan usulsüz tebligata bağlı olarak dosyanın esastan sonuçlandırılmış olması sebebi ile davalı vekilinin istinaf başvurusu dairemizce haklı görülmüş ve bu sebeple kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. (Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2023/238 Esas 2025/5179 Karar sayılı ilamı ile Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2024/15190 Esas 2025/1455 Karar sayılı ilamı)
Yine dava eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davalının icra takibine itiraz ederken hem yetkiye hem de borca itiraz etmiş olduğu halde yargılama aşamasında davalının davaya karşı cevap dilekçesi sunmadığı ve yargılamaya katılmadığı gözetilerek davanın esasının incelenmesine geçildiği ve davalının yetki itirazının hükümden düşürülmeden ve icra dairesinin yetkili olup olmadığı hakkında bir tespite yer verilmeden davanın esastan sonuçlandırıldığı anlaşılmaktadır.
İİK.nun 67.maddesine göre açılmış itirazın iptali davalarında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun ya da olmasın öncelikle takibin yetkili icra dairesinde yapılıp yapılmadığı incelenmelidir. İtirazın iptali davasının görülebilmesi usulüne uygun bir şekilde yapılmış geçerli bir icra takibinin varlığına bağlıdır. Geçerli bir takibin bulunmadığı durumlarda itirazın iptali davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur. Yargıtay’ın istikrar kazanmış uygulaması bu yöndedir (HGK.nun 20.03.2002 gün 2002/13-246 E.,208 K., 28.03.2001 gün 2001/19-267 E., 2001/311 K.sayılı kararları Yargıtay Kapatılan 15. Hukuk Dairesinin 2006/7240 Esas 2006/7348 Karar sayılı ilamı )
Bu durumda mahkemece takip yapılan icra dairesinin yetkili olup olmadığı eve ortada geçerli bir icra takibinin bulunup bulunmadığı tartışılıp değerlendirilmeden davanın esasının incelenmesine geçilmesi doğru olmadığı gibi, yapılacak inceleme sonucunda davalının yetki itirazının usulüne uygun olduğunun anlaşılması halinde de mahkemece ortada geçerli bir icra takibinin bulunmadığının kabulü ile itirazın iptali davasının bu nedenle reddine karar verilmesi gerekeceğinden ve bu husus dava şartı olduğundan bu sebeple de dairemizce kamu düzeni kapsamında yapılan istinaf değerlendirmesi sonucunda kararın kaldırılmasını gerektiren bir yasaya aykırılık hali olarak değerlendirilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, mahkeme kararının, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.4 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde taraf teşkili sağlandıktan ve dava şartları araştırıldıktan sonra sonuçlandırılması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin KABULÜNE,
2-Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/02/2023 tarihli ve 2021/380 Esas 2023/129 Karar sayılı kararının, 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-4 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde yeniden inceleme ve araştırma yapılarak esasa ilişkin yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Kararın mahiyeti gereği istinaf karar harcı alınmasına yer olmadığına, davalı tarafından yatırılan 2.630,47 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,
5-Davalı tarafça yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince varsa taraflarca yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre aynı maddenin 5. fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa İADESİNE,
7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 14/10/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip-