T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
31.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/229 Esas
KARAR NO : 2025/466 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız)
(Başvurunun esastan reddi /HMK m.353/1-b-1)
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 31/03/2022
NUMARASI : 2014/1565 Esas-2022/228 Karar
DAVANIN KONUSU : Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Menfi Tespit
KARAR TARİHİ : 13/05/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 12/06/2025
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit davasında mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İSTEM;
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle Davacı kooperatif ile dava dışı arsa sahipleri arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, davalı şirket ile de davacı kooperatif arasında; davalının yüklenici olduğu inşaat sözleşmesi imzalandığını, sözleşme bedelinin tamamı için 05.03.2012 tarihinde tanzim edilerek davalıya verilen 28 adet senedin davalı tarafından ciro edilerek dava dışı ... Ltd.Şti'ne verildiğini, senetlerin 145.000,00 TL'lik kısmının makbuz mukabilinde kooperatif tarafından ödendiğini, 425.000,00 TL'lik kısmı ise ödenemediğinden protesto olduğunu, ödenemeyen kısım için davalı ile anlaşılarak 165.000,00 TL'lik kısmı için dava dışı ... Ltd. Şti'ne bir daire ve kalan kısmı için üye senetlerinin verildiğini, ayrıca ödenemeyen kısmına 20.000,00 TL tutarında fark ödemesi yapıldığını, sonuçta ...'ya toplam 305.000,00 TL tutarında üye senedi verilmiş olduğunu, ...'nın bedelsiz kalan 425.000,00 TL tutarındaki senedi sözleşme yaptığı davalı ... şirketine iade ettiğini, ancak davalı şirketin bu senetleri müvekkili kooperatife iade etmediğini, davalı tarafından icra takibine konu edilen senetlerin iadesi gereken senetler olmadığı kabul edilse bile söz konusu senetlerin bedelsiz kaldığını, taraflar arasında akdedilen sözleşme gereğince işin anahtar teslimi olarak 36 ayda iskan alınmış şekilde teslim edileceğini, eski yönetim kurulunca geçici hak ediş raporları ile davalıya yapılan ödemenin toplam 12.600.000,00 TL olarak görüldüğünü, oysa inşaatların mevcut durumunun tespiti konusunda Ankara 10.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/3 D.İş sayılı dosyasında yapılan bilirkişi incelemesi sonunda imalat bedelleri toplamının 5.948.293,00 TL hesaplandığını, kooperatif yeni yönetim kurulunun talebi ile İnşaat Mühendisleri Odasınca görevlendirilen bilirkişi heyetinin düzenlediği raporda, sökülerek yeniden yapılması gereken imalat bedelleri ile nefaset kesintileri düşülmeksizin imalat bedelinin 9.663.000,00 TL olarak hesaplandığını, tüm bu nedenlerle davalı şirkete dava konusu senetlerden dolayı borçlu olmadığı ileri sürülerek, sonuç olarak Ankara 8. İcra Müdürlüğü'nün 2014/3125 E. sayılı dosyasında takibe konu 662.105,64 TL bedelli bonodan dolayı davalıya borçlu olunmadığının tespitine, icra takibinin iptaline ve davacı aleyhine yapılan icra takibi nedeniyle toplam alacak üzerinden %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
YANIT:
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; 15.08.2006 tarihli İnşaat Yapım Sözleşmesine konu inşaatın hak ediş bedellerinin eksik ve geç ödenmesi nedeniyle arsa sahiplerince verilen süre uzatımı sonunda 30.09.2013 tarihinde tamamlanarak teslim talebinde bulunulduğunu, inşaatın bitiş tarihi itibariyle seviyesinin %97-98 seviyesinde olduğunu, kooperatif üyelerinin 2013 yılında kısmi oturma izni ile elektrik, su doğalgaz gibi abonelikleri yaptırarak oturmaya başladıklarını, 1 ve 11 nolu hak edişlerin davacı kooperatif tarafından imzalanarak onaylanmış ise de, 12 nolu hak edişin imzalanmadığını, bunun üzerine kesin hesabın çıkarılması için görevlendirilen teknik kişilerin hesapladıkları KDV dahil 12.671.890,39 TL tutarındaki kesin hesabın davacı kooperatif tarafından imzalanmadığını, buna karşılık müvekkili şirkete nakit ve bonolarla toplam 11.552.927,55 TL ödendiğini, ödeme kapsamında verilen 05.03.2013 tanzim ve 31.01.2013 vade tarihli 40.000,00 TL'lik bononun vade tarihinin düzenleme tarihinden önce olması nedeniyle kambiyo vasfında olmadığı gerekçesi Ankara 12. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2014/130 E., 2014/167 K. sayılı kararıyla iptal edilerek kararın kesinleştiğini, bu durumda ödeme tutarının 11.512.927,55 TL olarak gerçekleştiğini, ayrıca ödeme kapsamındaki kooperatifin cirosunu taşıyan bazı bonoların icra takip dosyalarının müvekkili şirketçe kapatıldığını, bu nedenle ödenmeyen bonoların ödeme tutarına dahil edilemeyeceğinden davacının borcunun artacağının tartışmasız olduğunu, dava dışı 3. şahıs ... Ltd. Şti. ünvanlı şirketle müvekkili şirketin sözleşmesinin bulunmadığını, dolayısıyla davacının iddiasındaki ... Ltd. Şti.'ne müvekkilinin borcunun davacı tarafından üstlenilmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, davacının iddiasını gösterir yazılı bir belge sunmadan mesnetsiz iddiada bulunduğunu, müvekkili şirketin dava dışı 3. şahıs ... Ltd. Şti. ünvanlı şirkete ciroladığı ve davacı kooperatifçe düzenlenen ancak ödenmemiş olması nedeniyle geri alınarak karşılığında alacaklısı olduğu başka bonoların dava dışı 3. şahsa verildiğini, dilekçe ekinde sunulan cari hesap dökümünde belirtilen bütün bonoların davacının müvekkiline olan borcu nedeniyle düzenleyip veya cirolayıp verilen bonolar olduğunu, davaya konu bonoların karşılığının davacı tarafça ödenmediği için icra takibi yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31/03/2022 tarihli 2014/1565 Esas 2022/228 Karar sayılı kararında özetle; Açılan dava, icra takibine konu bonolardan dolayı borçlu olmadığının tespiti davasıdır.
Davacı, davalı yüklenici ile yaptığı eser sözleşmesi kapsamında iş bedelinin ödenmesi kapsamında verilen ve icra takibine konu yapılan bonoların bedelsiz kaldığından bahisle, borçlu olmadığının tespitini talep etmiş, davalı ise takibe konu bonoların yapılan iş bedeli olarak verilen bonolar olduğunu, bedelinin ödenmediğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Taraflar arasındaki akdi ilişki incelendiğinde; Davacı kooperatif ile davalı şirketin birlikte yüklenici olarak dava dışı arsa sahiplerinin mülkiyetinde bulunan ... parselde kayıtlı ana taşınmaz üzerinde 2 bloktan (A ve B blok) oluşan inşaat yapmak üzere 22.11.2006 tarihli Düzenleme Şeklinde Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi imzaladıkları, davacı kooperatif ile davalı yüklenici arasında düzenlenen 15.08.2006 tarihli sözleşmenin konusunun ise, bu sözleşmenin taraflarının yüklenici konumunda bulunduğu kat karşılığı inşaat sözleşmesine konu olan inşaatın yapılması olduğu, işin süresinin inşaat ruhsatı alındıktan sonra 36 ay olarak kararlaştırıldığı, sözleşmenin 10. maddesinde, işin “anahtar teslimi” yöntemine göre yapılacağı, hak edişlerin 30 günlük ara ile yapılacağı, 15 günde inceleneceği ve 15 günde ödeneceği kararlaştırılmıştır.
Dava konusu bonoların takibe konulduğu Ankara 8. İcra Müdürlüğü'nün 2014/3125 esas sayılı dosyasında; Davalı tarafından 10.02.2014 tarihinde, 31.03.2012-31.12.2013 tarihleri arasında muhtelif vadeli ve tutarlı toplam 38 adet bonoya dayalı olarak toplam 589.000,00 TL asıl alacak ve 73.105,64 işlemiş faiz üzerinden davacı aleyhine takip başlatıldığı, borçlunun şikayeti üzerine Ankara 12. İcra Hukuk Mahkemesindeki yargılama sonunda takipteki 40.000,00 TL bedelli ve 31.01.2013 vade tarihli bononun düzenleme tarihinin 05.03.2013 olması nedeniyle kambiyo niteliği taşımadığına hüküm olunarak takip dosyasındaki 40.000,00 TL asıl alacak ile bu miktara isabet eden işlemiş faiz kısmının iptaline karar verildiği, bunun üzerine takibin 37 adet bonoya dayalı olarak toplam 549.000,00 TL asıl alacak ve 67.534,64 TL işlemiş faiz üzerinden yenilendiği görülmüştür.
Bilirkişi incelemesi sonunda düzenlenen raporlarında yapılan hesaplamaya göre; "davalının 11.928.340,93 TL'lik iş yaptığı, tarafların ticari defter ve kayıtlarına göre davacının dava konusu bonolar dahil olmak üzere toplamda 11.580.427,55 TL ödeme yaptığı, kesin hakedişlerden kesilen stopaj ve damga vergisi bedeli olan 284.550,71 TL'nin mahsup edilmesi ile davalının 63.362,67 TL alacaklı olduğu, dava konusu bonoların davalının hakediş alacağına mahsuben ödeme amaçla davacı tarafça verildiği, bonoların bedelsiz kalmadığı" belirtilmiştir.
Somut olayda tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafça bedelsiz kaldığı belirtilen dava konusu bonoların, davalıya hak ediş alacağına karşılık olarak ödeme amacıyla verildiği, bu bonoların bedelinin davacının yaptığı ödemelere dahil edilerek, bilirkişi heyetince yapılan hesaplamaya göre davalının davacıdan halen hakediş alacağının olduğu, dolayısıyla bonoların bedelsiz kalmadığı anlaşılmakla, açılan davanın reddine dair karar verildiği görülmüştür.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili tarafından verilen 12/12/2022 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemenin, bilirkişi raporunu esas alarak hüküm kurduğunu, mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişi heyetinin toplamda beş ek rapor düzenlediğini, davacı ve davalı tarafça tüm bilirkişi raporlarına itiraz edildiğini ve yeni bir bilirkişi heyetinin görevlendirilmesinin talep edilmiş olmasına rağmen aynı bilirkişi heyetinde ısrar edildiğini, başka bir heyetin oluşturulmadığını, davanın açıldığı 2014 yılından itibaren aynı bilirkişi heyetinin iş mahalline gelmeden, hiçbir imalat ve metraj incelemesi yapmaksızın dosyada mevcut belgeler ele alınarak, her biri aynı heyet tarafından düzenlenmiş olmasına rağmen olaya uygun olmayan ve birbiri ile çelişkili raporların esas alınarak hüküm kurulduğunu, bilirkişi heyetinin düzenlediği raporda; dava dışı ...'nın mali müşaviri tarafından internet ortamında gönderilen yevmiye defterinin, muavin kayıtları ele alınarak düzenlendiğini, bilirkişiden dava dışı şirketin ticari defterlerini ele alınarak inceleme yapılmasının talep edilmiş olmasına rağmen görev dahilinde olmadığı beyanı ile inceleme yapmadığını, muavin kayıtları üzerinde yaptığı inceleme sonucunda "Davacının, dava dışı ...'ya herhangi bir senet verdiğine yahut kooperatiften bir adet daire verdiğine dair herhangi bir kaydın, davacı kayıtlarında bulunmadığı" şeklinde rapor düzenlendiğini, aynı bilirkişi heyeti raporunun, dava dışı ...'nın cari hesapları (c) kısmında; "Dava dışı ...'nın yevmiye defteri muavin kayıtlarında, davalıya 565.000,00 TL'lik iş yaptığını ve fatura düzenlendiğini, fatura bedellerine istinaden 565.000,00 TL'lik senet alındığını, alınan senetlerin bir kısmının iade edildiğini fakat yerine yeni senetler alınmak sureti ile cari hesabın kapatıldığına dair kayıtların yer aldığını, davacı ile herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığını, yeniden alınan 405.000,00 TL'lik senetlerin davalıdan alındığını, davacı ile doğrudan bir ilişkinin bulunmadığını, yine davacının iddiaları arasında yer aldığı gibi, kooperatiften bir iade edilen senetler karşılığında konut alındığına dair herhangibir kaydın da bulunmadığı tespiti" şeklinde düzenlenen raporun birbiri ile çelişkili olduğunu, dosya kapsamına sunulan üyelerin senetleri ve ödeme dekontları incelendiğinde söz konusu senetlerin arka yüzünde davacı kooperatifin üye senetlerini davalıya ciro ettiği ve davalı tarafından dava dışı ...'ya verildiğinin görüldüğünü, davada bilirkişiye verilen görevin, dava konusu dava ve icra takibi konusu konu edilen senetlerin dosyada mevcut belgeler ve tarafların defter kayıtlarında yapılacak incelemeler ile bedelsiz olup olmadığının, ... Ltd. Şti'ne ödeme yapılıp yapılmadığını, icraya konu edilen senetlerin mükerrer ödemeye konu edilip edilmediği ve genel olarak da kooperatifin davalı tarafından yapılan imalatlar sebebi ile davalıya borçlu olup olmadığına ilişki olduğunu, dava safahatinde davalı şirketin ... Ltd. Şti'den temin edilen kapıların bedeli olan 565.000,00 TL'yi kendisinin ödediğine ilişkin bir beyanı ve iddiasının da bulunmadığını, bilirkişi heyeti raporlarında da davalının ticari defterlerinde de 565.000,00 TL'nin nasıl ödenmiş olduğuna ilişkin bir inceleme ve değerlendirmede bulunmadığını, mahkemenin, müvekkili kooperatifin davalı yüklenici ile akdettiği inşaat sözleşmesi ile ilgili olarak "davalının 11.928.340,93 TL'lik iş yaptığı, tarafların ticari defter ve kayıtlarına göre davacının dava konusu bonolar dahil olmak üzere toplamda 11.580.427,55 TL ödeme yaptığı, kesin hakedişlerden kesilen stopaj ve damga vergisi bedeli olan 284.550,71 TL'nin mahsup edilmesi ile davalının 63.362,67 TL alacaklı olduğu, dava konusu bonoların davalının hakediş alacağına mahsuben ödeme amaçla davacı tarafça verildiği, bonoların bedelsiz kalmadığı" na ilişkin bilirkişi raporu ile karar verildiğini, kararın bu yönü ile de usul ve yasaya uygun düşmediğini, davanın 2014 yılında başladığını, bu tarihten, yeni bir heyet oluşturulduğu 2021 yılına kadarki süreçte, davanın konusu ve bilirkişilere verilen görevin, davalı yüklenicinin inşaattan kaynaklanan alacağının ve dolayısı ile de icra dosyasındaki alacağının tespitine ilişkin olduğunu, kısaca tasfiye hesabının çıkartılması olduğunu, bilirkişi heyetinin, bu konuda hiçbir inceleme ve değerlendirme yapmadığını, sadece inşaat mühendisi bilirkişinin katılımı ile taraf vekillerinin olduğu bir ortamda inceleme yapılmakta iken, davalı şirket yöneticisi ile tartışmasından sonra incelemesini bitirdiğini ve mahalden ayrıldığını, bilirkişi heyetinin, dosyada gerek inşaatta yapılan işler ve gerekse hakedişin BİGŞ hükümlerinde geçerliliği, ara ve kesin hakediş düzenlenmesi usulü, hakedişte yer alan imalat kalemleri, metraj ve pozların mevcut duruma uygunluğuna ilişkin bir değerlendirme bulunmadığını, davalı ... Ltd. Şti. Kooperatif'in elektrik tesisatı dahil tüm elektrik işlerinin yapılması hususunda davadışı ... ile sözleşme akdettiğini, sözleşmede elektrik işi bedelinin 112.200,00 TL olarak belirlendiğini, ödemenin, müvekkili kooperatife ait bir dairenin dava dışı alt yükleniciye verilmesi şeklinde kararlaştırıldığını, daire bedelinin 140.000,00 TL olarak belirlendiğini, dava dışı alt yüklenicinin kooperatife üye olarak kaydedildiğini, alt yüklenicinin yapmış olduğu imalat bedellerinin, daire tahsisi ile kooperatif tarafından ödendiğini, kooperatifin elektrik imalatları bedellerinin kooperatif tarafından ödendiğini, davalı şirketin elektrik imalatını hakediş ödemesine dahil ettiğini, kooperatif tarafından bir kez daha ödendiğini, bilirkişi kurulu raporunda yapılan hesaplamada imalatlara %6 artırım uygulanarak hesaplama yapıldığını, taraflar arasında akdedilen inşaat sözleşmesinden sonra ek sözleşme düzenlendiğini, işbu sözleşmede inşaat sözleşmesinde yer alan 10-14-16-17 maddelerinin kaldırılmasının kararlaştırıldığını, buna rağmen bilirkişi raporunda %6 artırım bedelinin 624.907,01 TL hesaplaması ile rapor düzenlendiğini, somut olayda müvekkili kooperatifin arsa sahiplerine karşı davalı ... Ltd. Şti. ile birlikte yüklenici olduğunu, davalı kooperatifin 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun geçici 15. maddesi uyarınca, 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı (BKK) uyarınca % 1 oranında KDV uygulandığını, oysa KDV hesabının yönetmelik ve tebliğe uygun olarak hesaplanması halindeki rakamın 182.056,74 TL olduğunu, davalı yüklenicinin kooperatif aleyhine başlattığı Ankara 8. İcra Müdürlüğü'nün 2014/3125 E sayılı dosyasına yatan paranın davalıya ödenmemesi için mahkeme tedbir kararı vermiş ise de kooperatifin icra bedelinin tamamını ödeme gücü olmaması sebebi ile icra alacağının depo edilemediğini, icra takibinin başlangıcından itibaren dava safahatinde müvekkili kooperatifin ... Bankası hesabına konulan haciz işlemi neticesinde 2021 yılına kadar davalıya 421.477,85 TL ödeme yapıldığını, davalının alacağını teşkil eden 69.852.67 TL alacak ve faizlerinin, bu ödemeden karşılandıktan sonra müvekkilinin davalıdan 340.638,59 TL alacağı bulunduğunu, buna rağmen mahkemece davanın reddine karar verdiğini, bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili tarafından dosyaya sunulan istinaf başvurusuna cevap dilekçesinde özetle; Mahkemece yapılan yargılama sonucu ve alınan bilirkişi raporuna göre davacının, takibe konu bonoların bedelsiz kaldığı iddiasının gerçeğe aykırı olduğunun ortaya çıktığını ve bu rapor doğrultusunda mahkemece davanın reddine dair karar verildiğini, yine davacının KDV oranının %1 olarak hesaplanması gerektiği yönündeki iddialarının da dayanaksız olduğunu, zira müteahhit firmaların veya Konut Yapı Kooperatiflerinin yapmış oldukları inşaatlar sebebi ile yapı sahibi kooperatife konut tesliminde istisna ya da inşaat taahhüt işi kapsamında indirimli oran uygulamasından söz edilemeyeceği için genel hükümler çerçevesinde KDV'nin hesaplanması gerektiğini, davacı tarafın, istinaf dilekçesinde belirtmiş olduğu bilirkişi raporunun bilgilendirme bölümünde davacının ticari defter kaydına göre 3.459.782,36 TL fazla ödeme yapıldığına ilişkin tespitin sonuç tespiti niteliğinde olmadığı, davacının ticari defterlerinde yazılı bilginin rapora geçmesi mahiyetinde olduğu, tüm bu sebeplerle haksız istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;
Dava, taraflar arasındaki yüklenici sözleşmesi ile taraflar ile dava dışı arsa sahipleri arasında düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmeleri kapsamında davacı yüklenici tarafından davalı alt yükleniciye iş bedeli karşılığı olarak verilen ancak bedelsiz kaldığı iddia edilen senetlerin icra takibine konu edilmeleri nedeniyle bu senetlerden ve icra takibinden dolayı davacı yüklenicinin davalı alt yükleniciye borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davalı vekili yukarıda ayrıntıları verilen cevap dilekçesi ile davanın haksız olduğunu, ödeme kapsamında müvekkili davalıya verilen senetlerin ödenmemesi sebebi ile takibe konu edildiklerini, davacının iddialarının yazılı belge ile kanıtlanması gerekirken bu konuda yazılı bir belge sunulamadığını belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davacı kooperatif ile davalı yüklenici şirketin, birlikte yüklenici sıfatıyla dava dışı arsa sahiplerinin mülkiyetinde bulunan ... parselde kayıtlı ana taşınmaz üzerinde 22/11/2006 tarihli düzenleme şeklinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenledikleri sonrasında davaya konu tarafların arasında ise 22/11/2006 tarihli düzenleme şeklinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiği ve sözleşmenin konusunun, her iki tarafın yüklenici olarak kat karşılığı inşaat sözleşmesine konu olan inşaatı birlikte yapmayı kararlaştırdıkları, davalının alt yüklenici olduğu ve işin anahtar teslimi şeklinde alt yüklenici davalı tarafından yapılarak teslim edileceği, davacı kooperatifin davalı alt yükleniciye Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2014/3125 Esas sayılı takip dosyasına konu olan 38 adet bonoyu iş bedeli karşılığı olarak verdiği ve bu bonolara dayalı olarak davalı alacaklı tarafından davacı borçluya karşı toplam 589.000,00 TL asıl alacak ve 73.105,64 TL işlemiş faiz üzerinden davacı aleyhine takip başlatıldığı, borçlunun şikayeti üzerine 40.000,00 TL bedelli 31/01/2013 vade tarihli bononun düzenlenme tarihinin vade tarihinden sonra olması sebebi ile bu bono yönünden takibin iptaline karar verildiği, bunun üzerine takibin 37 adet bonoya dayalı olarak toplam 549.000,00 TL asıl alacak ve 67.534,64 TL işlemiş faiz üzerinden yenilendiği, bilirkişi kurulundan alınan ve hüküm vermeye yeterli görülen kök ve ek raporlara göre davacı tarafça bedelsiz kaldığı belirtilen dava konusu bonoların davalıya hakediş alacağına karşılık olarak ödeme amacıyla verildiği, bu bonoların bedelinin davacının yaptığı ödemelere dahil edilerek bilirkişi heyetince yapılan hesaplamaya göre davalının bu bonoların da mahsubundan sonra davacıdan halen takip tarihi itibari ile 69.852,67 TL alacaklı olduğu, dolayısıyla bonoların bedelsiz kalmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı vekilinin yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf yoluna başvurduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece de dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31/03/2022 tarihli ve 2014/1565 Esas 2022/228 Karar sayılı kararı, usul ve yasa hükümlerine uygun olduğundan davacı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olduğundan davacıdan alınması gerekli 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL karar ve ilam harcından kalan 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından, taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Kararın dairemizce taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. Maddesi gereğince kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 13/05/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır