T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/141 - 2025/243
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
31.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/141 Esas
KARAR NO : 2025/243 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız)
(Kararın Kaldırılarak Gönderilmesi
HMK 353/1-a-6)
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/11/2022
NUMARASI : 2019/511 Esas-2022/841 Karar
DAVANIN KONUSU : Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali
KARAR TARİHİ : 11/03/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 25/03/2025
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İSTEM;
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketle borçlu şirket arasında ticari bir ilişki söz konusu olduğunu, müvekkilinin 2015 yılından beri borçlu ... A.Ş ile imalat, paketleme ve galvaniz işçiliği işleri ile ilgili çalıştığını, 30.05.2018 tarihli faturadan da anlaşılacağı üzere borçlu şirketin A-01094 sıra numaralı 30.05.2018 düzenleme tarihli faturanın ödemesini yapmadığını, fatura ücretlerinin ödenmemesi üzerine cari hesap ekstresindeki borç bakiyesi olan 108.343,15 TL'nin tahsili için Ankara 7. İcra Müdürlüğü'nün 2018/9854 esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, ancak borçlu şirketin 01.10.2018 tarihinde borca itiraz ettiğini, itiraz edilen icra takibinin borçluya kesilen faturalar ve cari hesaba dayanmakta olduğunu, ödenen/ödenmeyen faturaların müvekkilinin ticari defter ve kayıtlarında sabit olduğunu, borçlunun icra takibine yaptığı itirazının iptaline, borçlunun takip konusu borcu, takip dosyasında belirtilen yasal faizi ile birlikte ödemesine, takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
YANIT:
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davacı ... Ltd. Şti. arasında, "imalat, istifleme ve galvaniz işçiliği işleri" konulu 14.02.2017 tarihli Alt Yüklenici Sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirketin işçi haklarının zamanında ve eksiksiz ödenmesi ve işyeri düzeninin sağlanması konusundaki hassasiyeti nedeniyle, alt yüklenici sözleşmesini Ankara 34. Noterliği'nin 28.05.2018 tarihli ve 05328 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile feshettiğini, müvekkili şirket tarafından sözleşmenin feshedildiği 28.05.2018 tarihinden sonra işçiliğe ilişkin olarak davacı nam ve hesabına şirketin işçilerine ilişkin olarak 63.257,34 TL ödeme yapılarak davacının cari hesabına borç kaydedildiğini, ayrıca davacı şirketin, sözleşme kapsamındaki faaliyetlerini yürütmek üzere, müvekkili şirkete ait fabrika içerisinde bulunan 2 imalat holünü makine ve teçhizatı ile birlikte 01.01.2018 tarihli Kira Sözleşmesi kapsamında kiraladığını, kira sözleşmesi hükümlerine göre de davacı şirketin, kullanmış olduğu taşınmazın ve içinde bulunan ... eşyanın aynı şekilde iade edilmesinden ya da tazmininden sorumlu olduğunu, bu kapsamda, 2018 yılı Mayıs ayı için davacı adına davacı işçilerine temin edilen kişisel koruyucu donanım bedellerinin, davacı tarafından fabrika sahasında kiralanan alana ve kullanılan makinelere ilişkin elektrik bedeli, işlerin tamamlanması için verilen işçilik hizmeti bedeli, 2018 yılı Mayıs ayına ilişkin hatalı üretim maliyeti, aylık bakım onarım masrafları ile davacının kullandığı müvekkili şirkete ait makine ve ekipmanın sözleşmenin feshi sonrasında genel bakımıı ve arızalı parçaların değiştirilmesine ilişkin olarak; 31.05.2018 tarihli 220413 sayılı 38.711,78 TL bedelli, 25.06.2018 tarihli 220442 sayılı 20.446,12 TL bedelli ve 30.06.2018 tarihli 220451 sayılı 107.731,96 TL bedelli faturaların düzenlenerek davacı şirkete ihtarname ekinde gönderildiğini, söz konusu ihtarname ve ekindeki faturaların 31.07.2018 tarihinde davacı şirkete tebliğ edildiğini, davacı tarafından ihtarname ve eklerine karşı herhangi bir itirazda bulunulmadığını, davacı adına yapılan işçilik ödemeleri ve fatura edilen kapsamında davacının müvekkili şirketten alacaklı olmadığını, aksine müvekkili şirketin 46.278,22 TL alacağı bulunduğunu, davacı ile yapılmış olan alt yüklenici sözleşmesinin haklı feshedilmesi, fesih sonrasında davacı nam ve hesabına yapılan işler ile yapılan ödemelerin de mahsubu sonucunda müvekkili şirketin cari hesaplarında davacıya borçlu değil davacıdan alacaklı olduğunu, yine davacının işçilerinin davacı ile birlikte müvekkili şirkete işçilik alacağı davaları açmış olmaları ve icra takipleri başlatılması hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının alacak talebinin çekişmeli olduğu, yargılamayı gerektirdiği, dolayısıyla davacının müvekkili şirketten icra inkâr tazminatı talep etmesinin mümkün olmadığı, davacının haksız ve hukuka aykırı davası ile tüm taleplerinin reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/11/2022 tarihli 2019/511 Esas 2022/841 Karar sayılı kararında özetle; Dava; davacı tarafından davalıya karşı başlatılan icra takibine davalı tarafından itiraz edilmesi üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının, dava konusu taraflar arasında akdedilen sözleşme ve faturalara ilişkin takip konusu miktar kadar davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının ne kadar olduğu, alacağın muaccel olup olmadığı, faizin türü ve miktarının ne olduğu , alacağın likit olup olmadığı, davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilip edilemeyeceği hususlarına ilişkindir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında akdedilen 13.02.2017 tarihli alt yüklenici sözleşmesinin 10. maddesinde işin tamamlanacağı tarih ve işin süresinin belirtilmediği, dosyada işin geciktiğine ve işe forse bir çalışma ile devam edilmesi yününde yüklenicinin ihtarının sunulmadığı, 23.05.2018 tarihli ve 23.05.2018 tarihli tutanak ve işbu davaya taraflarca sunulan dilekçeler dikkate alındığında işçi maaşlarının ödenmemesi nedeniyle işçiler tarafından işi durdurmaya yönelik eylem yapıldığı, söz konusu işi bırakmaya yönelik eylemin davacı ile işçileri arasındaki ilişkilerden kaynaklanmakla birlikte dava konusu sözleşmenin 12.4 maddesi gereği maaş ödemesini her ayın 10-25 aralığında yapmakla yükümlü bulunan davalı yüklenicinin bu ödemeleri yapmamasından doğduğu, fesihte davalı yüklenicinin sözleşme hükümlerine göre işçilere ödeme yapmayarak işin işçiler tarafından durdurulmasına neden olduğu ve buna dayanarak kendi kusuru ile akdi tek taraflı olarak feshettiği kanaatine varılmıştır.
Sözleşmenin 6.2. maddesinde; alt yüklenici ile yüklenici arasında alt yüklenicinin istihdam edeceği işçiler kapsamında asıl işveren - alt işveren ilişkisi kurulmadığı, alt yüklenicinin, sözleşme ile üstlendiği işin teslimi için istihdam ettiği işçilerin işvereni olduğu belirtilmiş olup işçi alacağı kapsamında 12.07.2021 tarihli sulh protokolü uyarınca alacaklılara 326.322,62 TL ödendiği, davacı yanın defterlerinde bulunmayan ancak davalı yanın ticari defterlerinde yer alan maaş ödemeleri ve SGK prim ödemeleri kapsamında 62.199,54 TL'nin davacının cari hesabına borç kaydedildiği anlaşılmakta olup sözleşme gereği işçilerin işçilik alacaklarının ödenmesi davacı alt yüklenicinin sorumlu olduğu bu nedenle 62.199,54TL.'nın davacıya yapılan ödeme olarak değerlendirilmesinin gerekeceği kanaatine varılmıştır.
Kira Sözleşmesinin 12. maddesinde; "Kiralanan yerin su, elektrik, havagazı, yakıt masrafları, kapıcı parası kiracıya aittir." denilmiş, dava konusu alt yüklenicilik sözleşmesinin 6.5.maddesinde sarf malzemelerinin yüklenicinin sorumluluğunda olduğu belirtilmiştir. Yine sözleşmenin 7.nci maddesinde; "Taahhüdün Yerine Getirilmesine İlişkin Her Türlü İşçilik, Yükleniciden Temin Edilemeyen Makine, Araç Gereç Ekipman sözleşme Bedeline Dahildir." denilmiş, davalı yüklenicinin davacının çalışabilmesi için gerekli makineleri temin edeceği de anlaşılmakla, makinelerin bakımının onarımının davacı alt yüklenici tarafından yapılacağı yönünde sözleşmede bir hüküm yer almamıştır. Kira Sözleşmesinin 4. maddesine göre; "Kiralanan şeyin vergisi ve tamiri kiraya verene, kullanılması için lazım gelen temizleme ve ıslah masrafları kiracıya aittir." 6. maddesine göre; kiracı kiraladığı şeyi kontrata göre kullanmış olması hesabıyla onda ve eşyanın husule gelen eksiklik ve değişiklikten mesul olmayacaktır. Kiracının kiraladığı şeyi iyi halde almış olması asıldır." denilmiş, bu sebeplerle davalının defter kayıtlarına aldığı 31.05.2018 tarihli 220413 sayılı 38.711,78 TL bedelli fatura alt yüklenici sözleşmesi gereği sarf malzemeleri yüklenicinin sorumluluğunda olduğundan bu bedellerin alt yükleniciden tahsilinin talep edilemeyeceği, 30.06.2018 tarihli 220451 sayılı 107.731,96 TL bedelli faturada; "adınıza yapılan masraflar" şeklinde açıklama yapıldığı, 25.06.2018 tarihli 220442 sayılı 20.446,12 TL bedelli; "adınıza yapılan masraflar" şeklinde açıklama yapıldığı, davalının makinelerin aylık bakım onarım masrafları ile davacının kullandığı davalı şirkete ait makine ve ekipmanın sözleşmenin feshi sonrasında genel bakımı ve arızalı parçaların değiştirilmesine ve sözleşmenin feshi sonrasında makinenin kullanımı sona erdiğinde makineye davacıdan kaynaklı hasar ve zarar verildiği nedenine dayandığı, ancak dosya kapsamında makinelere davacı tarafından hasar verildiği buna dayalı olarak hasarın giderilmesi ve onarımlarmm yapılmasına ilişkin herhangi bir tespitin de bulunmadığı ve davacının bu faturaları kabul etmeyip süresi içinde davalıya iade ettiği görülmekle bu faturalar kapsamındaki tutarın davacıya yapılan ödeme olarak dikkate alınamayacağı kanaatine varılmış, bu yöndeki tespitleri içerir bilirkişi heyet raporu hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne, davalının Ankara 7. İcra Müdürlüğü'nün 2018/9854 Esas sayılı dosyasına 104.343,21 TL'ye yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, alacağın miktarının tespiti yargılamayı gerektirdiği, alacağın belirli ve likit olmadığı anlaşıldığından icra inkar tazminatı talebinin reddine, fazlaya ilişkin talebin reddine dair karar verildiği görülmüştür.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili tarafından verilen 05/01/2023 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmediğini, işbu alacaklarının 30/05/2018 tarihli faturayı haiz borçlu şirketin, A-010094 sıra numaralı, 30/05/2018 düzenleme tarihli faturadan kaynaklı olduğunu, söz konusu icra takibinin, borçluya kesilen faturalar ve cari hesaba dayandığını, ticari ilişki kapsamlı olduğunu, işbu davada alacaklarının likit olduğunu, işbu ilişkinin taraflarca süregelen ticari ilişkiden kaynaklı fatura alacağı olduğunun görüldüğünü, bilirkişi incelemesi suretiyle de alacaklarının mevcut ve sabit olduğunun ortaya çıktığını, yerleşik içtihatlar uyarınca fatura ilişkisinin mevcudiyeti ortaya konulduktan sonra fatura alacağının belirli ve likit bir alacak olarak kabul edilmesi gerektiğini, Doktrinde hakim olan bu görüşe göre temel borç ilişkisinin faturayı veren kişi tarafından kanıtlanması gerektiğini, işbu davalarında temel borç ilişkisinin kanıtlanmasına karşılık akabinde likit ve belirli olan fatura alacağı hususunun göz ardı edildiğini, bu konuda da istinaf dilekçelerinde yer verdikleri Yargıtay ilamlarının bulunduğunu, buna göre faturaya dayalı alacağın likit olması nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği hususunun yargı kararları kapsamında sabit olduğunu, tarafların tacir olduğunu, arada fatura alacağından kaynaklı ihtilaf olduğunu, söz konusu fatura alacaklarının mevcut olduğunun ispatlandığını, bu haliyle faturadan kaynaklı alacaklarının belirli ve likit bir alacak olarak kabulü ile icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerekliliğinin ortaya konulduğunu, taraf tacirlerin süregelen bir ticari ilişkisine binaen kesilmiş faturayı davalının bilemeyeceğinin düşünülemeyeceğini, davalarında hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın “yüzde yirmisinden” aşağı olmamak üzere, uygun bir icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili tarafından verilen 11/01/2023 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından dosyada bulunan iki farklı bilirkişi raporu arasındaki çelişki giderilmeden ve hukuki gerekçeleri açıklanmaksızın bu raporlardan müvekkili şirket aleyhine olan rapor esas alınarak hüküm kurulmasının usul ve hukuka aykırı olduğunu, 08.10.2021 ve 08.07.2022 tarihli olmak üzere iki ayrı bilirkişi raporu bulunduğunu, mahkeme tarafından bilirkişilere verilen görev kapsamının aynı olduğunu, her iki bilirkişi raporu arasında, gerek varılan sonuçlar gerekse hesaplanan tutarlar arasında çelişki olduğunun açık olduğunu, yerel mahkemenin 08.07.2022 tarihli raporu hükme esas aldığını ancak çelişkili raporlardan neden müvekkili şirket aleyhine olanın tercih edildiğinin karar metninde hiçbir şekilde açıklanmadığını, bu konudaki Yargıtay kararlarının da istinaf başvuru dilekçelerinde yer aldığını, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden verilen usul ve hukuka aykırı kararın öncelikle kaldırılması gerektiğini, yerel mahkemenin tamamen hatalı bilirkişi raporuna dayalı olarak müvekkili şirketin alt yüklenici sözleşmesini haklı neden olmaksızın tek taraflı feshettiği yönünde hüküm kurduğunu, müvekkili şirketin fesih işleminin taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olup, haksız feshin söz konusu olmadığını, her iki tarafı tacir olan ve ticari nitelikteki sözleşmenin ilgili maddelerine göre, müvekkili şirketin herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeyi tek taraflı ve tazminatsız olarak feshetme yetkisi bulunduğunun açık olduğunu, dolayısıyla mahkemenin, müvekkili şirketin sözleşmeyi haklı neden olmaksızın feshettiği yönündeki değerlendirmesinin ve buna bağladığı sonuçların hiçbir hukuki geçerliliği olmadığını, müvekkili şirket tarafından davacıya gönderilen Ankara 34. Noterliği'nin 28.05.2018 tarih ve 5328 yevmiye no'lu ihtarnamesi incelendiği takdirde, sözleşmenin yukarıda alıntı yapılan maddelerine dayalı olarak sözleşmenin feshedildiğini ve bunun davacıya bildirildiğinin görüleceğini, işçilere ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle, işçilerin iş bırakmasından ve işyerinden çıkartılmalarından müvekkili şirketin sorumlu olduğu yönündeki tespitin de tamamen hatalı olduğunu, söz konusu ödemelere ilişkin önceki dönemlere ait uygulamanın müvekkili şirket kayıtları üzerinden incelenmesinin mümkün olduğu halde, bu konudaki tüm taleplerine rağmen ilgili kayıtların bilirkişilerce incelenmediğini ve değerlendirilmediğini, ... direktör yardımcısı ve sorumlusu imalat şefinin işçilere fabrika sahası içerisinde bu tür eylemlere sıcak bakılmadığını, işyeri düzenine ve iş güvenliği kurallarına aykırı olduğunu, ya işlerine devam etmelerini ya da işverenlerini fabrika sınırları dışında beklemelerini söylediklerini, bunun üzerine işçilerin toplu olarak fabrikayı terk ettiklerini, işçilerin bir kısmının daha sonra geri döndüğünü, burada alt yüklenicinin, davacı şirketten kaynaklanan idari bir sorunun söz konusu olduğunu, işçilerin önceki aylardan kalan birikmiş alacaklarının söz konusu olmadığı gibi belirtilen dönem için ücret ödeme süresinin geçmediğini, işçilerin ücretlerinin müvekkili şirket tarafından ödenmediğinden bahisle, meydana gelen olayın sorumluluğunun müvekkiline yüklenmesinin doğru olmadığını, mahkemenin gerekçeli kararının kendi içerisinde dahi çelişkili olduğunu, davalı müvekkili tarafından ödenen işçilik alacaklarının müteselsil sorumluluk gereği davacı alacaklarından mahsup edilmemiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı alt yüklenicinin kendi işçileri tarafından açılan dava kapsamında (sulh protokolü ile) yapılan ödemelerden davacı alt yüklenicinin sorumlu olduğundan bu tutarın da davacı alacaklarından mahsup edilmesi gerektiğini, ayrıca işçilik alacağı davalarına bakan yetkili ve görevli mahkeme tarafından müvekkili şirket ile davacı ...'ın birlikte işveren sıfatına sahip olduğu ve işçilik alacaklarından müteselsilen sorumlu olduklarına hükmedildiğini, bu aşamadan sonra bilirkişilerin ya da ticaret mahkemesinin sözleşmeye atıf yaparak asıl işveren - alt işveren ilişkisi kurulmadığı yönünde görüş bildirmeleri ve bu doğrultuda hüküm kurulmasının hukuka uygun olmadığını, müvekkili şirketin davacı firmanın işçileri tarafından açılan işçilik alacağı istemli davalarda, mahkeme tarafından müteselsilen sorumlu olduğuna hükmedilmesine müteakip işçilere yapmış olduğu toplam 326.322,62 TL tutarındaki ödemeyi, işçilerin gerçek işvereni olan ve müteselsil sorumluluğu bulunan davacı ... Firmasına rücu etme hakkı bulunduğunun açık olduğunu, davaya cevaplarında yer alan taleplerinin de göz önünde bulundurularak müvekkili şirket tarafından davacının işçilerine ödenen ve mahkeme kararı gereği davacının müteselsilen sorumlu olduğu tutarların davacı şirket alacaklarından mahsup edilmesi gerektiğini, elektrik ve sarf malzemelerinin kullanımı, bakım ve onarıma ilişkin harcamaların davacı alt yükleniciye rücu edilemeyeceği yönündeki kararın da hatalı olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 6.5 maddesine göre, tamir malzemeleri ve işçiliği ile enerji giderlerinin sözleşme bedeline dahil olduğunu, sözleşme bedeline dahil olduğu ifadesinin bu giderlerden davacı alt yüklenicinin sorumlu olduğu anlamına geldiğini, sarf malzemelerinin, bakım-onarım, vb. masrafların, elektrik bedelinin davacı alt yüklenici tarafından ödeneceği yönünde taraflar arasında oluşmuş ticari teamülün de bulunduğunu, ancak dosyaya sunmuş oldukları bu faturaların ve faturalara ilişkin taraf defter ve kayıtların bilirkişi heyeti tarafından hiçbir şekilde incelenmediği gibi buna ilişkin itirazlarının mahkeme tarafından değerlendirilmeden ve bu konudaki eksiklikler giderilmeden hüküm kurulmasının da hukuka aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;
Dava, taraflar arasındaki "imalat, istifleme ve galvaniz işçiliği işleri"ni konu alan 14/02/2017 tarihli alt yüklenicilik sözleşmesi kapsamında bakiye hakediş alacağı ve cari hesap ekstresinden kalan alacağa karşılık olarak 108.343,15 TL'lik alacağın ödenmesi için davalı hakkında başlatılan icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali ile takibin devamı ve %20 oranında inkar tazminatının davalıdan tahsili isteğine ilişkindir.
Davalı vekili tarafından verilen davaya cevap dilekçesinde; sözleşmenin müvekkili tarafından haklı nedenle feshedildiğini, ayrıca sebep göstermeksizin dahi sözleşmenin feshi hakkı bulunduğunu, davacı işçilerine müvekkili tarafında davacı adına yapılan ödemeler ile davacının kiracı olarak kullandığı, davalı ekipmanlarına verdiği hasarların ve zararın giderilmesi karşılığı olarak yapılan giderler için düzenlenen fatura bedellerinin ve davacı işçilerinin açtığı işçilik davaları sonucu mahkeme kararı ile ödenmek zorunda kalınan bedellerin davacı alacağından mahsubu gerektiğini, dosyaya bu konuda yani yapılan ödemelerden sonra davacı işçileri ile düzenlenen sulh protokolünün de sunulduğunu, bu alacakların mahsubu sonucunda davacı alacağının kalmayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; taraf ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi ile mali müşavir, makine mühendisi ve nitelikli hesap uzmanı bilirkişilerden aldırılan rapor sonrasında davacının bakiye fatura alacağının 75.869,21 TL olduğu, davalı tarafından yapılan feshin haksız olup bu nedenle davacıya iadesi gereken teminat alacağı tutarının 28.474,00 TL olduğu ve bu şekilde davacının toplam alacağının 104.343,21 TL olup davalı tarafından davacı işçilerine yapıldığı anlaşılan 62.199,54 TL'nin mahsubu gerektiği, ancak davalının kiralanan araçlara verilen zararların giderilmesi için düzenlendiği söylenen fatura bedellerinin ise mahsup edilemeyeceği kabul edilerek ve gerekçeli kararda mahsubu gerektiği söylenen 62.199,54 TL'nin mahsubu yapılmayarak kısa karar ve hüküm ile davanın kısmen kabulüne, 104.343,21 TL alacak yönünden davalının takibe yaptığı itirazın iptaline ve takibin bu miktar asıl alacak yönünden kaldığı yerden devamına ve alacağın miktarı likit olmayıp tespiti yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminatı isteminin reddine dair karar verilmiş, bu karara karşı taraf vekillerinin yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf kanun yoluna başvurdukları anlaşılmıştır.
Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı yanca haklı bir neden olmaksızın feshedildiği, bu sebeple davacıya bakiye hakediş bedeli alacağı ile teminat alacağının ödenmesi gerektiği yönündeki gerekçesinde dairemizce yapılan değerlendirme sonucunda bir isabetsizlik görülmemiş ve davalı yanın bu konudaki istinaf gerekçelerinde isabet görülmemiştir.
Ancak davalı yanın savunmasında belirttiği şekilde ve mahkemece de gerekçeli kararda kabul edildiği gibi davalı yüklenici tarafından davacı taşeronun işçilerine yapılan işçilik ödemelerinden, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri gereği davacı yüklenici sorumlu olduğundan bilirkişi raporları ile belirlenen ve davacı işçilerine yapıldığı anlaşılan 62.199,54 TL'lik ödemenin davacı alacağından mahsubu gerektiği halde kısa kararda bu konuda mahsup yapılmadan hüküm kurulmuş olması ve bu şekilde gerekçeli karar ile kısa karar arasında çelişki yaratılmış olması doğru olmadığı gibi, yine davalı yanın cevap dilekçesinde belirttiği ve aşamalarda dosyaya sunduğu "Sulh Protokolü" ile dava dışı davacı işçilerine ödenen tüm ödeme miktarlarının da tespiti konusunda gerekirse bilirkişi kurulundan davalı yanın itirazlarını karşılayacak şekilde ek rapor alınmadan ve dava dışı işçilere davacı adına yapılan tüm ödeme miktarlarının belirlenerek bu ödemelerin davacı alacağından mahsup edilerek hüküm kurulması gerekirken bu hususlar dikkate alınmadan karar verilmiş olması sebebi ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının bu sebeple esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin ayrı ayrı kabulüne, mahkeme kararının, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde sonuçlandırılması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin AYRI AYRI KABULÜNE,
2-Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/11/2022 tarihli ve 2019/511 Esas 2022/841 Karar sayılı kararının, 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde yeniden inceleme ve araştırma yapılarak esasa ilişkin yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Kararın mahiyeti gereği istinaf karar harcı alınmasına yer olmadığına, davacı tarafından yatırılan 179,90 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
5-Kararın mahiyeti gereği istinaf karar harcı alınmasına yer olmadığına, davalı tarafından yatırılan 1.781,92 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,
6-Taraflarca ayrı ayrı yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçları ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına,
7-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince varsa taraflarca yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre aynı maddenin 5. fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa İADESİNE,
8- Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 11/03/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip