T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
31. HUKUK DAİRESİ
(İnceleme Aşamasında / Duruşmasız)
(HMK. 353/1-a.6 Maddesi Uyarınca Kararın
Kaldırılarak Mahkemesine Gönderilmesi)
ESAS NO : 2024/331
KARAR NO : 2025/220
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/10/2023
NUMARASI : 2023/701 Esas - 2023/1071 Karar
DAVA KONUSU : Eser Sözleşmesine Dayalı İtirazın İptali
BİR. DAVA KONUSU : Eser Sözleşmesine Dayalı Alacak
KARAR TARİHİ : 06/03/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 18/03/2025
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan asıl dava eser sözleşmesine dayalı itirazın iptali, birleşen dava eser sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkin olup, mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme neticesinde;
İDDİA :
Davacı vekili; taraflar arasında imzalanan taşeron sözleşmesi uyarınca davacının üstlendiği işleri yaptığını, ancak imalat bedeli alacaklarının eksik ödendiğini, bakiye miktarın tahsili için müvekkili şirket tarafından davalıya keşide edilen üç adet faturadan kaynaklı 515.000,00 TL alacaklarının tahsili için başlatılan Batı İcra Müdürlüğünün 2017/30362 sayılı takibinin davalının itirazı sonucu durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini ve takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA :
Davalı vekili; asıl davada davalı vekili; icra takibine konu edilen faturalardan dolayı davacının hiçbir alacağının bulunmadığını, müvekkili ile birlikte dava dışı iki kooperatifin daha işveren olduğu inşaatların bir kısım işlerinin yüklenicisinin davacı olduğunu, iş sahibinin üç kooperatif olması karşısında sadece müvekkili adına fatura kesilmesinin yasa ve usulü aykırı olduğunu, mahallinde yapılan tespitle kesin hesap çıkarıldığını, buna göre davacının hak ettiği alacak miktarının 4.666.532,51TL olduğunun belirlendiğini, davacının alacağının bulunmadığını, yapılan işte eksik ve ayıplarda bulunduğunu savunarak, davanın öncelikle usulden reddine, bunun mümkün olmaması halinde davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
İDDİA :
Birleştirilen davada davacılar vekili; taraflar arasında ... parselde bulunan inşaatın dış cephe kaba sıva iç kaba sıva işlerinin yapımı hususunda sözleşme akdedildiğini, sözleşmeye göre yükleniciye 14 adet dairenin isabet ettiğini, dairelerin yüklenicinin belirlemiş olduğu kişilere tapudan devredildiğini, ödemelerin yapıldığını, imalatların eksik/kusurlu ve ayıplı yapıldığını, ayıplı işler haricinde eksik yapılmış ve hiç yapılmamış olan işlerin de bulunduğunu, Batı 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/60 d.iş. sayılı dosyasında eksik ve kusurlu imalat bedelinin toplam 524.157,30TL olduğunun tespit edildiğini, davalıya ihtarname keşide edildiğini, cevabi ihtarnamede davalının bu durumu kabul etmediğini, zarara uğradıklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA :
Birleşen davada davalı vekili; davacılar ile imzalanan sözleşmenin 15. gereğince sözleşmeden doğan davalarda yetkili mahkemenin Ankara Mahkemeleri olduğunu, davacıların kooperatif olduğunu, davalı tarafın ise ticari bir şirket olduğunu, yapılan işinde sözleşmeye dayalı ticari iş olduğunu bu nedenle görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacı tarafın iş tesliminden 11 ay sonra tespit yaptırması ve bir sene sonra ihbarda bulunması TBK’nın 474 ve 477 maddeleri gereğince teslimden sonra makul sürede olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; "Asıl davada; eser sözleşmesine bağlı alacağın tahsili için yapılan ilamsız icra takibine itirazın iptali, birleşen davada; eser sözleşmesi kapsamında eksik bırakılan ve ayıplı işlerin bedelinin ödenmesi istemlerine ilişkindir.
Davanın açıldığı Ankara Batı 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 05/06/2023 tarihli ve 2023/408 esas, 2023/442 karar sayılı ilamı ile görevsizlik kararı vererek dosyayı mahkememize göndermiştir.
Görevsizlik kararı veren mahkeme tarafından alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya ve denetime elverişlidir. Buradan hareketle, Asıl Davada; tüm dosya kapsamı incelendiğinde taraflar arasında ... parselde bulunan A, B, C ve D bloklardaki işlerin tamamlanması amacı ile akdedilen 18/02/2015 tarihli taşeron (eser) sözleşmesi bulunduğu belirlidir. Bu sözleşmenin 2. maddesinde davacı şirket tarafından yapılacak işlerin neler olduğu ve birim fiyatları belirlenmiştir. Sözleşmenin 9. maddesinde de yapılan işlerin bedelinin daire olarak ödeneceği, bir daire fiyatının 300.000 TL olarak kararlaştırıldığı belirtilmiştir. Taraflar arasında sözleşme gereğince belirlenen 14 dairenin davacı şirkete devredildiği belirli olup bu hususta taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Davacı taraf anılan sözleşme dışında da bir takım imalatlar yaptığını ve bunların davalıya fatura edildiğini ancak fatura bedelinin bir kısmının ödenmediğini iddia etmektedir. Ne var ki davacı taraf sözleşme fazlası işlerin nelerden ibaret olduğuna dair beyanda bulunmamış, taraflar arasında fazla yapılan imalatlara ilişkin herhangi bir mutabakat, yapılan fazla imalatın ne şekilde hesaplandığına dair bir hesaplama veya karşılıklı düzenlenmiş hak ediş de dosyaya sunmamıştır. Bu durumda dava konusu üç adet faturanın taraflar arasındaki tek sözleşme olan 18.02.2015 tarihli sözleşme kapsamında kesilip ticari deftere işlendiği kabul edilmiştir. Buna göre öncelikle davacı tarafın belirtilen sözleşme kapsamında ödenmeyen bakiye alacağının belirlenmesi gerekir. Yapılan keşif sonucunda alınan bilirkişi ek raporunda davacı şirketin yapmış olduğu işlerin toplam bedeli 5.566.234,50 TL olarak belirlenmiştir. Sözleşme gereğince davacı şirkete devredilen 14 dairenin toplam bedeli 4.200.000 TL olmakla bu miktarın yapılan işlerin toplam bedelinden düşülmesi gerekmektedir. Bu durumda davacı şirketin bakiye alacağının 1.366.234,50TL olduğu belirlidir.
Bilirkişi incelemesi sonucunda davalının defterlerinde davacıya yapılan 300.000,00 TL ödeme dışındaki kayıtların dayanak belgelerinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle ödemeye ilişkin davalı kayıtlarının usulüne uygun olmadığını belirtmek gerekir. Ancak bilirkişilerce yapılan yerinde incelemede toplam 1.000.000,00 TL'nin davalı tarafı temsil yetkisi bulunan dava dışı ... tarafından ödendiği belirlenmiştir. Sonuç itibari ile davalı tarafça davacı şirkete toplam 1.000.000,00 TL ödendiği ve bu ödemelerin davacı şirket kayıtlarında da var olduğu anlaşıldığından toplam ödeme miktarının 1.000.000,00 TL olduğu kabul edilmiştir. Ancak davacı şirketin sahibi ve yetkilisi olan ... hesabına gönderilen tutarların taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi kapsamında ödendiğini ispata elverişli herhangi bir delil sunulmadığından yapılan bu ödemeler mahkememizce dikkate alınmamıştır.
Sonuç alarak; davacı şirketin bakiye 1.366.234,50TL alacağın 1.000.000,00 TL'si ödenmiş olmakla geriye kalan alacak miktarının 366.234,50 TL olduğu ve bu miktarın ödendiğinin davalı tarafça ispat edilemediği anlaşıldığından asıl davanın kısmen kabulü ile davalının Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2017/30362 sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın 366.234,50 TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına karar verilmiş, alacağın bilirkişi incelemesi sonucunda belirlenmesi, diğer bir anlatımla likit olmaması dikkate alınarak icra inkar tazminatı talebi reddedilmiştir.
Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/364 esas sayılı davasının incelenmesi yönünden; davacı taraf birleşen davada sözleşme kapsamındaki eksik ve ayıplı işlerin bedelini talep etmektedir. Yapılan keşif sonucunda alınan bilirkişi raporunda taşınmaz üzerindeki blokların tamamlanmış olduğu ve bir kısım bağımsız bölümlerde ikamet edildiği belirlenmiş, binaların ortak yerlerinde yükleniciden sonra bir takım işlerin yapılmış olduğu ve bu nedenle bazı imalatların bozulmuş olabileceği ifade edilmiştir. Bilirkişi raporunda eksik ve ayıplı işler nedeniyle takdiren sözleşme bedelinden toplam 271.454,99 TL kesilebileceğine değinilmiştir. Ancak bilirkişi raporundaki belirlenmenin tahmini bir hesaplamaya dayalı olduğu, bu haliyle hükme esas alınamayacağı değerlendirilmiştir. Öte yandan Ankara Batı 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/60 değişik iş sayılı dosyasındaki delil tespitinin 13.10.2017 tarihinde yapıldığı, yapılan keşifte de bloklardaki eksik ve kusurların sonradan tamamlanmış olduğunun belirlendiği, bu aşamadan sonra yeniden yapılacak bir keşifte eksik ve kusurlu işlerin neler olduğunun belirlenmesinin mümkün olamayacağı, bu durumda belirtilen delil tespiti dosyasındaki bilirkişi raporunun ayrıntılı ve denetime açık olduğu da dikkate alınarak hükme esas alınmasının hukuka ve hakkaniyete uygun olacağı değerlendirilerek sonuca varılmıştır. Buna göre Ankara Batı 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/60 değişik iş sayılı dosyasında ki 17.11.2017 tarihli bilirkişi raporunda eksik ve kusurlu işlerin toplam bedeli olarak belirlenen 524.157,30 TL'nin 10.000,00 TL'sine temerrüt tarihi olan 25.01.2018 tarihinden, geriye kalan 514.157,30 TL'sine ıslah tarihi olan 01.10.2020 tarihinden itibaren işleyecek bankalarca mevduata uygulanan en yüksek avans faiziyle birlikte davalı şirketten alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir."
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı - birleşen dosya davalısı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; asıl davaya yönelik olarak; taraflar arasında aktedilen 18.02.2015 tarihli sözleşmedeki iş bitirilerek teslim edildikten sonra, davalı kooperatifin yaptırdığı inşaatlarda müvekkili şirkete bir kısım imalatlar daha yaptırdığını, yapılan işlerin bedelinin 1.515.000.00 TL olarak belirlendiğini, müvekkilinin dava konusu toplam 1.515.000.00 TL bedelli üç faturayı düzenleyerek, davalı kooperatife verdiğini, bu faturalara ilişkin kooperatifin fatura numarası ve tarih belirterek, banka vasıtasıyla 1.000.000.00 TL tutarında üç ödeme yaptığını, alacağın 515.000.00 TL'sinin ödenmemesi üzerine icra takibi başlatıldığını, takibe itiraz edildiğini, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinden yapılan inceleme ile de, alacağın 1.515,000,00 TL tutarındaki faturalardan kaynaklı olup, bu bedelden 1.000.000,00 TL'sinin ödendiğini, bakiye 515,000,00 TL'sinin ödenmediğini, davalı defter ve kayıtlarında borcun ödenmiş gibi sıfırlandığını ancak, bu hususa ilişkin 300,00 TL'lik ödeme dışında bir belge ve kayıt bulunmadığını, birleşen dava yönünden; davacı kooperatifin gerek 15/10/2018 tarihli dava dilekçesinde, gerekse 30/09/2020 tarihli ıslah dilekçesinde 2017/60 D. İş sayılı dosyası ile tespit edilen eksik ve hatalı işlerin sonradan kooperatiflerce giderildiğine dair bir iddianın bulunmadığını, eksik ve hatalı işler nedeni ile kooperatiflerce zarara uğradığını ve bu zararın giderilmesi için masraf yaptığı iddiasının olmadığı gibi dosyaya sunulan eksik ve hatalı işler nedeni ile yapılmış bir gider faturası ya da belgesinin de bulunmadığını, Ankara Batı 1.Sulh Hukuk mahkemesinin 2017/60 D.İş dosyası ile yapılan keşif neticesinde, hükme esas alınan 17.11.2017 tarihli bilirkişi raporundaki tespit edilen eksik ve hatalı işlerin sadece ortak yerler ile ilgili olmayıp inşaa edilen 200 daire ile ilgili olduğunu, oysa 13/10/2017 tarihinde yapılan 200 daire kooperatiflere ait olmadığını, bu eksik ve hatalı işlerin kooperatifçe giderildiğine ve bu işlemlere ilişkin sundukları bir gider makbuzu ve faturalarının da bulunmadığını, ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı - birleşen dosya davacıları istinaf başvuru dilekçesinde; ... isimli şahsın davacı şirketin ortağı ve temsilcisi olduğunu, davalı kooperatifler adına dava dışı ...'un iş ve işlem gerçekleştirebilme yetkisi gereğince, davacı şirket temsilcisi ve yetkili müdürü olan ... hesabına da ödemeler yaptığını, davacı tarafça fazladan imalatlara dair ileri sürülen iddiaların ispatlanamadığını, 14 daire haricinde davacı taraf ve davacı şirket vekiline toplamda 2.052.500,00 TL ödeme yapıldığının sabit olduğunu, yerel mahkemece hüküm kısmının A-2 ve B-3 bentlerinde vekalet ücretleri yönünden maddi hata yapıldığını, yine Ankara Batı 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/60 D. İş sayılı dosyasında geçen yargılama giderlerinin de asıl dava dosyasına eklenmesi gerektiğini, bu giderlerin davalı taraftan tahsiline karar verilmesi gerektiğini, ancak yerel mahkemece bu hususa ilişkin bir hüküm kurulmamasının da hatalı olduğunu, davacı şirket tarafından başlatılan takibin kötüniyetli olduğunu, davalı kooperatif lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Asıl dava eser sözleşmesine dayalı itirazın iptali, birleşen dava eser sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir. Asıl davaya göre davacı yüklenici, davalısı iş sahibidir. Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş olup, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Asıl dosya davacısı şirket ile birleştirilen dosya davacıları kooperatifler arasında 18/02/2015 tarihli bir sözleşme imzalanmıştır. Asıl davada davacı, sözleşme gereklerini yerine getirdiğini, davalıların talebi üzerine sözleşme dışı işler de yaptığını, sözleşme dışı işler bedelinin 3 adet fatura ile toplamda 1.410.000,00 TL olarak talep edildiğini, fatura bedellerinden 515.000,00 TL'sinin ödenmemesi üzerine icra takibi başlattığını, davalının takibe itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir. İş sahibi kooperatifler birleştirilen davada, yüklenicinin eksik ve kusurlu işler yaptığını belirterek, alacak talep etmişlerdir.
Taraflar arasında imzalanan sözleşme eser sözleşmesi mahiyetindedir. Eser sözleşmesi, karşılıklı edimleri içeren bir iş görme akdîdir. Yüklenicinin edimi, eseri meydana getirmek ve iş sahibine teslim etmek, iş sahibinin karşı edimi ise teslim edilen eserin bedelini ödemektir. Eser sözleşmesinin varlığı halinde, yüklenici işi sözleşme, fen ve sanat kurallarıyla iş sahibinin beklediği yararı gözeterek imal edip teslim ettiğini, iş sahibi ise iş bedelini ödediğini ispat etmek zorundadır.
1-Asıl dava konusu Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 2017/30362 Esas sayılı takip dosyasına istinaf incelemesi için gönderilen dosya kapsamında rastlanılmamıştır. Söz konusu dosyanın tamamının okunaklı bir suretinin dosya kapsamına eklenilmesi gereklidir.
2-Birleştirilen dosyada davalı yüklenici ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını savunmuş, mahkemece bu hususta bir inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır.
TBK'nın 474.maddesinde, "iş sahibi, eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları var ise buna uygun bir süre içerisinde yükleniciye bildirmek zorundadır. Taraflardan her biri giderini karşılayarak eserin bilirkişi tarafından gözden geçirilmesini ve sonucun bir raporla belirlenmesini isteyebilir." şeklinde düzenleme yapılmıştır. Eksik ve ayıplı iş kavramları birbirinden farklıdır. Eğer yapılan işin eksik olduğu kabul edilir ise, eserin teslimde yapılacak muayene ve ihtara gerek kalmaksızın zaman aşımı süresi içerisinde bunun her zaman talep edilebilmesi mümkündür. Oysa ayıplı mal söz konusu ise, TBK 474.maddesi gereği iş sahibi eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirerek ayıpları var ise bunu uygun bir süre içerisinde yükleniciye bildirmek zorundadır. İş sahibi TBK 474 maddesinde açıklanan süre içerisinde açık ayıplar nedeniyle muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmez ise yüklenici sorumluluktan kurtulur. Bununla birlikte gizli ayıplar nedeniyle yüklenicinin sorumluluğu devam eder. Süresinde ayıp ihbarı yapılmışsa, açık ayıplı imalâtın bedeli eserin teslim edildiği ve ayıp ihbarının yapıldığı, gizli ayıplı imalâtın bedeli de gizli ayıbın ortaya çıktığının anlaşıldığı tarihteki rayiçlerle istenebilir. Şayet sözleşmede özel düzenlemeler varsa öncelikle sözleşme hükümlerinin uygulanması gerekir. Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece Ankara Batı 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/60 D. İş sayılı dosyasında bilirkişi heyetinin belirlediği eksik ve kusurlu işler bedelinin hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır. Mahkemece eksik işler ile ayıplı işlerin türü ve mahiyeti, ayıplı işler bakımından ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı hususu incelenmemiştir. Ayıp ihbarı hususun eser sözleşmelerinde tanık delili ile dahi ispatı mümkündür. Diğer yandan ihbar süreleri içinde yapılmış bir mahkeme tespiti sonucu alınan bilirkişi raporu, şayet karşı tarafa tebliğ edilmiş ise ayıp ihbarının süresinde yapıldığı anlamını taşır. Mahkemece ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı, kusurlu işlerin türü ve mahiyeti bu anlatımlar çerçevesinde incelenip değerlendirilmelidir. Bu bağlamda mahkemece ayrı ayrı rapor alınan mali müşavir, hukukçu ve inşaat mühendisinden heyet halinde bu hususların incelendiği bir ek rapor da alınmalıdır. Hükme esas alınan tespit bilirkişi raporunda eksik ve kusurlu işler bedelinin sözleşme birim fiyatları ile hesaplandığı görülmektedir. Yukarıda izah edildiği üzere bu hesabın mahalli serbest piyasa rayiçlerine göre ve yine yukarıda açıklanan tarihler esas alınarak yapılması gereklidir.
3- Birleştirilen dosya davacıları iş sahibi kooperatiflerin Ankara Batı 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/60 D. İş sayılı dosyasında yargılama giderleri yaptıkları görülmektedir. Mahkemece bu masrafların yargılama giderleri içerisinde haklılık oranına göre taraflara yükletilmesi gerekirken, bu hususun ihmal edilmesi de doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle eksik inceleme ve değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli olmadığından, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esası incelenmeksizin kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde incelenip karara bağlanması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/701 Esas, 2023/1071 nolu kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde incelenip, karara bağlanmak üzere mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf başvurusunda bulunan tarafça yatırılan, istinaf karar harcının talep halinde yatıran tarafa iadesine,
5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ve istinaf başvuru harcının ilk derece mahkemesince verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
7-Dosya kapsamında icranın geri bırakılması kararı alınabilmesi için yatırılan bir teminat bulunması halinde, İİK. 36/5 maddesi uyarınca ilgili icra müdürlüğünce teminatın yatıran tarafa iadesine,
8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 06/03/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ...
E-imzalıdır
Üye ...
E-imzalıdır
Üye ...
E-imzalıdır
Katip ...
E-imzalıdır