T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1272 - 2024/1054
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
31. HUKUK DAİRESİ
(İnceleme Aşamasında / Duruşmasız)
(HMK. 353/1-a.6 Maddesi Uyarınca Kararın
Kaldırılarak Mahkemesine Gönderilmesi)
ESAS NO : 2023/1272
KARAR NO : 2024/1054
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/02/2023
NUMARASI : 2021/401 Esas - 2023/229 Karar
DAVACI :
VEKİLLERİ :
DAVALILAR :
DAVANIN KONUSU : Eser Sözleşmesine Dayalı İtirazın İptali
KARAR TARİHİ : 05/12/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 06/12/2024
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesine dayalı itirazın iptali istemine ilişkin davada mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme neticesinde;
İDDİA :
Davacı vekili; davacı şirket ... Turizm Teknoloji İnşaat Otomotiv Sanayi ve Ticaret A. Ş.’nin ...’ın
işlevini yerine getirebilmek için tesis ettiği iştiraklerden biri olduğunu,
davacı ile ... ve ... Adi Ortaklığı arasında 12.08.2016 tarihinde
Ankara 18. Noterliği nezdinde 43179 yevmiye numaralı “Düzenleme Şeklinde Ankara
Sincan Arsa Payı Karşılığı Hasılat Paylaşımı Sözleşmesi” (Ana Sözleşme) imzalandığını,
aynı taraflar arasında söz konusu Ana Sözleşme’ye ek olarak 02.09.2016 tarihinde 1.
Değişiklik Sözleşmesi imzalandığını, akabinde 04.08.2017 tarihli 2. Değişiklik Sözleşmesini ve Satış Hasılatı Kullanma Yöntemini değiştiren 3. Değişiklik Sözleşmesini imzaladığını, devam
eden süreçte yine davalı tarafından inşaatın ana sözleşmeye ve eklerine uygun şekilde
tamamlanacağını taahhüt eden 18.06.2020 tarihli taahhütnamenin davacıya sunulduğunu,
davacı tarafından inşaatın tamamlanması için büyük çaba sarf edilmesine rağmen davalının
verdiği taahhütlerin pek çoğunu yerine getirmediğini, öncelikle davalının tahsil ettiği satış gelirlerindeki davacının paylarının ödenmediğini, yanı sıra iskan alma yükümlülüğü davalıya ait olmasına rağmen bu yükümlülüğün yerine getirilmediğini, gerçeğe aykırı bilgilerle rapor düzenlendiğini, davacının aldatıldığını, mülkiyeti davacıya ait
taşınmazların onun izni ve bilgisi dışında 3. Kişilere kullandırıldığının anlaşıldığını, tüm bu sözleşmeye aykırı davranışlar nedeniyle Ankara 18. Noterliği eliyle 24.06.2020
tarihli 14825 yevmiye numaralı, 23.09.2020 tarihli 24073 yevmiye numaralı, 05.10.2020
tarihli 25183 yevmiye numaralı ve 17.02.2021 tarihli 4509 yevmiye numaralı ihtarnameler
ile davalının ihtaren uyarıldığını, buna karşın davalının dava tarihi itibarıyla söz konusu
yükümlülükleri yerine getirmediğini, 08.03.2021 tarihinde Ankara 32. İcra Müdürlüğü’ne başvurularak E.2021/3658 sayılı
dosya ile davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının 13.03.2021 tarihinde takibe
itirazı üzerine takibin durdurulduğunu ileri sürerek, kötü niyetli itirazın iptaline, tüm alacaklar yönünden takip tarihinden itibaren
işleyecek yıllık % 13,75 reeskont avans faizi işletilmek suretiyle icra takibinin devamına ve icra inkar
tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA :
Davalı vekili; davacı şirket ile davalı ... ve ... Adi Ortaklığı arasında 12.08.2016 tarih
ve Ankara 18. Noterliği nezdinde 43179 yevmiye numaralı “Düzenleme Şeklinde Ankara
Sincan Arsa Payı Karşılığı Hasılat Paylaşımı Sözleşmesi” imzalandığını, davacının iddialarının aksine müvekkil şirketin sözleşme gereği edimlerini yerine
getirdiğini, sözleşme gereği satış yapılan daire bedellerinden davacıya % 40,25 oranında pay ödendiğini, usul ve yasaya aykırı davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca hasılat paylaşım oranına KDV’nin dahil olduğunu,
müvekkilinin davacı şirkete KDV borcu olmadığını, Sözleşmenin 4. Maddesinde
“belirlenen satış fiyatı üzerinden gerçekleştirilen satış işlemleri sonucu elde edilen
hasılatın % 40,25’i İşverene, % 58,75’i Yükleniciye kalacak şekilde paylaşılacaktır”
ifadesi yer almakta olup, KDV’ye ilişkin ayrı bir koşul olmaması halinde KDV’nin satış
fiyatı içinde kabul edilmesi gerektiğini, Müvekkil şirketin sözleşmedeki tüm edimlerini yerine getirdiğini, davacı tarafın ise satışı
yapılan bir kısım taşınmazları müşterilere devrinin gerçekleştirmeyerek sözleşmedeki en
önemli edimini ihlal ettiğini, Müvekkilinin davacıya işveren payı olarak % 40,25 oranına denk gelen hasılat payını
ödediğini, bu durumun banka hesapları ve ticari defter kayıtları incelendiğinde ortaya çıkacağını, bu nedenle adat alacağı talebinin yerinde olmadığını,
Davacının dava dilekçesinde bahsettiği değişiklik sözleşmelerinin asıl sözleşmenin
yapıldığı şekil şartlarına uygun olarak düzenlenmediğini,
Müvekkilinin düzenleme şeklinde arsa payı hasılat paylaşım sözleşmesine aykırı olarak
düzenlenen faturalara itiraz ettiğini, kaldı ki fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması için faturanın taraflar arasındaki yazılı sözleşmeye aykırı olmaması gerektiğini, davacının iddialarının yargılamaya muhtaç
olduğunu, vadesi gelmiş bir alacak olmadığını, İcra inkar tazminatı talebinin şartlarının oluşmadığını, davalı müvekkilinin sözleşmeden kaynaklı bir borcu olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Dosya incelendiğinde; davacı şirket ile davalı ... ve ... Adi Ortaklığı arasında 12.08.2016 tarih
ve Ankara 18. Noterliği nezdinde 43179 yevmiye numaralı “Düzenleme Şeklinde Ankara
Sincan Arsa Payı Karşılığı Hasılat Paylaşımı Sözleşmesi” imzalandığı, aynı taraflar arasında söz konusu Ana Sözleşme’ye ek olarak 02.09.2016 tarihinde 1.
Değişiklik Sözleşmesi, akabinde 04.08.2017 tarihli 2. Değişiklik Sözleşmesi ve Satış Hasılatı Kullanma Yöntemini değiştiren 3. Değişiklik Sözleşmesinin imzalanmıştır.
Ankara 32. İcra Dairesinin 2021/3658 esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacının sözleşmeler gereği yerine getirilmeyen taahhütlerden kaynaklı cari hesap bakiyesi
20.799.478,70 TL tutarındaki alacağı için 10.03.2021 tarihinde icra takibi başlattığı, davalıların borcu olmadığı gerekçesi ile yaptığı itiraz neticesinde 13.03.2021 tarihi itibarıyla
icra takibi durdurulduğu görülmüştür.
Davanın tarafları, aralarındaki ticari ilişkiyi doğrulamaktadır. Yapılan inşaatın teslimi ve hasılat
paylaşımı konusunda da herhangi bir belirsizlik yoktur. Taraflar arasında anlaşmazlık yaratan husus, hasılat paylaşımı sırasında KDV’nin fiyata dahil
olarak mı esas alınacağı, yoksa KDV’nin fiyatın dışında mı olacağı hususudur. Bu hususun açıklığa kavuşturulması için bilirkişi kurulundan kök ve ek rapor alınmıştır. Bilirkişiler tarafından sunulan detenime elverişli ve hükme esas alının kök ve ek raporlarda; 10.03.2021 takip tarihi itibarıyla davacının 20.799.478,70 TL’lik tutar üzerinden icra
takibi başlattığı,
davacının muhasebe kayıtlarına göre takip tarihi itibarıyla 21.549.771,52 TL alacaklı
olduğu,
davalının muhasebe kayıtlarına göre 12.680.676,17TL borcu bulunduğu, ancak bu
tutara tapusu alınmayan 56 adet daire satışlarından ... A.Ş.’ye düşen 7.047.79,10TL’lik payın ilave edilmediği, bu payın ilave edilmesi durumunda 12.680.676,17 +
7.047.791,10 = 19.728.467,27 TL borcu bulunduğu, tarafların herbirinin hasılat paylaşımına itirazı olduğu, KDV uygulamasının hasılat
üzerinden değil, KDV dahil satış bedeli üzerinden yapıldığı, dolayısıyla
yapılan hesaplamada bu tutarın da değiştiği, yapılan ödemeleri de dikkate alarak yapılan hesaplama sonucunda davalının 10.349.745,39 TL borcu olduğu, tapusu alınmadığı için henüz hasılat paylaşımı yapılmayan 56 daireye ait 17.510.000,00TL satış tutarından davacıya ait % 40,25’lik payın düzeltilerek yeniden
hesaplanması durumunda 8.207.173,62TL’nin davacının alacağına eklenmesi gerektiği,
bu durumda davacının 10.349.745,39 + 8.207.173,62 = 18.556.919,01TL toplam
alacağı bulunduğu, davacı tarafından yapılan Adat hesaplanmasından kaynaklanan 8.914.683,41TL’lik
tutarın icra takip dosyasında yer aldığı, ancak davalının adat tutarı hesaplamasına
itirazları olduğu, excel dosyası olarak gönderilen adat tutarının KDV dahil fiyat üzerinden hesaplanan hasılat payından kalan bakiyeler üzerinden hesaplandığı, bu tutarın KDV hariç fiyatlar üzerinden yeniden hesaplanması gerektiği, adat faizinin
Mahkeme tarafından kabulü halinde bu faiz tutarının 8.826.419,22 TL olarak
düzeltilmesi gerektiği, Mahkemenin adat hesaplanmasını kabul etmemesi halinde davacının toplam
alacağının 10.349.745,39 + 8.207.173,62 = 18.556.919,01TL olduğu, adat
hesaplanmasının kabulü halinde bu tutara 8.826.419,22TL adat faizinin eklenerek
davacının toplam alacağının 27.383.338,23TL olarak değişeceği sonuç ve kanaatine vardıkları belirtilmiştir. Söz konusu rapor hüküm kurmaya ve denetime elverişlidir. Aynı zamanda bu rapor her iki tarafın itirazlarını da karşılamıştır. Davalı tarafın karar duruşmasından önce sunduğu uzman görüşü ile birlikte belirtmiş olduğu adat tutarının yanlış hesaplandığı ve mükerrer hesap yapıldığı yönündeki itirazı ise, bu itirazların bilirkişi tarafından karşılanması, adat hesaplanmasının sözleşmeye göre yapılması ve hesaplamanın 56 daire üzerinden yapılması dikkate alındığında söz konusu itirazların reddine karar verilmiş ve davacının takip konusu alacak miktarını istemekte haklı olduğu" gerekçesi ile, davanın kabulüne, davacının icra inkar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; yerel mahkemece verilen karara dayanak bilirkişi raporunda asıl alacak talepleri ile ilgili sözleşme konusu toplam 452 daire için hasılat ve davacı şirket hasılat payı hesaplandıktan sonra, davacı şirket tarafından devredilmeyen 56 daire için yeniden mükerrer hasılat payı hesaplandığını, müvekkilinin taraflara arasında aktedilen sözleşme ile yüklendiği edimlerini tam ve gereği gibi yerine getirdiğini, sözleşmeye uygun olarak iş sonunda daireleri tamamlayarak, iskan tarihinde davacı arsa sahibine teslim ettiğini, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, hükme esas alınamayacağını, raporlar arasında çelişkiler bulunduğunu, KDV bedelinin satış bedeli içinde olduğunu, yerleşik Yargıtay içtihatlarında da, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça satıcının KDV'yi satış bedelinden ayrıca gösterip alıcıdan istemeyeceği doğrultusunda olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede de tarafların iradesinin KDV dahil olarak birleştiğini, yerel mahkemece eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen kararın hatalı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı arsa sahibi, davalı şirket yüklenici, davalı gerçek kişi, yüklenici şirketin yetkili temsilcisidir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup, hüküm davalılar tarafından istinaf edilmiştir.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Taraflar arasında "Düzenleme Şeklinde Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi" ve tadilat sözleşmeleri imzalanmıştır. Davacı yükümlüklerinin gereğini yerine getirdiğini, ancak davalıların davacıya ait taşınmazları davacının bilgisi dışında üçüncü kişilere kullandırdığını iddia ederek, davalılar aleyhine icra takibi başlatmış, davalıların takibe itiraz etmesi üzerine iş bu davayı açmıştır.
Eser sözleşmesi, karşılıklı edimleri içeren bir iş görme akdîdir. Yüklenicinin edimi, eseri meydana getirmek ve iş sahibine teslim etmek, iş sahibinin karşı edimi ise teslim edilen eserin bedelini ödemektir. Eser sözleşmesinin varlığı halinde, yüklenici işi sözleşme, fen ve sanat kurallarıyla iş sahibinin beklediği yararı gözeterek imal edip teslim ettiğini, iş sahibi ise iş bedelini ödediğini ispat etmek zorundadır. (Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesi, 2021/3130 Esas, 2021/2836 Karar)
Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin gelir paylaşımı ile ilgili 4. maddesinde gelir paylaşımı hususu düzenlenmiş olup, bu maddede KDV konusunda bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Sözleşmenin götürü bedelli olmadığı da anlaşılmaktadır. Sözleşmenin 6. maddesindeki alıcılara yapılan satış bedelleri üzerinden alıcılar adına fatura düzenlenmesi ve KDV mükellefiyetinin yükleniciye ait olduğu yönündeki düzenleme de dikkate alındığında, davacının KDV ödediğini ispat etmesi durumunda bunların bedelini davalı yüklenicilerden talep etmesi mümkündür. Davacının henüz devri yapılmayan 56 adet daire için hasılat payı talep edebilmesi için bu alacağının muaccel hale geldiğini ispat etmesi gerekecektir. Yine sözleşmenin 4. maddesinde ve tadilat sözleşmelerinin 1.3 maddesinde yüklenicinin gecikilen her gün için işverene TC Merkez Bankası kısa vadeli avans faizi oranında gecikme faizi ödemeyi kabul ettiği düzenlemesine yer verilmiştir. Bu maddede belirtilen ve sözleşmede "adat" olarak ifade edilen alacağın talep edilebilmesi için yüklenicinin temerrüde düşürülüp düşürülmesinin gerekip gerekmediği hususunun da irdelenmesi gereklidir. Mahkemece yapılması gereken iş; eser sözleşmeleri konusunda uzman, kamu maliyesi ve mali konularda uzman ve inşaat mühendisi bilirkişilerden yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulmak suretiyle, önceden alınan bilirkişi heyeti raporu ve ek raporu ile bu raporlara taraflarca yapılan itirazların incelendiği, tarafların sunduğu uzman görüşlerinin değerlendirildiği ve bu paragrafta açıklanan hususların gözetildiği yasa yolu denetimine elverişli bilirkişi raporu almak ve hasıl olacak sonuç doğrultusunda hüküm kurmak olmalıdır. taraflarca tarafl çerçevesinde bu hususun incelenerek bir sonuca ulaşılması gereklidir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle eksik inceleme ve değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli olmadığından, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esası incelenmeksizin kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde incelenip karara bağlanması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/401 Esas, 2023/229 nolu kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde incelenip, karara bağlanmak üzere mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf başvurusunda bulunan tarafça yatırılan, istinaf karar harcının talep halinde kendilerine iadesine,
5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ve istinaf başvuru harcının ilk derece mahkemesince verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından davalılar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
7-Dosya kapsamında icranın geri bırakılması kararı alınabilmesi için yatırılan bir teminat bulunması halinde, İİK. 36/5 maddesi uyarınca ilgili icra müdürlüğünce teminatın yatıran tarafa iadesine,
8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 05/12/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
E-imzalıdır
Üye
E-imzalıdır
Üye
E-imzalıdır
Katip
E-imzalıdır