T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/133 - 2024/600
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/133
KARAR NO: 2024/600
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/11/2023
NUMARASI: 2022/810 Esas - 2023/661 Karar
DAVACILAR
VEKİLİ
DAVALI
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ölüm Sebebiyle Açılan Maddi ve Manevi Tazminat)
KARAR TARİHİ: 02/05/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ: 20/05/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 10/03/2018 tarihinde davalı tarafından ZMMS ile sigortalı askeri araç seyir halinde iken tek taraflı kaza yapması sonucu araçta yolcu olarak bulunan müvekkillerinin oğlu ...’un vefat ettiğini, desteklerinin ölümü nedeniyle davacıların maddi açıdan mağdur olduklarını, Yayladağı Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2018/233 nolu soruşturma dosyasında aldırılan bilirkişi raporunda araç sürücüsünün tali kusurlu olduğunun tespit edildiğini, müvekkillerinin zararlarından davalının sorumlu olduğunu, davalıya başvuru yapıldığı halde zararlarının karşılanmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak müvekkili ... için 50,00 TL, müvekkili ... için 50,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının 12/11/2018 tarihi itibari ile işlemiş ticari (avans) temerrüt faizi ile birlikte poliçe limiti sınırları içinde davalıdan tahsilini istemiştir.
Davacılar vekili talep artırım dilekçesi ile talebini müvekkili ... için 213.453,43 TL olarak, müvekkili ... için 146.546,56 TL olarak belirleyerek davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin poliçe kapsamında sorumluluğunun poliçe teminat limiti olan 330.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, davacı tarafın sigortalı araç sürücüsünün davaya konu kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunduğunun ispatlanması gerektiğini, söz konusu kazada müterafik kusur indirimi ve hatır taşıması indirimi uygulanması gerektiğini, müteveffanın davacıların desteği olduğunun ispatlanması gerektiğini, davacıların dava konusu kaza nedeniyle elde ettikleri gelir ve tazminatların mahsubunun gerektiğini, ayrıca davacıların dava tarihinden itibaren yasal faiz isteyebileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece Mahkemesi tarafından daha önce verilen 16/03/2020 tarihli, 2018/810 Esas - 2020/206 Karar sayılı kararın, davalı tarafından istinaf edilmesi sonrasında Dairemizin 2022/287 Esas - 2022/305 Karar sayılı kararı ile eksik inceleme nedeniyle kaldırılması sonrasında yeniden yapılan yargılama neticesinde; davanın, trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olduğu, davacıların desteğinin içinde bulunduğu davalı şirket tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalı aracın tek taraflı kazasında, davacıların desteğinin vefat ettiğinin anlaşıldığı, alınan bilirkişi raporunda meydana gelen kazada davalı tarafından sigortalı askeri kamyonet sürücüsü ...'ın olayda %100 oranında kusurlu olduğu, araç içerisinde yolcu olarak bulunan destek ...'un açılan kapıdan yere düşmesi ile emniyet kemeri kullanmadığı anlaşılmakla, kazanın ağır sonuçlar doğurmasında %20 oranında müterafik kusuru bulunduğunun anlaşıldığı, 27/06/2018 tarih ve 2018/391 sayılı Milli Savunma Bakanlığı Nakdi Tazminat Komisyon Kararına göre kanuni yakınlarına 103.122,50 TL nakdi tazminat ödendiğinin anlaşıldığı, 07/04/2023 tarihli aktüer hesap bilirkişisi raporunda Milli Savunma Bakanlığı Nakdi Tazminat Komisyon'u tarafından ödenen tazminatın rücuya tabi olduğu, davalı sigorta şirketinin 360.000,00 TL olan sigorta limiti dikkate alındığında ve desteğin müterafik kusurunun olduğunun kabulü halinde davacı ... için 199.949,44 TL, davacı ... için 108.880,66 TL tazminat ödenmesi gerektiğinin belirtildiği, tarafların bilirkişi raporuna itirazı üzerine alınan ve mahkemece dosya kapsamına uygun, ayrıntılı ve gerekçeli görülerek benimsenen 07/10/2023 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, Milli Savunma Bakanlığı Nakdi Tazminat Komisyon'u tarafından ödenen tazminatın düşülmesinden sonra bakiye poliçe limitinin 308.290,10 TL olduğu, desteğin müterafik kusurlu olduğunun kabulü halinde dahi davacıların destekten yoksun kalma zararı olan 463.540,59 TL toplam zararın poliçe limitini aştığı, desteğin müterafik kusuru dikkate alınarak yapılan hesaplamaya göre davacı ...'un 194.582,10 TL, davacı ...'un ise 113.708,00 TL olmak üzere toplam 308.290,10 TL destekten yoksun kalma zararının bulunduğu gerekçesiyle, “Davanın kısmen kabulü ile davacı ... için 194.582,10 TL, davacı ... için 113.708,00 TL olmak üzere toplam 308.290,10 TL destekten yoksun kalma tazminatının, 14/11/2018 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak adı geçen davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,” karar verilmiş, hüküm taraflarca istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, mahkemece 2023 yılındaki bilirkişi raporunun esas alındığının anlaşıldığı, bilirkişi raporundaki hesaplamanın hatalı olduğunu, maddi tazminatın eksik takdir edildiğini, bilirkişi raporundan %20 indirim yapılmasının da uygun olmadığını, zira ölenin hiçbir kusurunun bulunmadığını, askeri kişinin kemer zorunluluğunun bulunduğunun kabul edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müteveffanın aylık geliri yaşı ve her hangi bir kusurunun bulunmamasına göre maddi tazminat miktarının yetersiz olduğunu, raporda ayrı ayrı hesaplama yapılan tazminattan %20 müterafik kusur indirimi yapıldığını ve MSB tarafından ödenen nakdi tazminat tutarlarının ayrı ayrı 25.584,95 TL olarak mahsup edildiğini, daha sonra bu tutarın ise poliçe limitinden mahsup edilerek limitin 308.290,10 TL olduğunun belirtildiğini, dolayısı ile aynı tutarın iki kez indirildiğini, bu durumun müvekkillerinin mağduriyetine neden olduğunu, poliçe limiti 360.000,00 TL üzerinden karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Kaza Tespit Tutanağında aracın fren tertibatının çalışmaması nedeniyle kazanın meydana geldiğinin belirtildiğini, Yerel mahkeme kararında ise araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu, desteğin ise kendiliğinden açılan kapıdan düşmüş olması nedeniyle emniyet kemeri kullanmadığı kabul edilerek %20 müterafik kusur indirimi yapıldığını, oysa Savcılık dosyasında dinlenen tanığın, kapının kendiliğinden açıldığına dair beyanın olmadığını, araç komutanı olan şehidin bulunduğu yerdeki kapının açıldığını gördüğünü ve aracın devrilmesinden sonra kendisini görmediğini beyan ettiğini ve Savcılık aşamasında alınan kusur raporunda araç sürücüsünün tali, davacıların desteği müteveffanın ise asli kusurlu olduğunun belirtildiğini, 13/05/2019 tarihli mahkemece alınan kusur raporunda ise araç sürücüsünün %25 oranında, desteğin ise %75 oranında kusurlu olduğunun değerlendirildiği, mahkemece 21/12/2022 tarihli kusur raporunun hükme esas aldığını ve raporlar arasında çelişki mevcut olduğunu, ATK’dan rapor alınması gerektiğini, ayrıca ceza dosyasının kesinleşmediğini, ölenin araçtan atlayıp atlamadığının tespiti için ceza dosyasının beklenilmesi gerektiğini, bu nedenle kararın hatalı olduğunu, hesap raporunun aktüerler listesinden seçilmesi gerektiğini, raporda hatalar mevcut olduğunu, bilirkişi tarafından esas alınan raporda müteveffanın babasının bakiye ömrünün kaza tarihindeki yaşı nazara alınarak hesaplandığını ve 15/02/2043 olarak bulunduğunu, ancak rapor tarihindeki yaşına göre belirlenmesi gerektiğini, bilirkişi tarafından 2330 sayılı Yasa gereğince ödenen nakdi tazminatın ½'si dikkate alınarak hesaplama yapıldığını, oysa tamamının nazara alınması gerektiğini ve mahkemece bilirkişi raporuna itirazların nazara alınmadan karar verildiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm sebebiyle destekten yoksun kalma nedeniyle maddi tazminat istemidir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacılar vekili ile davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacıların oğlu olan desteğin, araç komutanı olarak içerisinde bulunduğu aracın sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi ile aracın kontrolden çıkması sonrasında, aracın altında kalarak vefat ettiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Haksız fiil nedeniyle destekten yoksun kalma nedeniyle tazminat davasında, kusurun doğru şekilde tespit edilmesi, ayrıca kusurun varlığı ve desteklik durumunun kanıtlanmış olması durumunda destek tazminatının gerçek zararın tespitinde esas alınan TBK hükümleri ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından benimsenen ilkeler çerçevesinde doğru şekilde tespiti gerekir.
1-Davacılar vekilinin ve davalı vekilinin kusur oranının tespitine yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; kusur oranının tespiti açısından kazanın oluş şeklinin belirlenmiş olması önem arzetmektedir. Kazanın oluş şeklinin ihtilaflı olması durumunda, haksız eylemin suç teşkil ettiği hallerde, ceza mahkemesi tarafından kazanın oluş şekli serbestçe araştırma yapılarak tespit edilebileceğinden, ceza dosyasının kesinleşmesi beklenerek, ceza dosyasında kazanın oluş şekli tespit edildikten sonra, tespit edilen oluş şekline göre kusur durumu değerlendirilerek davanın esası hakkında karar verilmelidir.
Somut olayda, taraflar arasında kazanın oluş şekli uyuşmazlık konusu olup, davacılar desteğin araç kapısının açılması sonrasında, devrilen aracın altında kalarak vefat ettiğini iddia etmiş iken, davalı aracın fren tertibatının bozulması sonrasında sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybettiğini gören desteğin araçtan atlamak istediği sırada devrilen aracın altında kaldığını iddia etmiştir. Bu durumda ceza mahkemesi tarafından yapılan yargılama neticesinde kazanın oluş şekli kesin hüküm ile belirlenmesi halinde TBK'nın 74. maddesi ve Yerleşik Yargıtay yerleşik içtihatlarına göre hukuk hakimini bağlayacağından, olaya ilişkin ceza dosyasının kesinleşmesi beklenerek, ceza dosyasında kazanın oluş şeklinin belirlenmesi halinde, belirlenen oluş şekline göre kusur durumu ve ayrıca müterafik kusur oluşup olmayacağı değerlendirilerek, davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
2-Davacı vekilinin, tazminat hesabından yapılan indirime ilişkin istinaf sebepleri yönünden ise; haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat davalarında, tazminatın belirlenmesinde TBK'nın 55. maddesi gereğince rücuya tabi ödemelerin tazminat miktarından indirilmesi gerektiği düzenlenmiş olup, bu kapsamda yapılacak indirim, tazminat miktarı sigorta şirketinin sorumlu olduğu teminat limitinin üzerinde ise limit ile sorumlu olunan miktardan değil zarar verenin sorumlu olması gereken tazminat miktarından mahsup edilir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından son dönem içtihatlarında, tazminata ilişkin olarak yapılan ödemelerin itfaya yönelik olduğu kabul edilerek, tazminat miktarının belirlenmesinde davadan önce ödeme var ise ödeme tarihindeki verilere göre hesaplanacak tazminat miktarının, yapılan ödeme ile karşılanıp karşılanmadığı değerlendirilerek, ödeme tarihi itibariyle ödemenin yeterli olmadığının anlaşılması durumda ise hesap tarihi itibariyle yapılacak hesaplamada, önce zararın hesaplanması, zarardan kusur oranında indirim yapılarak tazminat miktarının belirlenmesi, sonrasında ise TBK'nın 51 ve 52. maddeleri çerçevesinde hatır ve müterafik kusur indirimi gerekiyor ise bu miktarların da indirilmesinden sonra belirlenecek miktardan, rücuya tabi ödeme var ise ve ödemenin dava tarihinden önce olması durumunda bu ödemelerin güncellenerek, dava sırasında ise güncellenmeksizin tazminat miktarından düşülmesi kabul edilmektedir. Bu kapsamada yapılacak hesaplamada, dava sigorta şirketine açılmış ve hesaplanan tazminat miktarı sigorta teminat limiti üzerinde ise KTK'nın 96. maddesi gereğince zarar görenlerin birden fazla olması durumunda, sigorta şirketi garameten hesaplanan miktarda zarar görenlere ödeme yaparak sorumluluğundan kurtulur. Kural olarak haksız fiil nedeniyle yapılan ödemeler tazminat miktarından indirileceği gibi, mütrafik kusur ve hatır taşıması da sigorta şirketinin sorumlu olduğu limitten değil, belirlenen tazminat miktarından indirilir. Aksi uygulama tazminatın sigorta limitini aşmasına rağmen, sigorta şirketin limitin altında ödeme yapmasına neden olacağından, işletenin aleyhine sonuç doğuracaktır. Kural bu olmakla birlikte ödemler yönünden daha önceki ödeme sigorta şirketi tarafından yapılmış ise yapılan ödeme (davadan önce yapılmış ise güncellenerek) yine tazminattan indirilmekle beraber, sigorta şirketinin yapmış olduğu ödeme miktarı kadar (güncellenmeksizin) limiti azalacağından, bu miktar (güncellenmeksizin) limitten de düşülerek, sigorta şirketinin bakiye teminat limitine göre tazminat sorumluluğu belirlenir. Ödemenin diğer zarar sorumluları tarafından yapılması durumunda ise, sigorta şirketinin sorumlu olduğu limitten bu miktar kural olarak mahsup edilmeyecektir. (Rücuen ve iyiniyetle yapılmış ödeme durumu hariç) sadece yapılan ödeme davadan önce yapılmış ise güncellenen miktarı hesaplanan tazminattan mahsup edilmekle yetinilecektir.
Somut olayda, Dairemizce, ilk derece mahkemesi tarafından daha önce yapılan yargılamada, davacılara 2330 Sayılı Yasa Kapsamında ödeme yapılıp yapılmadığı araştırılmadan karar verilmesi ve kusuru durumuna yönelik belirleme eksiklik olarak görülerek karar davalı lehine kaldırılmış iken, mahkemece yeninden yapılan yargılamada 2330 Sayılı Yasa Kapsamında ödeme olup olmadığı idareye sorulmuş, idare tarafından ödeme olduğunun belirtilmesi üzerine yapılan ödemenin 1/2 sinin davacıların maddi zararına ilişkin olduğu kabul edilerek hesaplanan tazminat miktarından indirilerek, ayrıca idarenin yapmış olduğu ödeme kadar sigorta limitinin de azalacağı değerlendirilerek, bu miktarlar da sigorta limitinden indirilerek davanın esası hakkında karar verilmiştir. Nakdi Tazminata Komisyonunun karar tarihinden hareket ile Ödeme tarihi itibariyle yapılan ödemenin davacıların zararını karşılamayacağı anlaşılmakta ise de, mahkemece idareden hangi tarihte nakdi tazminat ödemesi yapıldığı sorulmaksızın yapılan ödemenin 1/2'si maddi tazminata esas kabul edilerek tazminat miktarından mahsup edilmiştir. Yapılan ödemenin dava tarihinden önce yapılması durumunda güncellenerek mahsubu gerektiğinden, ödeme tarihi idareden sorulmaksızın eksik inceleme ile ödemelerin güncellenmeksizin tazminat miktarından mahsup edilmesi doğru görülmediği gibi, aynı zamanda işleten de olan idareye 2330 Sayılı Yasa Kapsamında yapmış olduğu ödemeye karşılık, sigorta şirketi tarafından rücuen ödeme yapılmadığı halde (kaldı ki rücu edilebilecek olsa dahi miktarda yapmış olduğu ödeme değil haksız fiil hükümlerince tespit edilebilecek miktar olmasına rağmen) 2330 Sayılı yasa kapsamında yapılan bu ödemenin sigorta limitinden mahsup edilerek kalan limit üzerinden garame hesabı yapılmış olması da doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin ve davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden davanın esası hakkında karar verilmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, davaya konu kaza nedeniyle Yayladağı Asliye Ceza Mahkemesinde görülmekte olan ceza dosyasının kesinleşmesi beklenerek, olayın oluş şeklinin ceza mahkemesi tarafından tespit edilmesi durumunda, kesinleşen olayın oluş şekline göre kazanın meydana gelmesindeki kusur durumu ve müterafik kusur durumları değerlendirilerek, ayrıca sigorta şirketi tarafından aynı kişilerin zararı nedeniyle iyiniyetle rücu ödemesi yapmamış ise aynı zamanda işleten de olan idare tarafından 2330 sayılı Yasa kapsamındaki bu ödemeler sigorta limitinden mahsup edilmeksizin, sadece yukarıda açıklandığı üzere davadan önce ödenmiş ise güncellenerek, davadan sonra ödenmiş ise güncellenmeksizin hesaplanan tazminattan en son mahsup edilerek, bu şekilde hesaplanan tazminatında sigorta teminat limiti aşması durumunda KTK'nın 96. maddesi gereğince yapılacak garame hesabına göre davacıların talep edebileceği tazminat miktarları belirlenerek karar verilmesi ve ancak, ilk derece mahkemesi tarafından verilen ilk kararın (istinafa konu son karardan önce verilen kararın) sadece davalı tarafından istinaf edilmiş olması nedeniyle ilk kararla oluşan davalı lehine usuli kazanılmış haklar da gözetilmek suretiyle davanın esası hakkında karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davacılar vekilinin ve davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacılar vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 10/11/2023 tarihli 2022/810 Esas - 2023/661 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
Kararın kaldırılma sebebine göre, davacılar vekilinin ve davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden taraflara iadesine,
4-İİK'nın 36. maddesi gereğince Düzceİcra Hukuk Mahkemesi 2024/21 D.İş 2024/48 karar sayılı tehiri icra kararına istinaden Düzce İcra Dairesi 2020/4308 Esas sayılı dosyasına depo edilen 640.000,00 TL bedelli teminat mektubunun yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine,
6-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 02/05/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.