T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2023/34
KARAR NO: 2024/592
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/11/2022
NUMARASI: 2020/436 Esas - 2022/663 Karar
DAVACI: ... - ...
VEKİLİ:
DAVALI: ....
VEKİLİ:
DAVANIN KONUSU: Tazminat
KARAR TARİHİ: 02/05/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ: 20/05/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; 01/04/2013 tarihinde dava dışı ...'in sevk ve idaresindeki, davalı tarafından ZMMS ile sigortalı araç ile seyri sırasında aracın tekerliğinin patlaması üzerine direksiyon hakimiyetini kaybetmesi ve aracın savrularak yol kenarında bulunan reklam panosuna çarpması sonucu meydana gelen tek taraflı trafik kazasında yolcu konumunda olan müvekkilinin yaralandığını, söz konusu trafik kazası nedeniyle Bucak CBS'nın 2013/814 sayılı soruşturma dosyası ile başlatılan soruşturma sonucu kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini ileri sürerek HMK 107. maddesi kapsamında belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL bakıcı gideri tazminatı ve 100,00 TL tedavi gideri tazminatı olmak üzere toplam 400,00 TL maddi tazminatın 01/04/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili 12/10/2022 tarihli talep artırım dilekçesi ile, 204.174,72 TL sürekli iş göremezlik, 4.289,67 TL geçici iş göremezlik, 978,60 TL bakıcı gideri ve 2.095,31 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 211.538,30 TL'nin kaza tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından müvekkili şirkete yazılı başvuru yapılmadığını ve zararın zamanaşımına uğraması nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı soruşturma evresinde şikayetçi olmadığından tazminat isteme hakkının ortadan kalktığını, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının bulunmadığını, kazaya karışan aracın 05/03/2013-05/03/2014 vade tarihleri arasında müvekkili şirket nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğu için sigortalının kusurunun ve kusur ile maluliyet arasında illiyet bağı bulunduğunun ispat edilmesi gerektiğini, davacının kaza sırasında emniyet kemeri takmadığını ve meydana gelen zararda kendi kusuru bulunduğunu, kazaya karışan aracın mülkiyetinin dava dışı kiralama şirketine ait olduğu dikkate alınarak aracın son muayene kayıtları ve tramerde kayıtlı önceki hasarlarının dosyaya kazandırılması gerektiğini, zira bu durumun müvekkili şirketin rücu hakkını ilgilendirdiğini, davacının hastanede yatarak tedavi olmayı reddetmesi nedeniyle taleplerinin reddi gerektiğini, davacının maluliyetinin Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından tespitinin gerektiğini, davacının talep ettiği tazminatların trafik poliçesi teminatı dışında olduğunu, somut olayda hatır taşımasının söz konusu olduğunu, gerekli belgelerle başvuru yapılmadığından temerrüt tarihinin dava tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini, haksız fiile dayalı davalarda ancak yasal faiz talep edilebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davanın trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporlarına göre 04/01/2013 tarihinde, dava dışı sürücü ... idaresindeki, davalı tarafından ZMMS ile sigortalı araç ile seyri esnasında aracın lastiğinin patlaması sonucu aracın kontrolünü kaybederek reklam panosuna çarpması neticesinde meydana gelen tek taraflı kazada araçta yolcu konumunda bulunan davacının yaralandığı, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca tanzim olunan 01/12/2021 tarihli kaza tarihinde yürürlükte bulunan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri uyarınca düzenlenen rapor içeriğine göre davacının çalışma ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının %17 olduğu, sürekli olduğu ve sekel halini aldığı, kaza nedeniyle kişinin tedavisine başlanmasından itibaren tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı ihtiyacının 1 ay olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 6 aya kadar uzayabileceğinin anlaşıldığı, her ne kadar davalı vekilince süresinde sunulan cevap dilekçesi ile davanın zamanaşımına uğradığı savunulmuş ise de, 2918 sayılı KTK.'nın 109. maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımı süresinin olay tarihi olan 01/04/2013 tarihinden itibaren 25/09/2020 olan dava tarihinde dolmadığı gibi eldeki davanın belirsiz alacak davası olarak açılmış olması nedeniyle artırılan bedel yönünden de zamanaşımının dolmadığı anlaşılmakla zamanaşımı savunmasına itibar edilmediği, davacı kazaya karışan araçta yolcu konumunda olup kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusuru bulunmadığı, kazanın tek taraflı ve sürücünün tam kusurlu olduğu anlaşılmakla hesaplanan tazminattan kusur indirimi yapılmadığı, aktüer ve doktor bilirkişi heyetince yapılan hesaplamada, davacının 01/04/2013 tarihli kaza nedeniyle 978,60 TL bakıcı gideri, 4.289,67 TL geçici iş göremezlik, 204.174,72 TL sürekli iş göremezlik ve 2.095,31 TL SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri olduğunun anlaşıldığı, davacı vekilinin talep artırım dilekçesi gözetilerek bu miktarlar üzerinden davanın kabulüne karar vermek gerektiği, davalı vekilinin hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğine ilişkin savunması yönünden yapılan değerlendirmede, yakın akrabalar arasında taşımanın menfaat karşılığı yapılmasının söz konusu olmadığı, soruşturma aşamasında alınan beyanlardan davacının sürücü ...'in kayınvalidesi olduğu anlaşılmakla hatır taşıması indirimi yapılmadığı, davalı vekilinin davacının emniyet kemeri takmadığından müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine ilişkin savunması yönünden yapılan değerlendirmede, kaza tespit tutanağında davacının emniyet kemeri takmadığına ilişkin bir tespit bulunmadığı gibi dosya kapsamında davacının emniyet kemeri takmadığına dair somut bir delil bulunmadığından müterafik kusur indirimi de yapılmadığı, davacı tarafından davalı ... şirketine yapılan başvuru dilekçesi ve eklerinin davalı tarafa 20/07/2020 tarihinde tebliğ edildiği, davalı ... Şirketinin kendisine yapılan tebliğ tarihine 8 iş günü ilave edilmesi neticesinde 31/07/2020 tarihi itibariyle temerrüde düşmüş olacağı ve kazaya karışan sigortalı aracın kullanım amacının hususi olduğu nazara alınarak, yasal faize hükmedilmesi gerektiği kanaatine varılmakla davanın kabulüne karar verildiği gerekçesiyle; “Davanın kabulüne, 204.174,72 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 4.289,67 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 978,60 TL bakıcı gideri ve 2.095,31 TL SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri olmak üzere toplam 211.538,30 TL maddi tazminatın 31/07/2020 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine“ karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; talep edilen hasar bedelinin zamanaşımına uğradığını, trafik kazasının 01/04/2013 tarihinde meydana geldiği, eldeki davanın 25/09/2020 tarihinde açıldığı ve davanın 12/10/2022 tarihinde ıslah edildiğini, davanın dava dilekçesinden anlaşılacağı üzere, belirsiz alacak davası değil kısmi dava olduğunu, bu nedenle davada talep edilen kısım yanı sıra artırılan kısmın da zamanaşımına uğradığını, dava dilekçesine ve ıslah dilekçesi ile artırılan kısma yönelik zamaşımı def’inde bulunmalarına rağmen mahkemece nazara alınmamasının usule aykırı olduğunu, davacının soruşturma evresinde şikayetçi olmaması nedeniyle tazminat talep edemeyeceğini, kusur raporunu kabul etmediklerini, eksik incelemeye dayalı olduğunu, kusur raporuna itiraz edilmiş ise de mahkemece nazara alınmadığını, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusuru olmadığını, ayrıca davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığının açıklığa kavuşturulmadığını, bu hususta tespit yapılmadan müvekkili tarafından sigortalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu kabul edilmesinin hatalı olduğunu, Adli Tıp Kurumu yahut İTÜ Öğretim Üyelerinden rapor alınması gerektiğini, davacının maluliyetine ilişkin raporda, davacının %17 oranında çalışma gücünü yitirdiği belirtildiğini, raporun karar vermeye elverişli olmadığını, ATK 3. İhtisas Kurulu'ndan rapor alınması gerektiğini, davayı kabul etmemekle birlikte maluliyeti ile kaza arasındaki illiyetin de ispatlanması gerektiğini, %17 maluliyet oranının kabul edilebilir olmadığını, Medikal Uzman raporda davacının yeniden muayenesi yapılarak iyileşip iyileşmediğinin tespit edilmesi gerektiğinin belirtildiğini, ayrıca davacının 01/04/2013 tarihli konsültasyon raporuna göre de, davacının hastanede yatış yapılarak tedavi olmayı reddettiğini, davacının kaza nedeniyle malul kalmadığını, kaza sonrası tedaviyi reddetmesi ile bu durumun sabit olduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca kazadan 7,5 sene sonra açılan dava nedeniyle, davacının bu süreçte başkaca kazaları ve yaralanmaları var ise sigorta teminatı kapsamında olmayacağını, yine davacının tedaviyi reddetmesi nedeniyle ulaşım ve tedavi giderlerinden müvekkilinin sorumlu olmayacağını, bu nedenle eksik ve hatalı maluliyet raporuna göre karar verilmesinin kabulünün mümkün olmadığını, aktüer raporunun da hükme esas alınamayacağını, mahkemece TRH2010 Yaşam Tablosunun esas alınmasının mümkün olmadığını, PMF Yaşam Tablosunun uygulanması gerektiğini, TRH2010 Yaşam Tablosu uygulanacak ise de 1,8 Teknik Faiz uygulanarak hesaplanma yapılması gerektiğini, geçici bakıcı gideri, tedavi gideri ve geçici iş göremezlik giderlerinin sigorta teminatı kapsamında olmadığını, ayrıca müterafik kusur ve hatır taşımasının nazara alınması gerektiğini, SGK’dan ödeme yapılmış ise mahsup edilmesi gerektiğini, dava tarihinden önce temerrüdün de oluşmadığını belirterek, kararının kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri, tedavi gideri istemidir. Davacının belirsiz alacak istemli olarak açtığı davada sunduğu talep artırım dilekçesine göre mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
01/04/2013 tarihinde davacının, damadı olan sürücünün idaresindeki araç ile Antalya ilinden Burdur istikametine seyri sırasında, Burdur Bucak ilçesinde, araç sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi neticesinde yol kenarında bulunan reklam panosuna çarpması ile trafik kazasının meydana geldiği, kaza neticesinde davacının yaralandığı, kaza sonrasında davacının Burdur Devlet Hastanesinde yapılan adli muayenesi sonrasında tedavisine Antalya'ya gidince devam edeceğini belirtmesi sonrasında yatış işlemi yapılmadığı, tedavisine ikamet adresi olan Antalya Eğitim Ve Araştırma Hastanesinde devam edildiği, kaza tespit tutanağı, davacının yaralanmasına yönelik adli muayene raporları, tedavisine Antalya Eğitim Ve Araştırma Hastanesinde devam ettiğine ilişkin hastane kayıtları ve tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Kaza tespit tutanağında ve kolluk beyanlarında aracın lastiğinin patlaması sonrasında direksiyon hakimiyetinin yitirilmiş olduğunun belirtildiği görülmüş, lastik patlamasına etki eden çevresel bir sebep olduğuna yönelik tespit veya iddia olmadığı görülmüştür.
1-Davalı vekili, tazminat alacağının zamanaşımına uğradığını ileri sürerek kararı istinaf etmiş ise de, KTK'nın 109/2 maddesine uygun olarak, davanın Ceza Kanunu'nda öngörülen zamanaşımı süresi içerisinde açılmış olması yanı sıra, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmış olması karşısında tazminat alacağının tamamı yönünden zamanaşımı kesildiğinden, talep artırım dilekçesi ile artırılan kısım yönünden de alacağın zamanaşımına uğramamış olmasına göre, davalı vekilinin zamanşımına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
2-Davalı vekili tarafından kusur raporuna itiraz edilmiş ise de, kazanın davacının direksiyon hakimiyetini yitirmesi neticesinde meydan gelmiş olmasına, kazaya lastik patlaması neden olmuş olsa dahi, lastik patlamasının teknik sebepler dışında bir sebepten meydana geldiğinin, KTK'nın 86. maddesi gereğince ispat yükü kendisinde olan davalı tarafından kanıtlanamamış olmasına, ayrıca kazaya çevresel etkilerin neden olduğuna yönelik delil de bulunmamasına göre hükme esas alınan kusur raporu, kazanın oluş şekline uygun olduğundan davalı vekilinin kusur raporuna yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.
3-Davalı tarafından maluliyet raporuna itiraz edilmiş ise de, alınan raporun TBK'nın 54. maddesi kapsamında oluşan çalışma gücü kaybının azalmasına ve yitirilmesinde oluşan zararların belirlenmesinde esas olacak kaza tarihindeki yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre tanzim edilmiş olmasına, raporun tedavi evrakları incelenerek ve davacının muayenesi yapılarak son durumu değerlendirilmek suretiyle tanzim edilmiş olmasına, raporun kazaya bağlı mevcut yaralanması ile uyumlu olmasına, maluliyet durumunun tespiti açısından alınacak raporların Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu yanı sıra Üniveristelerin Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlıklarından alınabilecek olmasına, davalı tarafından davacının tedaviyi ret ederek zararın artmasına neden olduğu ileri sürülmüş ise de, davacının seyahati sırasında meydana gelen kaza nedeniyle, tedavisine yerleşim yerinde devam etmek istemesinin tedaviyi ret etmek olarak değerlendirilemeyecek olmasına ve davacının da yerleşim yerindeki hastanesinde tedavisine devam ettiğinin tedavi evraklarından ve adli tıp uzmanı tarafından tanzim edilen rapordan anlaşılmış olmasına göre davalının maluliyet raporuna yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.
4-Davalı vekili tarafından, geçici iş göremezlik zararları ile geçici bakıcı giderlerinden sorumlu olunmadığı ileri sürülmüş ise de, söz konusu zararların TBK'nın 54. maddesi kapsamında zarar gören tarafından talep edilebilecek bedensel zararlar olmasına, kaza tarihinde yürürlükte bulunan KTK'nın 90 ve 91 maddeleri gereğince işletenin TBK hükümleri gereğince sorumlu olduğu bu zararlarından (KTK'nın 92. maddesinde teminat dışı sayılmaması ve KTK'nın 98. maddesi kapsamındaki tedavi giderlerinden olmaması nedeniyle) davalının da teminat limiti ile sınırlı olarak sorumlu olmasına göre davalı vekilinin belirtilen tazminat kalemlerine yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.
5-Davalı vekili tarafından hesap raporuna da itiraz edilmiş ise de, aktüer hesap raporunda muhtemel yaşam süresinin Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından "gerçek zarar" hesaplamasında kabul ettiği TRH2010 Yaşam Tablosuna göre belirlenmesinde ve bilinmeyen dönem hesabının da "Progresif Rant Yöntemine" göre yapılmış olmasında isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin rapora yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.
Buna göre; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, davacı damadının sevk ve idaresindeki araçta yolcu olduğundan hatır taşıması nedeniyle indirim yapılmamasında, yine davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığının kanıtlanamaması yanı sıra emniyet kemerinin takılı olmamasının zararın artmasına etki edeceğinin de kanıtlanamamasına göre müterafik kusur nedeniyle indirim yapılmamasında isabetsizlik bulunmamasına, davalının davadan önce KTK'nın 99. maddesi ve poliçe tanzim tarihindeki genel şartlar çerçevesinde temerrüdünün gerçekleşmiş olmasına göre, davalı vekilinin tüm istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı vekilinin yerel mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalıdan alınması gereken 14.450,18 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 3.612,55 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.387,63 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
5-HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 02/05/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.