T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
KATİP:
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:
DAVANIN KONUSU: Tazminat
KARAR TARİHİ: 03/07/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ: 08/07/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının murisi ... ...’in 10/08/2010 tarihinde kendisine ait araç ile trafik kazası geçirerek vefat ettiğini, kaza tutanağına göre ... ...'in herhangi bir kusuru bulunmadığını, kalp krizi geçirmesi sonucu direksiyon hakimiyetini kaybettiğini, davacının eşinin ani ölümü neticesinde maddi olarak zor durumda kaldığını, aracın sigorta edildiği davalı şirkete yapılan başvuru neticesinde sigorta şirketinin taraflarına 11.05.2020 tarihinde 91.667,23-TL ödeme yaptığını ancak ödemenin yetersiz olduğunu, maddi zararının değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere asgari 1.000TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 10/08/2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmayacağını kusur yönünden adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesinden rapor alınması gerektiğini, müteveffanın sigortalı araçta yolcu olarak bulunması hasebiyle, hesaplanacak tazminattan en az %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, davayı kabul manasına gelmemek üzere, davacı tarafın davalı şirkete başvuru tarihinden itibaren faiz isteminin haksız olduğunu, ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edebileceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; 10.08.2010 tarihinde davalıya ZMMS ile sigortalı ve davacının eşinin idaresindeki aracın seyri esnasında sürücü olan davacının eşi ... ...’in direksiyon hakimiyetini kaybetmesi neticesinde tek taraflı, ölümlü trafik kazası meydana geldiği, kaza ile ölüm arasında illiyet bağının olup olmadığının tespiti için alınan Adli Tıp Raporunda, sürücüsü olduğu araçla tek taraflı araç içi trafik kazasına bağlı yaralanma ifadesiyle götürüldüğü hastanede ayrıntılı tetkik yapılamadan kısa süre içerisinde solunumunun ve dolaşımının durduğu, yeniden canlandırma işlemine yanıt vermediği, çekilen radyografilerinde çok sayıda kotta kırık görülmesi üzerine yapılan ölü muayenesi ile defin belgesi düzenlendiği, tarafların kişinin kalp krizi geçirdiğini iddia ettiğinin kayıtlı olduğu dikkate alındığında zamanında otopsi yapılarak dokularda makroskopik ve histopatolojik incelemeler yapılmamış olduğundan mevcut verilerle kesin ölüm sebebi ve mekanizmasının bilinemediği, kişinin ölümü ile trafik kazası arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı hususunda değerlendirme yapılamadığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği, bu durumda davacının dosya kapsamına sunduğu tüm delillerle illiyet bağına ilişkin iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle; “davanın reddine” karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; kaza ile ölüm arasında illiyet bağı bulunduğunu, mahkemece hatalı karar verildiğini belirterek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
İstinaf talebinde bulunan davacı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesine dayalı destekten yoksunluk tazminatı istemine ilişkindir.
Yerel Mahkeme tarafından davanın reddine dair verilen karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden, davacının eşinin direksiyon hakimiyetini kaybetmesi nedeniyle kaza geçirerek vefat ettiği, otopsi tutanağında ölüm nedeni olarak, “parçalı kot kırığı ve akciğer dış zarının zarar görmesi sonucu solunumunun durması ve ayrıca sağ kulağında meydana gelen travmaya bağlı beyin hücrelerinin zarar görmesi olduğunun” tespitinin yer aldığı görülmüştür.
Dava dilekçesinde; “Müvekkilin murisi ... ... 10/08/2010 tarihinde kendisine ait ...plaka sayılı araç ile trafik kazası geçirmiş ve yaşamını yitirmiştir. Kaza tutanağında da görüleceği üzere kazanın oluşumunda ... ...'in herhangi bir kusuru bulunmamaktadır. Kalp krizi geçirmesi sonucu direksiyon hakimiyetini kaybetmiştir. Müvekkil eşinin ani ölümü neticesinde maddi olarak zor durumda kalmıştır…” şeklinde beyanda bulunulmuştur.
Mahkemece İstanbul ATK 1. İhtisas Kurulundan alınan raporda “…kişinin sürücüsü olduğu araçla tek taraflı araç içi trafik kazasına bağlı yaralanma ifadesiyle götürüldüğü hastanede ayrıntılı tetkik yapılamadan kısa süre içerisinde solunumunun ve dolaşımının durduğu, yeniden canlandırma işlemine yanıt vermediği, çekilen radyografilerinde çok sayıda kotta kırık görülmesi üzerine yapılan ölü muayenesi ile defin belgesi düzenlendiği, tarafların kişinin kalp krizi geçirdiğini iddia ettiğinin kayıtlı olduğu dikkate alındığında; Zamanında otopsi yapılarak dokularda makroskopik ve histopatolojik incelemeler yapılmamış olduğundan mevcut verilerle kesin ölüm sebebi ve mekanizmasının bilinemediği, kişinin ölümü ile trafik kazası arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı hususunda değerlendirme yapılamadığı” yönünde görüş belirtilmiştir.
Her ne kadar mahkemece davacının eşi/sürücünün ölümüyle kaza arasında illiyet bulunmadığından dava reddedilmişse de bu gerekçenin dosya kapsamına uymadığı, ancak bu durumun yeniden yargılama yapılmasını da gerektirmediği anlaşıldığından gerekçenin Dairemizce düzeltilmesi gerekmiştir. Buna göre, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, KTK’nın 91. maddesinde belirtildiği üzere işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları karşılamak amacıyla oluşturulmuş bir zarar sigortası türüdür.
2918 sayılı KTK’nın 91/1.maddesine göre: “İşletenlerin, bu Kanunun 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.”,Yasanın 85/1. maddesine göre de, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüs unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüs sahibi doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”
Yasanın 91/1. ve 85/1. maddeleri bir arada ele alındığında, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası’nı yapan sigortacının poliçede belirlenen limite kadar, işletenin sorumluluğunu üstlendiği sonucuna varılabilmektedir. 01/06/2015 tarihinden önce meydana gelen kazalarda sigortalı araç sürücüsünün kusuru olsa dahi ölümü halinde, ölüm nedeniyle tazminat taleplerinde 3. kişinin zararı doğrudan zarar kabul edilerek, sigorta teminatı kapsamında olduğu kabul edilse de, bu durumda dahi, işletenin sorumluğunu kaldırılan sebeplerin bulunması durumunda, zararlar sigorta şirketinden de talep edilemez. Sigorta şirketini sorumluluktan kurtaran bazı istisnai haller vardır. İşletenin sorumlu tutulmadığı KTK. m.86’daki durumlarda sigortacı da sorumlu olmaz. Bunlardan biri de önceden öngörülmesi olanaksız, karşı konulamayacak türden olağanüstü olaylar yani mücbir sebeptir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, davacı taraf gerek ceza soruşturmasında, gerek eldeki davanın açılmasında, gerekse de istinaf başvuru dilekçesinde kazanın ölenin kusuru ile değil, kalp krizi geçirmesi ile meydana geldiğini iddia ettiğinden davanın davacıların da kabulünde olduğu üzere davalıya sigortalı aracın tek taraflı trafik kazasının, sigortalı araç sürücüsünün kalp krizi geçirmesi sonucu direksiyon hakimiyetini kaybetmesi nedenine dayalı olduğu, davacı vekilinin de her aşamada bunu iddia ettiği, bu durumda davalı sigorta şirketinin sorumluluğunu ortadan kaldıran mücbir sebep (kalp krizi) nedeniyle kaza meydana geldiğinden sigortanın zarardan sorumlu olmayacağı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak, gerekçenin bu şekilde düzeltilmesine ve belirtilen nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinin düzeltilmesine ve davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
I- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 28/11/2022 tarihli, 2021/181 Esas – 2022/845 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,
353/1-b-2.maddesi uyarınca esas hakkında yeniden karar verilmesine, buna göre;
1-Davanın REDDİNE;
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince, alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 59,30 TL hacın indirilmesi ile arta kalan 368,30-TL’nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Arabuluculuk aşamasında harcanan 1.320,00 TL giderin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davalı yararına hesaplanan 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, kendisini vekil ile temsil ettiren davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
6-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN
II-İstinaf talebi kabul edilen davacıdan alınan istinaf karar harcının isteği halinde davacıya iadesine,
III-İstinaf talebi kabul edilen tarafından istinaf başvurusu nedeniyle yapılan 492,00-TL istinaf başvuru harcı ve 129,00-TL tebligat ve posta giderleri olmak üzere toplam 621,00-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
IV-HMK'nın 333.maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
V- Kararın HMK'nın 359/4. maddesi gereğince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK’nın 361/1 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere 03/07/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.