T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/286 - 2024/872
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/286
KARAR NO: 2024/872
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 05/12/2022
NUMARASI: 2021/606 Esas - 2022/703 Karar
DAVACI:
VEKİLLERİ:
DAVALI:
VEKİLİ:
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ: 03/07/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ: 16/07/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; 21/09/2018 tarihinde dava dışı sürücü ...’ün sevk ve idaresindeki araç ile sürücüsü tespit edilemeyen ... plaka sayılı aracın çarpışması neticesinde meydana gelen trafik kazasında ... plaka sayılı araçta yolcu konumunda bulunan davacının oğlu ...'nun vefat ettiğini ileri sürerek ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik, 5.500,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile dava değerini 124.344,19 TL olarak artırmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın kabulüne,124.344,19 TL destekten yoksun kalma tazminatının 16/02/2019 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacı tarafça dava açılmadan önce 2918 sayılı kanunun 97. ve 99. maddesi gereğince davalı şirkete yasaya uygun olarak başvuruda bulunmadığından davanın öncelikle dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, tarafların gerçek kusur oranlarının tespiti için hem Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinden hem de Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini, müteveffa araçta hatır için taşındığından hesaplanan tazminattan %20 hatır taşıma indirimi ve emniyet kemerlerinin takılı olmaması nedeniyle de %20 müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, kaza anında davalı şirkete sigortalı aracın olay yerindeki üst geçidin tamir ve bakım işlemlerinin yapılması maksadıyla park halinde bulunduğunu, bu sebeple işletilme halinde olmayan araçların sebep olacağı zararlardan davalı şirketin herhangi bir sorumluluğu olmadığını, hükme esas alınan hesap raporunda 1.8 teknik faiz uygulanması gerektiğini, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, raporda müteveffanın annesine 1 pay ayrılması gerekirken 2 pay ayrılmasının yerinde olmadığını, davalı şirketin ancak dava dilekçesinin tebliğinden itibaren yasal faizden sorumlu olabileceğini, müteveffanın davacıya destek olup olmadığı hususunun tespiti gerektiğini, mahkemece müteveffaya ait güncel vukuatlı nüfus kayıt örneğinin dosyaya kazandırılmasıyla müteveffanın başkaca hak sahibi olup olmadığının tespiti ile başkaca hak sahibi varsa aktüer bilirkişi tarafından hesap yapılırken diğer hak sahipleri de gözetilerek garameten paylaştırma usulünün nazara alınması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
Dava trafik kazasından kaynaklanan ölüme bağlı maddi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda kaza tespit tutanağı uyarınca, 21.09.2018 tarihinde sürücüsü tespit edilemeyen ... plaka sayılı aracın sürücüsünün sürücü yahut yolcular ... ve ... ile birlikte seyri sırasında kavşağa geldiğinde yaya üst geçidinin yetersiz yol işaretlemeleri yaparak, üst geçit altında park halinde çalışma yapan araç sürücüsü ...'ün sevk ve idaresinde olan vince çarpmasıyla meydana gelen kazada ... plaka sayılı araç sürücüsünün 2918 sayılı KTK’nın 52/1-b (maddesi uyarınca araçlarının hızını, aracını yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak kuralını ihlal ettiği, araç sürücüsü ...'ün ise aynı kanunun 13-b maddesi uyarınca çalışmaları gerekli tedbirleri alarak yapmak zorunluluğuna uymaması nedeniyle kural ihlali olduğunun belirlendiği, mahkemece kusur bilirkişisinden alınan rapor uyarınca ... plaka sayılı aracın kimliği tespit edilemeyen sürücüsünün kazanın oluşumunda %65 oranında, davalı şirkete sigortalı araç sürücüsü ...'ün %25 oranında, yolun bakım ve onarımından sorumlu kurum ve kuruluşun ise %10 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, sürücü ... tarafından sevk ve idare edilen aracın kaza tarihini kapsar ZMMS poliçesinin davalı şirket tarafından tanzim edilmiş olduğu, Ankara Batı 4.AĞIRCM’nin 2019/63 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılamada İTÜ'den alınan kusur raporu uyarınca sürücüsü tespit edilemeyen ... plaka sayılı araç sürücüsünün kaza anında aşırı süratli olduğu, gece şartlarında dikkatini daha fazla yola yoğunlaştırması gerektiği, olay mahalline yaklaşırken güneş paneli ve dubaları gördüğünde sağ şeride çekilmesi mümkün iken bu hususları yerine getirmediği, bu nedenle meydana gelen kazada asli kusurlu olduğu, firma yetkilisi sanık ...'un ise, üst geçit bakım çalışmaları sırasında 50 m’lik mesafeden başlanmak üzere dubaların konulmasının yeterli olmadığı, çalışmanın yapıldığı sol şeritin tamamen kapalı olduğunu gösteren ikaz levhasının konularak sürücülerin sağ şeride yönlendirilmesi gerektiği halde gece şartları için mevcut haliyle yeterli ve güvenli tedbir alınmadığı bakım işlerini üstelenen kişi olarak bu sebeple tali kusurlu olduğu, sanık ...'ün vincin operatörü olarak vinci park ettiği yerde trafik akışını güvenli bir şekilde sağlamadığı, yine çalışmanın yapıldığı sol şeritin tamamen kapalı olduğunu gösteren ikaz levhasının konularak sürücülerin sağ şeride yönlendirilmesi gerektiği halde gece şartları için mevcut haliyle yeterli ve güvenli tedbir almaması sebebiyle tali kusurlu olduğu, sanık ...'ün ise üst geçidin bakımı ile bir ilgisinin bulunmadığı bu nedenle kazanın meydana geldiği noktada vincin park ediliş şekli ve güvenlik tedbirlerinin alınmasında sorumluluğunun olmaması nedeniyle kendisine kusur atfedilemeyeceğinin belirlendiği, neticeten sanık ... hakkında taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de, sanığın savunmasının aksine müsnet suçtan cezalandırılmasına yeterli her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı kanıtlar elde edilemediği ve dolayısıyla yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı anlaşıldığından CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince sanığın beraatine, sanık ...'ün üzerine yüklenen taksirle bir kişinin ölümüne ve birden çok kişinin yaralanmasına neden olma suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, kararın kesinleştiği, mahkemece aktüer bilirkişiden alınan rapor uyarınca kazada vefat eden ...'nun desteğinden mahrum kalan davacı annenin destekten yoksun kalma tazminatının 497.376,75 TL ve poliçe limitinin 360.000 TL olduğu, davacının kusur oranında talepte bulunduğunun kabulü halinde sigortalı araç sürücüsünün kusur oranında maddi tazminat miktarının 124.344,19 TL olarak hesaplandığının belirlendiği, mahkemece anılan delillerin değerlendirilmesi ile yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamına, toplanan delillere ve mahkeme kararının gerekçesine göre, mahkemece hükme esas alınan kusur raporunun kaza tespit tutanağına, olayın oluşuna ve ceza yargılamasında maddi vaka olarak belirlenen kusur durumu ile uyumlu bulunmasına, buna göre ... plaka sayılı aracın kimliği tespit edilemeyen sürücüsünün kazanın oluşumunda % 65 oranında, davalı şirkete sigortalı araç sürücüsü ...'ün % 25 oranında, yolun bakım ve onarımından sorumlu kurum ve kuruluşun ise % 10 oranında kusurlu olduğunun belirlenmesine, meydana gelen ölümlü trafik kazası kapsamında davacı tarafça dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöne ilişkin usuli itirazlarının yerinde olmamasına, kazaya karışan, sürücüsü tespit edilemeyen ve davacının desteği olan ...’nun içinde bulunduğu araçta yer alan tüm kişilerin kaza sonucu vefat etmiş oldukları nazara alındığında olayda davalının hatır taşıması itirazını ispata yarar bir veri bulunmadığından ayrıca araç içinde desteğin babasıyla seyahat etmekte olduğu da anlaşıldığından mahkemece hükmedilen tazminattan hatır taşıması indirimi yapılmamasında bir isabetsizlik bulunmamasına, ceza yargılamasına konu dosya muhteviyatının incelenmesinde müteveffanın araçta sıkışması sonucu vefat ettiği, araçtan fırlamadığı anlaşılmakla davalı vekilinin müterafik kusur hususundaki itirazlarının da sübut bulmaması nazara alındığında mahkemece hükmedilen tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmamasında bir isabetsizlik bulunmamasına, mahkemece desteğin içinde bulunduğu ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın çarpmış olduğu, üst geçit altında park halinde çalışma yapan vincin, meskûn mahaldeki yolda geçici olarak durakladığı ve aracın işletme halinde olduğu kabulü ile karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, mahkemece hükme esas alınan aktüer raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli bulunduğu, raporda Yargıtay’ın yerleşik içtihatları uyarınca TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, hükme esas alınan raporda müteveffanın başkaca hak sahiplerinin de açıkça değerlendirilmiş olduğu ve pay hesabında bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına, davanın açılmasından önce davalı şirkete usulüne uygun başvuru yapılmasıyla davalının temerrüde düşürülmüş olması nedeniyle mahkemece hükmedilen tazminata temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre davalı vekilinin istinaf talebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 3531-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 8.493,95 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 2.124,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.369,95 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Gider avansından artan kısım varsa karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 03/07/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.