T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/984
KARAR NO: 2025/1173
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: Dr.... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/04/2025
NUMARASI: 2023/871 Esas - 2025/254 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat
KARAR TARİHİ: 02/10/2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ: 02/10/2025
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ...'ın kayıt maliki ve sürücüsü olduğu, davalı şirkete sigortalı ... plaka sayılı araç ile davacının yolcu olarak bulunduğu ... plaka sayılı araçların 26/06/2017 tarihinde neden oldukları kaza sonucu davacının yaralandığını belirterek, sürekli ve geçici iş göremezlik için ayrı ayrı 10,00 TL, tedavi gideri, estetik ameliyat gideri ve ekonomik geleceğinin sarsılması nedeni ile ayrı ayrı 10,00 TL olmak üzere toplam 50,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili; davacı ile müteselsil sorumlu olup araç işleteni ve sürücüsü olan dava dışı ... arasında 23/11/2017 tarihinde uzlaşmaya varıldığını, CMK nın 253/19 maddesine göre uzlaşmaya varılması dolayısı ile dava dışı sigortalı ve işleten olup, müteselsil sorumlu olan ...' tan talepte bulunmasının mümkün olmadığını, sigortalının poliçe kapsamındaki sorumluluğunu üstlenen ve bu nedenle müteselsil sorumlu olan davalı şirketten de bu nedenle talepte bulunamayacağını bildirerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, kaldırma kararı sonrasında yürütülen yargılama sürecinde, meydana gelen kazada kusursuz olduğu bilirkişi raporu ile tespit edilen davacının Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sağlık uygulama ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalınca tanzim edilen 17/11/2022 tarihli raporunda kaza tarihi olan 26/06/2017 tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre engel oranının %2,5 olduğunun tespit edildiği, davacının 21/11/2017 tarihinde yapılan telefon görüşmesi ile uzlaşma teklifini kabul ettiği, görüşmede uzlaşma olması halinde başkaca yargı yoluna başvuramayacağının kendisine bildirildiği kaydı düşülmüş ise de davacının uğramış olduğu zararın boyutu, sürekli maluliyet oranı nazara alındığında davacının Anayasa Mahkemesinin İptal Kararı ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin karar kaldırma ilamında yazılı gerekçelerde de belirtildiği üzere uğramış olduğu zararın uzlaşma tarihi itibari ile belirlenebilir olmadığı kanaati hasıl olmakla işin esasına girildiği, davacının astsubay olarak görev yaptığı ileri sürülmekle bu yönde Milli Savunma Bakanlığına yazı yazıldığı, 21/03/2024 tarihli cevabi yazıda davacının 26/06/2017 tarihinde askeri personel statüsünde bulunmadığı 17/02/2018 tarihinde atamasının yapıldığının bildirildiği, sunulan kusura dair raporda davacının yolcu olarak seyahat etmekte olduğu, gerçekleşen kazada kusuru bulunmadığının bildirildiği, sürekli maluliyet oranının %2,5 olarak tespit edildiği, bu kabul üzere ve karar kaldırma ilamından sonra alınan ek raporda davacının 1.025,30-TL sağlık gideri, 648,05-TL estetik tedavi gideri, 982,84-TL geçici iş göremezlik zararı, 474.730,83-TL sürekli iş göremezlik zararı bulunduğunun tespit edildiği, davacı vekilince dava dilekçesinde 10,00-TL estetik ameliyat gideri, 10,00-TL tedavi gideri, 10,00-TL ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan tazminat, 10,00-TL geçici iş göremezlik tazminat, 10,00-TL sürekli iş göremezlik zararı olmak üzere toplamda 50,00-TL alacak talep edildiği, 07/06/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile sürekli iş göremezlik zararı olarak talep edilen 10,00-TL alacağın 330.000,00-TL'ye artırıldığı, dava dilekçesinde 10,00-TL olarak talep edilen sürekli iş göremezlik alacağı ile 10,00-TL olarak talep edilen ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan tazminat isteminin aynı zararın karşılanmasına yönelik olduğu, netice olarak 20,00-TL olarak talep edilen sürekli iş göremezlik tazminatına dair istemin 330.000,00-TL olarak ıslah edilmiş bulunduğu, toplam istemin 330.030,00-TL olduğu anlaşılmakla bakiye poliçe limiti de nazara alınarak davanın kısmen kabul kısmen reddine, 10,00-TL estetik ameliyat gideri alacağı, 10,00-TL tedavi gideri alacağı, 10,00-TL geçici iş göremezlik alacağı ile 329.970,00-TL sürekli iş göremezlik alacağı talebi olmak üzere toplamda 330.000,00-TL alacağın davalıya başvuru tarihinin 24/07/2020 olması nazara alınarak 03/08/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsili ile davacıya ödenmesine, sürekli iş göremezlik alacağı yönünden fazlaya ilişkin 30,00-TL istemin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... AŞ. vekili istinaf dilekçesinde, dosyada CMK md. 253 kapsamı gereğince uzlaşma bulunduğundan davanın reddi gerektiğini, davacı müvekkil şirkete eksik evrak ile başvuru yapmış olduğundan müvekkil şirketin temerrüde düşmediğini, davacının dava konusu kaza nedeniyle maluliyeti bulunup bulunmadığı hususunun Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi tarafından incelenmesi gerektiğini, sigortalı sürücüye atfedilen %100 kusur oranının hatalı ve fahiş olduğunu, müvekkilin hiçbir iş göremezlik tazminatı talebinden, geçici bakıcı masrafı, tedavi masrafı ve sair giderlerinden poliçe gereği sorumlu olmadığını, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri zararlarının belirsiz alacak olarak talep edilemeyeceğini, davacının kaza tarihinde çalışmamakta olup, geçici iş göremezlik tazminatı hak edişi bulunmadığını, SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinden sigorta şirketinin sorumlu olmadığını, müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğini, temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkil şirket kendisine zorunlu evraklarla başvuru tarihi itibariyle 8 günlük sürenin sonunda temerrüde düşmüş olacağından faiz sorumluluğu da bu tarihten itibaren başlamış olacağını, ancak müvekkil şirkete usulüne uygun maluliyet raporu ile başvuru yapılmamış olduğundan ve müvekkil şirket maluliyet oranı belirleyemediğinden tazminat hesabı yapılamadığı, bu doğrultuda da başvuru tamamlanmamış olup, şirket bakımından temerrüdün de gerçekleşmediğini, mahkeme tarafından avans faizine hükmedilmişse de, sigortalı aracın ruhsatından da anlaşılacağı üzere sigortalı araç ticari amaçla kullanılmadığından yasal faize hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek, istinaf edenin sıfatına göre, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, HMK'nın 355. maddesi gereğince yapılan inceleme neticesinde;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle, maddi tazminat istemidir.
CMK'nın 253/19. maddesi uyarınca uzlaşmanın sağlanması hâlinde soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağına dair kural, Anayasa Mahkemesinin 26.07.2023 tarihli ve 2023/43-141 E-K. sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Kararın gerekçesinde Mahkeme, şu tespitlere yer vermiştir; "Suç teşkil eden fiil nedeniyle uğranılan zararın uzlaşma süreci içinde bilinmesinin her durumda mümkün olmayacağı, özellikle maluliyet oranı gibi teknik bazı verilere ihtiyaç duyulan hâllerde uzlaşma süreci içinde zararın sağlıklı şekilde belirlenebilmesinin güçleşeceği açıktır. Başka bir ifadeyle taraflara uzlaşmanın sağlanmasının sonuçları hakkında bilgi verilmesi öngörülmüş ise de teknik birtakım verilerle ve ayrıntılı hesaplamalarla ortaya konulabilecek zararın uzlaşma görüşmeleri esnasında belirlenmesi mümkün olmayabilir. Buna göre ilgililerin uzlaşmanın sağlanması durumunda edimi aşan ve tazminat davasına konu edilemeyecek zarara ilişkin her durumda eksiksiz ve doğru bilgiye sahip olabilecekleri söylenemez.".
Anayasa Mahkemesinin iptal kararı üzerine 14.11.2024 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7531 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle CMK'nın 253. maddesinin 19. fıkrasının beşinci cümlesinin başına; “Uzlaşmanın sağlanması halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;" ibaresi eklenmiştir.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ile anılan yasal düzenleme birlikte değerlendirildiğinde bahse konu hukuki süreç sonrasında uzlaşma hâlinde tazminat davası açılamayacağına ilişkin Yargıtay’ın yerleşik uygulamasından dönülmüş olup, gerek Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesi, gerekse yeni yasal düzenleme ile getirilen istisna hükmü uyarınca somut olaydaki gibi bedensel zararlar söz konusu olduğunda maluliyet raporu ve aktüer hesabı incelemesi gibi teknik bazı verilere ihtiyaç duyulacağından, dava konusu eylemle ilgili olayın hemen akabinde ve soruşturmanın başında işletilen uzlaşma süreci içinde zararın sağlıklı şekilde belirlenebilmesi her zaman mümkün olamayacaktır. Bu aşamada, teknik birtakım verilerle ve ayrıntılı hesaplamalarla ortaya konulabilecek zararın uzlaşma anında tespit edilmesi mümkün olmadığından bu konuda araştırma yapılarak bir sonuca varılması gerekmektedir.
Bu itibarla,
a) Uzlaşma sürecinde zararın kesin olarak belirlenip belirlenmediği veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan bir zarar olup olmadığı belirlenmeli,
b) Zararın kesin olarak belirlenmesinden sonra uzlaşma yapılmış veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan bir zarar yoksa CMK'nın 253/19. maddesi gereğince davanın reddine karar verilmeli,
c) Zararın kesin olarak belirlenmesi mümkün değil veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan bir zarar söz konusu ise davanın esası incelenmeli,
d) Davanın esasının incelenmesi durumunda uzlaşmanın edimli olup olmadığının belirlenerek uzlaşma sürecinde ödenen edimin hangi zarar kalemine ilişkin olduğu da belirlenerek o zarar kalemine ilişkin hesaplanacak tazminattan güncellenerek mahsup edilerek bir karar verilmelidir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 28.05.2025 tarih ve 2023/9144 Esas, 2025/8699 Karar sayılı ilamı).
Kusura ilişkin olarak, dosyada alınan kusur raporu ile kaza tespit tutanağının uyumlu ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşıldığından kusura ilişkin istinaf sebeplerine itibar edilememiştir.
Müterafik kusur konusunda ise,
Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir (EREN, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582). Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir (KILIÇOĞLU, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418). Buna göre, müterafik kusur indirimi için zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında kusurlu olması aranmaktadır.
Somut olayda, davacının yaralanmasının niteliği ve emniyet kemeri takılı olup olmadığı yönünde bir belirleme bulunmadığı anlaşılmakla, müterafik kusur indirimi yapılmamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Diğer taraftan, dava dışı sigortalı tarafından yapılan ifaya yönelik ödemenin de mahsubu gerekmekle birlikte, hesaplanan tazminat miktarı ve poliçe limiti gözetildiğinde bu husus sonuca etkili görülmemiştir.
Somut olayda; davalıyı davadan önce temerrüde düşürdüğünü ispat yükünün davacıda olduğu, davacının eldeki davadan önce davalı ... şirketine başvurduğu anlaşılmakta ise de eksik evrakla başvurulduğu ve maluliyet raporunun eklenmediği, ancak sigortaya yönelik olarak alternatif başvuru yolu olan arabulucuya başvurulduğu anlaşıldığından artık sigortanın temerrüt tarihinin 06.05.2022 olarak kabulü gerektiği anlaşıldığından, davalının bu hususa yönelik istinafının kabulü gerekmiştir.
Faiz türüne ilişkin istinaf sebeplerinin incelenmesinde, işletilecek faiz türünün tespitinde, zarara neden olan aracın trafik kaydı ve kaza tarihindeki gerçek kullanım amacının değerlendirilmesi, bu değerlendirme neticesinde aracın kullanım amacının hususi olması durumunda yasal faize, ticari olması ve avans faizi talebi bulunması halinde avans faizine hükmedilmesi gerekmektedir.
Faiz konusunda ise, işletilecek faiz türünün tespitinde, zarara neden olan aracın trafik kaydı ve kaza tarihindeki gerçek kullanım amacının değerlendirilmesi, bu değerlendirme neticesinde aracın kullanım amacının hususi olması durumunda yasal faize, ticari olması ve davacının avans faizi talebi bulunması halinde avans faizine hükmedilmesi gerekmekte olup, araç ruhsatına göre aracın kullanım amacı hususi olarak belirtilmiş olduğundan yasal faize hükmedilmesi gerekirken avans faize hükmedilmesi isabetsiz bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, HMK’nın 353/1.b.2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
I- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 22/04/2025 tarihli, 2023/871 Esas - 2025/254 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
HMK'nın 353/1-b-2.maddesi uyarınca esas hakkında yeniden karar verilmesine, buna göre;
Davanın kısmen kabul kısmen reddine,
10,00-TL estetik ameliyat gideri alacağı, 10,00-TL tedavi gideri alacağı, 10,00-TL geçici iş göremezlik alacağı ile 329.970,00-TL sürekli iş göremezlik alacağı talebi olmak üzere toplamda 330.000,00-TL alacağın arabuluculuğa başvuru tarihi olan 06.05.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
Sürekli iş göremezlik alacağı yönünden fazlaya ilişkin 30,00-TL istemin reddine,
Bu karar nedeniyle alınması gerekli 22.542,30-TL harçtan peşin alınan 80,70-TL harç ile 1.127,12 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 21.334,48-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Davacı tarafından yapılan 80,70-TL başvurma harcı ile 80,70-TL peşin harç, 1.127,12-TL ıslah harcı, 6.000,00-TL bilirkişi ücreti, 693,50-TL posta tebligat gideri olmak üzere toplam 7.982,02-TL'nin kabul ret oranı nazara alınarak 7.981,29-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
HUAK 18A/13 maddesi ile HUAK Yönetmeliği 26/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan 1.560,00-TL zorunlu arabuluculuk giderinin davanın kabul ret oranına göre takdiren 1.559,86-TL'nin davalıdan, geriye kalan 0,14-TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
Davacı iş bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 52.800,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davalı işbu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 30,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN
1- İstinaf talebi kabul edilen davalıdan alınan istinaf karar harcının isteği halinde davalıya iadesine,
2- İstinaf talebi kabul edilen tarafından istinaf başvurusu nedeniyle yapılan 300,00TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3- HMK'nın 333.maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
4-Kararın HMK'nın 359/4.maddesi gereğince taraflara tebliğine,
Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 02/10/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
...
...
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.