T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1353 - 2025/17
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1353
KARAR NO: 2025/17
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KONYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 26/09/2024
NUMARASI: 2022/728 Esas - 2024/612 Karar
DAVACI
VEKİLLERİ
DAVALI:
DAVANIN KONUSU: Tazminat
KARAR TARİHİ: 15/01/2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ: 16/01/2025
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; 16/03/2016 tarihinde yolun karşısına geçmekte olan davacıya plakası tespit edilemeyen bir aracın çarpması sonucu davacının yaralandığını, geçici ve sürekli iş gücü kaybı zararı ile SGK tarafından karşılanmayan ve belgelendirilemeyen tedavi giderleri zararına uğradığını, davacıya çarpan aracın plakasının belirlenememesi ve tespit edilememesi nedeniyle, davalı ...'nın meydana gelen zararın tazmininden sorumlu olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davacının geçici ve sürekli iş gücü kaybı zararından dolayı 100,00 TL ve SGK tarafından karşılanmayan ve belgelendirilemeyen tedavi giderlerinden dolayı 10,00 TL olmak üzere toplam 110,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesi gereğince, davalıya başvuru koşulu yerine getirilmeden dava açıldığını, bu nedenle davanın öncelikle usulden reddinin gerektiğini, davalının tedavi giderlerinden sorumlu olmadığını, iş gücü kaybı zararı yönünden de gerekli incelemelerin yapılması gerektiğini, davacının kusuru oranında olmak üzere yaralanma ve sürekli sakatlık halinde olay tarihi itibariyle kişi başı azami 310.000,00 TL ile sınırlı sorumlu olduklarını, davacının maluliyetine ilişkin kesin tespitin resmi makamlarca yapılması gerektiğini, müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, kazaya sebep olan sürücünün aracında ve hiç bir güvenlik önlemi almaksızın koruyucu ekipman kullanmaksızın seyahat ederek zararı doğuran fiile sebep olduğu ve zararın artmasında etkili olduğunu belirterek, maluliyet açısından Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını, tazminata girmeyen kazanç kaybı, tedavi gideri, bakım, yol masrafı ve diğer dolaylı zararların tümünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece kaldırma kararı sonrasında yürütülen yargılama sürecinde, Ankara BAM. 35. HD.'nin 2022/140 Esas - 2022/170 Karar sayılı ilamı gereği, HMK'nın 115/2. maddesine göre eksik olan Güvence Hesabına başvuru dava şartı giderilebilecek nitelikte olduğundan tamamlanması için davacı tarafa kesin süre verildiği, eksiklik giderildiğinden yargılamaya devam olunduğu, Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimliğinden maluliyete ilişkin 14/03/2024 tarihli ek rapor alındığı , Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Yönetmeliği hükümlerine göre, kişinin sürekli iş göremezlik kalıcı sakatlık oranının %54 oranında olduğu, Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik Hükümlerine göre, sürekli iş göremezlik (kalıcı sakatlık) oranının %25 olduğu, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik Hükümlerine göre sürekli iş göremezlik (kalıcı sakatlık)%25 oranında olduğu, sürekli iş göremezlik oranlarının farklı çıkmasının sebebinin farklı yönetmeliklere göre hesaplanmasından kaynaklandığı, mevcut arızasının iyileşmesinin 3 günü bulacağı, bu sürenin geçici iş göremezlik olarak değerlendirileceği, SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinin toplam 3.000 TL, bakıcı giderleri kapsamında yapacağı giderlerin 1.647 TL olacağı ki toplam 4.647 TL olarak belirlendiği, aktüer bilirkişiden 04/06/2024 tarihli rapor alındığı, raporda özetle; plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen araç sürücüsüne atfedilen %100 oranındaki kusur esasına göre yapıldığını, davacı ...’ın 16.03.2016 tarihinde geçirdiği trafik kazası nedeniyle uğradığı, PMF 1931 Yaşam Tablosu ile Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik Hükümlerine göre (%54 Maluliyet), geçici iş göremezlik (bakiye) maddi zararı 3.532,38 TL, bakıcı gideri maddi zararı 1.647 TL, tedavi giderleri maddi zararı 3.000 TL, sürekli iş göremezlik maddi zararı 731.921,29 TL olarak hesaplandığı, TRH 2010 Yaşam Tablosu ile Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik Hükümlerine göre (%25 Maluliyet), geçici iş göremezlik (bakiye) maddi zararı 3.532,38 TL, bakıcı gideri maddi zararı 1.647,00 TL, tedavi giderleri maddi zararı 3.000,00 TL, sürekli iş göremezlik maddi zararı 463.109,61 TL olarak hesaplandığı, 2016 yılı KTK ZMS Sigortası Kişi Başı Sakatlanma ve Ölüm Klozu Teminat Limitinin 310.000,00 TL olduğu, sürekli iş göremezlik maddi zararının işbu klozdan ödenmesinin icap ettiği, buna göre, davacı için hesap edilen, sürekli iş göremezlik maddi zararının, teminat limitini aştığı, 2016 yılı KTK, ZMS Sigortası Kişi Başı Sağlık Gideri Klozu Teminat Limiti 310.000 TL olduğu, geçici iş göremezlik maddi zararı, bakıcı gideri maddi zararı ve tedavi gideri maddi zararının işbu klozdan ödenmesinin icap ettiğini, buna göre, davacı için hesap edilen, geçici iş göremezlik maddi zararı, bakıcı gideri maddi zararı ve tedavi gideri maddi zararları toplamının teminat limiti dâhilinde olduğunu, davacı vekilinin 04/07/2024 tarihli talep artırım dilekçesinde, sürekli iş göremezlik için 310.000 TL’nin, geçici iş göremezlik için 3.571,75 TL'nin ve tedavi giderleri için 3.000 TL'nin (tazminatın) kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ettiği gerekçesiyle; "1-Davacının sürekli iş göremezliği nedeniyle uğradığı 310.000,00 TL, geçici iş göremezlik sürecindeki uğradığı maddi zararı için 3.571,75 TL, kaçınılmaz tedavi giderinden doğan maddi zararı için 3.000,00 TL olmak üzere toplam 316.571,75 TL maddi tazminatın, 12/01/2023 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte (sigorta limitiyle sınırlı olmak kaydıyla) davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine," karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; ambulans formuna göre dava konusu kazaya sebebiyet veren aracın plakasının ... olarak tespit edildiğini ve ... plakalı aracın ... Sigorta Anonim Şirketi nezdinde geçerli poliçesi bulunduğundan müvekkili kurum ...'nın sorumluluğu bulunmadığını, mahkeme tarafından kazaya sebebiyet veren ve ambulans formu ile plaka tespiti yapılan ... plakalı aracın geçerli poliçesi bulunup bulunmadığı araştırılmaksızın eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, hesaplamaya esas alınan kusur oranlarının kabulünün mümkün olmadığını, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden kusura ilişkin rapor alınması gerektiğini, 01/06/2015 tarihli trafik genel şartları gereği iyileşme süresi boyunca gerekli olan bakıcı giderleri ve talep edilen tedavi giderleri, sağlık gideri teminatı kapsamında kaldığından sosyal güvenlik kurumunun sorumluluğunun söz konusu olduğunu, geçici iş göremezlik talepleri Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup, ...'nın sorumluluğu olmadığını, davacının kaza tarihinde 64 yaşında olduğu dikkate alınarak geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/168 Esas sayılı dosyası kapsamında yer alan hesap raporu davacı tarafından istinafa konu edilmediğinden ve kesinleşmiş olduğundan müvekkili kurum ... yönünden usuli kazanılmış hak mevcut olduğunu, bozma öncesi hesap, maluliyet ve kusur raporlarında müvekkili kurum ... lehine olan kısımların yargılamaya esas alınması gerektiğini, davacının ceza davasında şikayetçi olmadığının beyan ve zabıt altına alındığını, Konya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2016/14473 Soruşturma ve 2016/9670 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararında; “müşteki ...’ın suç tarihinde ihsaniye mahallesi ihsaniye caddesi migros karşısı trafik ışıklarının oradan yaya olarak yolun karşısına geçmek istediği sırada faili meçhul şüphelinin idaresindeki araçla müştekiye çarptığı ve meydana gelen kazada müşteki ...’nın basit tıbbi müdahale ile giderilemez şekilde yaralandığı,şüphelinin eyleminin TCK 89. maddesinde belirtilen ve takibi şikayete bağlı olan taksirle yaralama suçunu oluşturduğunu ancak müştekinin kaza nedeniyle şikayetçi olmadığı anlaşılmakla, şikayet yokluğu nedeniyle kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına,” karar verildiği, Yargıtay’ın konu ile vermiş olduğu kararında, Yargıtay 17. HD. 2013/4154 Esas - 2013/9186 Karar sayılı ilamında; "söz konusu davada, davacının ceza davasında şikayetçi olmaması nedeniyle hukuk davasında yapılan yargılamanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. Bu sebeple davanın kabulü mümkün değildir" denildiğini, hesaplama yapılırken TRH 2010 tablosu ve iskonto oranı (teknik faiz), %1,8-%1,65 olarak dikkate alınması gerektiğini, avans faizine hükmedilemeyeceğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesinin, 14/04/2016 tarihindeki düzenleme ile yeni halini aldığını, oysa ki dava konusu trafik kazasının 16/03/2016 tarihinde gerçekleştiğini, kaza tarihi itibari ile Güvence Hesabına zorunlu başvuru yapılmasını gerektiren bir hukuki durum bulunmadığını, Yerel mahkeme 2016 yılında ikame edilen davayla alakalı olarak, ısrarla Güvence Hesabına başvuru yapılması gerektiğini dile getirdiğini, kaza tarihi itibari ile başvuru zorunluluğu bulunmamasına rağmen bu eksiklik de, ilgili Yargıtay kararları çerçevesinde tamamlandığını, mahkemenin, faiz başlangıcı hususunda ise 12/01/2023 tarihli başvuruyu dikkate aldığını ve bu doğrultuda bir hüküm tesis ettiğini, dosya kapsamı ayrıntılı incelendiğinde, dava ikame edildikten hemen sonra ...'nın 09/01/2017 tarihinde direkt olarak taraflarına hitaben cevap dilekçesi verdiğini, dolayısıyla davalı kurumun, meydana gelen kazadan ve oluşan husumetten dava dilekçesi tebliğ edildiği andan itibaren haberdar olduğunu, bu sebeplerle tazminata işletilmesi gereken faizin, kaza tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Taraf vekillerinin HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava trafik kazasında yaralanmadan kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre; haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybına uğranıldığı iddiası ve buna yönelik bir talebinin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Mahkeme tarafından alınan maluliyet tespitine ilişkin raporun da belirlenen bu esaslara, oluşa, usul ve yasaya uygun olması nedeni ile rapor doğrultusunda karar verilmiş olmasında bir usulsüzlük görülmemiştir.
Geçici iş göremezlik ödeneği konusunda ise,
Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihli, 2019/40 Esas - 2020/40 Karar sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK'nın ve 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekmektedir.
6098 sayılı TBK'nın 54. maddesinde çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar ile kazanç kaybı, bedensel zararlar kapsamında sayılmış olup, geçici iş görmezlik zararları da bu kapsamdadır. Sürücü ve işletenin, zarar görenin geçici iş görmezlik zararlarından sorumlu olması nedeniyle, aracın sigortalı olması halinde 2918 sayılı Yasanın 90. maddesi gereğince, sigortanın sorumluluğu da TBK hükümlerine göre belirleneceğinden ve geçici iş göremezlik zararları da 2918 sayılı Kanun'un 92. maddesinde sigorta teminatı dışında tutulmadığından, davacı geçici iş göremezlik tazminatını, davalı sigorta şirketinden talep edebilir. Her ne kadar, davalı tarafından ZMSS yeni genel şartları ve 6111 sayılı Yasa ile değişiklik yapılan 2918 sayılı Yasanın 98. maddesi gereğince geçici iş görmezlik zararlarının tedavi giderleri kapsamında olduğundan bahisle, SGK'nın sorumluluğunda olduğu iddia edilmiş ise de, genel şartlara atıf yapan kanuni düzenleme Anayasa Mahkemesince iptal edildiği gibi, geçici iş göremezlik zararı tedavi gideri olmayıp, 2918 sayılı Yasanın 98. maddesinde geçici iş göremezlik zararlarının SGK'nın sorumluluğunda olduğuna ilişkin düzenleme de yer almamaktadır.6111 sayılı Yasa ile getirilen düzenlemede, trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin karşılanacağı belirtilmiş olup, geçici iş göremezlik ödemeleri yasa kapsamı içerisinde bulunmamaktadır. (Yargıtay 10.H.D.'nin 2016/10172 E. 2019/10217 K. 24.12.2019 Tarihli, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2012/5743-2013/4496 sayılı, 01.04.2013 tarihli ilamı vb.)
Ayrıca, Sigortacılık Kanunu 14. maddesinde ...'nın sigortalısı tespit edilmeyen araçların verdiği bedensel zararlardan sorumlu olduğu düzenlenirken, bedensel zarar kapsamında olan geçici iş göremezlik zararlarından sorumlu olmayacağına ilişkin istisnai düzenleme bulunmamasına göre davalının geçici iş göremezlik zararlarından sorumlu olmadığına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Davacının emekli olması nedeniyle geçici iş göremezlik tazminatına hak kazanamayacağına ilişkin olarak ise, hükme esas alınan raporda davacının kazadan kaynaklı olarak geçici iş göremezliğinin bulunduğu belirtilmiştir. Bu süre zarfında %100 malul olarak kabul edileceğinden ve geçici işgücü kaybı tazminatına ilişkin talebi, efor kaybı ile ilgili olduğundan geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilemeyeceğine ilişkin istinaf sebeplerine itibar edilememiştir. ( Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 05/04/2022 tarih ve 2021/12985 Esas ve 2022/6789 Karar sayılı ilamı)
Şikâyetten vazgeçme nedeniyle tazminat davası açılıp açılamayacağına ilişkin olarak ise;
Haksız fiil tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 73/7 maddesinde; "kamu davasının düşmesinin, suçtan zarar gören kişinin şikâyetten vazgeçmiş olmasından ileri gelmesi ve vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamış olması durumunda artık Hukuk Mahkemesinde dava açamayacağı" düzenlenmiştir.
Görülüyor ki, zarar görenin Hukuk davası dışında vazgeçmesinin hukuki sonuç doğurabilmesi için kamu davası açıldıktan sonra hâkim karşısında şikâyetten vazgeçmiş olması ile birlikte ayrıca şahsi haklarından da vazgeçtiğini açıklamış olması gereklidir.
Somut uyuşmazlıkta; hazırlık soruşturmasında davacı şikâyetçi olmadığını bildirmiş, soruşturma sonucu, şikâyetçinin şikayetinden vazgeçmesi nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.
Davacının hâkim karşısında şikâyetten ve şahsi haklarından vazgeçtiğine ilişkin bir beyanı mevcut olmadığından uyuşmazlıkta 5237 sayılı Yasanın 73/7 maddesi hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 18/06/2015 tarih ve 2014/3769 Esas, 2015/8945 Karar sayılı ilamı)
Bu nedenle, ceza kovuşturması aşamasında şikâyetten vazgeçildiği anlaşılmakla tazminat davasının açılması hakkının ortadan kalkmadığı anlaşılmaktadır.
Bununla birlikte, 4. Hukuk Dairesinin 23.05.2024 tarih ve 2024/4777 Esas, 2024/5166 Karar sayılı ilamında “…ilk kararın davalı lehine bozulduğu, davacı tarafın ilk karara esas alınan 17.09.2019 tarihli hesap raporuna itirazının bulunmadığı ve kararı temyiz etmediği gözetildiğinde, bozma ilamının kapsamında belirtilen yönler dışında bozma öncesi rapordaki hesap biçimi (% 1.8 teknik faiz yöntemi, davacının geliri- işlemiş/ işleyecek devre) bakımından davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu dikkate alınmalıdır. İlk kararı temyiz etmeyen davacı lehine olacak biçimde, güncel veriler dahilinde yeniden hesap yapılıp tazminatın belirlenmesi, davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hakları ihlal edecektir (HGK'nın 18.02.2020 tarih, 2016/21-817 Esas ve 2020/167 Karar sayılı ilamı da bu yöndedir).” denilmekte olup, ilk hükmü davalının istinaf ettiği anlaşılmakla davalı lehine usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak ilk hükümde yer alan miktara hükmedilmesi gereği gözetilmeksizin yeniden alınan bilirkişi raporunun hükme esas alınması isabetsizdir.
Faiz türüne ilişkin olarak ise; davacının yaralanmasına neden olan aracın plakasının tespit edilememesi nedeniyle davalı ...'ndan maddi tazminat talep edilmektedir. Asıl zarar verenden talep edilebilecek faiz türüne göre zarar veren aracın sigorta şirketi veya sigorta şirketi yoksa ...'ndan bu tür faiz talep edilebilecektir. Somut olayda davacının yaralanmasına neden olan aracın plakasının tespit edilememiş olması bakımından asıl zarar verenden istenilemeyecek ticari temerrüt faizinin, onun sorumluluğunu üstlenen davalı ... da istenemeyeceği, dolayısıyla aracın haksız eyleminin de TTK'nın 3. maddesi uyarınca ticari iş niteliği taşımamasına, bu durumda da zarar verenden ancak yasal faiz istenebileceğine, bu zarar verenden hukuki sorumluluğunu üzerine alan davalı ... da ancak aynı oranda temerrüt faizi istenebileceğine göre, davalı ... aleyhine yasal faize hükmedilmesi gerekirken avans faizine hükmedilmesi doğru görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 10/11/2021 tarih ve 2021/5315 Esas, 2021/8606 Karar sayılı ilamı)
Davacı vekilinin faiz başlangıç tarihine yönelik istinaf yönünden;
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesi gereğince ihdas edilen ... Yönetmeliği'nin 15. maddesi gereğince rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte ihbar edildiği tarihte Hesabın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Davalı ...'nın sigorta bedelini ödeme yükümlülüğü gerekli belgelerle birlikte ...'na başvuru yapıldığı tarihte, böyle bir başvuru olmadığı takdirde ise dava tarihinde doğmaktadır. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 08/07/2021 tarih ve 2021/16685 Esas, 2021/4341 Karar sayılı ilamı) Somut olayda, dava tarihi olan 22/12/2016 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile 12/01/2023 tarihinden faize hükmedilmesi de isabetsizdir.
Açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
I-Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurularının KABULÜ ile, Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26/09/2024 gün ve 2022/728 Esas - 2024/612 karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Buna göre, HMK'nın 353/1-b-2.maddesi uyarınca yeniden esas hakkında düzelterek karar verilmesi gerektiğinden;
1-Davacının sürekli iş göremezliği nedeniyle uğradığı 136.513,37 TL, geçici iş göremezlik sürecindeki uğradığı maddi zararı için 3.571,75 TL, kaçınılmaz tedavi giderinden doğan maddi zararı için 2.000,00 TL olmak üzere toplam 142.103,12 TL maddi tazminatın, 22/12/2016 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 9.707,06 TL nispi karar ve ilam harcından, ıslah harcı dahil peşin alınan 3.493,67 TL harcın mahsubu ile kalan 6.213,39 TL eksik harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan peşin harç ve ıslah harcı dahil 3.493,67 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 29,20 TL başvuru harcı gideri, 253,80 TL keşif harcı gideri, 100 TL taksi ücreti gideri, belgelendirilen hastane masrafları 3.444 TL, 4.400 TL bilirkişi ücreti gideri, 50 TL tanık ücreti gideri, 898,05 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 9.175,05 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı vekili için 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı vekili için 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine
7-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesine göre karar kesinleştiğinde re'sen taraflara iadesine,
İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN
II-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
III-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı 1.169,40 TL, tebligat ve posta giderleri 205,00 TL olmak üzere toplam 1.374,40 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
IV-Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,
V-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı 1.169,40 TL, tebligat ve posta giderleri 205,00 TL olmak üzere toplam 1.374,40 TL istinaf yargılama giderinin giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
VI-HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
VII-Kararın tebliği, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 15/01/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.