T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/565 - 2025/837
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/565
KARAR NO: 2025/837
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/11/2023
NUMARASI: 2022/724 Esas 2023/832 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat
KARAR TARİHİ: 19/06/2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ: 19/06/2025
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ile davalılar ... ve ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı sürücü ... yönetimindeki, davalılardan ...'a ait davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS ile sigortalanmış olan ... plakalı otomobiliyle çevre yolu üzerinde Karapürçek istikametine seyir halindeyken önünde aynı istikamette seyreden sürücü ... yönetimindeki ... plakalı kamyonete arkadan çarparak ... plakalı aracın içinde yolcu olarak bulunan ...'nun ölümüne sebep olduğu, olayda ...'ın alkollü olduğu ve tam kusurlu olduğu, ceza soruşturmasının Ankara C. Başsavcılığı'nın 2018/49934 soruşturma numaralı dosyasında devam ettiği, ...'nun ölümüyle geriye eşi ..., çocukları ... ve ..., babası ..., annesi ..., kardeşleri ..., ... ve ...'ın kaldığı, davalı sürücü ...'ın alkollü ve kusurlu olması, diğer davalı işleten ... ve aracın Zorunlu Trafik Sigortacısı davalı sigortanın davacıların zararından müteselsilen sorumlu olduklarını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davacılardan ..., ..., ..., ... ve ... için ayrı ayrı 100,00 TL, destekten yoksun kalma zararı ve ... için 80.000,00 TL, ... için 70.000,00 TL, ... ... için 70.000,00 TL, ... ... için 50.000,00 TL, ... için 50.000,00 TL, ... için 35.000,00 TL, ... 35.000,00 TL, ... için 35.000,00 TL olmak üzere toplam 425.000,00 TL manevi tazminatın, kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsil olarak tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davada müvekkili şirketin yargı çevresinde bulunduğu İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğu, davaya konu edilen ... plakalı aracın müvekkili sigorta şirketi nezdinde Zorunlu Trafik Sigortası ile sigortalı olduğunu, davacılara sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı dikkate alınarak aktüer raporuna göre belirlenen toplam 211.495,00 TL destekten yoksun kalma zararının hesap edilerek 19.04.2018 tarihinde ödendiğini, sorumluluklarının sona erdiğini, müvekkil şirketin sorumluluğunun sigorta poliçe limiti ve sigortalı aracın şoförünün kusuru ile sınırlı olduğunu, bunun için öncelikle tarafların kusur oranlarının belirlenmesi ve davacıların maddi zararlarının tamamen ispatı gerektiğini bildirerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ...'ın kusurunun bulunmadığını, müvekkilinin yola çıkmadan önce sadece 1 tane bira içtiğini, müvekkilinin hastanede muayene sırasında 0,38 promil alkollü olduğunun tespit edildiğini, öksürük krizine tutulan müvekkilinin direksiyon hakimiyetini kaybettiğini, kazanın istenmeden oluştuğunu, müvekkili ...'ın maliki olduğu aracın sürücü arkadaşının şahsi işlerini yapması için verdiğini, olayda kusur ve sorumluluğu bulunmadığı, talep edilen manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece kaldırma kararı sonrasında yürütülen yargılama sürecinde davacılar vekili tarafından Ankara 13. SHM’nin 2011/166 Esas - 2011/346 Karar sayılı vesayet altında bulunan davacı ... yönünden eldeki dava ile ilgili husumete izin kararı ibraz edildiği, kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkinin giderildiği, önceki kararda yukarıda da belirtilen gerekçelerle ve alınan aktüer raporuna göre; 1-Maddi tazminat davası yönünden, a-yapılan ödeme nedeniyle alacağının kalmadığı anlaşılan davacı ...’nun davasının reddine, b-Diğer davacılar yönünden ıslah olunan davanın kabulü ile, ... için 28.230,84 TL, ... için 2.095,30 TL, ... için 15.722,28 TL, ... için 23.981,08 TL'nin, (davalı ... Sigorta yönünden başvurunun tebliğ tarihi olan 29/03/2018 tarihinden itibaren 8 gün sonrası olan temerrüt tarihi 07.04.2018 tarihinden itibaren, diğer davalılar ... ve ... yönünden olay tarihi olan 04.03.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, 2-Manevi tazminat davası yönünden, davacıların davasının kısmen kabulü ile, davacı ... için 10.000,00-TL, davacı ... için 10.000,00 TL, davacı ... için 10.000,00 TL, davacılar ... ve ... için ayrı ayrı 6.000,00-TL'şer, davacılar ..., ... ve ... için ayrı ayrı 4.000,00 TL'şer manevi tazminatın olay tarihi olan 04.03.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; "1-Maddi tazminat davası yönünden,
a-Davacı ... yönünden davanın reddine,
Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
b-Diğer davacılar yönünden davanın kabulü ile; ... için 28.230,84-TL, ... için 2.095,30 TL, ... için 15.722,28 TL, ... için 23.981,08 TL'nin, (davalı ... Sigorta yönünden temerrüt tarihi olan 07.04.2018 tarihinden itibaren, diğer davalılar ... ve ... yönünden olay tarihi olan 04.03.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine"karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde; müvekkil ...’ın, kazayı önceden öngöremeyeceği ve dolayısıyla da engel olamayacağı nedenlerle, istemeyerek sebebiyet vermiş olup, herhangi bir kusuru bulunmadığını, müvekkil ...'ın halen istinaf aşamasında yargılaması devam eden Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi 2018/225 E. sayılı dosya kapsamında yer alan 04.03.2018 tarihli ifade tutanağında, 05.03.2018 tarihli savcılık sorgulama tutanağında ve 05.03.2018 tarihli sulh ceza hâkimliği sorgusunda da belirttiği üzere, trafiğe çıkmadan önce sadece bir tane bira içtiğini, ardından ... plakalı araçla yola çıktığını, orta şeritte tahmini 95-100 km hızla ilerlediğini, yolculuğun devamında önündeki aracı sollamak isterken arkasındaki aracın selektör yapması sebebiyle sollama yapmaktan vazgeçip şeridine döndüğünü, fakat tam da bu esnada astım hastası olan müvekkilin, öksürük krizi tuttuğunu ve müvekkil de bu sebeple direksiyon hâkimiyetini kaybettiğini, yaşanan hadisenin müvekkilin öteden beri muzdarip olduğu astım rahatsızlığının ani tezahürü nedeni ile meydana geldiğini ve bu bakımdan aşırı hızla gitmesi, araçlarla arasındaki mesafeyi ayarlamaması veya aracın teknik özelliklerine aykırı davranması gibi bir durum söz konusu olmayıp kendisinin müessir olmadığı/olamayacağı bir ani durumdan kaynaklandığını, müvekkil ...'ın KTK.'nun 85. maddesi gereği bir sorumluluğu bulunmadığını ve dolayısıyla herhangi bir tazminat yükümlülüğü de olmayacağını, müvekkilin salt araç sahibi olması sebebiyle, araç işleteni olarak kabul edilmesinin doğru olmadığını, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının olması gereken miktarın üstünde olduğunu, yargılama sonucunda hükmedilen vekalet ücretinin hukuka aykırı olduğunu, maddi tazminat davasının ... yönünden reddine karar verilerek davalı lehine vekalet ücretine hükmedilen kararda bu husus, "Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine" şeklinde yer almakta olup, vekalet ücretinin miktarı ve kime verileceği sehven yanlış belirlendiğini, söz konusu maddenin, tıpkı manevi tazminat kaleminde olduğu gibi "Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davanın reddedilen kısmı üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine" olarak düzeltilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde, maddi tazminat yönünden, davacılar adına hükmedilen maddi tazminat rakamları oldukça düşük olduğu gibi davacı ... adına maddi tazminat yönünden, KTK 97. Madde gereği yapılan başvuru üzerine daha önce yapılan ödeme nedeniyle davanın reddine dair karar verilmesinin hukuka uygun olmadığını, tazminat hesaplamasına esas alınan müteveffanın gelir durumunun asgari ücret olarak değerlendirilmesinin hukuka uygun olmadığını, pasif dönemde asgari geçim indirimi düşülmesinin de doğru olmadığını, müteveffa emekli olup aynı zamanda dolap, koltuk vs. yapım ve tamirat işleri yaptığını, dolayısı ile gelirinin asgari ücretin üzerinde olduğunu, davadan önce KTK 97. Madde kapsamında yapılan ödemelerin güncellenmiş halinin halihazırdaki tazminat bedelinden düşülmesinin de doğru olmadığını, zira söz konu daha önce yapılan ödeme eksik olması hasebiyle ödenen kadar zarar karşıladığından, bakiye tazminat bedelinden sadece daha önce yapılan ödeme miktarının düşülmesi gerektiğini, ...' nun kendi adına yapılan hesaplamada, bilirkişice yanlış değerlendirmede bulunulduğunu ve böylece daha önce fazla tazminat ödediğinin ifade edildiğini, maddi ve manevi tazminat miktarının yetersiz olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Dava, destekten yoksun kalma ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Kusura ilişkin olarak, dosyada alınan raporda, dava dışı sürücü ...'ın, sevk ve idaresindeki davalı ... adına kayıtlı ... plakalı aracı ile Kuzey Çevre yolu üzerinde Karapürçek istikametine seyir halindeyken, olay yeri Uzunburun mevkiine geldiğinde, önünde seyreden ... plakalı aracı solladıktan sonra sağ şeride geçmeye çalıştığı esnada, yola gereken dikkatini vermediği, zamanında tedbire başvurmadığı, olayın meydana gelmesinde dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak havanın yağışlı ve zeminin ıslak olması nedeniyle alkolün de etkilerine maruz kalarak direksiyon hâkimiyetini kaybedip, sağda bulunan bariyerlere çarptıktan sonra dönerek ... plakalı aracın sağ yan kısmına çarpması sonucu, çarpmanın etkisiyle bahse konu ... plakalı araç sürücüsü ...'ın direksiyon hâkimiyetini kaybederek sağdaki bariyerlere çarptıktan sonra yolun ortasına devrilerek sağ tarafına yan yatması sonucu meydana gelen kazadaki hatalı hareketi ile 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun, hızın gerekli şartlara uygunluğunu sağlamak başlıklı (52—1-b) maddesini, “Hızlarını kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak,” kuralı ile aynı Kanun'un Trafik işaretlerine uyma başlıklı (47/1-d) maddesini, “Trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili olan ve yönetmelikte gösterilen diğer kural, yasak, zorunluluk veya yükümlülüklere uymak zorundadırlar” kuralını ihlal ederek, sebebiyet verdiği olayda TAMAMEN KUSURLU olacağı, dava dışı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı hafif ticari aracı ile (Kamyonet) Kuzey Çevre yolu üzerinde Karapürçek istikametine seyir halindeyken, olay yeri Uzunburun mevkiine geldiğinde, kendisiyle aynı istikamette seyretmekte olan ...'ın kendisini solladıktan sonra sağ şeride geçmeye çalıştığı esnada, havanın yağışlı ve zeminin ıslak olması nedeniyle tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu direksiyon hâkimiyetini kaybedip, sağda bulunan bariyerlere çarptıktan sonra dönerek sevk ve idaresindeki aracının sağ yan kısmına çarpıp, çarpmanın etkisiyle de direksiyon hâkimiyetini kaybederek sağdaki bariyerlere çarptıktan sonra savrulup yolun ortasına sağ tarafına yan yatması sonucu meydana gelen olayda, kazanın oluşu üzerine etken hatalı herhangi tutum ve davranışı ya da kural ihlali görülmediğinden, sonuçta atfi kabil kusuru bulunmadığı belirtilmiştir. UYAP ortamında incelenen ceza dosyasında kararın Yargıtay tarafından bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması yönünden bozulduğu ancak sanık ...’ın asli ve tam kusuru ile kazaya sebebiyet verdiğinin kabul edildiği, kusur raporlarının birbirini teyit ettiği anlaşılmıştır.
Davalı ...’ın astım krizi geçirdiği, öksürük krizi tuttuğu ve kendisinin de bu sebeple direksiyon hâkimiyetini kaybettiği, yaşanan hadisenin, müvekkilin öteden beri muzdarip olduğu astım rahatsızlığının ani tezahürü nedeni ile meydana geldiği ve bu bakımdan aşırı hızla gitmesi, araçlarla arasındaki mesafeyi ayarlamaması veya aracın teknik özelliklerine aykırı davranması gibi bir durum söz konusu olmayıp kendisinin müessir olmadığı/olamayacağı bir ani durumdan kaynaklandığına ilişkin istinaf sebeplerine gelince;
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK)’nun 85.maddesinde işletenin hukuki sorumluluğu düzenlenmiştir. Buna göre; bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olur. İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.
İşletenin veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin, sorumluluktan kurtulması veya sorumluluğun azaltılması hallerini düzenleyen aynı Kanunun 86.maddesinin birinci fıkrası; “İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur” hükmünü içermektedir.
Yasa metninde geçen “mücbir sebep” kavramı, öğretide araç işleteninin işletmesi dışında meydana gelen, genel bir davranış kuralının mutlak ve kaçınılmaz bir şekilde ihlaline yol açan, öngörülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan olağanüstü bir olaydır. Mücbir sebep olarak kabul edilen olayın mutlaka işletenin işletmesi (aracı) dışında oluşan bir olay olması gerekir. Mücbir sebep sayılan olayın, araç dışında bir olay olması özelliğine “mücbir sebebin hariciliği” unsuru denir. Kaynağını aracın işletilmesi içinde bulan bir olay, mücbir sebep olarak nitelendirilemez. Bu itibarla, iyi bir şekilde yapılmış (imal edilmiş) ve düzenli olarak bakılmış bir araçta önceden görülmesi mümkün olmayan gizli ayıp ve bozukluklardan doğan olaylar mücbir sebep sayılamaz. Aracın freninin bozulması, direksiyonunun kopması, lastiğin patlaması, ışık donanımının çalışmaması, akünün aniden boşalması gibi olaylar, buna örnek gösterilebilir. Sürücünün ansızın ölmesi, bayılması, uyuması, aracın infilâk etmesi hallerinde de durum aynıdır. Zira bütün bu olaylar işletme tehlikesine dahil olaylardır. (bknz Yargıtay HGK'nun 2012/11-1096 esas, 2013/382 karar sayılı emsal kararı)
Mücbir sebep, mahiyeti itibariyle umulmayan bir olaydır. Ancak, mücbir sebep, umulmayan olaydan, önce nicelik, yani şiddet ve yoğunluk itibariyle ayrılır. Mücbir sebebi oluşturan olay, umulmayan olaya oranla daha yoğun ve şiddetlidir. Sonra, mücbir sebep, sorumlunun işletme ve faaliyetine yabancı, dış bir olay iken, umulmayan olay, işletme ve faaliyet içi bir olay da olabilir. Gerçekten, bir olayın mücbir sebep olarak tanımlanabilmesi için, bunun mutlaka işletenin işletmesi (aracı) dışında oluşan bir olay olması gerekir. Umulmayan olay, hiç bir zaman, işleteni sorumluluktan kurtarmaz. Zira işleten, umulmayan olaydan sorumludur. Mücbir sebep, genellikle tabii olaylardan oluşur. Bu olaylar arasında özellikle yıldırım, zelzele, yer kayması, taşların veya meteor taşlarının düşmesi, çığ, volkan püskürmesi gibi olaylar gösterilebilir. Buna karşılık, yağmur, kar, rüzgâr, sis, buzlanma, güneş ışığı vb. gibi olaylar, mücbir sebep olarak nitelendirilemez. Tabiat olayları dışında bazı sosyal (beşeri) olaylar da mücbir sebep sayılabilir. Bu tür mücbir sebebe, ihtilâl, isyan ve harp hali misal olarak gösterilebilir.
Mücbir sebebin diğer bir özelliği de bunun olağanüstü bir olay olmasıdır. Olayın olağanüstülüğü, anilik, şiddet ve yoğunluk özelliklerinden ileri gelmektedir. Mücbir sebep, belirli bir kesinlikle tespit edilebilmelidir. Kazanın sebebi bilinemiyor, açıklanamıyorsa, olay, mücbir sebep değil, umulmayan hal olarak değerlendirilmelidir. Mücbir sebebi ispat yükü, Kanuna göre işletene düşmektedir. (Eren, Fikret. “Karayolları Trafik Kanununa Göre Motorlu Araç İşletenin Akit Dışı Sorumluluğunun Hukuki Niteliği Ve Unsurları”. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 39. sy. 1 (Mayıs 1987). https://doi.org/10.1501/Hukfak_0000000794.)
Yukarıda yapılan açıklamalardan hareketle somut olay değerlendirildiğinde, meydana gelen kazada, sürücünün astım krizi geçirmesi mücbir sebep olmayıp, umulmayan hal olarak değerlendirilebilir ve sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
Tazminat hesabına ilişkin olarak ise, cismani zarar hesapları kişinin muhtemel yaşam sonuna kadar varsayımsal yöntem ile hesaplama içermekte olup yargılama aşamasında değişen somut durumların varlığı halinde artık varsayımsal değil bu somut duruma göre hesaplama yapılması gerekecektir.
Somut olayda; davacı ...’nun yargılama sırasında (7/4/2022 tarihinde) vefat ettiği, davacının zararının tespiti amacıyla alınan bilirkişi raporunda muhtemel yaşam süresi esas alınarak tazminat hesabı yapıldığı anlaşılmaktadır. Ancak gerçek belli iken varsayımlara dayanılamaz. Şu durumda, davacı ... vefat ettiğine göre (usuli kazanılmış haklar da gözetilmek suretiyle) davacının ölüm tarihi esas alınarak sürekli iş göremezlik tazminatı hesabının yeniden yapılması amacıyla bilirkişiden ek rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
Ayrıca, mahkemece; yargılamanın devamı sırasında ölen davacı ...’nun davada taraf olma ehliyetinin son bulduğu, davacının malvarlığına ilişkin olan tazminat haklarının mirasçılarına geçtiği, ölüm ile kişilik hakları ve vekillik ilişkisinin son bulduğu anlaşılmakla mahkemece öncelikle, müteveffa ...’nun yasal mirasçıları davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanması ve daha sonra müteveffanın vefat ettiği tarihe kadar destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması yönünden hükme esas alınan tazminat raporunu düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
Yukarıda belirtilen hukuki ve fiili durumlar ışığında davalılar ... ve ... vekilinin istinaf talebinin kabulüne, HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, öncelikle yukarıda açıklandığı üzere vefat eden davacı mirasçıları davaya dahil edilerek, taraf teşkili sağlandıktan sonra karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre istinaf eden davacılar vekilinin tüm davalılar ... ve ... vekilinin sair istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1- Davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, Ankara 3.Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 16/11/2023 tarihli, 2022/724 Esas - 2023/832 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-4. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
Kararın kaldırılma sebebine göre, istinaf eden davacılar vekilinin tüm, davalılar ... ve ... vekilinin sair istinaf taleplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Dosyanın, usulünce taraf teşkili sağlanarak yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf eden davacılar ve davalılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden taraflara iadesine,
4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine,
5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 19/06/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge, 5070 sayılı kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.