T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/345 - 2025/752
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/345
KARAR NO: 2025/752
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 20/12/2024
NUMARASI: 2024/217 Esas 2024/950 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat
KARAR TARİHİ: 22/05/2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ: 27/05/2025
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı asıl ve birleşen dosyada davacı ve davalı vekilleri tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; 08.12.2004 doğumlu ...'nun 30.03.2017 tarihinde ... plakalı aracın karıştığı kaza neticesinde maluliyeti oluşacak derecede yaralandığını, söz konusu aracın kaza tarihi itibari ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesinin davalı şirket tarafından yapıldığını ve tazminat talebi ile sigorta şirketine başvuruda bulunulmasının ardından sigorta şirketi tarafından müvekkilin maluliyetinin %8 olarak kabul edildiğini ve bu çerçevede hesap edilen 13.702.70 TL tazminat ödemesinin 31.05.2018 tarihinde yapıldığını, ancak sigorta şirketi tarafından yapılan tazminat hesabının hatalı yapıldığını, nitekim Trafik Sigortası Genel Şartları gereğince tazminat hesabının, Aktüeryal Yöntem ve %1,8 Teknik Faiz oranı dikkate alınmak sureti ile ayrıca TRH-2010 tablosunun kullanılması sureti ile yapılması gerektiğini, gerçek hesaplamanın çok altında tazminat ödenmesi nedeniyle eksik ödenen bakiye tazminat alacağının tahsili için dava açtıklarını belirterek, davacı alacağının tam ve kesin olarak belirlenebilir olduğu anda artırılmak üzere şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın (açıklama dilekçesi ile 500,00 TL geçici işgöremezlik, 500,00 TL sürekli işgöremezlik tazminatı) olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile toplam tazminatı 75.548,80 TL’ye yükseltmiştir.
Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesi; davacının müvekkili sigorta şirketine başvurusu üzerine dosya kapsamında alanında uzman aktüerden TRH-2010 yaşam tablosuna göre alınan raporu sonucu 31/05/2018 tarihinde 13.702,70 TL tazminat ödemesi yapıldığını, sigorta şirketinin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğini, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası gereğince sorumluluklarının poliçe limiti ile sınırlı ve araç sürücüsünün kusuru oranında ve zarar nispetinde olduğunu, sürücünün kusur durumunun net olarak tespiti gerektiğini, tazminat hesabı yapılması halinde ödenen meblağın güncelleştirilmesi gerektiğini, kalıcı sakatlığa ilişkin Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporlarına ilişkin yönetmeliğin esas alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik talebinin teminat kapsamı dışında olduğunu ve mahkemece faize hükmedilmesi halinde hükmedilecek faizin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ...'nun 30.03.2017 tarihinde davalı şirkete ZMMS ile sigortalı aracın karıştığı kazada maluliyeti oluşacak derecede yaralanması sebebiyle açılan ve Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/217 esas sayılı dosyasında derdest davada verilen kararın kendileri tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, itirazları yerinde görülerek kararın kaldırıldığını, Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/217 esas sayılı dosyasında (eski 2018/414 Esas - 2020/84 Karar) karara çıkmadan önce davayı ıslah ettiklerini, aynı davada ikinci defa ıslah yoluna gidilmesi mümkün olmadığından iş bu ek dava ile kaldırma kararı sonrası Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/217 esas sayılı dosyadan yeniden tazminat hesabı için alınan raporda davacının bakiye zararının 1.013.901,81 TL olduğunun ve bakiye poliçe limitinin de 330.000,00-TL olduğunun tespit edildiğini, Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/217 esas sayılı dosyasında evvelce talebin ıslahı için sunulan dilekçe ile 74.548,80 TL talep edildiğini belirterek, davanın HMK.166 madde gereğince Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/217 esas sayılı dava dosyası ile birleştirilerek neticeten kaza sebebi ile fazlaya dair hak ve alacakları saklı kalmak kaydı ile 255.451,20 TL'nin davalıdan temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın alacağı için ilk davasını belirsiz alacak davası olarak açtığından iş bu davanın reddi gerektiğini, davacının belirsiz alacak davasında talep sonucunu artırmadığı takdirde kalan miktar için ek dava açma hakkı bulunmadığını, yargılaması devam eden bilirkişi raporunda sigorta şirketi tarafından davacıya ödenen 13.702,70 TL tazminat tutarı güncellenerek 21.558,91 TL hesaplandığını, ancak sonuç bölümünde kaza tarihinde geçerli olan poliçe limitinden (330.000,00 TL) 13.702,70 TL tenzil edildiğini, iş bu durum hatalı olup ödemenin güncellenmiş değeri olan 21.558,91 TL'nin poliçe limitinden tenzil edilmesi gerektiğini, dosya kapsamından öncelikle kusur durumunun tespit edilmesi gerektiğini, kusur oranı gözardı edilerek alınan iş bu raporu kabul etmediklerini, zira kusur durumu tespit edilmeden yapılan hesaplamanın farazi olmaktan öteye gidemeyeceğini, trafik sigortası genel şartları ve mevzuat gereği, sürekli iş göremezlik tazminatına ilişkin hesaplamanın Sosyal Güvenlik Kurumu’nun yayınladığı güncel TRH-2010 (kadın-erkek hayat) tabloları esas alınarak yapılması gerektiğini, meydana gelen kaza sonrasında davalı şirket tarafından sigorta kapsamında aktüer hesabı yapılarak hak sahiplerine 13.702,70 TL ödeme yapıldığını, bilirkişinin hesaplamasında görüleceği üzere davacı yanın zararının karşılandığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi'nin 2022/1925 Esas, 2024/244 Karar sayılı KALDIRMA kararı gereğince yapılan yargılama sonunda; kaza tarihi olan 30/03/2017 günü dava dışı sigortalı araç sürücüsü ...’nun seyri sırasında kendisiyle aynı yönde önünde ve sağında seyir halindeki plakasız bisiklet sürücüsü dava dışı ...'nün kullandığı ve davacının kullanılan bisikletin önünde yolcu olarak bulunduğu araca çarpması ile kazanın meydana geldiği, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin 11/09/2018 tarihli raporunda, kaza tarihi itibariyle uygulanması gerekli olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkındaki Yönetmelik Hükümlerine göre davacının %10 oranında sürekli iş göremez duruma geldiği, bakıcı ihtiyacı süresinin 3, tıbbi iyileşme süresinin ise 9 aya kadar uzayabileceğinin belirlendiği, alınan raporda davacı tarafından dava öncesinde yapılan ödemenin davacı zararını karşılamadığı, ödemenin güncellenmesi ile bulunan miktarın 21.558,91 TL olduğu, poliçe limitinin 330.000,00 TL olduğu göz önüne alındığında davacı yanın asıl davada 75.548,80 TL, birleşen dava 232.829,29 TL talep edebileceği anlaşıldığından; “1-Asıl davada davanın kabulü ile, 75.548,80 TL’nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, alacağa dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, 2-Birleşen davanın kısmen kabulü ile, 232,892,29 TL tazminatın 31/05/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, Birleşen davadaki fazlaya ilişkin talebin reddine,” karar verilmiş, karara karşı asıl ve birleşen dosyada davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Asıl ve birleşen davada davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde; yargılama safhasında, müvekkil davacının gelirinin asgari ücretten hesaplanması, meydana gelen kazada müvekkile verilen kusurun yüksekliği, geçici ve sürekli işgöremezlik zararının düşük hesaplanması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının istinaf edilen yönlerden kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde; kaldırma kararı sonrası yeniden rapor alınmasının ve bu kapsamda usuli kazanılmış haklara aykırı karar verilmesinin doğru olmadığını, asıl davanın belirsiz alacak davası olması nedeniyle ek dava açılmasının ve bu kapsamda karar verilmesinin doğru olmadığını, davadan önce yapılan sigorta ödemesiyle davacının zararının tamamen karşılandığını, yerel mahkemece maddi meselinin takdirinde hata yapıldığını, usul ve yasaya aykırı yerel mahkeme hükmünün kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
İstinaf talebinde bulunan asıl ve birleşen dosyada davacı ve davalı vekillerinin istinaf sebepleri doğrultusunda, kamu düzenine aykırılıklar resen gözetilerek, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Asıl dava trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı, birleşen dava ise asıl davada talep edilmeyen bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.
Yerel Mahkeme tarafından asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, asıl ve birleşen dosyada davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.
Asıl davaya yönelik istinaf yönünden;
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; mahkemece sigortanın dava öncesi ödeme tarihi itibarıyla yapılan ödemenin yetersiz olduğunun usulüne uygun olarak belirlendiği ve bu kapsamda yerleşik içtihatlara uygun olarak hüküm tarihine en yakın verilere göre davacının zararının belirlenmesinde ve sigorta tarafından yapılan ödeme de nazara alınarak limit kapsamında ve taleple bağlı olarak asıl davada talep edilebilecek miktarların da yine yerleşik içtihatlara uygun olarak tespit edildiği, davalı sigorta şirketinin davadan önceki ilk ödeme tarihi itibarıyla temerrüde düştüğü ve mahkemece temerrüt tarihinin ilk ödeme tarihi olarak doğru belirlendiği, davacının ilk istinafındaki sebepler de nazara alınarak usuli kazanılmış haklar kapsamında karar verildiği anlaşıldığından, tarafların asıl davaya yönelik tüm istinaf sebeplerine itibar edilmemiştir.
Birleşen davaya yönelik istinaf yönünden;
Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklının, hukuki ilişki ile asgari bir miktar ya da değer belirterek alacak davası açabilmesi belirsiz alacak davası ile mümkündür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davasında davacının iddianın genişletilmesi yasağı olmadan ve karşı tarafın rızasına ve ıslaha da gerek kalmaksızın talep sonucunu artırabileceği kabul edilmiştir.
6100 sayılı Kanun ile alacak miktarının belirsiz olduğu durumlarda davacıya dilerse belirsiz alacak davası, dilerse de kısmi dava açabilme imkanı getirilmiştir. Belirsiz alacak davası ile kısmi dava konusu, amacı ve sonuçları bakımından birbirinden tamamen farklı iki dava türüdür. Her iki davanın mahkemeden istenen hukuki korumaya göre eda davası olması ve ortak bazı özelliklerinin bulunması bu sonucu değiştirmemektedir. Belirsiz alacak davası açan davacı, kısmi davanın sonuçlarından yararlanamayacağı gibi, kısmi dava açan davacı da belirsiz alacak davasının sonuçlarından yararlanamaz. Hâkim de kısmi dava olarak açılmış bir davayı belirsiz alacak davası olarak nitelendiremeyeceği gibi, belirsiz alacak davası olarak açılan davaya da kısmi dava olarak devam edemez (Yargıtay HGK, 2014/15-439 E., 2016/207 K. ve 02/03/2016).
Yargıtay 9 HD. 2024/13392 E. 2025/1011 K. sayılı ilamında “…6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Karşı tarafın verdiği bilgi ve tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir." şeklindeki 107/2 hükmü; 7251 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la (7251 sayılı Kanun) yapılan değişiklik sonrasında, “Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.” şeklinde düzenlenmiştir.
7251 sayılı Kanun ile 107. maddede yapılan değişiklikler Dairemizce şartları mevcut olan belirsiz alacak davasında yapılan yargılama ile alacağın belirli hâle gelmesi durumunda hâkimin geçici talep sonucunu kesin talep sonucuna dönüştürmesi için alacaklıya süre vermesi gerektiği yönünde değerlendirilmiştir. Ayrıca Kanun'un gerekçesinde de bu sürenin, alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda hâkim tarafından verilmesi gerektiği ifade edilmektedir. Bu sebeple, belirsiz alacak davasının şartlarını taşıyan bir davada Kanun'da belirtilen an hâkim tarafından resen gözetilerek davacıya kesin süre verilmelidir. Davacının verilen süreye rağmen geçici talep sonucunu kesin talep sonucuna dönüştürmemesi durumunda davanın, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanacağı 107/2 hükmünün son cümlesinde düzenlenmiş;
"Belirsiz alacak davası açan davacının talep artırım yahut ıslah suretiyle geçici talep sonucunu kesin talep sonucuna dönüştürmesi mümkün olup bu durum davanın açılması ile alacağın tamamının dava konusu edilmesinin bir sonucudur. Diğer bir anlatımla belirsiz alacak davasında geçici talep sonucunun kesin talep sonucuna dönüştürülmesi imkânının varlığı alacağın tamamının dava konusu edilmediği anlamına gelmez. Dolayısıyla belirsiz alacak davasının açılmasıyla alacağın tamamı dava konusu edilmiş olduğundan aynı dava konusu ile ilgili ek dava açılması hâlinde derdestlik söz konusu olur…" denilmektedir.
Somut olayda; asıl dava belirsiz alacak davası olarak açılmıştır. Davacının birleşen ek davada talep ettiği alacakların tamamı, belirsiz alacak davası olarak açılan asıl davada da dava konusu yapılmış olup bu alacaklar bakımından ek dava açılamayacağı dikkate alındığında, aynı alacak (bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı) için açılan ek davanın derdestlik nedeni ile usulden reddi gerektiği gözetilmeden birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı Sigorta Şirketinin bu hususa yönelik istinafının kabulü gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle; davacı ve davalının asıl davaya yönelik istinaf taleplerinin ve davacının birleşen davaya yönelik istinaf talebinin HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davalı vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesinin birleşen davaya yönelik kararının kaldırılmasına ve HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince birleşen davanın derdestlik nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
I-Asıl dosyada davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
II-a) Birleşen dosyada davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
b)Birleşen dosyada davalı Sigorta vekilinin istinaf başvurusunun istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 20/12/2024 tarihli, 2024/217 Esas - 2024/950 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
HMK'nın 353/1-b-2.maddesi uyarınca esas hakkında yeniden karar verilmesine, buna göre;
1-Asıl davada davanın kabulü ile, 75.548,80 TL’nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine alacağa, dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına,
2-Birleşen davanın DERDESTLİK NEDENİYLE USULDEN REDDİNE,
3- a) Asıl dava dosyasında alınması gereken 5.160,74 TL harçtan 35,90 TL peşin harç ve 254,63 TL ıslah harcı toplamı olan 290,53 TL'nin mahsubu ile bakiye 4.870,21 TL harcın asıl davada davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
b) Birleşen dava yönünden alınması gereken 615,40 TL harç peşin alındığından bu konunda karar verilmesine yer olmadığına,
4-Birleşen davada 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Asıl davada davacı tarafından başlangıçta yatırılan 35,90 TL başvurma harcı, 35,90 TL peşin harç, 264,63 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 336,43 TL'nin asıl davada davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6- a) Asıl davada davacı tarafından yapılan 712,00 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
b) Birleşen davada davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Asıl davada davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin asıl davada davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
8-Birleşen davada davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihindeki AAÜT uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin birleşen davada davacıdan alınarak birleşen dosyada davalıya verilmesine,
9-Davalı tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
10-Sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran taraflara iadesine,
İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN
III-ASIL DOSYADA
a)İstinaf talebi reddedilen davacı ve davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
b)İstinaf talebi reddedilen davacıdan alınması gerekli 615,40 TL istinaf karar harcı peşin alındığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
İstinaf talebi reddedilen davalıdan alınması gerekli 5.160,74 TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.290,18 TL'nin mahsubu ile bakiye 3.870,56 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına
IV-BİRLEŞEN DOSYADA
a) İstinaf talebi reddedilen davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
b) İstinaf talebi reddedilen davacıdan alınması gerekli 615,40 TL istinaf karar harcı peşin alındığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
c) İstinaf talebi kabul edilen davalıdan alınan istinaf karar harcının isteği halinde davalıya iadesine,
d) İstinaf talebi kabul edilen tarafından istinaf başvurusu nedeniyle yapılan 1.683,10-TL istinaf başvuru harcı ve 60,00 TL tebligat ve posta giderleri olmak üzere toplam 1.743,10 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
V- Her iki dosyada HMK'nın 333.maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
VI-Kararın tebliği ve harç iadesi işlemlerinin ilk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 22/05/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.