T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1197 - 2025/14
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1197
KARAR NO: 2025/14
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/04/2024
NUMARASI: 2022/837 Esas - 2024/300 Karar
ASIL DAVADA;
DAVACILAR
VEKİLİ:
DAVALI:
DAVANIN KONUSU: Tazminat
KARAR TARİHİ: 15/01/2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ: 15/01/2025
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı asıl ve birleşen dava davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde; 14/08/2018 tarihinde Ankara ili Kalecik İlçesi Hacıköy mahallesinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle müvekkili ...'nın eşi, küçükler ..., ..., ...'nın babaları, ... ve ...'nın oğulları ve farazi destekleri ...'nın vefat ettiğini, ailesinin maddi ve manevi açıdan perişan duruma düştüğünü, söz konusu kazanın oluşumunda davalı Sigorta Şirketine sigortalı olan ... plakalı araç sürücüsünün kusurlu ve sorumlu olduğunu, müteveffanın herhangi bir kusuru olmadığını, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasından müvekkili ... için 150.000,00 TL küçükler ... için 2.000,00 TL, ... için 1.500,00 TL, ... için 1.500,00 TL, anne ... için 10.000,00 TL, baba ... için 10.000,00 TL olamak üzere toplam 175.000,00 desten yoksun kalma tazminatının ihtarnamenin tebliğ tarihinin sekiz iş günü sonrası olan 31/10/2018 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Birleşen davada davacılar vekili, kaldırma kararından sonra ve asıl davada alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacılar ... yönünden bakiye destekten yoksun kalma tazminatı bakımından ek dava açtıklarını belirterek, 43.924,67 TL destekten yoksun kalma tazminatının ihtarnamenin tebliğ tarihinin 8 iş günü sonrası olan 31.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkil şirketin sorumluluğunun müvekkiline sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında, gerçek zarardan poliçe teminat limiti ile sınırlı bulunduğunu, bu nedenle müvekkiline sigortalı araç sürücüsünün olayda kusurlu olup olmadığının tespiti gerektiğini, müteveffa sigortalı araçta yolcu olarak bulunduğundan hatır taşıması mevcut olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili, derdestlik ve yetki itirazlarının bulunduğunu ayrıca davacılara ödemenin de yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, kaldırma kararı sonrasında yürütülen yargılama sürecinde, dava konusu kazanın tek taraflı olması ve davacıların desteği müteveffanın yolcu konumunda bulunması sebebiyle ayrıca bir kusur raporu alınmadığı, hatır taşımasına ilişkin itirazın değerlendirilmesi bakımından aile nüfus kayıt örneklerinin dosyaya alındığı ve araç sürücüsü ile müteveffanın hala-dayı çocukları olduğu, kuzen olduklarının tespit edildiği, akrabalar arasındaki ücretsiz taşımanın ahlaki bir ödev niteliğinde olduğu gözetilerek hatır taşımasına yönelik olarak belirlenen tazminat miktarından bir indirim yapılmadığı, destekten yoksun kalma talepleri bakımından, kaldırma kararında işaret olunan hususlar nazara alınarak aktüer hesabı yapıldığı, asıl ve ek bilirkişi raporlarında; ...'nın dava konusu trafik kazasında hayatını kaybetmesi sonucu, davacılar lehine toplam 2.038.062,14 TL destekten yoksun kalma maddi zararı hesaplandığı, toplam zararın 360.000,00 TL olan poliçe limitini aşması sonrasında, ZMMS poliçesi teminat limitinin garameten dağıtıldığını, yüzde 20 müterafik kusur indirimi yapıldıktan sonra davacıların tazminatlarının poliçe limitine garameten dağıtılması sonrasında, davalı sigorta şirketinden davacı ...'nın 227.064,31 TL, davacı ...'nın 18.913,64 TL, davacı ...'nın 18.015,89 TL, davacı ...'nın 22.666,20 TL, davacı ...'nın 48.639,71 TL ve davacı ...'nın 48.639,71 TL olmak üzere toplam 360.000,00 TL destekten yoksun kalma maddi tazminatı talep edebileceğinin hesaplandığı, Ankara 24. İcra Müdürlüğü 2020/6004 Esas dosyasının incelenmesi sonrasında davacılara toplam 215.999,23 TL ödeme yapıldığı, davacılara ödenen tazminatların mahsubu sonrasında, bakiye tazminat miktarlarının hesaplandığı, bu durumda davacı ...'ın 116.316,85 TL, davacı ...'nın 1.108,05 TL, davacı ...'nın 226,21 TL, davacı ...'nın 1.581,80 TL, davacı ...'nın 20.319,57 TL ve davacı ...'nın 4.448,28 TL olmak üzere toplam 144.000,77 TL bakiye destekten yoksun kalma maddi tazminatı talep edebileceğinin hesaplandığı, öte yandan emniyet kemeri takmayan murisin kazanın etkisi ile araçtan fırlayarak yola savrulduğu dikkate alındığında ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin içtihatları doğrultusunda %20 oranında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulüyle davacılar lehine hesaplanan toplam 2.038.062,14 TL üzeriden hesaplanan tazminattan bu oranda indirim yapılması gerektiği kanaatine varıldığı, ancak poliçe limitinin 360.000,00 TL olması sebebiyle bu indirimin de sonuca etkili olmadığının anlaşıldığı, bu bağlamda, yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; açılan asıl davanın trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminat istemine ilişkin olduğu, birleşen davanın da bakiye destekten yoksun kalma tazminatının tahsili istemine ilişkin olduğu, verilen ilk kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi sebebiyle kalan miktar yönünden birleşen davanın açılabileceği, davacıların müteveffanın ölümü sebebiyle destekten yoksun kaldığı sabit olmakla destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilecekleri, dosyada alınan aktüer bilirkişi raporu doğrultusunda haklılığı sabit olan destekten yoksun kalma talebine yönelik olarak, poliçe limiti ve davacıların destek payları da dikkate alınarak, poliçe limiti de buna göre garameten dağıtılarak, asıl davanın kısmen kabulü, birleşen davanın kabulü gerektiği kanaatine varıldığı ve ayrıca kaldırma kararından önce yapılan ödemelerin infaz aşamasında dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle; "Asıl dava dosyası bakımından; davanın kısmen kabulü ile; davacılardan, ... için 184.579,11 TL, ... için 18.015,89 TL, ... için 22.666,20 TL, ... için 18.913,64 TL, ... için 47.200,24 TL, ... için 24.700,24 TL, destekten yoksun kalma tazminatının 31/10/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile anılan davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Ankara 24. İcra Müdürlüğünün 2020/6004 E., sayılı takip dosyasına yapılan ödemelerin infaz aşamasında dikkate alınmasına, birleşen Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/377 E., sayılı dava dosyası bakımından; davanın kabulü ile, davacılardan ... için; 42.485,20-TL, davacılardan ... için; 1.439,47-TL, destekten yoksun kalma tazminatının 29/05/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile anılan davacılara verilmesine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde, 30.11.2018 tarihli dava dilekçesi ile birlikte "HMK 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası açıldığını, bu hususun dava dilekçesinin netice ve talep kısmında ve davacının yargılama aşamasında sunmuş olduğu diğer beyanlarda açıkça belirtildiğini ve tekrarlandığını, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı sonrasında, davacıların 14/08/2018 tarihinde meydana gelen ve ... plakalı aracın karıştığı trafik kazasında destekleri ...’nın vefatı sebebiyle destekten yoksun kalma tazminatı talepli olarak yeni bir dava açtıklarını ve asıl dava ile birleştirilmesini talep ettiklerini, yerel mahkemede görülmekte olan asıl davanın, yukarıda da izah edildiği gibi belirsiz alacak davası olarak açıldığını ve "talep sonucu belirlendiğinde talep sonucunun artırılacağı"nın ifade edildiğini, HMK 107. maddesi uyarınca açılan davalarda ek dava açılmasının mümkün olmadığını, zira alacağın tamamının belirsiz alacak davası ile birlikte talep edilmiş durumda olduğunu, bu kapsamda davacıların açmış oldukları yeni dava ile aynı kazaya ilişkin tekrar tazminat talep edildiğini, bu sebeple derdestlik nedeniyle ek davanın reddi gerekmekte iken yerel mahkemece bu hususun göz önünde bulundurulmadığını ve birleşen dava yönünden kabul kararı verildiğini, bunun yanı sıra destek olgusunu ve müvekkil sorumluluğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte hükme esas alınan bilirkişi raporunda, hak sahiplerine yapılan ödemeler güncellenmeksizin, ödenen bedelin doğrudan hesaplanan tazminattan tenzil edildiğini, bunun hatalı olup, hesaplanan bakiye tazminat miktarının artmasına sebebiyet verdiğini, hükme esas alınan raporda, müvekkil şirketin yapmış olduğu ödemenin güncellenmediği gibi dosya kapsamında yapılan ödemenin ödeme tarihi itibariyle mevcut verilerle yeterli olup olmadığının tespitinin yapılmadığını, ilgili tespit yapıldığı takdirde ödeme tarihi itibariyle alacağın son bulduğunun anlaşılacağını (Yargıtay 10. HD, 05/10/2021 tarih 2020/8412 E. - 2021/11560 K.), bunun yanı sıra Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı öncesinde hatır taşıması indirimi yapılmış olmasına rağmen ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bu yönde bir kaldırma kararı bulunmamasına rağmen yerel mahkemece hatır taşıması indirimi yapılmadığını, birleşen dava yönünden KTK 97. madde uyarınca başvuru dava şartının yerine getirilmediğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
İstinaf talebinde bulunan asıl ve birleşen dava davalı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Asıl ve birleşen dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Bilindiği üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesinin 2. fıkrası ile; "karşı tarafın verdiği bilgi ve tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir." hükmü getirilmiştir.
7251 sayılı Kanun'la Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda yapılan değişiklik sonrasında 107. maddenin 2. fıkrası; “Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.” şeklinde düzenlenmiştir.
Belirsiz alacak davası açan davacı, talep artırım yahut ıslah suretiyle neticei talebini artırabilir. Ayrıca belirsiz alacak davası türünde dava açılması durumunda alacağın tamamı dava konusu edildiğinden aynı dava konusu ile ilgili ek dava açılması halinde derdestlik dava şartı söz konusu olur.
Mahkemece, belirsiz alacak davasında alacağın tamamının dava konusu yapıldığı ve belirsiz alacak davasına konu edilen alacaklar bakımından ek dava açılamayacağı dikkate alınarak birleşen ek davanın derdestlik dava şartı sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hatalı olup kararın bu nedenle kaldırılması gerekmiştir.
Yukarıda belirtilen hukuki ve fiili durumlar ışığında dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davalı sigorta vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı-birleşen dava davalı Sigorta vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen, 16/04/2024 tarihli, 2022/837 Esas - 2024/300 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
Kararın kaldırılma sebebine göre, davalı sigorta vekilinin sair istinaf sebeplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden tarafa iadesine,
4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine,
5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 15/01/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.