T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/637 - 2025/833
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/637
KARAR NO : 2025/833
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/12/2023
NUMARASI : 2021/8 Esas - 2023/876 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 19/06/2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 19/06/2025
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; 24.09.2016 tarihinde davacı ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı araç seyir halinde iken, ... yönetimindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucu meydana gelen kazada müvekkilinin yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde davacının kusurunun olmadığı, ... plakalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu, davacının havalimanında yolcu götürüp getirmek suretiyle taksicilik yaptığı, ancak kazadan sonra çalışamadığını, kazaya karışan ... plakalı aracın davalı ... Sigorta Şirketine Trafik Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu belirterek, şimdilik 250.00-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 250.00-TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 500.00-TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı Sigorta Şirketinden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu kazaya karışan ... plakalı aracın davalı Sigorta Şirketi nezdinde ZMMS sigorta poliçesiyle sigortalı olduğu ve sorumluluklarının da sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında, poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davalı Sigorta Şirketi tarafından davacı tarafa 17.10.2017 tarihinde 17.580,40-TL ödeme yapıldığından sorumluluklarının kalmadığı, SGK tarafından davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının tespitinin gerektiği, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı giderinin poliçe kapsamında olmadığı, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve 1,8 Teknik Faiz kullanılması gerektiği, davacının gelirinin resmi belge ile ispatlanması gerektiği, aksi halde asgari gelir düzeyinden hesaplama yapılması gerektiğini bildirerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, Ankara Üniversitesi ATK ana bilim dalı başkanlığı tarafından mütalaa olunan raporda davacı ...'in 24.09.2016 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası sonucu yaralanmasının engellilik oranının 'Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması.... Yönetmeliği' uyarınca %5 olduğu, Çalışma Gücü Kaybı... Yönetmeliği uyarınca %24,2 olduğu, iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği, dosya arasına alınan maluliyet oranlarındaki farklılıklar ve itirazlar dikkate alınarak İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından mütala olunan raporda, davacı ...'in 24.09.2016 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası sonucu yaralanması engellilik oranının %5 olduğu, iyileşme süresinin 6 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği, aktüer bilirkişi raporunda, davalıya ZMM Sigortalı ... plakalı aracın sürücüsünün meydana gelen yaralanmalı trafik kazasında %75 (yüzdeyetmişbeş) oranında kusurlu olduğu, davacı sürücü ...'in meydana gelen olayda %25 (yüzde yirmi beş) oranında kusurlu olduğu, davacı vekilince davacı ... lehine, 250,00-TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 250,00-TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 500,00-TL maddi tazminat talebinde bulunulduğu, davacı ...'ın %25 kusurlu olduğu tespit edildiğinden, hesaplanan maddi zarardan TBK 52 inci maddesi kapsamında %25 kusur indirimi yapıldığı, davacı ...'in 24.09.2016 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası sonucu yaralanması nedeniyle, engellilik oranının %5 olduğu, iyileşme süresinin 6 aya kadar uzayabileceğinin tespit edildiği, dava konusu olay nedeniyle, davalı Sigorta Şirketi tarafından 17.10.2017 tarihinde 17.580,40-TL maddi tazminat ödemesi yapıldığı, Yargıtay içtihatları gereğince, öncelikli olarak 17.10.2017 ödeme tarihi verilere göre hesap yapılarak, ödeme tarihinde davacının maddi zararlarının karşılanmadığının tespitinin gerektiği, ödeme tarihindeki verilere göre hesaplama yapıldığında, davacı lehine 6.068,58-TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 11.279,52-TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 17.348,10-TL maddi tazminat hesaplanmış olup, davalı tarafından yapılan 17.580,40-TL ödeme ile davacıya 232,30-TL fazla ödeme yapıldığının tespit edildiği, davacının bakiye tazminat alacağının bulunmadığının belirtildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde; anılan raporu ve rapora göre tesis edilen hükmü kabul etmediklerini, bilirkişi, hesaplama yaparken ödeme tarihindeki verileri göz önüne almış, ancak ödeme tarihindeki maluliyet oranını ve davalı tarafından tespit edilen maluliyet oranını baz almadığını, zira ödeme tarihinde müvekkilin maluliyetinin %24 ve % 24,2 olmak üzere 2 ayrı raporla tespit edildiğini, davalının da dosyaya sunduğu hasar dosyası içerisinde müvekkile 17.10.2017 tarihinde yapılan ödemenin %10 maluliyet oranına göre yapıldığının görüldüğünü, ancak bilirkişinin müvekkil hakkında Adli Tıp Kurumunca düzenlenen ve yönetmelik değişikliği nedeniyle %5 olarak belirlenen 09/01/2023 tarihli maluliyet raporunu baz alarak, ödeme tarihi verilerine göre yapılan ödemenin eksik olup olmadığını değerlendirdiğini ve bakiye alacağın olmadığı sonucuna vardığını, şayet ödeme tarihindeki verilere göre hesaplama yapılıp bakiye farkın bulunup bulunmadığı hesaplanacaksa o zaman ödeme tarihinde davalıya gönderilen maluliyet raporları olan % 24 ve % 24,2 oranlarına göre hesaplama yapılması gerektiğini, Ankara Üniversitesince düzenlenen Adli Tıp Raporunda da müvekkilin maluliyet oranının % 24,2 olarak belirlendiğini, Adli Tıp Kurumu'nca düzenlenen maluliyet raporunun %5 olmasının sebebinin yönetmelik değişikliği olduğunu, bilindiği üzere Anayasa Mahkemesinin 2918 sayılı Yasa'da iptale ilişkin kararından önce maluliyet oranlarında baz alınan Yönetmelik Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği olup uygulamanın da bu yönetmeliğe göre devam ettiğini, ancak AYM iptal kararı sonrasında Yargıtay görüş değişikliğine giderek kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre karar verilmesini değerlendirdiğini, ödeme tarihindeki veriler dikkate alınarak hesaplama yapılırken ödeme tarihinde geçerli olan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlenen %24 (Okmeydanı Eğitim Araştırma Hastanesi) ve % 24,2 (Ankara Üniversitesi Adli Tıp Bölümü) maluliyet oranlarına göre hesaplama yapılmamasının hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemidir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Yerleşik Yargıtay uygulamalarında; davadan önce yapılan ödemelerin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmekte, davadan önce yapılmış ödeme bulunması halinde ödeme tarihi itibariyle davalı tarafça gerçekleştirilen ödemelerin yetersiz olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Bunun için, ödeme tarihi verileri dikkate alınarak yapılacak hesaplama sonucu bulunacak tutar ile ödenen miktarın karşılaştırılması ve ödemenin yeterli olup olmadığının değerlendirilmesi, ödemenin yeterli bulunması (ibranamenin varlığı halinde hesaplanan tazminat ile yapılan ödeme arasında aşırı ölçüsüzlük olmaması) halinde davanın reddine karar verilmesi, şayet ödemenin yetersiz olduğu, bakiye tazminat alacağı olduğu anlaşılırsa, bu kez rapor tarihindeki veriler dikkate alınarak tazminat hesaplanması, hesaplanan tazminattan davalı tarafça yapılan ödemelerin güncellenmiş değerinin mahsubu ile davacının talep edebileceği bakiye tazminatın bulunması gerekmektedir.
Maluliyete yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde;
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.
Sürekli iş göremezlik oranı tespit edilirken uygulamada yeksenaklığın oluşturulabilmesi amacıyla Yargıtayın istikrar kazanmış kararlarında; kaza tarihine göre 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
Gerçek zararın belirlenmesine yönelik ilkeler (yukarıda açıklandığı üzere somut tazminat hesabına ilişkin belirlemeler) istikrar kazanan Yargıtay içtihatlarıyla belirlenmiş ve uygulamaya yön verilmiştir. Buna göre haksız fiilden kaynaklanan zararın tespitinde haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri dikkate alınarak hesaplama yapılmaktadır. Oluşan zararın tespit edilmesinde aynı konuya yönelik aynı tarihlerde farklı düzenlemeler bulunmasının da genel ilkelerden ayrılmak için bir gerekçe olarak kabul edilmesi mümkün değildir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 30.05.2024 tarih ve 2024/3323 Esas - 2024/5474 Karar sayılı Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Dair kararı) Zira aksinin kabulü hukuki güvenlik ve istikrar ilkesine de aykırı düşmektedir. (Hukuk Genel Kurulu'nun 28.02.2024 tarihli, 2022/(17)4-655 E, 2024/133 K sayılı kararı ile Hukuk Genel Kurulu'nun 28.02.2024 tarihli, 2022/4-299 E, 2024/132 K sayılı kararı da bu yöndedir.)
Dosyadaki yazılara, kanuni gerektirici sebeplere, Yerleşik Yargıtay uygulamalarında, davadan önce yapılan ödemelerin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmekte, davadan önce yapılmış ödeme bulunması halinde ödeme tarihi itibariyle davalı tarafça gerçekleştirilen ödemelerin yetersiz olup olmadığının belirlenmesinin gerekmesine, bunun için, ödeme tarihi verileri dikkate alınarak yapılacak hesaplama sonucu bulunacak tutar ile ödenen miktarın karşılaştırılması ve ödemenin yeterli olup olmadığının değerlendirilmesi, ödemenin yeterli bulunması (ibranamenin varlığı halinde hesaplanan tazminat ile yapılan ödeme arasında aşırı ölçüsüzlük olmaması) halinde davanın reddine karar verilmesi, şayet ödemenin yetersiz olduğu, bakiye tazminat alacağı olduğu anlaşılırsa, bu kez rapor tarihindeki veriler dikkate alınarak tazminat hesaplanması, hesaplanan tazminattan davalı tarafça yapılan ödemelerin güncellenmiş değerinin mahsubu ile davacının talep edebileceği bakiye tazminatın bulunmasının gerekmesine, dosyada ödeme tarihi itibarıyla ödemenin yeterli bulunduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, peşin yatırılan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubuyla, bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf kanun yoluna müracaat eden davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gider avansından artan kısım varsa karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
5-Kararın taraflara HMK'nın 359/4 maddesi gereğince usulüne uygun şekilde tebliğine,
Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 19/06/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.