T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/393 - 2025/769
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/393
KARAR NO : 2025/769
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/02/2024
NUMARASI : 2023/10 Esas - 2024/102 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 29/05/2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 02/06/2025
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'nın eşi, ...'nın babası olan, ...'nın 16.06.2009 tarihinde sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile Şeyh Kamil Caddesi üzerinde, Hal kavşağı istikametinden Otogar istikametine doğru seyir halinde iken, Belen Sokak üzerinden Şeyh Kamil Caddesi kavşağına aniden ve kontrolsüz giriş yapan ...'nin sevk ve idaresindeki ... plakalı hususi kamyonetin çarpması sonucu, ...'nın ölümü ile sonuçlanan trafik kazası meydana geldiğini, gerçekleşen trafik kazasında ...’nin, trafik kurallarına aykırı olarak seyir hızı ile kavşağa girip refüj aralığına kadar geldiğinde, sol şerit üzerinde seyretmekte olan müteveffa ...’nın sevk ve idaresindeki motosikletin önünü kapatıp, aracın sol ön kapı kısmına çarpmasına sebebiyet vermesi nedeni ile asli kusurlu görüldüğünü, taraflarınca davalı ... Sigorta (...) A.Ş.'ye müvekkillerinin zararının sigorta poliçesi ile teminat altına alınan meblağ üzerinden karşılanması için 13.10.2022 tarihli dilekçe ile başvuru yapıldığını, fakat olumlu bir dönüş sağlanmadığını belirterek, müteveffa ...’nın desteğinden yoksun kalan eşi ... için 100,00 TL, oğlu ... için 100,00 TL olmak üzere şimdilik 200,00 TL’nin kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı, hak düşürücü süre yönünden itirazlarını sunduklarını, ...'nın kullandığı motosiklet ile müvekkili şirket nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı ... plaka sayılı aracın çarpışması sonucunda ölümlü yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, kazada müvekkili şirketçe sigortalı aracın sürücüsü ...'nin kusurlu olduğunu, hasar başvurusunda genel şartlar gereği sunulması zorunlu evraklar sunulmadığı için müvekkili şirketçe başvuru sahibine ödeme yapılamadığını, müteveffaya ait güncel vukuatlı nüfus kayıt örneğinin dosyaya kazandırılarak başkaca hak sahibi olup olmadığının tespiti gerektiğini, davacılar vekilinin dava dilekçesinde kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesini talep ettiğini, ancak bu talebin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddini, bu talebin kabul görmemesi halinde esastan reddini, kazaya karışan araç sürücülerinin ve müteveffanın kusur durumunun tespiti için Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden ve Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinden kusur raporu alınmasını, tazminat oranı ve miktarının tespiti için Hazine Müşteşarlığı Aktüerler Siciline kayıtlı aktüer bilirkişiden TRH 2010 mortalite tablosunda yer alan verilere göre rapor düzenlenerek gerçek zararın tespit ettirilmesini, aleyhe hüküm kurulacak olması halinde daha önce yapılan ve SGK tarafından yapılan/yapılacak ödemelerin müvekkili şirketin sorumluluğundan tenzilini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davacıların desteği ...'nın 16/06/2009 tarihinde meydana gelen çift taraflı trafik kazası sonucu hayatını kaybetmiş olduğu, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda, kazanın oluşumunda idaresindeki kamyonet ile kavşağa yaklaşırken hızını azaltmayıp ilk geçiş hakkını sağındaki kavşak yolundan gelmekte olan müteveffa idaresindeki motosiklete vermeyen sürücü ...'nin %75 oranında, kavşağa yaklaşırken hızını azaltmayıp dikkatsiz davranan davacıların desteği ...'nın ise %25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, aktüerya bilirkişisinden rapor alındığı, 02/01/2024 tarihli bilirkişi raporu ile ölenin hayattaki anne ve babası da dikkate alınarak mahkemece benimsenen kusur oranına göre TRH 2010 yaşam tablosu kullanılmak suretiyle asgari ücret üzerinden hesaplama yapıldığı, mahkemece bilirkişi raporu Yargıtay kararları ile benimsenmiş verilerin kullanılması ile usul ve yasaya uygun bulunarak benimsendiği, anılan rapor ile davacılardan ... için 93.321,55 TL, davacılardan ... için ise 8.433,30 TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığı, dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuru yapılmış olduğu ve sigorta şirketinin temerrüde düşürüldüğü anlaşılmakla yapılan başvurunun 8 iş günü sonrası olan 28/10/2022 tarihinde faize hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle; "Davanın kabulüne, davacılardan ... için 93.321,55 TL, davacılardan ... için 8.433,30 TL olmak üzere toplam 101.754,85 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 28/10/2022 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine," karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; alacağın zamanaşıma uğradığını, dava konusu alacağın 16.06.2009 tarihinde meydana gelen kaza sonrası vefat eden ...'nın destekleri olduğu iddia edilen davacılar tarafından açıldığını, ilgili alacakların zamanaşımına uğradığını, ilk derece mahkemesince ceza yargılamasının sonucunun tespiti yapılması ve yapılan tespite göre zamanaşımı hususunun irdelenmesi gerektiğini, davacılar tarafından iş bu davadan önce aynı kaza konusu ile alakalı olarak Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1515 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, davacı ...'nın 85.848,03 TL, diğer davacı ...'nın ise 39.151,97 TL tazminata hak kazandığını, bu suretle davacıların başkaca bir tazminat alacağı kalmamasına rağmen mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kusur ve hesap raporunun da hukuka aykırı olduğunu, mahkemece hükme esas alınan hesap raporunda her ne kadar TRH-2010 yaşam tablosuna göre hesaplama yapılsa da hesaplama tekniğinin hatalı olduğunu, davacının bakiye ömrünün yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca TRH-2010 yaşam tablosuna göre belirlenmesi gerekmekte olup raporun tazminat hesaplaması kısmında da %1.8 teknik faiz ve aktüeryal irat formülü kullanılması gerektiğini, ayrıca kabul anlamına gelmemek kaydıyla mağdurun kaza tarihindeki gelir katsayısı, güncel tarihe çekildiğinde 2024 yılı polis maaşlarının üstünde bir gelir verdiğini, bu duruma istinaden müvekkili sigorta şirketi aleyhinde fark bulunduğunu, Yargıtay kararlarında, “Pasif devre zararının hesaplanması sırasında esas alınan ücretin, bir çalışmanın karşılığı değil, ekonomik bir değer taşıyan yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesinin karşılığı olduğu, ücretle fiilen çalışanlara uygulanmak için getirilen asgari geçim indiriminin, ücretli bir çalışmanın söz konusu olmadığı pasif dönem (devre) zararının hesaplanmasında dikkate alınamayacağı açıktır. Zira, asgari geçim indirimi (AGİ), ücretin eki olmadığından, tazminat alacaklarının hesaplanmasına esas ücrete dahil edilemez." denildiğini, müteveffanın davacılara destek olup olmadığı hususunun tespiti gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.
Zamanaşımına ilişkin olarak,
6098 sayılı TBK'nın 49. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, aynı Kanun'un 72. maddesinde haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 2 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerine tabi olduğu düzenlenmiştir.
Buna karşılık 2918 sayılı KTK'nın 109/1 maddesinde, motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak 10 yıl zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Maddenin 2. fıkrasında; "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa" ifadesi ile kanun koyucu taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3.kişi) fiil cezayı gerektiriyor ise uzamış ceza zamanaşımı uygulanacağı ifade edilmiştir.
Yargıtay'ın kapatılan 17. Hukuk Dairesinin (Yeni Daire No:4) yerleşik uygulamalarına göre; Ceza Kanunu'nda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesi sadece eylemin ceza kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmıştır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte, bunun dışında fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. (HGK'nın 5.6.2015 gün 2014/17-2198 2015/1495 sayılı kararı ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir.)
Bu çerçevede somut olayda, eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 85/1 ve 66/1-d maddelerinde öngörülen ceza zamanaşımı süresi 15 yıl olup bu zamanaşımı süresi dikkate alındığında dava tarihinde zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöne ilişen istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
Hesap raporuna ilişkin olarak,
TRH-2010, ... Reasürans Havuzu tarafından 2010 yılında oluşturulmuş bir tarife sistemi olup, kaza tarihi itibariyle yürürlükte olmayan tarife esas alınarak tazminat hesabı yapılması doğru olmamıştır (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05.06.2024 tarih ve 2024/738 Esas, 2024/4711 Karar sayılı ilamı). Bu durumda mahkemece, kaza tarihi itibariyle uygulanması gereken tarifenin PMF Yaşam Tablosu olduğu gözetilerek tazminat hesabı yapılması gerekirken hatalı değerlendirmeler ile sonuca varılması doğru olmamıştır.
Daha önce açılan Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1515 Esas, 2014/831 Karar sayılı dosyasında verilen kararda davacı tarafın destek zararı hesaplanmış olup, talep de müteselsil sorumluluk ilkesine göre olduğundan davacıların toplam zararı söz konusu kararda hesaplanan miktarı aşmamak üzere tespit edilmelidir.
Ne var ki, söz konusu kararda anne ve babaya pay ayrılmadığından sigorta şirketi açısından belirlenen tazminat miktarı bağlayıcı değildir.
Bu durumda önceki hükme esas rapor tarihi itibarıyla geçerli veriler dikkate alınarak ve anne babaya pay ayrılmak ve PMF 1931 yaşam tablosu uygulanmak suretiyle garame hesabı da yapılarak belirlenen tazminata hükmedilmelidir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre istinaf eden davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin sair istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 20/02/2024 tarihli, 2023/10 Esas - 2024/102 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
Kararın kaldırılma sebebine göre, istinaf eden davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin sair istinaf taleplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden davalıya iadesine,
4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine,
5-İİK'nın 36. maddesi gereğince Ankara 1. Genel İcra Dairesinin 2024/16151 Esas sayılı dosyasına yatırılan 205.000,00 TL tutarlı teminat mektubunun YATIRAN TARAFA İADESİNE,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 29/05/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.