T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/513 - 2025/693
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/513
KARAR NO : 2025/693
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/12/2023
NUMARASI : 2021/33 Esas - 2023/896 Karar
DAVANIN KONUSU : Cismani Zarar Nedeniyle Maddi Tazminat
KARAR TARİHİ : 13/05/2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 08/07/2025
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; 06/12/2012 tarihinde davacı ... idaresindeki araca, davalı ... Anonim Şirketi tarafından sigortalı aracın sürücüsü ... idaresindeki aracın, kamyon-kamyonet giremez levhası bulunan bir sokağa girmesi suretiyle, aşırı hızlı olarak çarpması sonucu kaza meydana geldiğini, müvekkilinin kaza nedeniyle yaralandığını, zararlarından davalının sorumlu olduğunu belirterek, bakıcı süresi olmak üzere, geçici iş gücü kaybı için 500,00TL, sürekli iş gücü kaybı için 500,00-TL olmak üzere toplamda 1.000,00TL maddi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davacı vekili yargılamanın ilk celsesinde dava dilekçesindeki talep sonucu bakımından maddi hata düzeltiminde bulunarak davacı ... lehine bakıcı gideri olarak 250-TL, geçici iş göremezlik için 250- TL, sürekli iş göremezlik için 500-TL talepte bulunduklarını beyan etmiş, bu beyan ve tutarlar esas alınarak yargılamaya devam olunmuş, davacı vekili 22/11/2023 tarihli ıslah dilekçesinde ise, sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 162.453,60 TL ve geçici iş göremezlik talebini 573,11 TL olarak ıslah ettiğini beyan etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı itirazında bulunduklarını, başvuru hususunda talep edilen eksik belgelerin müvekkili şirkete iletilmediğinden davanın usulden reddinin gerektiğini, maluliyet ve kusurun tespiti gerektiğini, uzlaşma nedeniyle davacının talep hakkının bulunmadığını, kabul manasında olmamak üzere, dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanabileceğini bildirerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davanın, trafik kazası nedeniyle meydana gelen cismani (bedensel) zararın trafik sigortası (ZMMS) poliçesi kapsamında tazmini istemine ilişkin olduğu, yapılan açıklamalar, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, 06/12/2012 tarihinde, davacının sevk ve idaresindeki araç ile davalıya sigortalı bulunan ve dava dışı sürücünün sevk ve idaresindeki araçların çarpışması ile trafik kazası meydana geldiği, kazanın meydana gelmesinde davacının %75 oranında, ... plakalı araç sürücüsünün %25 oranında kusurlu bulunduğunun anlaşıldığı, davacının sürüş kusuru yanında ayrıca emniyet kemerinin takılı olmadığı savunmasına binaen yapılan değerlendirmede, kaza tespit tutanağı, soruşturma dosya kapsamı ve eldeki dosya kapsamında somut bir delil veya emare bulunmadığı anlaşılmakla davalı tarafından davacının emniyet kemerinin takılı olmaması nedeniyle müterafik kusuru bulunduğu savunmasının yerinde görülmediği, davaya konu kaza nedeniyle davacının Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre sürekli iş göremezlik oranının %53 olduğu, 3 ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığı ve 1 hafta süresince başkasının yardımına ihtiyaç duyduğu, devamlı surette başka birinin bakımına muhtaç olmadığının anlaşıldığı, yapılan açıklamalar ve hükme esas alınan aktüerya raporu doğrultusunda, davacının sürekli iş göremezlik zararının 162.453,60 TL, geçici iş göremezlik zararının 573,11 TL ve bakıcı gideri zararının 54,86 TL olduğu nazara alınarak, ıslah dilekçesi doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle; “1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, sürekli iş göremezlik zararı olarak 162.453,60 TL, geçici iş göremezlik zararı olarak 573,11 TL, bakıcı gideri zararı olarak 54,86 TL olmak üzere toplam 163.081,57 TL maddi tazminatın, 18/01/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin (195,14 TL'lik bakıcı gideri isteminin) reddine,” karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu kazanın 06/12/2012 tarihinde meydana geldiğini, davanın ise 18/01/2021 tarihinde açıldığını, davanın 8 yıllık ceza zamanaşımı süresinden sonra açıldığından reddine karar verilmesi gerekirken esastan verilen kararın hatalı olduğunu, kusur ve maluliyet oranını da kabul etmediklerini, maluliyet raporunun uygun yönetmelik hükümleri çerçevesinde tanzim edilmediğini, ayrıca sürücünün emniyet kemeri takılı olmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, hesaplamanın da TRH/2010 ve 1,8 teknik faiz uygulanmak suretiyle yapılması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak HMK'nın 355. maddesi yapılan inceleme neticesinde;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemidir. Mahkemece, alınan maluliyet raporuna göre, davacının kazaya bağlı yaralanması nedeniyle maluliyet oluştuğundan, alınan kusur ve aktüer hesap raporuna göre davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
1-Davalının maluliyet raporuna yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; haksız fiilden kaynaklanan cismani zarar nedeniyle iş göremezlik zararlarına dayalı maddi tazminat davasında, maluliyet durumunun doğru şekilde tespit edilmiş olması önemlidir. Zarar görenin maluliyet durumunun tespitinde, mahkemece alınan raporlar arasında çelişki bulunması halinde ve taraflarca rapora itiraz edilmesi durumunda raporlar arasında çelişki giderilmeli, yine raporlar arasında çelişki olmasa dahi raporun uygun olmadığına yönelik somut itiraz olması halinde özellikle mevcut yaralanması ve kaza arasında illiyetin yeterince raporda tartışılmadığı durumlarda itiraz değerlendirilmeden karar verilmemelidir. Yine raporun yöntemine uygun şekilde tanzim edilmediği açıkça anlaşılan durumlarda, yöntemine uygun rapor alınmadan, davanın esası hakkında karar verilmemelidir.
Somut olayda, davacı 06/12/2012 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle 06/12/2020 tarihinde, arabulucuya başvurmuş, 18/01/2021 tarihinde arabuluculuğun anlaşamama ile sonuçlanması sonrasında, 18/01/2021 tarihinde dava açtığı anılı tarihler ile pandemi süreci nazara alındığında davalının zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı anlaşılmış, davacı davasında cismani zararlarını davalıdan talep etmiştir. Davacının, kazaya bağlı yaralanması nedeniyle adli tıp uzmanları tarafından tanzim edilen raporda, alternatifli olarak Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Raporları Hakkındaki Yönetmelik ve Çalışma Gücü Kaybı Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre rapor tanzim edilmiş, davacının Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre %57 oranında maluliyetinin meydana geldiği, Çalışma Gücü Kaybı Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre ise maluliyet oranın %53 olacağı mütala edilmiş, mahkemece %53 maluliyet oranına göre alınan rapora göre davanın esası hakkında karar verilmiştir.
Davacının mevcut yaralanmalarının bir kısmı, vücutta araz bırakacak mahiyette olmakla birlikte, meydana gelen arazın çalışma gücüne engel oluşturacak boyutta olup olmadığının alanında uzman bilirkişilerce değerlendirilmesi gerektiğinden (ses kısıklığının kaza ile illiyeti yanı sıra, ses kısıklığı var ise ne ölçüde çalışma gücüne etki edeceği, çalışma gücü kaybına etki edecek ölçüde yoğun olup olmadığı gibi) Adli tıp uzmanları tarafından tanzim edilen rapor bu açıdan karar vermeye elverişli olmadığı gibi, Çalışma Gücü Kaybı Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Hakkındaki Yönetmelik hükümleri uygulanırken, davacının yaşını esas alan "E Cetveli" uygulanmaksızın, hatalı şekilde Yönetmelik uygulandığından, bu açıdan da hükme esas alınan rapor karar vermeye elverişli değildir.
Bu durumda, rapora da itiraz edilmiş olmasına göre, davacının kazaya bağlı yaralanmasına ilişkin tüm tedavi evrakları dosyaya kazandırılarak, mevcut yaralanması konusunda alanında uzmanların da yer aldığı Adli Tıp Kurumu ilgili (2., 3.) İhtisas Kurulu'ndan kaza tarihinde yürürlükte bulunan "Çalışma Gücü Kaybı Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Hakkındaki Yönetmelik" hükümleri gereğince mevcut yaralanmaları nedeniyle vücudunda araz meydana gelip gelmediği, gelmiş ise mevcut arazlarının maluliyetini oluşturacak boyutta olup olmadığı, maluliyetinin meydana gelmesi halinde, maluliyet oranının ve iyileşme süresinin tespit edildiği ve mevcut arazların kaza ile illiyetinin değerlendirildiği rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, gerek yöntem, gerekse de içerik açısından yeterli olmayan maluliyet raporuna göre davanın esası hakkında karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeninden görülerek, yukarıda açıklanan hususlardaki eksiklikler giderilerek, kararın davalı tarafından istinaf edilmiş olması nedeniyle oluşacak usuli kazanılmış haklar da gözetilerek karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 26/12/2023 tarihli, 2021/33 Esas - 2023/896 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
Kararın kaldırılma sebebine göre, davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden davalıya iadesine,
4-İİK'nın 36. maddesi gereğince, Ankara Batı 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2024/486 D.İş - 2024/492 K. sayılı icranın geri bırakılması kararı gereğince, Ankara Batı İcra Dairesi'nin 2024/12203 E. sayılı takip dosyasına depo edilen 330.000,00 TL bedelli teminat mektubunun yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 13/05/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.