T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/448 - 2025/635
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/448
KARAR NO : 2025/635
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/11/2023
NUMARASI : 2022/442 Esas 2023/873 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 06/05/2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 07/05/2025
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 26.06.2007 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde müvekkillerden ...'ın eşi, ... ve ...'ın babası olan 1960 doğumlu ...'ın sürücü konumunda bulunduğu sigortası bulunmayan ... plakalı aracın yapmış olduğu kazada vefat ettiğini, arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alınamadığını, davalı ... Yönetmeliğinin 9. maddesi gereğince 60.000,00 TL teminat sağladığını belirterek, fazlaya ait hakları ve manevi tazminat alacakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilleri için 12.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Yargılama sırasında 19/10/2023 tarihli dilekçesiyle, talebini açıklayarak her bir davacı yönünden kuruşlandırmış ve davacı ... yönünden 50.226,72-TL' ye, ... yönünden 9.773,27-TL'ye çıkartmış, eksik harcı ikmal etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; söz konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, 26.06.2007 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde ...'ın vefat ettiğini, davacılar desteği sürücünün kendi kusuru ile kaza sırasında vefat etmesi sebebiyle TCK’nın 85. maddesi kapsamında cezayı gerektiren bir durum bulunmadığını, dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuru zorunluluğu getirilmediğini, yargılamaya konu tazminat talebinin hukuki dayanağının sözleşmeden değil kanundan kaynaklandığını, bu nedenle davacıların, üçüncü kişi sıfatını haiz olması mümkün olmadığından ... tazminat talep etme hakları bulunmadığını, bildirerek davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, Nusaybin Cumhuriyet Başsavcılığının 2007/1160 soruşturma, 20007/720 sayılı kovuşturmaya yer olmadığı kararı incelendiğinde, bilirkişi raporunda ...'ın 2918 S.Y 84.Md.'de yer alan 52/1-b kuralını ihlal ettiği ve %100 kusurlu olduğunu, ...'ın aracın direksiyon hakimiyetini kaybederek sağ bankete aracı düşürdüğü ve aracın takla attığı, aracının tanker kısmının araçtan ayrıldığı, tanker içindeki mazotun döküldüğü, sürücünün de kamyonun yolcu koltuğunun alt kısmında ezilmiş vaziyette bulunduğunun belirtildiği, 5237 S.TCK 179/2'deki suçun kasıtla işlenen bir suç olduğu, dosya kapsamından kastla hareket edildiğini gösterir bir bulguya rastlanmadığı, şahsın ölmüş olduğu, bu nedenle kovuşturma olanağının bulunmadığı, ayrıca kazanın tek taraflı olarak meydana geldiği, dolayısıyla herhangi bir kişinin kusurundan ve de taksirle öldürmeden söz edilemeyeceği, kazaya sebebiyet verecek başka herhangi bir unsurun da olmadığı,....soruşturma konusu olay bakımından KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA... karar verildiği, Ankara Adli Tıp Kurumu'nun 12/04/2023 tarihli raporunda; "...tüm dosya kapsamı, dava dilekçesi, cevap dilekçesi, kaza tespit tutanağı, olay yeri tespit tutanağı, kaza yeri krokisi incelendiğinde kazanın yukarıda ‘’OLAY’’kısmında açıklandığı biçimde gerçekleştiği anlaşılmış olup aşağıdaki kanaate varıldığı, mevcut verilere göre; müteveffa sürücü ... sevk ve idaresindeki tanker ile gündüz vakti meskun mahal dışında seyri sırasında geldiği olay mahallinde yola gereken dikkatini vermemiş, direksiyon hakimiyetine gerekli önem ve özeni göstermeyip sevk ve idare hatasıyla aracın kontrolünü kaybederek meydana gelen olaya sebebiyet vermiş olup, olayda asli kusurlu olduğu, müteveffa sürücü ...'ın %100 (Yüzde Yüz) oranında kusurlu olduğunun bildirildiği, davalı vekilinin zamanaşımı def'i değerlendirildiğinde, tazminata konu trafik kazasının 26/06/2007 tarihinde gerçekleştiği, trafik kazası neticesinde davacıların desteğinin vefat ettiği, bir kişinin ölümü ile sonuçlanan söz konusu trafik kazasının 5237 sayılı Yasanın 85/1 maddesi kapsamında bir fiil niteliğinde olduğu, TCK 66/1-d maddesinde ön görülen ceza zamanaşımı süresinin 15 yıl olup, bu zamanaşımı süresi dikkate alındığında dava tarihinde 24/06/2022 zamanaşımı süresinin (olay tarihinden dava tarihine kadar geçen sürenin 14 yıl, 11 ay, 29 gün olduğu) dolmadığı değerlendirildiğinde davalı vekilinin zamanaşımı definin reddine karar vermek gerektiği (emsal Yargıtay 17.HD'nin 2020/2063 E., 2021/3301 K. sayılı ilamı), somut olayda, davacı tarafın, desteğinin sevk ve idaresindeki aracıyla tam kusurlu olarak yapmış olduğu trafik kazası sonucunda ölmesi ve kaza tarihinde aracın trafik sigortası bulunmaması nedeniyle davalı ... destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunduğu, yeni Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartlarının 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe girdiği, davaya konu trafik kazası sürücü desteğin tam kusuru nedeniyle 26/06/2007 tarihinde meydana geldiği, ZMMS yeni genel şartlarının ise 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe girdiği, bu durumda davalının sorumluluğunun kapsamı, kaza tarihi itibariyle 01.06.2015 tarihinden önce yürürlükte olan 12/8/2003 tarihli ve 25197 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları’na göre belirleneceğinden, destekten yoksun kalan davacıların zarar gören 3.kişi konumunda bulundukları, davalının 3.kişi konumundaki davacıların destek tazminatı taleplerinden sorumlu olacağı, SGK tarafından mahkemeye gönderilen belgelerle bildirilen peşin sermaye değeri düşüldükten sonra davacılardan ... ve ...'ın desteğin ölümünden kaynaklı taleplerinin yerinde olduğunun değerlendirildiği ve destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin davanın kısmen kabulüne, diğer davacı ... (...) yönünden açılan davanın ise talep edebileceği bir destek tazminatı kalmadığından reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle; "1-Davanın kısmen kabulü ile; davacı ... lehine 50.226,73-TL, davacı ... lehine 9.773,27-TL, olmak üzere toplam 60.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden (24/06/2022) itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine, 2-Davacı ... (...) yönünden açılan davanın reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu kaza 26.06.2007 tarihinde meydana gelmiş olduğundan kaza tarihi üzerinden sekiz yıllık zaman aşımı süresinin geçmiş olduğunu, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, yargılamaya konu tazminat talebinin hukuki dayanağının sözleşmeden değil, kanundan kaynaklandığını, bu nedenle davacıların, üçüncü kişi sıfatını haiz olması mümkün olmadığından ...’ndan tazminat talep etme hakkı bulunmadığını, ... tarafından davacılara tazminat ödemesi yapıldığı takdirde, davacılara zarara sebebiyet veren sürücünün mirasçısı olmalarından dolayı, yapılan ödeme oranında ... tarafından rücu edileceğini, bu nedenle davacıların alacaklı -borçlu sıfatlarının birleştiğini, yargılamaya konu olayda davacıların, YHGK’nın ilgili kararlarında belirtmiş olduğu ‘’üçüncü şahıs’’ sıfatını haiz olmadıklarını, 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiğini, mahkemece hükmedilen alacağa 24.06.2022 tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine karar verildiğini, temerrüt oluşmadığını, gerekli bilgi ve belgeler ile eksiksiz bir başvuru yapılmadığını, müvekkil ile söz konusu araç arasında akdedilmiş bir poliçe bulunmadığını, ticari bir ilişkinin de varlığı söz konusu olmadığını, avans faizine hükmedilemeyeceğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Dava, destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.
Ölümlü kaza nedeni ile uzamış ceza zamanaşımı süresinin 15 yıl olmasına ve söz konusu süre içinde talepte bulunulmuş olmasına göre zamanaşımı define itibar edilmemiştir.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; tek taraflı kaza neticesinde davacıların desteğinin vefat ettiği, işbu destekten yoksun kalma tazminatı davasının ... karşı açıldığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, TBK’nın 53/3. maddesine göre destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişilerin, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği hususunda da herhangi bir ihtilaf yoktur. Murisin trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu halde, aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir (HGK'nın 15.06.2011 gün ve 2011/17-142 E.-411 K. sayılı ilamı). Davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talebine dayanak olarak gösterdikleri zarar; desteğin ölümü sonucunda meydana gelmekle birlikte destek üzerinde doğan bir zarardan ayrı ve salt onun desteğinden yoksun kalınması olgusuna dayalı, mirasçılık sıfatıyla bağlı olmaksızın uğranılabilen bir zarardır. Böyle bir zararın desteğin kendisinin sahip olacağı hakla bir ilişkisi olmadığı gibi, doğrudan destek zararıyla bağlı ve onunla sınırlı bir zarar da değildir. Desteğin ölümü zararı doğuran olay olmakla birlikte, zarar doğrudan üçüncü kişi durumundaki destekten yoksun kalanlar üzerinde oluşmuştur. Buradaki zarar, mirasçıların salt bu sıfatla devraldıkları murislerinin uğradığı ve ondan intikal eden bir zarar da değildir. Destekten yoksun kalma tazminatına konu davacı zararı, desteğin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalan sıfatıyla doğrudan kendisi üzerinde doğan zarardır. Bu zarardan doğan hak desteğe ait olmadığına göre, onun kusurunun bu hakka etkili olması da düşünülemez. Şu hale göre; işleten (veya sürücü) murisin, ister kendi kusuru ister bir başkasının kusuru ile olsun salt ölmüş olması, destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan zarar doğurup bu zarar, gerek Kanun gerek poliçe kapsamıyla teminat dışı bırakılmamış olmakla, davacının hakkına, desteklerinin kusurunun olması etkili bir unsur olarak kabul edilemez ve destekten yoksunluk zararından kaynaklanan hakkın sigortacıdan talep edilmesi olanaklıdır. Somut uyuşmazlıkta da, davacıların desteği, tam kusuru sonucu meydana gelen tek taraflı trafik kazası sonucu vefat etmiş, davacılar, destekten yoksun kalan sıfatıyla, zorunlu mali sorumluluk sigortacısını hasım göstererek, destekten yoksun kalmaya dayalı tazminat isteminde bulunmuşlardır. 26.06.2007 tarihinde meydana gelen kaza bakımından, davacılar burada üçüncü kişi konumunda olduğu gibi, yakınlarının uğradıkları destek zararlarının trafik sigortacısının sorumluluğu kapsamı dışında kaldığına ilişkin Kanunda ve Eski Genel Şartlarda açık bir düzenleme bulunmadığı da anlaşılmaktadır.
Davacının uğradığı zarara bağlı olarak talep ettiği hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olmayıp, bilimsel ve yargısal içtihatlarda kabul edildiği üzere destekten yoksun kalanın şahsında doğrudan doğruya doğan, asli ve bağımsız bir talep hakkıdır. Davacının ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtığı, ölüm nedeniyle doğrudan davacı üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacıya yansıtılamayacağı, dolayısıyla tam kusurlu araç sürücüsünün ve onun eylemlerinden sorumlu olan işletenin kusurunun, işletenin ve sürücünün desteğinden yoksun kalan davacıyı etkilemeyeceği, KTK ve kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı sigorta şirketi, işletenin ve dolayısıyla sürücünün üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve destekten yoksun kalan davacı da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğuna göre, sigorta şirketi zararın tamamından sorumlu olacağından, davacı sigorta şirketinden, somut olayda ... destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecektir (Yargıtay 4. HD 2021/10040 E. - 2023/2123 K., 2021/5734 E. - 2021/6331 K, YHGK’nın 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 Esas - 411 Karar; YHGK’nın 22.2.2012 gün 2011/17-787 Esas, 2012/92 Karar; YHGK., 16.01.2013 gün, 2012/17-1491 Esas - 2013/74 Karar...). Açıklanan nedenlerle, somut olayda davacıların davalıdan talepte bulunabileceği açık olmakla, mahkemenin bu yöndeki kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Karayolları Trafik Kanunu’nun 91. maddesi uyarınca, aynı Kanun'un 85. maddesinde belirtilen, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olması durumunda, poliçe limiti dahilinde işletenin sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırılması zorunludur.
Türk Ticaret Kanunu’nun 1425. maddesine göre sigorta poliçesi, tarafların haklarını, temerrüde ilişkin hükümler ile genel ve varsa özel şartları içerir.
Yeni Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Genel Şartların C.10. maddesi ile 12/08/2003 tarihli ve 25197 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları yürürlükten kaldırılmıştır. Yeni genel şartlar C.11 maddesine göre, genel şartlar yürürlük tarihi olan 01/06/2015 tarihinden sonra akdedilmiş sözleşmelere uygulanacaktır.
Kaza tarihi itibari ile, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırılmamış olması nedeniyle Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesi gereği, zorunlu mali sorumluluk sigortasının kaza tarihindeki limitleri dahilinde işletenin üçüncü kişilere karşı sorumluluğunu ... karşılayacaktır. Güvence Hesabının sorumluluğunun kapsamı davaya konu 26.06.2007 tarihli trafik kazasına göre yürürlükte bulunan genel şartlara göre belirlenecektir.
Somut olayda, kazanın 26.06.2007 tarihinde meydana geldiği, Yeni genel şartlar 01.06.2015 tarihinde, Karayolları Trafik Kanunu'nun 92. maddesinde değişiklik yapan Yasa ise 26.04.2016 tarihinde yürürlüğe girdiğinden kaza tarihi itibariyle eski genel şartlar yürürlükte bulunmaktadır. Davacının ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açmış olması, ölüm nedeniyle doğrudan davacı üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacıya yansıtılamayacağına, dolayısıyla araç sürücüsünün veya işletenin tam kusurlu olmasının onun desteğinden yoksun kalan davacıyı etkilemeyeceğine ilişkin HGK'nın 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 Esas-411 Karar, HGK'nın 22.2.2012 gün 2011/17-787 Esas - 2012/92 Karar, HGK'nın 16.01.2013 gün, 2012/17-1491 Esas-2013/74 Karar sayılı ilamları uyarınca davacıların destekten yoksun kalma tazminat talebinin kabulüne karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık yoktur.
Faiz türüne ilişkin olarak, aracın tanker olduğu ve ticari kullanımın bulunduğu anlaşılmakla, avans faize hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, TRH-2010, Türkiye Reasürans Havuzu tarafından 2010 yılında oluşturulmuş bir tarife sistemi olup, kaza tarihi itibariyle yürürlükte olmayan tarife esas alınarak tazminat hesabı yapılması doğru olmamış ise de (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05.06.2024 tarih ve 2024/738 Esas, 2024/4711 Karar sayılı ilamı) hesaplanan tazminat miktarı ve poliçe limiti gözönüne alındığında bu husus sonuca etkili bulunmadığından kaldırma sebebi sayılmamıştır.
Bu gerekçelerle, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde ve oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.098,60 TL karar harcından peşin alınan 1.452,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.642,00 TL harcın istinaf eden davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 06/05/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.