T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/391 - 2025/653
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/391
KARAR NO : 2025/653
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/02/2024
NUMARASI : 2023/414 Esas - 2024/109 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 06/05/2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 20/06/2025
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; 13/10/2015 tarihinde davalı Şirkete Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalı, çekici ile ona bağlı yarı römork ile müvekkilinin sevk ve idaresindeki kamyonun karışmış olduğu trafik kazasında müvekkilinin ağır şekilde yaralanması ile geçici ve kalıcı iş göremezlik halinin oluştuğunu, olayın meydana gelmesinde davalı Şirkete sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, müvekkilinin maddi zararının karşılanması için davalı Şirkete yapılan başvuru sonucunda 7.680,00-TL ödeme yapılmış ise de, yapılan ödemenin müvekkilinin maddi zararını karşılamaktan uzak ve yetersiz olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 50,00 TL daimi iş göremezlik, 25,00 TL geçici iş göremezlik, 15,00 TL tedavi gideri, 10,00 TL bakım gideri olarak 100,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden, bu talep kabul görmediği takdirde ödeme tarihinden itibaren yürütülecek en yüksek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak dava değerini geçici işgöremezlik+maluliyet zararı için 54.256,61.-TL, bakım gideri için 1.547,00.-TL, tedavi gideri alacağı için 5.047,00.-TL olmak üzere 61.850,61 TL olarak ıslah etmiştir.
Davacı vekili 19/03/2021 tarihli talep artırım dilekçesi olduğunu beyan ettiği dilekçesi ile; bilirkişi raporunun aleyhe hususlarının reddi ile geçici işgöremezlik tazminatı 10.190,27 TL, daimi iş göremezlik tazminatı 79,318,67 TL, bakıcı gideri 2.547,00 TL tedavi gideri alacağı ise 5.047,00TL olmak üzere toplam 97.102,94 TL olarak taleplerini artırdıklarını beyan etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıya maluliyeti nedeniyle 15/07/2016 tarihinde %100 kusur ve %4 maluliyet oranları esas alınarak 7.680,00 TL ödeme yapıldığını, bakiye zarar hesaplaması yapılması halinde hesaplamada ödeme tarihindeki verilerin esas alınması gerektiğini, davacının olay nedeniyle meydana gelen maluliyet oranının tespiti yönünden Adli Tıp Anabilim Dalı 3. İhtisas Dairesi'nden veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı Bölümü'nden rapor alınması gerektiğini, tedavi giderlerinin 6111 sayılı Yasa gereği SGK’ın sorumluluğunda olduğunu, geçici iş göremezlik döneminin tedavi giderleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, bakım gideri yönünden davacının %100 maluliyeti oluşmadığı gibi, geçici iş göremezlik döneminde gelir kaybı dışında her hangi bir hesaplama yapılmaması gerektiğinin yüksek yargı kararlarında benimsendiğini bildirerek, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesi tarafından daha önce verilen 16/06/2021 tarihli, 2016/613 E. 2021/540 K. sayılı kararın davalı ve davacının istinaf başvurusu üzerine, Dairemiz 10/05/2023 tarihli, 2022/926 E. 2023/701 K. sayılı kararı ile davacı lehine kaldırılması sonrasında mahkemece yeninden yapılan yargılama neticesinde; davanın trafik kazasına dayalı olarak daimi ve geçici iş gücü kaybı tazminatı ile bakım gideri tazminatı ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri istemine ilişkin olduğu, davalı tarafın %100 kusuru ile meydana gelen kazada, davacının Hacettepe Üni. Tıp Fatültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın 23/03/2017 tarihli Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü ...Yönetmeliği uyarınca davacının çalışma gücü kaybının %23.2, 9 ay süre ile geçici iş göremez halde kaldığının ve 2 ay bakıma ihtiyaç duyduğunun belirtildiğinin görüldüğü, aynı Üniversiteden alınan 25/02/2020 tarihli raporda, "... Özürlülük Ölçütü .. Yönetmeliğine göre 13/10/2015 tarihli trafik kazasına bağlı kişinin toplam bedensel özür oranın %14 olduğunun, tıbbi iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceğinin, tedavi süresince 2 ay bakıcıya ihtiyaç duyduğunun" belirtildiği, mahkemece daha önce davanın kısmen kabulüne karar verilmiş iken, kararın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kaldırılması sonrasında, yeniden alınan hesap raporunda, davacının 9 ay süre ile iş göremezlik halinde kalmış olması, %14 oranında maluliyetine ve 2 ay süre ile bir başkasının bakımına muhtaç olması durumuna göre uğradığı geçici iş göremezlik zararının 10.190,27 TL, maluliyet zararının 263.321,95 TL, olmak üzere 273.512,22 TL, davalı Şirketçe yapılan ödemenin güncel değerinin (7.680,00 x 9 : 36500 x 2768 + 7.680,00) 12.921,76 TL olup, mahsubu halinde davacının 260.590,46 TL daimi ve geçici iş göremezlik tazminatı, 2.547,00 TL bakım zararı, 5.047,00 TL tedavi gideri tazminatına hak kazandığının belirtildiği, davacı vekilinin 06/06/2018 tarihli bedel artırım dilekçesi ile alacaklarını belirli hale getirdiği, 19/03/2021 tarihli ıslah dilekçesiyle ise, daimi iş gücü kaybı talebini 79.318,67 TL'ye, geçici iş gücü kaybı tazminatını 10.190,27 TL'ye, bakım giderini 2.547,00 TL'ye, tedavi gideri talebini 5.047,00 TL'ye yükselttiği, Ankara 35.Hukuk Dairesi'nin 2022/926 E. - 2023/701 K. sayılı ilamı uyarınca alınan aktüer bilirkişi ek raporu üzerine 12/02/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile daimi iş göremezlik tazminatı talebini 250.400,19 TL'ye yükseltmiş ise de, derdest davada HMK 176/2 maddesi uyarınca yalnızca bir kez ıslah yoluna gidilebileceği, bu itibarla davacı tarafın 12/02/2024 tarihli ıslah dilekçesine itibar edilemeyeceği gerekçesiyle; "Davacının davasının kabulüne, 10.190,27-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 79.318,67-TL daimi iş göremezlik tazminatı, 2.547,00-TL bakım gideri, 5.047,00-TL tedavi gideri olmak üzere toplam 97.102,94-TL'nin önce ki ödeme tarihi olan 15/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine," karar verilmiş, karar davacı vekil ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, Bölge Adliye Mahkemesi kararı gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırıldığını ve yeniden mahkemece rapor alındığını, rapor doğrultusunda kararı ıslah ettiklerini, yerel mahkemenin davada yalnızca bir kez ıslah yoluna gidilebileceğinden taleplerinin reddine karar verdiğini, davanın kaldırma veya bozma kararından sonra birkez daha artırabileceğini, davada talebin 06/06/2018 tarihi itibariyle 61.850,61 TL olarak belirlenmiş iken 19/03/2021 tarihinde 97.102,94 TL olarak artırdıklarını, BAM kaldırma kararından sonrada bir kez daha ıslah hakları olduğunu, aksi durumda davanın belirsiz alacak davası olması nedeniyle ileride ek dava açma imkanlarının da bulunmayacağını, bu nedenle bozma sonrası da kararın ıslah edilebileceği kabul edilerek karar verilmesini talep ettiklerini, hesaplamanın Progresif Rant Yöntemi uygulanarak, Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre yapılması gerektiğini, hesaplamadaki gelirin de gerçek geliri yansıtmadığını, bilirkişi raporunun aleyhe olan kısımlarını kabul etmediklerini, muhtemel yaşam süresinin 75-80 yıl olması gerektiğini, temerrüt tarihinin dava tarihi kabul edilmesinin hatalı olduğunu, davalının daha önce temerrüde düşürüldüğünü, yargılama giderlerinin usulüne uygun tespit edilmediğini, hatalı hesaplama yapıldığını, her bir maddi tazminat kalemine de ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini, belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacı emniyet kemeri takmadığından müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, kaza tespit tutanağında bu hususun açıkça belirtilmesine rağmen indirim yapılmamış olmasının hatalı olduğunu, davacının tüm zararının davalı tarafından karşılandığını, 15/07/2016 tarihinde 7.680,00 TL tutarında ödeme yapıldığını ve sorumluluklarının sona erdiğini, ödeme tarihinden itibaren avans faizinin hatalı olduğunu, eylemin haksız fiil olduğunu, ıslah edilen kısma ancak ıslah tarihinden itibaren faiz talep edilebileceğini, faiz başlangıcının bu nedenle hatalı olduğunu, ayrıca faizin de ilk ödeme tarihinden itibaren değil, dava tarihinden itibaren olması gerektiğini, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderlerinden sorumlulukları bulunmadığını, ayrıca davacının bakıcı gideri yaptığını da kanıtlaması ve bakım ücretinin de brüt asgari ücretten hesaplanmaması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasın istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemidir. Mahkemece, davacının davada ikinci kez verdiği ıslah dilekçesinin usulüne uygun bir dilekçe olmadığından, Dairemizce verilen kaldırma kararından önceki ıslah dilekçesi çerçevesinde davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
1-Davacı vekilinin görülmekte olan davada, daha önce ıslah edilmiş olsa dahi bozma ya da kaldırma kararından sonra yeniden ıslah hakkının olduğuna yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde;
Hukukumuzda, hukuk yargılamasında davanın dava dilekçesindeki vakalar ve talep sonucu çerçevesinde görüleceği ve uyuşmazlığın bu çerçevede çözülmesi gerektiği kabul edildiğinden, iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı kabul edilmiştir.
Yazılı usule tabi davalarda, HMK'nın 141. maddesinde; "(1) (Değişik:22/7/2020-7251/15 md.) Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez.
(2) İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır. ", basit usule tabi davalarda ise, HMK'nın 319. maddesinde iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı; "(1) İddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı dava açılmasıyla; savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar." denilmiştir. Dolayısı ile Kanun'da sayılan istinaslar haricinde taraflar hukuk yargılamasındaki iddia ve savunmaları yanı sıra taleplerini HMK hükümleri çerçevesinde ileri sürerek haklılığını ispatlayabilir. Bu çerçevede, iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesinin istinası olarak düzenlenen ıslah hakkını düzenleyen HMK'nın 176. maddesinde; " (1) Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir. (2) Aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir." denilerek, davanın sadece bir kez ıslah edilebileceğini düzenlemiş, HMK'nın 177. maddesinde ıslahın tahkikat aşamasına kadar yapılabileceği, belirli koşulların varlığı halinde bozma ya da kaldırma kararından sonra ıslahın mümkün olacağı düzenlenmiştir. Kararın bozulması ya da istinaf incelemesi ile kaldırılması halinde davanın ilk derece mahkemesinde yeninden görülmesi ayrı bir dava olmayıp, aynı dava olduğundan, HMK'nın 177. maddesi de, HMK'nın 176. maddesinde davada bir kez ıslah yoluna başvurulabilme hakkının istinası olmadığından, HMK'nın 176. maddesi düzenlemesi karşısında davanın öncesinde ıslah edilmesi durumunda, kaldırma kararından sonra yeninden ıslah hakkının doğmayacağı izahtan varestedir.
Diğer yandan, davanın belirsiz alacak davası olması durumundan HMK'nın 107. maddesinde; "(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.
(2) (Değişik:22/7/2020-7251/7 md.) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir.
Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır." denilerek, yapılacak belirlemenin tam ve kesin olacağı açıklanmıştır. Yargıtay içtihatları ile de kabul edildiği üzere, davacının belirsiz alacak davası açmış olması halinde alacağını "tam ve kesin olarak belirlediği, ya da belirlemiş sayıldığının kabulü gerektiği" durumda dahi, davayı, dolayası ile talep sonuç kısmını ıslah etme hakkı bulunduğundan, alacak miktarının belirlenmesinden sonra ancak "bir kez" davayı ıslah hakkı olacaktır. Kararın bozulması yahut kaldırılması yeniden ıslah hakkı vermeyecektir.
Bu durumda somut uyuşmazlığı bakıldığında, ilk derece mahkemesi tarafından daha önce verilen karara yönelik istinaf sebepleri ve HMK'nın 141/son maddesi çerçevesinde, usuli kazanılmış haklar da gözetildiğinde, davacı vekili 06/06/2018 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 61.750,61 TL olarak belirlemiş, 19/03/2021 tarihli talep artırım dilekçesi olduğunu beyan ettiği dilekçesi ile tazminat alacağını 97.102,94 TL olarak belirlemiştir. Akabinde Mahkemece 97.102,94 TL talep üzerinden yapılan yargılamada davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine kararın davacı ve davalı tarafın (dava değerine yönelik bir istinaf sebebi ileri sürülmeksizin) istinaf talebi üzerine Dairemizce kararın kaldırılması sonrasında yeniden alınan rapor üzerine, davacı vekili tarafından, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararından sonra yeniden ıslah dilekçesi verilmek suretiyle diğer talepleri aynı kalmak üzere sürekli iş göremezlik talebini 250.400,19 TL'ye yükseltmiş, mahkemece HMK'nın 176/2 maddesi gereğince ikinci kez verilen dilekçe nazara alınmaksızın davanın esası hakkında karar verilmiştir.
HMK'nın 141, 176/2 maddesi nazara alındığında, davalının da bu hususta açık muvafakati de olmaması karşısında, mahkemece verilen karar usul hükümlerine, yargıtay içtihatlarına uygun olduğundan davacı vekilinin buna ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmüştür.
2-Davacı vekili, müvekkilinin çalışma gücü kaybının azalmasının "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemeleri Yönetmeliğine" göre belirlenen maluliyete göre belirlenmesi gerekiğini ileri sürmüş ise de, maluliyet durumunun tespitine esas alınan rapor, kaza tarihi itibariyle Yargıtay 4. Hukuk Dairesi ve HGK kararları ile kabul edilen yönetmeliğe uygun olduğundan, davacının maluliyet raporuna yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.
3-Davacı vekili, genel ifadelerler hesap raporuna, gelire, yaşam süresine, yargılama giderine vs. itiraz etmiş ise de, yapılan itirazların, bir kısımının dosya ile ilgisinin bulunmamasına (hesaplamanın istinaf ile yapılması istenilen şekilde yapıldığı halde farklı yapılmış gibi istinaf konusu edilmesinin sebebinin anlaşılmaması, TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre yaşam süresi belirlenmesi gerektiği yönelik istinafına ve hesaplama da buna göre yapılarak muhtemel yaşam süresi 74 yıl 9 ay 25 gün olmasına rağmen, hiç bir veriye dayanmaksızın farazi olarak kişilerin daha uzun yaşayabileceğinden bahisle 75-80 yıl yaşayacağı gibi), yine hata olarak gösterilen hususların soyut nitelikte olmasına ve hata olarak belirtilen hususlarda tespit edilebilir bir yanlışlık bulunmamasına (yargılama gideri, hesap raporu, dava yığılması olan bir davada her bir maddi tazminat kalemi için ayrı vekalet ücreti talebi gibi yasal dayanağı bulunmayan sebepler, mahkemece temerrüdün davadan önce gerçekleştiği kabul edildiği halde kabul edilmemiş gibi istinafı vs) göre, davacının dosyadan bağımsız olarak genel ifadelerle ileri sürdüğü, hata ve yanlışlara için açıklama içermeyen istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.
4-Davalı vekilinin istinaf sebeplerinin incelenmesinde; davalı vekili müterafik kusur nedeniyle indirim yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de; davacının yaralanmasının mahiyeti de gözetildiğinde davacının zararının artmasına etki edecek müterafik kusuru bulunduğunun kanıtlanmamasına, davalının daha önce %4 maluliyet çerçevesinde yaptığını beyan ettiği ödemenin mevcut özür durumuna göre davacının zararını karşılamayacağının anlaşılmış olması karşısında bakiye zarardan sorumlu olacağına, kazaya karışan aracın ticari kullanımı nazara alındığında avans faizinin uygun olmasına, davalının temerrüdünün davadan önce gerçekleşmiş olmasına göre ilk ödeme tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmiş olmasında isabetsizlik olmamasına, davacının bakıcı gideri ve geçici iş görmezlik zararlarından sorumluluğunun olmasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
4-Davalı vekilinin bakıcı giderine yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; davacı vekili haksız fiil kapsamında bakıcı giderine ilişkin zararlarını da TBK'nın 54, KTK'nın 91 ve 92. maddeleri çerçevesinde zarar verenden ve bu zararların KTK'nın 98. maddesi kapsamında olmaması nedeniyle ZMMS sigortası kapsamında sigorta şirketinden talep edebilir. Ancak bu kapsamda hükmedilecek tazminat kalemleri farklı adlarda hüküm altına alınarak sebepsiz zenginleşmeye ve haksız ödemelere neden olunmamalıdır.
Somut olayda, davacının bakıcı gideri, hem aktüer bilirkişi tarafından bakıcı gideri olarak hesaplanmış, hem de doktor bilirkişi tarafından tedavi giderleri kapsamında hesaplanmış, yargılama sonucunda bu miktarlar hem bakıcı gideri, hem de tedavi gideri kapsamında hüküm altına alınarak, davacının sebepsiz zenginleşmesine neden olacak şekilde mükerrer bakıcı gideri ödenmesine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi tarafından daha önce verilen karar, bakıcı giderine yönelik olarak davalı tarafından istinaf edildiğinden, kaldırma kararı sonra verilen karar açısından, bu husus usuli kazanılmış hak oluşturmayacağından, mükerrer bakıcı giderine hükmedilmiş olması yerinde olmadığından, davalının bakıcı giderine yönelik istinaf sebebi bu nedenle yerinde görülmüştür.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, göre; davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin reddine, davalı vekilinin yukarıda 4 no'lu ara kararda yazılı nedenlerle istinaf başvurusunun kabulüne, mahkemece yapılan hata nedeniyle yeniden yargılamaya ihtiyaç duyulmamasına göre ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, ilk derece mahkemesi kararının düzeltilerek yeniden hüküm tesisine, buna göre ilk derece mahkemesi kararında hüküm altına alınan 5.047,00 TL tedavi giderinden, mükerrer hesaplanan 2.547,00 TL bakım giderinin mahsubu ile tedavi gideri 2.500,00 TL olarak düzeltilerek, diğer kalemler yönünden ilk derece mahkemesi kararında kesinleşen yönler korunarak, davanın kısmen kabulü ile aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
I-Davacı vekilinin yerel mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
II-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 21/02/2024 tarihli, 2023/414 Esas - 2024/109 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,
HMK'nın 353/1-b-2.maddesi uyarınca esas hakkında yeniden karar verilmesine, buna göre;
1)Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, 10.190,27-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 79.318,67-TL daimi iş göremezlik tazminatı, 2.547,00-TL bakım gideri, 2.500,00-TL tedavi gideri olmak üzere toplam 94.555,94-TL'nin önce ki ödeme tarihi olan 15/07/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 6.459,12 TL harçtan, dava açılışında alınan 29,20 TL peşin harç ile yargılama sırasında yatırılan 915,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 944,20 TL harcın düşülmesi ile eksik alındığı anlaşılan 5.514,92 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
Davacı tarafından yatırılan ve karar ilam harcından mahsup edilen 29,20 TL peşin harç ve 915,00 TL toplam ıslah harcının, davalından alınarak davacıya verilmesine,
3)Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu 29,20 TL başvurma harcı, 353,50 TL tebligat ücreti, 1.200,00 TL bilirkişi ücreti, 96,85 TL posta gideri, 2.282,50 TL diğer giderler olmak üzere toplam 3.962,05 TL yargılama giderinin davada ret ve kabul oranına göre 3.858,13 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Fazlaya ilişkin giderin davacı üzerinde bırakılmasına,
4) Davacının yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, reddedilen miktar üzerinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre 2.547,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6) Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avansının HMK'nin 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi dikkate alınarak yatıranlara iadesine,
İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN
III-İstinaf talebi reddedilen davacıdan alınması gerekli 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 187,80 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
IV-İstinaf talebi reddedilen davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
V-İstinaf talebi kabul edilen davalıdan alınan istinaf karar harcının isteği halinde davalı tarafa iadesine,
VI-İstinaf talebi kabul edilen davalı tarafından istinaf başvurusu nedeniyle yapılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının, davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
VII-HMK'nın 333.maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
VIII-Kararın taraflara usulüne uygun şekilde tebliğine,
Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 06/05/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.