T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/382 - 2025/652
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/382
KARAR NO : 2025/652
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/12/2023
NUMARASI : 2023/416 Esas 2023/850 Karar
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
KARAR TARİHİ : 06/05/2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 18/06/2025
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; 02.05.2019 tarihinde, davalı tarafından ZMMS ile sigortalı aracın karıştığı trafik kazası sonucu müvekkili ...'nin ağır şekilde yaralandığını, Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 08.10.2021 tarihli Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen raporda, müvekkilinin engel oranının %97 olduğunun ve devamlı surette başkasının yardım ve bakımına muhtaç olduğu tespit edildiğini, davalının 360.000,00 TL bakıcı gideri teminatı sağladığını, teminat limiti dahilinde müvekkilinin zararının karşılanması gerektiğini, müvekkilinin sürekli iş göremezlik tazminatının tahsili amacıyla Kilis 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/522 E. - 2021/420 K. sayılı dosyasında görülen davada kusur ve maluliyet raporu alındığını, müvekkilinin devamlı surette başkasının yardım ve bakımına muhtaç olduğunun tespit edildiğini, bakıcı giderinin davalı şirket tarafından hesaplanabilecek nitelikte olduğunu, tazminata esas tüm hususların bilindiğini, sigorta şirketinin poliçe teminat tutarı olan 360.000,00 TL ve ferileri ile sorumlu olduğunu, müvekkili tarafından bakıcı giderinin tahsili için Ankara 17. İcra Müdürlüğünün 2022/21009 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalı şirketin borca itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, davalı şirketin itirazının iptaline ve takibin devamına, dava konusu alacağın % 20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde; kazaya karışan aracın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunduğunu, sorumluluklarının şahıs başına azami poliçe limiti ve sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirketin bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik talebinden kaynaklanan sorumluluğunun bulunmadığını, 6111 sayılı yasa uyarınca trafik kazası sebebiyle doğacak tüm tedavi gideri ile bu kapsamda yer alan geçici iş göremezlik taleplerinin SGK tarafından karşılanacağını, alacaklının müvekkili şirket nezdinde tahakkuk etmiş herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını, itiraza konu alacağın mevcudiyeti ve miktarının tespitinin yargılamaya muhtaç olduğunu, bu sebeple itiraz edildiğini, müvekkili şirket tarafından yapılan incelemede davacının talebinin teminat kapsamında olmadığının belirlendiğini, icra inkar tazminatına hükmedilmemesini talep ettiklerini belirterek, davanın reddine istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın, bakıcı gideri tazminatı istemi ile yapılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davası olduğu, davacının icra takibinde 360.000,00 TL asıl alacak (bakıcı gideri) yanında, 33.909,04 TL işlemiş yasal faizini de istediği, icra takibi konusunun toplam 393.909,04 TL olduğu, Sigorta Şirketinin poliçe limiti ve sigortalının kusuru oranında sorumlu olduğu, Kilis 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/522 E. sayılı dosyasında alınan 01.02.2021 tarihli raporda, davalı ... Sigorta A.Ş'ye Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigortalı ... plakalı motosiklet sürücüsü ...'in kazanın oluşumunda % 25, yaya ...'nin ise %75 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, Adli Tıp raporu ile davacının daimi maluliyet oranının %97 olarak belirlendiği, tarafları ve konusu aynı olan dava kesin delil niteliğinde olduğundan bu konuda yeni rapor alınmasına gerek görülmediği, aktüer bilirkişiden hesap raporu alındığı, aktüer bilirkişi tarafından hazırlanan raporda, kaza tarihinde 5 yaşında olan davacının TRH- 2010 (Kadın) yaşam tablosuna göre kalan muhtemel ömrü sonuna kadar, yaşam boyu bakıcı gideri hesaplandığı, hesaplama sonunda 02.05.2019 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu % 97 oranında malul olan ve % 75 oranında kusurlu olduğu tespit edilen davacı ... için 790.230,46 TL yaşam boyu bakıcı gideri yönünden maddi tazminat hesaplandığı, limit ile sınırlı olarak zararını talep edebileceği, davacının temerrütü nedeniyle takip tarihine göre işlemiş faiz talep edebileceği, %9 yasal faiz hesap edildiğinde takip ödeme emrinde yer alan 33.909,04 TL işlemiş faiz talep edilebileceğinin hesaplandığı, bakıcı gideri teminat kapsamında olduğundan itirazın iptaline karar vermek gerektiği, davacının icra inkar tazminatı talebi bakımından ise, İİK'nın 67/2. maddesi gereği yapılan incelemede zarar miktarı bilirkişi incelemesi gerektirdiğinden likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebi kabul edilmediği gerekçesiyle; “1)Açılan davanın kabulü ile; Davalının Ankara 17. İcra Md 'nün 2022/21009 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, Yasal şartlar oluşmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine,” karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; bakıcı giderinin teminat kapsamında olmadığını, maluliyet raporunun da hüküm kurmaya elverişli olmadığı yüksek olarak belirlendiğini, davacının %99 maluliyetinin olduğunun kabul edilemez olduğunu, ATK’dan kusur rapor alınması gerektiğini, dosyada tedavi evrakları bulunmadığından, tedavi evrakları getirilerek rapor alınması gerektiğini, bakıcı giderine ilişkin hesaplamanın Genel Şartlara göre yapılması ve raporun ATK'dan alınması gerektiğini, ceza dosyasında uzlaşma olup olmadığının araştırılması gerektiğini, faizin de, tahkim başvuru tarihinden itibaren hesaplanması ve yasal faiz olması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İstinaf talebinde bulunan davalı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, kamu düzenine aykırılıklar resen gözetilerek, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle bakıcı giderine ilişkin maddi tazminat istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemidir. Yerel Mahkeme tarafından davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı olduğu anlaşılan davacının yaralanması nedeniyle maddi tazminat talep edilmiş, yerel mahkeme tarafından davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Türk Hukuku'nda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tabi tutulmamıştır. Ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (MÖHUK) 48. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır.
Öte yandan Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nın 114/1-ğ maddesi uyarınca, teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi dava şartlarındandır. Bu itibarla mahkemece verilen kesin süre içinde teminat yatırılmaz ise anılan hüküm uyarınca dava şartı eksikliğinden dava reddedilir.
MÖHUK’un 48/2 maddesinde ise; “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar.” hükmü yer almaktadır.
Buna göre hâkim, yabancı davacının vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, Kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir.
Söz konusu anlaşmalardan biri de 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi olup anılan Sözleşme’nin 17. maddesinde âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir.
Yine, "Yabancıların Türkiye’ye girişleri, Türkiye’de kalışları ve Türkiye’den çıkışları ile Türkiye’den koruma talep eden yabancılara sağlanacak korumanın kapsamına ve uygulanmasına ilişkin usul ve esasları" düzenleyen 5484 Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 88. maddesinde; "(1)Uluslararası koruma statüsü sahibi kişiler, karşılıklılık şartından muaftır. (2) Başvuru sahibine, başvurusu reddedilen veya uluslararası koruma statüsü sahibi kişilere sağlanan hak ve imkânlar, Türk vatandaşlarına sağlanan hak ve imkânlardan fazla olacak şekilde yorumlanamaz." düzenlemesi getirilmiş ise de, ilgili düzenlemede aynı Yasa kapsamında, "geçici koruma" kapsamında bulunanların istifade edebilmesi "uluslararası koruma statüsünde" olması halinde mümkün görülmektedir.
Eldeki dosyada, davacının Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı olup, dosya kapsamından, mahkemece davacının teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığı hususunda, hükme dayanak oluşturacak nitelikte bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. 5718 sayılı Kanun’un 48. maddesinin ikinci fıkrasında, dava açanın karşılıklılık esasına göre, teminattan muaf tutulabileceği düzenlendiğinden öngörülen teminat hususu resen gözetilmelidir.
Nitekim, davacı tarafından sürekli iş göremezlik, bakıcı gideri ve manevi tazminat istemli olarak Ankara 31. Asliye Hukuk Mahkemesine açılan ve Dairemizde istinaf incelemesinde olan sürücü ve işleten hakkında açılan davada teminat alınmak suretiyle davaya devam edildiği görülmüştür.
Bu sebeple ilk derece mahkemesi tarafından, öncelikle davacının statüsü belirlenerek teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa, HMK'nın115/2. maddesi gereğince teminatın yatırılması için kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması hâlinde istemin usulden reddine, yatırılması hâlinde ise dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken doğrudan işin esasına girilmesi doğru değildir.
Kabule göre ise, davalı vekilinin kusura yönelik istinaf sebeplerinin incelemesinde; aynı taraflar arasında daha önce görülen davadan sonra, dava konusu edilmeyen talepler açısından yeninden açılan davada, ilk davada tespit edilen kusur oranı kuvvetli delil ise de, kesin delil değildir. Dolayısı ile kusur oranına yönelik itirazlar olması durumunda, önceki kararda kusur oranı kesinleştiğinden bahisle kusur durumuna yönelik itirazlar değerlendirilmeden karar verilmemelidir.
Öte yandan Sigorta Şirketi KTK'nın 91. maddesi gereğince işletenin sorumlu olduğu zararlardan sorumluluğu üstlendiğinden, işleten ve sürücü hakkında da aynı tazminat talepleri açısında dava açılmış ise, mahkemelerin görev ve sıfatı nedeniyle ayrı mahkemelerde görülmesi gereken davalarda, işletenin sorumluluğunu üstlenen sigorta şirketi, ancak kusuru ile sınırlı olarak sorumlu olabileceğinden kusur raporları arasında çelişki olması halinde söz konusu kusur oranları arasındaki çelişki giderilmeden davanın esası hakkında karar verilmemelidir.
Somut olayda, aynı tazminat talebini de kapsar şekilde (bakıcı giderini), sürücü ve işleten hakkında Ankara 31. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/331 E. 2025/336 K. sayılı dosyası ile maddi tazminat davası açıldığı, mahkemece verilen karar henüz kesinleşmemiş ve istinaf aşamasında ise de, söz konusu dosyada sürücünün %15 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiş olup, eldeki dosya tespit edilen %25 kusur oranı söz konusu dosyadaki kusur ile çelişki oluşturmaktadır. Bu durumda, söz konusu dosyadaki kusur raporu, Kilis Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından alınan kusur raporu ve ceza soruşturma dosyası varsa ceza dosyası, dosyaya kazandırılmak suretiyle kusur raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, Kilis Asliye Hukuk Mahkemesince alınan kusur raporuna üstünlük tanınarak davanın esası hakkında karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin kabulüne, HMK'nın 353/1-a-(4).(6) maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, teminata ilişkin dava şartı ve kazanın meydana gelmesindeki kusur durumu değerlendirilerek, bundan sonra davanın esası hakkında karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 27/12/2023 tarihli, 2023/416 Esas - 2023/850 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a- (4)-(6). maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
Kararın kaldırılma sebebine göre, davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf eden davalı tarafından yatırlan İstinaf karar harcının istek halinde istinaf eden davalıya iadesine,
4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine,
5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 06/05/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.