T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi Esas-Karar No: 2023/1508 - 2025/323
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1508
KARAR NO : 2025/323
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/10/2023
NUMARASI : 2018/844 Esas 2023/584 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 06/03/2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 07/03/2025
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 23.12.2017 tarihinde davalıya ZMMS ile sigortalı aracın sürücünün seyir halinde iken direksiyon hakimiyetini kaybederek karşı yönden gelen davacı ...'ın idaresindeki ve içinde diğer davacının da yolcu olduğu araca çarpması, davacının aracının da çarpmanın etkisiyle savrularak bir başka araca çarpması ile meydana gelen kazada, müvekkilleri ... ile ...'ın ağır şekilde yaralandıklarını, geçici ve sürekli iş göremezliğe maruz kaldıklarını, bakım ihtiyacı duyduklarını, kazanın oluşumunda davalıya sigortalı araç sürücüsünün (...) asli ve tam kusurlu olduğunu, davalı sigorta şirketine 02.01.2018 tarihinde başvuruda bulunulduğunu, eksik evrakların tamamlandığını, ancak ödeme yapılmadığını belirterek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla müvekkillerinin geçici ve sürekli iş göremezliğe maruz kalması sebebiyle ayrı ayrı 7.000,00 TL maddi tazminat ile 100,00 TL bakıcı giderinin kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, talep artırım dilekçesi ile ... için 1.408,86TL geçici işgöremezlik, 130.021,45TL sürekli işgöremezlik tazminatı ile 888,99TL bakıcı gideri, ... için 13.016,14TL geçici işgöremezlik, 330.000TL sürekli işgöremezlik tazminatı ile 6.029,70TL bakıcı giderinin tahsilini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; poliçede belirtilen maddi teminatın sorumluluğun üst limiti olduğunu, taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacıların geçici ve sürekli iş göremezliğe maruz kaldıklarını gösterir herhangi bir bilgi ya da belge bulunmadığını, bakıcı giderlerinin SGK'nın sorumluluğunda olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere ancak dava tarihinden itibaren yasal faizle sorumlu tutulabileceklerini bildirerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacı ... hakkında Eskişehir Şehir Hastanesince maluliyete esas yönetmelik hükümleri belirtilmeksizin düzenlenen 21/01/2019 tarihli Engelli Sağlık Kurulu raporunda engel oranının %24 olarak gösterildiği, bununla birlikte sonrasında davacı hakkında Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 13/09/2021 tarihli rapora göre davacının kaza tarihi itibarıyla geçerli yönetmelik hükümlerine göre maluliyetinin %38 olarak gösterildiği, davacı ... yönünden maluliyet raporu alınması için Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığına müzekkereler yazıldığı, maluliyet raporu alınması için yapılması gerekli tetkikler olduğu bildirildiğinden kurum tarafından maluliyet raporunun düzenlenemediği, 20/10/2022 tarihli 16. celsesinde davacıların sağlık durumu itibarıyla fiziken hastanede muayene edilmesi mümkün olmadığından yeniden delil toplanmaksızın dosyanın mevcut haliyle aktüer bilirkişiye gönderilmesinin talep edildiği, dosyaya sunulan ve davacı tarafça yapılan başvuru sonucu Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı tarafından davacı ... hakkında düzenlenen maluliyet raporuna mahkemece itibar edilmediği, zira diğer davacı ... hakkında alınan maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilerek Adli Tıp Kurumundan yeniden maluliyet raporu aldırıldığı, mahkemece davacı ... hakkında izlenen yolun ... hakkında da izlenerek alınan mevcut raporlarının hüküm kurmaya elverişli görülmemesi üzerine yeniden rapor aldırılması yoluna gidilmeye çalışıldığı, ancak mahkemenin taleple bağlı olduğu, mevcut delil durumuna göre davacı ...'ın maluliyet durumuna göre karar verileceği, zira Engelli Sağlık Kurulu raporu ile Üniversite Hastanesince düzenlenen raporlar arasında düzenlenme yöntemi itibarıyla bir çelişki bulunduğundan bahsedilemeyeceği, bu suretle davacı hakkında hükme esas teşkil edecek şekilde maluliyet raporu dosyada bulunmadığından davacı ... yönünden açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davacı ...’ın ise mahkemece ATK dan kaza tarihindeki Özürlülük Ölçütü Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlenen raporda maluliyetinin bulunmadığı ancak 2 hafta iyileşme süresinin bulunduğu bu süre için geçici işgöremezlik zararı bulunduğu anlaşıldığından bu miktara karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; “Açılan davanın KISMEN KABULÜ İLE; 1-Davacı ... yönünden açılan davanın reddine, 2-Davacı ... yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile; 635,05-TL geçici iş göremezlikten kaynaklı tazminatın 19.11.2018 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine,” karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; davacı müvekkilin maluliyet raporunun üniversite hastanesi adli tıp anabilim dalı başkanlığınca tanzim edildiği hususu dikkate alındığında 13/09/2021 tarihinde Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim dalınca tanzim edilen raporunun hükme esas alınması gerektiğini, bunun yanında, mahkemece taleple bağlı kalınarak müvekkilinin maluliyetine ilişkin Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim dalınca rapor tanzim edilmesi kararından rücu edilmişse de, işbu hususun davacıların kusurundan kaynaklanmadığını, zira mahkemece müvekkilin Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalına rapor tanzim edilmesi amacıyla sevki sonrası 15/04/2019 tarihinde müvekkilin maluliyetine ilişkin ön rapor düzenlendiğini, ancak 2022 yılı Ekim ayına kadar müvekkilin maluliyet raporunun tanzim edilmediğini, dolayısıyla müvekkilinin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini, bu durumda işbu dosya kapsamında Dokuz Eylül Üniversitesi raporunun hükme esas alınmaması veyahut müvekkilin muayene edilmeksizin mevcut sağlık evrakları ile rapor tanzim edilmesi hususları gözetilmeksizin karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, tazminattan müterafık kusur indiriminin doğru olmadığını, tazminatın asgari ücrete göre yapılmasının da doğru olmadığını, davacı ...’nin tarım sektöründe çalıştığını emsal ücrete göre hesap yapılması gerektiğini, davalı lehine verilen ret vekalet ücretinin de davacıya verilenden fazla olmasının doğru olmadığını belirterek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
İstinaf talebinde bulunan davacılar vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Yerel Mahkeme tarafından davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda yer alan sürelerin önemli bir kısmı, taraflar için konulmuş sürelerdir. Tarafların, bu süreler içinde belli işlemleri yapmaları gerekir. Bu süre içinde yapılamayan işlemler, tekrar yapılamaz ve süreyi kaçıran taraf aleyhine sonuç doğurur. Taraflar için konulmuş süreler ikiye ayrılır: Birincisi, kanun tarafından öngörülmüş (cevap süresi, temyiz süresi gibi) süreler olup, bu süreler kesindir ve bir işlemin kanuni süresi içinde yapılıp yapılmadığı, mahkemece re’sen gözetilir. İkincisi ise, hakimin tespit ettiği sürelerdir ve kural olarak bu süre kesin değildir. Kural bu olmakla birlikte HMK'nın 94. maddesi gereği hakim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir. (Kuru, Baki/ Arslan Ramazan/ Yılmaz, Ejder, Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, 6100 sayılı HMK’ya göre yeniden yazılmış 22. Baskı, Ankara 2011, s.749).
Kesin süreye ilişkin ara karar hem hakimi hem tarafları bağlamakla birlikte kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin, bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesi olanaklı değildir. Ancak böyle bir durumda kesin sürenin hukuki sonuç doğurabilmesi için buna ilişkin ara kararın, yasaya ve içtihatlara uygun şekilde hiçbir tereddüte yer vermeyecek derecede açık, yorumu zorunlu kılmayacak, yanlış anlamayı önleyecek, ilgili tarafından kolaylıkla anlaşılacak derecede açık, sade ve sınırlı olması gerekir. Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerekmektedir. (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt 5, Altıncı Baskı, İstanbul- 2001, s. 5438 vd.)Kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, davanın kaybedilmesine neden olmaktadır. Böyle bir durumda, geciken adaletin adaletsizlik olduğu düşünülerek, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır.
Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; mahkemece davacı ...’nin maddi tazminat talebi yönünden “20/10/2022 tarihli 16. celsesinde davacıların sağlık durumu itibarıyla fiziken hastanede muayene edilmesi mümkün olmadığından yeniden delil toplanmaksızın dosyanın mevcut haliyle aktüer bilirkişiye gönderilmesinin talep edildiği” gerekçesiyle ve dosya kapsamında bu davacıyla ilgili maluliyet raporları da yetersiz olduğundan davacı ... yönünden davanın ispatlanamadığı kabul edilmişse de, davacı tarafa rapor konusunda usulüne uygun olarak verilmiş bir kesin sürenin bulunmadığı, davacı vekilinin beyan ve dilekçelerinde de açıkça maluliyet raporu talebinden vazgeçilmediği aksine mevcut raporlara göre karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
Dosya arasında davacının bir kısım tedavi evraklarının da bulunduğu görülmüştür. Bu durumda mahkemece, eksiklik varsa tüm tedavi evrakları da getirtilerek, dosyanın mevcut haliyle ve dosya arasındaki diğer maluliyet raporları da değerlendirilerek davacı ... yönünden maluliyet raporu tanzimi için Adli Tıp Kurumuna gönderilmesi ve bu hale göre geçici ve sürekli iş göremezliği bulunup bulunmadığının belirlenebilmesinin mümkün olup olmadığı da araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, yukarıda açıklanan eksikliklerin giderilmesi ile tüm deliller toplandıktan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi için dosyanın mahal mahkemesine gönderilmesine, davacıların sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 19/10/2023 tarihli, 2018/844 Esas 2023/584 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf edenlere tarafa iadesine,
4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine,
5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 06/03/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.