T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1377 - 2025/227
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1377
KARAR NO : 2025/227
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/05/2023
NUMARASI : 2020/133 Esas - 2023/345 Karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 21/02/2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 21/02/2025
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı ... tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; 18.08.2018 tarihinde sürücü ...'in sevk ve idaresindeki davacı müvekkiline ait ... plakalı araç ile Turgut Özal Bulvarı'ndan Samsun istikametine doğru seyir halinde iken, Siteler civarında alt geçide girdiği sırada, davalı sürücü ...'in sevk ve idaresindeki davalı ...'ya ait ... plakalı aracın orta şeritten sol şeride ters istikamette giriş yaparak müvekkiline ait araca çarpması ile maddi hasarlı trafik kazasının oluştuğunu, ... plakalı aracın kaza tarihinde davalı Sigorta Şirketi nezdinde sigortalı olduğunu, müvekkiline ait araçta meydana gelen hasarın toplam KDV dahil 24.983,00TL olarak belirlendiğini, müvekkiline ait 2006 model aracın onarım görmesi ve daha önce herhangi bir hasar kaydı olmayan aracın orjinalliğinin bozulmuş olması nedeniyle değer kaybına uğradığını, müvekkilinin aracının kaza tarihinden itibaren kullanılamaz halde olduğunu, müvekkilinin iş ve sosyal yaşamında ticari araçlar ile ulaşımını sağladığını, araçta oluşan değer kaybının ödenmesi için Sigorta Şirketine 03.01.2020 tarihinde başvuru yapıldığını ancak davalı Şirketin olumlu ya da olumsuz herhangi bir cevap vermediğini, araçta meydana gelen değer kaybının Sigorta Şirketince karşılanması gerektiğini, aracın tamir ve onarım masrafları için belirtilen hasar bedelinin de Sigorta Şirketi tarafından karşılanmadığını, yapılan arabuluculuk başvurusunun anlaşamama ile sonuçlandığını, müvekkiline ait aracın değer kaybına ilişkin zararın davalılar tarafından müştereken ve müteselsilen tazmini için iş bu davayı açma zorunluluğunun hasıl olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalması kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL değer kaybı, 1.000,00 TL maddi zarar, 500,00 TL kullanım kaybı olmak üzere toplam 2.500,00 TL’nın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 17.01.2023 tarihli dilekçesi ile alacak taleplerini toplam 26.600,00 TL'ye yükseltmiş, noksan harcı tamamlamıştır.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; 18.08.2018 tarihli kazaya karıştığı iddia edilen ... plakalı aracın müvekkili şirket tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında sigortalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, Sigorta Şirketi olarak sorumluluklarının, sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ve poliçe limiti ile sınırlı olarak yalnızca araç hasarından dolayı olduğunu, araçta oluşan değer kaybı ve mahrum kalınan karın teminat kapsamı dışında olduğundan, davanın reddi gerektiğini, sorumluluğu olsa dahi sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ve poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, öncelikle kusur raporu alınmasını talep ettiklerini, davacının kaza tarihinden itibaren faiz talep etmesinin yerinde olmadığını, müvekkili yönünden temerrüt oluşmadığından dava dilekçesinin taraflarına tebliğinden itibaren yasal faizden sorumlu tutulabileceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar ... ve ..., usulüne uygun şekilde tebliğ aldıkları dava dilekçesine karşı süresi içeresinde cevap dilekçesi sunmamışlardır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, makine mühendisi bilirkişinin 06.04.2022 ve 02.06.2022 tarihli raporunda, davaya konu 18.08.2018 tarihli maddi hasarlı trafik kazasının meydana gelmesinde, ... plakalı davalı araç sürücüsü ...’in %100 asli kusurlu olduğu, davalı ...’nun 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85.maddedeki hukuki sorumluğuna istinaden tayin ve takdiri mahkemeye ait olmak üzere; “sürücünün kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğu,”, ... plakalı aracın kaza tarihinde davalı Sigorta Şirketine trafik sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu, ... plakalı araç sürücüsü dava dışı ...’in kural ihlali ile ihmalinin bulunmadığı, dava konusu kaza nedeni ile ... plakalı araçta meydana gelen hasarın onarımı ekonomik olmadığından, pert – total işlemi uygulanması gerektiği ele alınarak davacı yanın uğradığı zararın kaza tarihinde 17.000,00 TL olarak belirlendiği, pert – total işlemine tabi tutulması daha ekonomik olan araç için ayrıca değer kaybının söz konusu olmadığı, davacı yanın 3.600,00 TL olarak hesaplanan araç mahrumiyet zararından davalı araç maliki ile sürücüsünün sorumlu olduğu görüşünün bildirildiği, kusur oranlarının tespiti için Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın 17.11.2022 gün ve 8693 sayılı raporunun sonuç kısmında özetle; davalı sürücü ...'in %100 oranında kusurlu olduğu, sürücü ...'in kusursuz olduğu görüşünün bildirildiği, itirazlar üzerine makine mühendisi bilirkişiden alınan 06.01.2023 tarihli raporda; ... plakalı aracın 18.08.2018 tarihli trafik kazasında almış olduğu darbe sonucu ağır hasara uğradığı, kaza tarihinde ikinci el piyasa rayiç değerinin 36.000,00 TL, hasarlı sovtaj bedelinin 14.000,00 TL, onarım bedeli 23.000,00 TL olan aracın onarımının ekonomik olmaması nedeniyle tam hasar /pert-total işlemine tabi tutulacak boyutta hasarlı olduğu, meydana gelen maddi hasar bedelinin 22.000,00 TL olacağı, araçta değer kaybı oluşmayacağı görüşünü bildirdiği, davacının ikame araç bedeline ilişkin talebi yönünden yapılan değerlendirme de ise, araç mahrumiyet zararı sigorta poliçesi teminatına dahil olmadığından davalı sigorta şirketi aleyhine açılan davanın reddine, 3.600,00 TL ikame araç bedelinin aracın sürücü ve işleteni olan davalılar ... ile ...'dan müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerektiği, kazaya sebebiyet veren araç, hususi araç olduğundan hüküm altına alınan tazminat kalemlerine yasal faiz uygulanmasına karar verildiği, davacının değer kaybı tazminatına ilişkin talebi yönünden yapılan değerlendirme de ise, dava konusu aracın pert total işlemine tabi tutulması nedeniyle araçta değer kaybı oluşmayacağından, davacının değer kaybı tazminatına ilişkin davasının reddine karar verileceği gerekçesiyle; "Davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine; davacının araç hasar bedeline ilişkin davasının kabulü ile; 22.000,00 TL'nin 18.08.2018 kaza (davalı Sigorta Şirketi yönünden poliçe teminat limitleriyle sınırlı olmak kaydıyla 17.01.2020 temerrüt) tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine, davacının araç mahrumiyet bedeli davası yönünden; davalı ... Sigorta A.Ş. aleyhine açılan davanın reddine, davalılar ... ile ... aleyhine açılan davanın kabulüne; 3.600,00 TL ikame araç (araç mahrumiyet) bedelinin 18.08.2018 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının değer kaybı bedeline ilişkin davasının reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde, 18.08.2018 tarihinde sürücü ...'in sevk ve idaresindeki müvekkil ...'e ait ... plakalı araç Turgut Özal Bulvarından Samsun istikametine doğru seyir halindeyken Siteler civarında aracın alt geçide girdiği sırada, davalı sürücü ...'in sevk ve idaresindeki davalı ...'ya ait ... plakalı aracın orta şeritten sol şeride ters istikamette giriş yaparak müvekkile ait araca çarptığını ve maddi hasara neden olan trafik kazasının gerçekleştiğini, müvekkile ait araçta meydana gelen hasar toplamının KDV dahil 24.983,00-TL olup, aracın daha öncesinde hasar kaydı bulunmadığını, aracın orjinalliğinin bozulduğunu, bu sebeple araçta değer kaybı meydana geldiğini, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 01/04/2010 tarihli 2009/9892 E. 2010/3124 K. sayılı ilamı araçta meydana gelen değer kaybının gerçek zarar kalemleri arasında bulunduğu ve Sigorta Şirketinin değer azalmasından sorumlu olduğu hususuna dayanak oluşturduğunu, bu sebeple davalı sigorta şirketinin araçta oluşan değer kaybından da sorumluluğu bulunduğunu, bilirkişi tarafından dava konusu araçta meydana gelen zarar nedeniyle aracın pert-total işlemine tabi tutulması gerektiği, buna rağmen aracın perte ayrılmayarak satılması nedeniyle değer kaybının oluşmadığına yönelik değerlendirme yapılmasının kabul edilemez nitelikte olduğunu, bilirkişi hatalı değer tespitine dayalı olarak araçta meydana gelen zarar nedeniyle aracın pert işlemine tabi tutulması gerektiğini belirtmiş ise de bu değerlendirmenin de hatalı olduğunu, nitekim pert işlemi ağır hasarlı araçlara (değerinin %70'inden fazlasını kaybeden araçlar) uygulanan bir işlem olup, eksper raporunda da belirtildiği üzere araç tamir edilebilecek durumda olup kısmi hasarlı olarak nitelendirildiğini, dava konusu aracın ağır hasarlı olmaması nedeniyle pert işlemi uygulanması mümkün olmadığı gibi, bilirkişi tarafından tespit edilen araç değeri ile zarar oranlandığında da pert işlemi uygulanması için gerekli olan %70 oranına ulaşılamadığını, aracın perte ayrılmayarak satılması nedeniyle değer kaybına uğramadığına ilişkin belirlemenin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ... istinaf dilekçesinde, makine bilirkişi tarafından kusur raporu düzenlenemeyeceğini, kaza tespit tutanağında kendisine kusur verilmediğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan araç hasarı ve değer kaybına ilişkin zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Kusura ilişkin olarak, 18.08.2018 günü, saat 16.00 sıralarında davalı sürücü ... idaresindeki ... plaka sayılı otomobil ile Turgut Özal Bulvarını takiben Samsun istikametine doğru sağ şeridi takiben seyir halindeyken direksiyon hakimiyetini kaybetmesi neticesinde sola doğru savrularak sol şeride girdiğinde aracının sol yan kısımlarına, sol şeridi takiben geriden gelen sürücü ... idaresindeki ... plakalı otomobilin ön kısımları ile çarpması neticesinde ... plakalı araçta oluşan maddi hasara konu trafik kazası meydana gelmiştir.
Dosyada alınan tekli bilirkişi raporunda ve Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan raporda, davalı sürücü ... idaresindeki otomobil ile seyri sırasında gereken dikkatini yola vermesi, aracının teknik özelliklerini dikkate alarak hızını ve seyrini mahal şartlarına göre ayarlaması gerekirken bu hususlara riayet etmediği, dikkatsiz şekilde seyri sırasında sevk ve idare hatasıyla direksiyon hakimiyetini kaybetmesi devamında sola doğru savrularak sol şerit üzerinde seyir halinde olan bahse konu diğer otomobilin seyir istikametini kapatması sonucu gerçekleşen kazada asli kusurlu olduğu, sürücü ... idaresindeki otomobil ile seyir halindeyken, direksiyon hakimiyetini kaybederek hareket alanına giren davalı idaresindeki araca karşı kısa mesafeden herhangi bir tedbir bulunmadığı anlaşılmakla gerçekleşen kazada atfı kabil kusuru bulunmadığı belirtilmiş olup, raporların birbirini teyit ettiği ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla kusura ilişkin istinaf sebeplerine itibar edilememiştir.
Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasında, kusurun tespiti kadar, zararın doğru şekilde tespit edilmesi de önemlidir. Haksız fiil sorumluluğunda zarar kişinin kaza tarihi itibariyle uğradığı "gerçek zarar" olup, gerçek zarar TBK hükümlerine ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin zararın tespitine yönelik benimsediği ilkelere uygun olarak tespit edilmelidir. Davacının zararının artmasına neden olması söz konusu ise haksız fiil sorumlusunun, zarar görenin eylemi ile artan zarardan sorumlu olmayacağı gözetilmelidir. Zarara yönelik çelişkili deliller ve izaha muhtaç durumlar var ise bu hususlar değerlendirilmeden, bir kısım delillere üstünlük tanınarak hazırlanan rapora göre karar verilmemelidir. Bu çerçevede, araç onarım bedeline yönelik olarak açılan bir davada, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi emsal içtihatlarında da açıklandığı üzere, makina mühendisi bilirkişiden alınacak raporla kazalı aracın markası, modeli, yaşı, km'si, kazadan önceki mevcut durumu ve hasarın boyutu, irdelenmek suretiyle, aracın rayiç değerinin şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespiti ile buna göre kaza tarihinde hasarlı aracın tamirinin ekonomik olup olmadığı, ekonomik ise hasar bedeli, ekonomik değil ise kaza tarihindeki ikinci el satış bedeli ile kazadan sonraki hurda (sovtaj) değerinin tespit edilmesi, belirlenen rayiç değerden de aracın hurda bedeli indirilmek suretiyle tazminat miktarının tespit edilmesi gerekir. Yine değer kaybına ilişkin olarak da, aracın tamirinin mümkün ve/veya ekonomik olması durumunda aracın markası, modeli, yaşı, km'si kazadan önceki mevcut durumu ve hasarın boyutu, irdelenmek suretiyle, aracın kaza tarihideki serbest piyasa koşullarındaki rayiç değeri ile meydana gelen kaza sonrasında onarılması halindeki serbest piyasadaki rayiç değeri arasındaki farka göre tespiti Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından kabul edildiğinden, rapordaki hesaplamanın bu yöntem çerçevesinde yapılması, denetlenebilir olması gereklidir.
Somut olayda dosyada alınan iki raporda da, aracın onarım masrafı gözetilerek araca pert – total işlemi uygulanmasının daha ekonomik olduğu, aracın pert olarak değerlendirilmesi halinde ayrıca değer kaybı oluşmayacağı belirtilmiştir.
Dosyadaki yazılara, Kanuni gerektirici sebeplere aracın markası, modeli, yaşı ve hasarın boyutu, yapılan ödemeler gibi hususlar birlikte irdelenmek suretiyle, kaza tarihinde aracın tamirinin ekonomik olup olmadığı, ekonomik ise, hasar bedeli, ekonomik değil ise kaza tarihindeki ikinci el satış bedeli ile kazadan sonraki hurda (sovtaj) değerinin tespit edilmesi, belirlenen rayiç değerden de aracın hurda bedeli indirilmek suretiyle davacının gerçek zararı belirlenerek, aracın pert olarak değerlendirilmesi halinde ayrıca değer kaybı oluşmayacağı anlaşılmakla, davacı vekilinin ve davalı ...’in istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiş aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekilinin ve davalı ...’in yerel mahkeme kararına yönelik istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından yatırılması gereken 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davalı ... tarafından yatırılması gereken 1.748,74.-TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 437,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.311,74 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf talebinde bulunan taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
5-İstinaf eden taraflarca yatırılan gider avansından varsa, kullanılmayan kısmın yatıran tarafa iadesine,
6-Karar tebliği, kesinleştirme, harç tahsil ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 21/02/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.