T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi Esas-Karar No: 2023/1521 - 2025/340
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1521
KARAR NO : 2025/340
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/09/2023
NUMARASI : 2016/242 Esas 2023/621 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 06/03/2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 26/03/2025
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde;08/09/2015 tarihinde davalı tarafından ZMMS ile sigortalı araç sürücüsünün, direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu orta refüje, sonrasında ... plaka sayılı araca, bu aracın da savrularak yol dışında yaya olan davacı müvekkiline çarpması neticesinde kaza meydana geldiğini, kazada davalı sigorta şirketinin sigortalısı olan araç şöforünün tam kusurlu olduğunu, zararlarından davalının sorumlu olduğunu belirterek, bedensel zararlar nedeniyle geçici iş göremezlik tazminatı olarak 500,00 TL, sürekli iş göremezlik tazminatı olarak 500,00 TL olmak üzere toplam 1.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili ıslah dilekçesi ile, geçici iş göremezlik tazminatı olarak 14.523,55 TL, sürekli iş göremezlik tazminatı olarak 275.476,45 TL olmak üzere toplam 290.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 15.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle kusur tespitinin yapılması gerektiğini, davacının trafik kazası nedeniyle maluliyetinin olup olmadığının belirlenmesini, kusur durumu ve maluliyet oranının tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesini, kusur ve maluliyetin tespiti halinde alanında uzman bilirkişilerce hesaplama yapılmasını, müvekkili temerrüde düşmediğinden dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan ölüm ve cismani zarar sebebiyle geçici iş göremezlik, kalıcı iş göremezlik tazminatı talebine ilişkin olduğu, davacı tarafça 08/09/2015 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle, sürekli iş gücü kaybı tazminatı ve geçici iş gücü kaybı tazminatı talep edildiği, meydana gelen trafik kazasında sigorta şirketine sigortalı bulunan araç sürücüsünün, meydana gelen olayda % 100 oranında tamamen kusurlu olduğunun tespit edildiği, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre İstanbul Adli Tıp İkinci Üst Kurulu'ndan alınan raporda, kazaya bağlı yaralanması nedeniyle, kişinin tüm vücut engellilik oranının %7 olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin 08/09/2015 tarihinden itibaren 12 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği, raporun karar vermeye elverişli olduğu, bu kapsamda aktüer bilirkişinin hesapladığı denetime elverişli rapor hükme esas alınabilecek nitelikte olduğundan Özürlülük Ölçütü, Sınıflaması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri doğrultusunda hesaplanan rapor kısmına göre, davacının, geçici iş göremezlikten kaynaklanan tazminat alacağının 14.523,55TL, sürekli iş gücü kaybından kaynaklanan tazminat alacağının 378.498,03 TL olduğunun tespit edildiği, ATK, kusur ve hesap bilirkişi raporları ile anlaşılmakla davalının kusuru oranınında ve limit dahilinde sorumlu olduğu kısım ile davacının zararlarından sorumlu olduğunun değerlendirldiği, davalı vekili bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik tazminatının sigorta teminat kapsamında olmadığını ileri sürmüş ise de davacı tarafından talep edilen tazminat kalemleri, TBK'nın 54. maddesi kapsamında bedensel zarar nedeniyle haksız fiil failinden talep edilebilecek zararlar olup, haksız fiil failinin eylemlerinden sorumlu olanlardan da, kanunda aksi düzenlenmedikçe talep edilebileceğinden, trafik kazası neticesinde sürücünün sebep olduğu bu zararlardan KTK'nın 85. maddesi gereğince işleten sorumlu olduğu gibi, KTK'nın 91. maddesi kapsamında işletenin 85/1. maddesi kapsamında zararlarından sorumluluğunu üstlenen Trafik Sigortacısı da, söz konusu zararaların KTK'nın 92. maddesinde teminat dışı tutulmamış olması ve ayrıca söz konusu tazminat kalemlerinin KTK'nın 98. maddesi kapsamında SGK'nın sorumlu olduğu tedavi giderlerinden de olmaması nedeniyle sorumlu olduğundan, davanın kabulü ile 14.523,55 TL geçici iş göremezlik, 275.476,45 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 290.000,00 TL'nin dava tarihi 15/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faiz ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine (sigortalanan aracın ticari olması nedeniyle) karar vermek gerektiği gerekçesiyle; “1-Davanın kabulü ile; 14.523,55 TL geçici iş göremezlik, 275.476,45 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 290.000,00 TL'nin dava tarihi 15/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faiz ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine” karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kaza tarihini kapsar poliçe olmadığını, trafik kazasının 08/09/2015 tarihinde meydan geldiğini, aracın ise 17/08/2015 tarihinde satıldığını, aracın bir sonraki poliçe tanzim tarihinin ise 19/09/2016 olduğunu, bu nedenle kaza tarihinde aracın müvekkili tarafından sigortalı olup olmadığı araştırılmaksızın eksik inceleme ile karar verilmesinin hatalı olduğunu, zeyilnamede görüleceği üzere sigortalının müracaatına atfen, 17/08/2015 tarihindeki satışa istinaden, sigortalıya iade edilen prim ve teferruatın zeyilnamede gösterildiğini, bu nedenle davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle, geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı istemidir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından ilk derece yargılaması sırasında da ileri sürülmeyen bir hususta kaza tarihinde, müvekkilinin sorumluluğunu gerektiren ZMMS poliçesi bulunmadığından bahisle istinaf edilmiştir.
Davacı vekili 08/09/2015 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle, davalı tarafından 26/07/2015 başlangıç, 26/07/2016 bitiş tarihli ZMMS poliçesine istinaden davalıdan zararlarının tazminini istemiştir. Davalı ilk derece yargılamasında poliçenin varlığını kabul etmiş iken, istinaf aşamasında, 26/07/2015 başlangıç tarihli ZMMS poliçesinin varlığını kabul etmekle birlikte söz konusu poliçenin kazaya karışan aracın 17/08/2015 tarihinde satıldığı, satış tarihinden itibaren 15 gün sonra da ZMMS poliçesinin iptal edildiğini belirterek, 08/09/2015 tarihinde meydana gelen kazanın ZMMS poliçesi teminatı kapsamında kalmadığını ileri sürmüş, poliçenin 01/09/2015 tarihinde sona erdiğine ilişkin olarak da, kaza tarihinden sonra 03/10/2015 tarihinde tanzim edilen zeyilnameyi istinaf dilekçesi ekinde ibraz ettiği görülmüştür. Her ne kadar ilk derece yargılaması sırasında bu husus ileri sürülmemiş ise de, HMK'nın 377/4 maddesi kapsamında, aracın satışını bilemeyeceği değerlendirilerek istinaf sebepleri incelenmiştir.
Kaza tarihinde yürürlükte bulunan 2918 sayılı Yasa'nın "Sigorta sözleşmesinin verilmesi ve işletenin değişmesi halinde yapılacak işlemler:" başlıklı 94 maddesi, "(1)Sigortalı aracı işletenlerin değişmesi halinde, devreden kişi 15 gün içinde sigortacıya durumu bildirmek zorundadır. (2)Sigortacı sigorta sözleşmesini durumun kendisine tebliği tarihinden itibaren onbeş gün içinde feshedebilir. (3)Sigorta fesih tarihinden onbeş gün sonrasına kadar geçerlidir." şeklinde olup, sigorta sözleşmesinin bildirim tarihinden itibaren 15 gün içinde feshedebileceği, fesih tarihinden itibaren de 15 gün sigorta sözleşmesinin devam edeceği kabul edilmiştir. Bu süreden önce yeni malik tarafından sigorta henüz yapılmamış ise yahut poliçe bitiş tarihi sona ermemiş ise sigortanın sorumluluğu fesih tarihinden itibaren 15 gün daha devam eder. 15 günlük süre aracın satım tarihinden itibaren değil, satışın bildirilmesi sonrasında, gerçekleşen fesih tarihinden itibaren başlar. Eldeki davada UYAP'tan yapılan kontrolde de sigortalı tarafından aracın, 17/08/2015 tarihinde ...'a satıldığı anlaşılmış ise de, poliçenin feshine ilişkin zeyilnamenin kaza tarihinden sonra 03/10/2015 tarihinde tazim edildiği davalı tarafından ibraz edilen zeyilname suretinden anlaşılmaktadır. Davalının kaza tarihinde başkaca yapılan ZMMS poliçesi bulunduğuna yönelik iddiası olmadığı gibi, aksine 19/09/2016 tarihinde poliçe yapıldığını belirtmiştir. Bu durumda davalı kaza tarihi itibariyle, KTK'nın 94. maddesine uygun sözleşmesinin feshedilerek sona erdiğini, kanıtlayamadığı gibi, kaza tarihini kapsar yeni malik tarafından yapılan poliçe bulunduğuna yönelik iddiası da bulunmamaktadır. Aksine, müvekkili tarafından yapılan sigortadan sonra 19/09/2016 tarihinde yapılan poliçenin varlığından bahsetmiştir. Bu durumda davacının fesih iradesini riskin gerçekleşmesinden sonra kullanılmış olması karşısında, KTK'nın 94. maddesine aykırı ve geçmişe etkili şekilde kullanılan fesih iradesinin davalıyı sorumluluktan kurtaramayacak olmasına göre, ilk derece yargılaması sırasında da ileri sürülmeyen davalının kaza tarihi itibariyle poliçeden kaynaklanan sorumluluğu olmadığına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, göre, davalı vekilinin tüm istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı vekilinin yerel mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalıdan alınması gereken 19.809,90 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 4.953,00 TL harcın mahsubu ile bakiye14.856,90 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
5-HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 06/03/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.