T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1430 - 2025/138
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1430
KARAR NO : 2025/138
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/09/2019
NUMARASI : 2016/510 Esas - 2019/549 Karar
DAVACI :
VEKİLİ
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 06/02/2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 07/02/2025
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; 27/11/2014 günü Atatürk Mahallesi Vatan Caddesi üzerinde Sincan Çarşı merkezine seyir eden davalılardan sürücü ...’ın sevk ve idaresindeki davalı sigorta şirketi tarafından Karayolu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında bulunan ve ...’ın sahibi olduğu ... plakalı hat dolmuşu cadde üzerinden Atatürk Mahallesi Muhtarlığı hizasında yolun karşı tarafına geçmek isteyen müvekkili ...’a çarparak 5 (ağır) derece kırık oluşturacak şekilde yaralanmasına sebep olduğunu, meydana gelen kaza nedeniyle davacı müvekkilinin vücudunun çeşitli yerlerinde ve özellikle kafasında kalıcı iz meydana geldiğini, henüz küçük yaşta olması ile birlikte vücut bütünlüğünde meydana gelen zarar dolayısıyla, ileride meslek seçiminde de kısıtlı hale geldiğini, davacının ekonomik geleceğinin sarsılmış olması nedeniyle meydana gelen maddi zararın da değerlendirmeye alınarak tespitini talep ettiklerini, ayrıca kafasında ve vücudunun çeşitli yerlerinde meydana gelen izler dolayısıyla davacı müvekkilinin ileride de tedavisinin devam edeceğini, psikolojik tedavi göreceğini ve hatta estetik ameliyatı olmak durumunda kalacağını, bu durumda tedavi masraflarının tespitinde ileride yapılması zorunlu olan tedavi giderlerinin de değerlendirilmesini talep ettiklerini, müvekkili ...'un kaza sonrasında tedavisinin devam ettiği süre boyunca okula gidemediğini, eğitim-öğretiminden uzak kaldığını, kaza esnasında müvekkilinin başından darbe alması nedeniyle geçirmiş olduğu beyin ameliyatı neticesinde başında herkesin dikkatini çekebilecek büyüklükte ve oldukça belirgin bir ameliyat izi bulunduğunu, ameliyat izi nedeniyle çevresi ve gören kişiler tarafından müvekkiline sürekli sorular yöneltildiğini, müvekkilinin henüz 12 yaşında olduğunu, şimdiden bu kalıcı izin yaralarını maneviyatında taşımak durumunda kaldığını, müvekkilinin yasal temsilcisi olan annesi ...'ın kaza tarihinde hali hazırda asgari ücrete tabi olarak çalıştığını, çocuğuna tek başına baktığını, asgari ücretle çalışmakta olan ...’ın davacı müvekkile bakmakla yükümlü olduğundan dolayı tam olarak iyileşmesi gerçekleşene kadar çalışmaya ara verdiğini beyan ederek, müvekkilinin kaza nedeniyle tedavi ve bakım gideri ve SGK kapsamı dışında kalan diğer sağlık giderlerinden dolayı uğradıkları 2.000,00 TL maddi zararın kaza tarihi olan 27/11/2014’ten itibaren fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 40.000,00 TL manevi tazminatın davalı sigorta şirketi hariç diğer davalılardan kaza tarihi olan 27/11/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, bedeni zararlar halinde maddi tazminat talepleri için şahıs başına azami poliçe teminat limitinin 268.000 TL ile sınırlı olduğunu, zarar görenin sağlığına kavuşması için gerekli olan tedavi, ambulans vb. taşıma giderleri ile hastane, ilaç, protez, tekerlekli iskemle, bakım, fizik tedavi, korse vb. tüm giderlerin tedavi giderleri kapsamında kabul edilmekte olduğunu, bu masrafların da SGK tarafından karşılanması gerektiğini, davacıların sakatlıktan dolayı herhangi bir kurumdan tazminat alıp almadıklarının araştırılmasını talep ettiklerini, davacının sosyal kurumdan tazminat veya aylık bağlanması halinde bu ödemelerin sakatlık tazminat hesabından düşülmesi gerektiğini, ayrıca dava konusu talebin bir haksız fiil olan trafik kazasından kaynaklanmakta olup ticari iş olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, davacı yanın avans faizi talebinin yasal bir dayanağı olmayıp hukuken kabul edilmemesi gerektiğini beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kazanın meydana gelmesinde şoförün kusuru bulunmadığını, davacının rutin sağlık harcamaları için talepte bulunduğunu, ancak trafik kazalarında meydana gelen zararların yapılan kanuni değişiklik ile SGK tarafından karşılandığını, bu sebeple müvekkiline karşı böyle bir talepte bulunmasının mümkün olmadığını, davacının ekonomik geleceğinin sarsılmasından doğan zararlar için talepte bulunduğunu, ancak davacının kaza sebebiyle geçici ya da kalıcı iş görememezlik zararı ya da ekonomik geleceğinin zarar görmesi şeklinde soyut bir zararı bulunmadığını, davacının tam teşekküllü bir üniversite hastanesine sevki ile bu konuda rapor aldırılmasını talep ettiklerini, davacının yol ve ulaşım giderlerinin faturalandırılması gerektiğini, taraflarına ait araca ... Sigorta A.Ş. tarafından 0001-02-010-09525804 poliçe no ile manevi tazminat da içerdiğini, her yolcuyu kapsayacak şekilde kasko ve koltuk sigortası yaptırdığını bildirerek, davanın sigorta şirketi olan ... Sigorta A.Ş.’ye ihbarına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... tarafından dosyaya herhangi bir cevap dilekçesi sunulmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, soruşturma aşamasında ifadesi alınan ve davalı şoförün kullandığı minibüste yolcu olan ... ifadesinde; dolmuşta ayakta yolcu olduğunu, dolmuşun çok süratli olmadığını, aniden bir çocuğun koşarak yola çıktığını ve minibüsün kendisine çarptığını, çarpma üzerine durduklarını ve sağlık kuruluşunu aradıklarını beyan ettiği, sorumluluğun tespiti, kusur oranlarının belirlenmesi için alınan 10/03/2017 tarihli bilirkişi raporunda; olayın gündüz meskun mahal içinde meydana geldiği, yolun asfalt kaplama ve bölünmüş olduğu, yolda yaya kaldırımı bulunduğu, olay yerinde hız limitinin 50 km. olduğu, davacı yayanın taşıt yolunun karşı tarafına geçmek isterken herhangi bir yaya geçidi bulunmayan yeri tercih ettiği, taşıtlara öncelik vermeden karşıya geçiş yapmak istemesi nedeniyle %75 oranda kusurlu olduğu, davalı şoförün ise karşıdan karşıya geçen yayaya karşın tedbir alamaması nedeniyle %25 oranda kusurlu olduğu kanaatinin bildirildiği, tarafların rapora karşı itirazları kapsamında değerlendirme yapılmak üzere Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan 17/07/2017 tarihli raporda; tanık ve tarafların beyanları da değerlendirilerek yaya davacının park halinde bulunan araçların arasında can güvenliğini tehlikeye sokacak şekilde koşarak taşıt yoluna girmesi nedeniyle kazanın oluşumunda tam kusurlu olduğu, davalı sürücünün kusurunun bulunmadığı kanaatinin bildirildiği, tarafların itirazı ve oluşan çelişki üzerine İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 01/10/2018 tarihli raporda; tanık ...'nın ve tarafların beyanlarına göre davacının karşıdan karşıya geçerken yola aniden çıkması nedeniyle olayda tam kusurlu olduğu, sürücünün kusursuz olduğu kanaatinin bildirildiği, davacının, kazada kusuru bulunduğunu ileri sürdüğü dolmuş sürücüsü ..., araç maliki ... ve aracı ZMMS poliçesi ile sigortalayan sigorta şirketinden tazminat talep ettiği, tazminat talebi değerlendirilirken öncelikle yasal düzenleme gereği sürücü kusurunun tespitinin gerektiği, yapılan kusur incelemesi sonucunda davalı sürücünün olayda kusurunun bulunmadığının anlaşıldığı, sürücünün kusuru oranında sorumluluğu bulunan diğer davalıların da tazminattan sorumlu olamayacaklarının sabit olduğu gerekçesiyle; "Davanın REDDİNE," karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde; "olay yerinde hız limiti 50km/h olup, herhangi bir fren izine rastlanılmamış olduğu" ile "yayanın aniden davalı sürücünün önüne çıkmamış olduğu" hususlarının, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile olayın oluş biçiminden açıkça anlaşıldığını, işbu dosya kapsamında bulunan 10.03.2017 tarihli "Kusur Raporu" başlıklı bilirkişi raporuna bakıldığında, raporda; "olay yerinde hız limiti 50km/h olup, herhangi bir fren izine rastlanılmamış olduğu" ile "yayanın aniden davalı sürücünün önüne çıkmamış olduğu" hususları açıkça ortaya konmuş bulunduğunu, mahkeme kararına dayanak teşkil eden bilirkişi raporları eksik inceleme ve hatalı değerlendirmelere dayanmakla birlikte, hükme esas alınacak nitelikte olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası sigortalısının, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında 3. şahısların ölümüne, yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı KTK'ya göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde genel şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri kaza tarihi itibariyle geçerli, zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı 3. şahısların, sigortalının KTK çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır.
Dosyadaki yazılara, kanuni gerektirici sebeplere, yukarıda belirtilen hukuki ve fiili durumlar ışığında sigorta şirketinin sigortalının kusuru oranında sorumlu olacağının dosyada alınan ilk kusur raporunda davacı yayanın %75, davalı sürücünün %25 kusurlu olduğu kabul edilmişse de, sonraki alınan kusur raporlarında davalı sürücü ...'ın kusursuz olduğunun, yaya ...'un davranış faktörlerinin sonuç üzerine %100 (yüzdeyüz) oranında kusurlu olduğunun belirtildiği ve raporların birbirini teyit ettiği olayda davalı sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, peşin yatırılan 269,85 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubuyla, bakiye 345,55 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf kanun yoluna müracaat eden davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gider avansından artan kısım varsa karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
5-Kararın taraflara HMK'nın 359/4 maddesi gereğince usulüne uygun şekilde tebliğine,
Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 HAFTA İÇERİSİNDE TEMYİZ YOLU açık olmak üzere 06/02/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.