T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi Esas-Karar No: 2023/1280 - 2025/9
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1280
KARAR NO : 2025/9
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/06/2023
NUMARASI : 2020/373 Esas 2023/446 Karar
DAVACI :
VEKİLLERİ :
DAVALILAR
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 15/01/2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 15/01/2025
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ile davalı... AŞ vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; 14.02.2014 tarihinde sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı kamyonet ile seyir halindeyken, davacı müvekkili ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araca çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında, davacı müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, geçici ve kalıcı iş göremezliğe maruz kaldığını belirterek, 75.000,-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen (... Sigorta A.Ş. teminat limiti ile sorumlu olmak üzere) tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta vekili, cevap dilekçesinde; ... plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin poliçede yer alan ihtiyari mali mesuliyet teminatı sebebiyle sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ile sınırlı olduğunu, sıralı sorumluluk ilkesi gereğince müvekkil şirket nezdindeki kasko sigortası ihtiyari mali mesuliyet teminatı ile karayolu motorlu araçlar zorunlu mali mesuliyet poliçesi teminat limitleri üzerinde kalan zararların karşılanmasının amaçlandığını, müvekkil şirketin sorumluluğu poliçe limiti ve sigortalı araç sürücüsünün kusuru ile sınırlı olduğunu, Adli Tıp Trafik İhtisas Kurumundan kusur raporu alınmasını talep ettiğini, maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi hususunun adli tıp kurumu tarafından yerine getirilmesi gerektiğini, manevi tazminat talebinde, müvekkili şirket tarafından manevi tazminat ödemesi yapılmış olduğunu, tazminattan indirim gerektiren hususlarda araştırma yapılması gerektiğini, müvekkil şirketin temerrüde düşmediğini, avans faizinin talep edilemeyeceğini, bu nedenlerle manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi kapsamında davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı... A.Ş. vekili, cevap dilekçesinde; usule ilişkin olarak, zaman aşımı itirazında bulunduğunu, davacı tarafından zarara konu olayın yaşandığı günden itibaren tazminat sorumlularını bildiği hususu göz önüne alındığında, tazminat talebini iki senelik zamanaşımı içinde ileri sürmemiş olduğundan mahkeme tarafından esasa girilmeksizin zaman aşımından dolayı davanın reddinin gerektiğini, davacının manevi tazminat isteyemeyeceğini, zira zarar ile arasında uygun illiyet bağı bulunmadığını, bu bakımdan manevi tazminat talebinin reddi gerektiğini, zarar görenin kendi ağır kusurunun bulunduğu hallerde uygun illiyet bağı kesildiğinden müvekkil şirket'in sorumluluğu bulunmadığını, davacının huzurdaki haksız davayı ikame etmesinin hakkın kötüye kullanımı olup, manevi tazminatın bölünemezliği ilkesine de aykırı olduğunu, bu nedenlerle talep konusunun zaman aşımına uğraması nedeniyle reddine, her halükarda da davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir
Davalı ... cevap dilekçesinde; Kaza tarihinin 2014 yılı olup, davanın zaman aşımı bakımından reddedilmesi gerektiğini, ayrıca davacının Malatya Devlet Hastanesi'nde 14.02.2014 günü ayakta tedavi olduğunu ve şifa bulduğunu, aradan geçen zaman içinde başka özel hastaneye 2 ay sonra 06.04.2014 tarihinde giderek enjeksiyonla rahatlaması sonucu reçete ve önerilerle taburcu olduğunu, aradan 7 yıl geçtikten sonra mahkemece aldırılan raporda şahsın psikiyatri servisinde tedavi görmediğinin tespit edildiğini, ancak davacıya bu halden dolayı doksan gün iş göremez raporu verildiğini, bu nedenlerle raporun aleyhe olan kısımlarına itirazla dosyanın Adli Tıp Kurumu'na sevki ile davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davacı ...'ın maluliyet oranının %0(yüzdesıfır) olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 21 (yirmibir) güne kadar uzayabileceğinin adli tıp raporunda tespit edildiği, yaralanmanın fiziki, sosyal ve duygusal kişilik değerleri bakımından manevi olarak zarara uğramasına sebep olduğuna kuşku bulunmadığı, ancak müteselsil sorumlu olan davalılardan sigorta şirketinin yargılama sırasında davacıya 10.000,00TL manevi tazminat ödemesi yaptığının görüldüğü, buna göre, olayın özelliği ile duyulan veya duyulacak elem ve acıya karşılık olarak davalı gerçek kişilere düşen kusur durumu , davacının kazanın oluşumunda %20 kusurlu olduğu, tarafların sosyal ekonomik durumu, kaza tarihine göre paranın alım gücü değerlendirildiğinde davalı sigorta şirketinin davacıya 26.02.2020 tarihinde yaptığı 10.000,00 TL manevi tazminat ödemesinin yeterli ve makul olacağı kanaatine varıldığı, davaya konu 10.000 TL manevi tazminat ödemesinin 04/09/2020 tarihinde dava açıldıktan sonra yapıldığı görülmekle, bu miktar bakımından konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; " 1-Davaya konu 10.000 TL manevi tazminat ödemesinin 04/09/2020 tarihinde dava açıldıktan sonra yapıldığı görülmekle, bu miktar bakımından konusuz kalan davada KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... A.Ş vekili istinaf dilekçesinde, davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından yapılan 10.000-tl manevi tazminat ödemesi yerel mahkeme tarafından yeterli ve makul görülmekle, gerekçeli kararda ödeme tarihinin maddi hataya düşülerek 26.02.2020 olmasına rağmen 04.09.2020 olarak değerlendirildiğini, ödeme dava tarihinden önce yapıldığı için karar verilmesine yer olmadığına dair karar değil, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı ... SİGORTA A.Ş.'nin yerel mahkemeye sunmuş olduğu 17.09.2020 tarihli cevap dilekçesinin ekinde yer alan 10.000-TL' lik manevi tazminat ödemesine ilişkin dekont incelendiğinde ödemenin ''... MANEVİ TAZMİNAT TALEBİ'' açıklamasıyla 26.02.2020 tarihinde yani davanın 25.08.2020 tarihinde açıldığı göz önünde bulundurulduğunda davanın açılmasından önce yapıldığını, gerekçeli kararın hukuki gerekçe bölümünün son kısmında ''...sigorta şirketinin davacıya 26.02.2020 tarihinde yaptığı 10.000,00 TL manevi tazminat ödemesinin yeterli ve makul olacağına kanaatine varılmış, davaya konu 10.000 TL manevi tazminat ödemesinin 04/09/2020 tarihinde dava açıldıktan sonra yapıldığı görülmekle...'' denilerek bir çelişki oluştuğunu, her ne kadar ilk kısımdaki tarih doğru yazılmışsa da yerel mahkemece yanlış olan ikinci tarih dikkate alınarak hüküm kurulduğunu, yerel mahkemenin kararının kaldırılarak davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde, maluliyet raporuna itiraz ettiklerini, davacının kullandığı psikiyatrik ilaçların değerlendirilmediğini, müvekkilde hareket kısıtlılığı bulunduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının son derece yetersiz olduğunu, müvekkili aleyhine kısmi arabuluculuk ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yargılama giderinin eksik ve hatalı tespit edildiğini, dosya kapsamında alınan İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen rapora ilişkin 1.500,-TL, müvekkilin T.C. Adli Tıp Kurumu'nda yapılacak muayenesi için yapılan ve dosya kapsamına sunulan yol giderlerine ilişkin 1.196,98-TL'nin yargılama gideri olarak dikkate alınmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
İstinaf talebinde bulunan davacı vekili ile davalı... AŞ vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava; trafik kazasından kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir.
Maluliyet ilişkin istinaf sebeplerinin incelenmesinde;
Dosyadaki yazılara , kanuni gerektirici sebeplere, 15.07.2018 tarihli ve 30479 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (4 sayılı Kararname) ile Adli Tıp Kurumu'nun yeniden düzenlenmiş olmasına, Nitekim 4 sayılı Kararname'nin 7 nci maddesinde Adli Tıp Üst Kurulları hakkında düzenleme yapılmış olup Kararnamenin 16 ncı maddesinin (d) bendinde Adli Tıp İhtisas Kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri inceleyip kesin karara bağlamak Adli Tıp Üst Kurullarına verilen görevlerden biri olarak hükme bağlanmasına, anılan düzenlemeden de açıkça anlaşılacağı üzere, Adli Tıp Üst Kurullarının çeşitli sağlık kuruluşları ile Adli Tıp İhtisas Kurulları raporları arasında çıkabilecek çelişkileri son merci olarak inceleyip kesin olarak karara bağlamakla görevli kılınmış olmasına, Adli Tıp Üst Kurulu tarafından 14/02/2014 tarihli trafik kaza ile kişinin şikayetleri arasında illiyet bağı kurulamadığının, davacının trafik kazasına bağlı yaralanması 03/08/2013 tarih, 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği ile bu yönetmelik kapsamında yer almayan bölüm, cetvel ve listeler için, 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmamış olduğundan sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığının belirtildiğinin anlaşılmasına göre maluliyete ilişkin istinaf sebeplerine itibar edilememiştir.
Takdir edilen manevi tazminat miktarının tarafların sosyal ekonomik durumu , kusur oranları, davacı gerçek kişinin sosyal ve ekonomik durumu, yaralanmasının mahiyeti, yaralanma nedeniyle çektiği elem ve ızdırap nazara alındığında hakkaniyete uygun olarak belirlendiği anlaşılmaktadır.
Dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması; eş söyleyişle tarafların, davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmaması halinde, bu olayın hükümde göz önüne alınması ve Mahkemenin, davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermesi gerekir. Bununla birlikte, mahkemece davanın konusuz kaldığına karar verilen ödemenin davadan önce 26/2/2020 tarihinde yapıldığı ve davanın konusuz kalmadığının gözetilmesi gerekirken aksi yönde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Diğer taraftan, Mahkemece, yargılama sırasında davacı tarafından toplam 1500,00 TL Adli Tıp ücreti yatırıldığı ve 1196,98 TL yol masrafı yapıldığına ilişkin mahkemeye dekontlar sunulduğu halde hüküm fıkrasının yargılama giderleri bölümüne, bu tutarların dahil edilmediği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından yapılan ödemeler HMK'nın 323. maddesi gereğince yargılama gideri olduğundan, yerel mahkeme tarafından davacı tarafından yatırılan ücretin yargılama giderlerine dâhil edilmemiş olması isabetsizdir.
Yukarıda belirtilen hukuki ve fiili durumlar ışığında davacı ve davalı ... Anonim Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile (davalı - ... Sigorta A.Ş. vekilinin hükmü istinaf etmemesi nedeniyle yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden davacı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar korunarak) 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince hükmün düzeltilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
I-Davacı ve davalı ... Anonim Şirketi vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen, 05/06/2023 tarihli, 2020/373 Esas -2023/446 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,
HMK'nın 353/1-b-2.maddesi uyarınca esas hakkında yeniden karar verilmesine, buna göre;
1- Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL’nin mahsubu ile kalan 345,55 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Arabuluculuk ücreti olarak ödenen 1.320 TL'den 176,00 TL'nin davalı ... Sigorta A.Ş’den , 1.144,00 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafça yatırılan 179,90 TL peşin harcın davalı ... Sigorta A.Ş tahsili ile davacıya ödenmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 54,40 TL başvurma harcı, 1.102,45 TL tebligat/posta/müzekkere masrafı, 736,80 TL + 1.360,00 TL + 3.078,00 TL Adli Tıp Kurumu Başkanlığı kusur tespiti ücreti, 1500 TL Adli Tıp Ücreti, 1196,98 TL yol ücreti olmak üzere toplam 9028,63 TL yargılama giderinden 1354,29 TL'nin davalı ... Sigorta AŞ’den alınarak davacıya verilmesine, kalan 7674,33 TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davacı yararına hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalı ... Sigorta A.Ş’den alınarak, kendisini vekil ile temsil ettiren davacıya verilmesine,
7-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davalılar ... Sigorta AŞ ve... AŞ yararına ret miktarına göre hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, kendisini vekil ile temsil ettiren ... Sigorta AŞ ve... AŞ'ne verilmesine,
İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN
II-İstinaf talebi kabul edilen taraflardan alınan istinaf karar harcının isteği halinde taraflara iadesine,
III-İstinaf talebi kabul edilen davacı tarafından istinaf başvurusu nedeniyle yapılan 307,00 TL istinaf yargılama giderinin davalı... AŞ alınarak davacıya verilmesine,
IV-HMK'nın 333.maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
V-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 15/01/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.