T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1199
KARAR NO : 2025/31
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/06/2023
NUMARASI : 2022/663 Esas 2023/452 Karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 15/01/2025
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 05/02/2025
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; 24/12/2021 tarihinde, müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu, davalı tarafından ZMMS ile sigortalı aracın kazasında yaralandığını ve maluliyetinin meydana geldiğini, kazanın meydan gelmesinde araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, davalının zararlarından sorumlu olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 300,00 TL geçici iş göremezlik, 19,500,00 TL daimi iş göremezlik tazminatı ile 200,00 TL bakıcı gideri tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili talep artırım dilekçesiyle; daimi iş göremezlik tazminatı talebini 381.509,26 TL, geçici iş göremezlik tazminatı talebini 16.728,10-TL, bakıcı gideri tazminatı talebini 9.595,80 TL olarak belirleyerek, davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davadan önce başvuru şartının usulünce yerine getirilmediğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirket sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri taleplerinin teminat dahilinde olmadığını, davacının kusuru, maluliyeti ve zararını kanıtlaması gerektiğini, müvekkil şirketin faizden yalnızca dava tarihinden itibaren sorumlu olabileceğini ve bu faizin yasal faiz olması gerektiğini, hatır taşıması ve müterafik kusur nedeni ile tazminattan indirim yapılması gerektiğini bildirerek, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar nedeniyle kusurlu yanın sigortacısı aleyhine açılan maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, taraf delilleri toplanarak kusur oranının tespiti için Ankara Adli Tıp Kurumundan alınan 02/03/2023 tarihli raporda, kazanın meydan gelmesinde davalının sigortalısının tam kusurlu olduğuna ilişkin kanaat bildirildiği raporun oluşa uygun ve hüküm kurmaya elverişli olduğu değerlendirilerek mahkemece itibar edildiği ve sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunun değerlendirildiği, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 17/06/2022 tarihli maluliyete ilişkin raporda, davacının kaza nedeni ile %7 oranında kalıcı iş göremezliğinin bulunduğu, tedavi süresinin 120 güne kadar uzayabileceği, 60 gün başkasının bakımına muhtaç olduğunun bildirildiği, raporun kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan yönetmelik uyarınca düzenlendiği de gözetilerek (Yargıtay 4. HD 2021/4651 esas 2021/8345 karar) oluşa uygun görülerek karar vermeye yeterli bulunmakla mahkemece itibar edildiği, davalının sunduğu medikal görüşün ise yaş ve meslek bazında değerlendirme yapılması gerektiğine işaret ettiği, hükme esas alınan rapordaki tüm unsurları kapsamadığı gözetilerek değerlendirmeye alınmadığı, aktüer bilirkişisinin 24/03/2023 tarihli raporunda, davacının maddi zararını hesaplayarak 381.509,26 TL sürekli iş göremezlik, 16.728,10 TL geçici iş göremezlik, 9.595,80 TL bakıcı gideri tazminatı talep edebileceğinin bildirildiği, dosyadaki verilere uygun olmakla rapora itibar edildiği, her ne kadar davalı müterafik kusur indirimi yapılmasını talep etmiş ise de, dosya kapsamında bu yönde bir delil bulunmadığı, davacının yaralanmasının niteliği gözetilerek bu yöndeki savunmaya itibar etmenin mümkün olmadığı, davalının hatır taşımasına ilişkin savunmasının değerlendirilmesinde, dosyadaki mevcut delillerden davacının davalının sigortalısı olan araçta yolcu olduğu, ceza yargılaması aşamasındaki ifadelerden taşımının hatır taşıması olduğu anlaşıldığından, belirlenen tazminattan %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği, takdiri indirim nedeni olması nedeni ile davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığı değerlendirilerek, bilirkişi tarafından hesaplanan tazminattan hatır taşıması indirimi yapılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği, gerekçesiyle; “DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE, 305.207,41 TL sürekli, 13.382,48 TL geçici iş göremezlik, 7.676,64 TL bakıcı gideri tazminatının 24/08/2022 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte poliçe teminat limitlerinde davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” karar verilmiş hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemece, hatır taşıması nedeniyle indirim yapılmış ise de, taşımanın hatır taşıması olmadığını, zira müvekkili ile araç sürücüsünün yakın arkadaş olduklarını, okul çıkışı birlikte araç ile giderlerken kazanın meydan geldiğini, bu nedenle hatır taşıması koşulunun gerçekleşmediğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; hesaplamanın TRH2010 Yaşam Tablosuna göre ve %1,8 teknik faiz uygulanarak yapılması gerektiğini, progresif rant yöntemine göre yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, maluliyet raporunun yeterli olmadığını, maluliyet raporu ile muayene evrakları arasında çelişki bulunduğunu, bu yöndeki itirazları değerlendirmeden davanın esası hakkında karar verilmesinin hatalı olduğunu, %7 maluliyet oranının yüksek ve kabul edilemez olduğunu, taraflarınca alınan medikal eksper raporunda da bu hususun belirtildiğini, bu nedenle raporun karar vermeye elverişli olmadığını, Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulundan rapor alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderlerinden sorumlulukları bulunmadığını, sorumluluğun SGK’da olduğunu, davacının kaza esnasında emniyet kemeri takılı olmadığından zararın meydana gelmesinde müterafik kusurunun olması nedeniyle indirim yapılması gerektiği, zira tespit edilen yaralanmasına göre emniyet kemeri takılı olmadığının anlaşıldığını, kaza sonrasında müvekkiline usulüne uygun başvuru olmaması nedeniyle, temerrütün gerçekleşmediği halde temerrüt faizine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, aksi durumda ise dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilebileceğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemidir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
24/12/2021 tarihinde, davacının yolcu olarak bulunduğu, arkadaşının sevk ve idaresindeki araç ile seyir halinde iken, araç sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi neticesinde, omuz bölgesinde kırık (fraktür) oluşturacak şekilde yaralandığı, Kaza Tespit Tutanağı, soruşturma dosyası, tedavi, evrakları ile tüm dosya kapsamından görülmüştür.
Davacı tarafından, davalı ... şirketine zararının karşılanması için başvurada bulunulmasına rağmen, sigorta şirketi tarafından ödeme yapılmadığı hasar dosyasından anlaşılmıştır.
Mahkemece Katip Çelebi Üni. Tıp Fakültesi Adli Tıp ABD'den alınan raporda, davacnın yaralanması nedeniyle omuz hareketlerinde kısıtlılık oluştuğu tespit edilerek, gerekli ölçümler yapılmak suretiyle davacının kazaya bağlı yaralanması nedeniyle %7 oranında engelinin oluştuğunun tespit edildiği görülmüştür.
Mahkemece, alınan kusur raporu ve aktüer hesap raporuna göre davacının talepleri değerlendirilmek suretiyle davanın ksımen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
1-Davacı vekili, hatır taşımasının kanıtlanamadığı belirtilerek karar istinaf edilmiş ise de, araç sürücüsünün ve davacının yakın arkadaş olmasının hatır taşıması indirimi uygulanmasına engel bir durum olarak değerlendirilmeyecek olmasına, soruşturma dosyasındaki beyanlar değerlendirildiğinde, mahkemece davacının hatır için taşındığının kabul edilmiş olmasında isabetsizlik görülmemiştir.
2-Davalı vekili, başvuru şartının usulüne uygun yerine getirilmediğini, bu nedenle temerrütün gereçekleşmediğini ileri sürümüş ise de, davacı tarafından KTK'nın 97. maddesine uygun başvuruda bulunmak suretiyle, davalının KTK'nın 99. maddesine uygun şekilde temmerrüde düşürülmüş olmasına göre, davalının temerrüt başlangıcına yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.
3- Davalı vekili tarafından maluliyet raporuna da itiraz edilmiş ise de, hükme esas alınan raporun, kaza tarihinde yürürlükte bulunan ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından maluliyet tespitinde esas alınan Yönetmelik hükümlerince tanzim edilmiş, olmasına, raporun davacının adli muayene raporları, tedavi evrakları değerlendirilmek suretiyle ve hareket kısıtlılığına yönelik olarak ölçümler ve muayene yapılarak son durumu değerlendirmek suretiyle tanzim edilmiş olmasına, yapılan ölçümler çerçevesinde tespit edilen hareket kısıtlılığı için kabul edilen özür oranlarının, Yönetmelik ekindeki cetveller ile uyumlu olmasına, davalı tarafından sunulan medikal raporda dahi üst ekstremite özür oranı %9 kabul edilerek, Yönetmelikte karşılığı bulunmayan "yaş" ve "iyileşmeler" varsayımı çerçevesinde %5 olabileceği değerlendirmiş olmasına göre davalının maluliyet raporuna yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.
4-Davalı vekili, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı giderinden sorumluluğu olmadığını ileri sürmüş ise de, söz konusu zararların 2918 Sayılı Yasanın 85/1 maddesi kapsamında işletenin sorumluluğunda olan zararlardan olmasına, 2918 Sayılı Yasaın 91. Maddesi hükmü gereğince işletenin sorumluluğunu üstlenen sigorta şirketinin, bu zaralardan sorumluluğunun KTK'nın 92. maddesinde teminat dışı bırakılmamasına, teminat içerisinde olan bu zararların, KTK'nın 98. maddesi kapsamında SGK'nın sorumluluğu içinde kalan zararlardan olmamasına, kanun ile belirlenen sorumluluğun, ikincil norm olan Genel Şartlar ile daraltılamayacak olmasına göre davalının buna ilişkin istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.
Buna göre; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, aktüer hesaplama "gerçek zarar" belirlenmesinde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından benimsenen ilke ve yöntemlere uygun yapılmış olduğundan, söz konusu raporun hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamasına, davacının mevcut yaralanması ve soruşturma dosyası incelendiğinden müterafik kusuru kanıtlanamamış olduğundan, bu nedenle indirim yapılmamış olmasının dosya kapsamına uygun olmasına göre, davacı vekilinin ve davalı vekilinin tüm istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin yerel mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacıdan alınması gereken 615,40TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davalıdan alınması gereken 22.287,27 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 5.580,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 16.707,27 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf edenler tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
6-HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 15/01/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
.
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.