T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi Esas-Karar No
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/06/2023
NUMARASI ....
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 05/12/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 27/12/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; 21/05/2019 tarihinde müvekkili olan davacı .. sevk ve idaresindeki motosiklet ile kendi şeridinde seyir halinde iken kavşak kesişimine geldiği esnada, dava dışı sürücü ... sevk ve idaresindeki, davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS ile sigortalı aracı ile karşı yönden gelerek, olay yerinde yolun solundaki sokağa dönüşe geçtiğini, sola dönüş kuralları, şerit izleme ve değiştirme kuralları ile sair trafik kurallarını ihlal ederek davacının sevk ve idaresindeki araca çarpması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, kaza neticesinde davacının ağır şekilde yaralandığını, geçici ve kalıcı iş göremezliğe maruz kaldığını, bu sebeple bakıcı ihtiyacının da doğduğunu, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu, davalının zararlarından sorumlu olduğunu belirterek, kalıcı iş göremezlik bedeli olarak şimdilik 9.800,00-TL, geçici iş göremezlik bedeli olarak şimdilik 100,00-TL, bakıcı gideri tazminatı olarak şimdilik 100,00-TL olmak üzere toplam 10.000,-TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 21.05.2019 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden (teminat limiti ile sınırlı olmak üzere) tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili 14/04/2023 tarihli talep artırım dilekçesi ile dava değerini toplam 177.406,47 TL'ye yükseltiklerini belirterek, davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; meydana gelen kaza sebebiyle müvekkili şirkete yapılan başvuruda temini zorunlu olan ve talep edilen belgelerin sunulmadığını, ZMMS kapsamındaki sorumluluklarının sigorta limiti ile sınırlı olduğunu, davacının kusuru zararı kanıtlaması gerektiğini, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderlerinin teminat kapsamında olmadığını bildirerek, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davanın, trafik kazasından kaynaklanan sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri tazminatı talebine ilişkin olduğu, tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve bilirkişi raporunda belirtilen hesaplamalara göre; Trafik Kazası Tespit Tutanağı'nın incelenmesinde, davalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 53/1b maddesini ihlal ettiği, davacı sürücü ...'un kural ihlali bulunmadığının belirtildiği, mahkemece alınan bilirkişi raporunda da kazanın meydana gelmesinde, davacı sürücünün kusursuz, davalı sürücünün %100 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, hükme esas alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu tarafından tanzim edilen raporda, davacının kaza nedeniyle kişinin tüm vücut engellilik oranının %3 olduğu, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği, başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 2 ay boyunca başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceğinin tespit ediliği, buna göre alınan hesap raporunda davacının geçici iş göremezlikten kaynaklanan tazminat alacağının 18.704,58 TL, sürekli iş gücü kaybından kaynaklanan tazminat alacağının 153.585,09 TL, geçici bakıcı ihtiyacından kaynaklanan tazminat alacağının ise 5.116,80 TL olduğu hesaplandığı, raporların karar vermeye elverişli olduğu, davacının zararını davalıdan talep edebileceği gerekçesiyle;“Davanın kabulü ile, 153.585,09 TL sürekli iş göremezlik, 18.704,58 TL geçici iş göremezlik ve 5.116,80 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 177.406,47 TL'nin 22/04/2020 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline” karar verilmiş, karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Mahkemece, hükmün tamamlanmasına yönelik olarak ek karar verilmiş, söz konusu karara yönelik istinaf talebinde bulunulmamıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; hükme esas alınan maluliyet raporları arasında çelişki olduğu, 11/02/2020 tarihli Engelli Sağlık Kurulu raporunda %6 engel oranı, 14/04/2021 tarihli H.Ü.T.F. Adli Tıp ABD’den alınan raporda %4 engel oranı olduğunu, bu nedenle Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu ve Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulundan alınan raporların çelişkiyi giderecek mahiyette olmadığını, kararın bozulması halinde, asgari ücretten kaynaklanan artışların nazara alınması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; usulüne uygun olarak sigorta şirketine müracaat edilmediğinden, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, tedavi gideri ve bakıcı giderinin ise teminat kapsamında olmadığını, buna rağmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, kazanın meydana gelmesinde davalının %100 kusurlu olduğunu da kabul etmediklerini, davacının seyir hızına uymadığından kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu, Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu'ndan alınan raporların müvekkilinin itirazlarını karşılar mahiyette olmadığını, bakıcı ihtiyaç süresi, iyileşme süresi ve maluliyet oranının fahiş olduğunu, hükme esas alınan raporun daha önce alınan son durum raporları ile uyumlu olmadığını, hesaplamanın TRH2010 Yaşam Tablosuna göre 1,8 Teknik faiz uygulanarak yapılması gerektiğini, davacı eksik evrak ile müracaat ettiğinden faiz başlangıcının 22/04/2020 kabul edilmesinin hatalı olduğunu, davanın eksik evrak ile açıldığını ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak HMK'nın 355. maddesi gereğince yapılan inceleme neticesinde;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemidir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Öncelikle, davalı tarafından müvekkiline eksik evrak ile başvuru yapılarak dava açıldığından bahisle KTK'nın 97. maddesi gereğince başvuru şartının usulünce yerine getirmediği ileri sürülmüş ise de, ilgili maddede temerrüte ilişkin 99. maddeye yapılan bir atfın bulunmamasına, davacı tarafından da yazılı başvurunun yapılmış olmasına göre, dava şartının yerine getirildiği anlaşıldığından, davalının başvuru şartına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiş, tarafların esasa yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesine geçilmiştir.
Olay tarihinde, davacının sevk ve idaresindeki araç ile şeridinde seyri sırasında, karşı yönden gelen davalı tarafından sigortalı aracın, yolun solundaki sokağa girmek için davacının şeridine girmesi neticesinde trafik kazasının meydana geldiği, Kaza Terspit Tutanağı, soruşturma dosyası ve tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Kaza Tespit Tutanağında ve mahkemece alınan bilirkişi raporunda da kazanın bu oluş şekli ile meydana geldiği kabul edilerek kazanın meydana gelmesinde, kavşaktan sola dönüş yapmak için kontrolsüz şekilde davacının seyir şeridine giren davalının tam kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmüştür.
Davacının maluliyetine ilişkin alınan raporlar arasında özür oranın farklı olması nedeniyle Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesinden alınan raporda ve sonrasında çelişkiyi gidermek için Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulundan alınan raporda davacının kazaya bağlı yaralanması nedeniyle %3 oranında malul kaldığının tespit edildiği görülmüş, aktüer hesap bilirkişisinden alınan raporda, Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu'ndan alınan maluliyet/engellik raporu ile kusur bilirkişisinden alınan kusur raporunda belirtilen kusur durumuna göre hesaplamanın yapılarak tazminatın tespit edildiği anlaşılmıştır.
1-Davalı vekili tarafından kusur raporuna itiraz edilmiş ise de, alınan kusur raporunda kazanın oluş şekli değerlendirmek suretiyle kusur durumunun belirlenmiş olmasına, şeridinde seyreden davacının, davalı tarafından sigortalı aracın geçiş önceliğine riayet etmeksizin kontrolsüz şekilde şeridine girmesi neticesinde meydana gelen kazada kusursuz olduğunun kabul edilmesinin dosya kapsamındaki deliller çerçevesinde uygun olmasına göre, davalı vekilinin kusuru raporuna yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
2-Taraflarca maluliyet raporuna itiraz edilmiş ise de; hükme esas alınan raporun Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından TBK'nın 54. maddesinde düzenlenen "çalışma gücü kaybı yahut yitirilmesine ilişkin zararların" hesaplamasında benimsediği, kaza tarihindeki yürürlükte olan Yönetmelik hükümlerine göre tanzim edilmiş olmasına, Adi Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu'ndan alınan raporun, denetime elverişli ve gerekçeli olması yanı sıra daha önce alınan raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek mahiyette olmasına göre davalı vekilinin ve davacı vekilinin maluliyet raporuna yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.
3-Davacı vekili ve davalı vekili tarafından hesap raporuna itiraz edilmiş ise de; Dairemizce istinaf incelemesi ilk derece mahkemesi tarafından verilen karara ilişkin olup, davacının istinafı ilk derece mahkemesi kararına yönelik bir istinaf olmadığından, tazminatın ileride aratacak olmasına yönelik iddialarda istinaf sebebi olmayacağından, davacının bu nedenle istinaf talebi yerinde görülmediği gibi, hesaplamanın Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından gerçek zararın belirlenmesinde benimsenen yöntem ve ilkeler çerçevesinde yapılmış olmasına ve yapılan hesaplamada davalı aleyhine olabilecek bir hata bulunmamasına göre davalı vekilinin de hesap raporuna yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Buna göre; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, alınan kusur raporunun kazanın oluş şekiline uygun ve denetlenebilir olmasına, bakıcı gideri ve tedavi giderinin de sigorta teminatı kapsamında olmasına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
4-Davalı vekilinin, hükmedilen tazminata uygulanan faizin başlangıç tarihine yönelik istinaf sebeplerine gelince; sigorta şirketi hakkında, ZMMS kapsamında açılan sorumluluk davasında, KTK'nın 99. maddesinde sigorta şirketinin, zarar görenin Genel Şartlar'da sayılan evraklar ile kendisine müracaat etmesi halinde, 8 iş günü sonunda temerrüdünün gerçekleşeceği kabul edilmiştir. Zarar görenin eksik evrak ile müracaat etmesi halinde temerrüt başvuru ile gerçekleşmeyeceğinden, başvuru sonrasında bir şekilde temerrüt gerçekleşmiş ise bu tarihte, aksi takdirde ancak açılan dava tarihinden itibaren temerrüt faizi talep edilebilir. Alternatif çözüm yolu olan arabuluculuğa başvurunun dava şartı olduğu durumlarda, davacının davaya konu edilen tazminat talepleri bakımından, dava şartı arabuluculuğa başvuru tarihi itibariyle davalının temerrüde düştüğü Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından kabul edildiğinden, dava açılmadan önce dava şartı arabuluculuk yoluna gidilemesi gereken durumlarda, başvuru tarihi itibariyle temerrüdün gerçekleştiğinin kabulü gerekmektedir. (Yargıtay 4. H.D. 2021/18933 E- 2021/4438 K.)
Somut olayda; davacı, davalıya tazminat talebine esas alınacak maluliyet raporu olmaksızın müracaat ettiğinden, her ne kadar başvuru şartı yerine getirilmiş ise de yapılan başvuru ile KTK'nın 99. maddesi kapsamında eksik evrak ile yapılan başvuru ile davalının temerrüdü gerçekleşmediğinden, davanın dava şartı arabuluculuğa tabi olduğu da gözetilerek, davacının 02/07/2020 tarihindeki arabuluculuk başvurusuyla davalının temerrüdünün gerçekleştiği kabul edilerek, bu tarih itibariyle temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken, 22/04/2020 tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olması isabetli değildir.
Buna göre; davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin reddi ile yukarında 4 no.lu bentte yazılı nedenlerle istinaf talebinin kabulüne, mahkemece yapılan yargılamada eksiklik bulunmamasına, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılamaya ihtiyaç duyulmamasına göre, kararın davalı lehine HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince kaldırılmasına, ilk derece mahkemesi kararında "22/04/2020" olarak gösterilen faiz başlangıcının, "02/07/2020" arabuluculuk başvuru tarihi olarak düzeltilmesine karar verilmesi gerekmiş, ilk derece mahkemesi kararında kesinleşen yönler korunarak, ayrıca ilk derece mahkemesi tarafından ek karar ile hükmün tamalanması yönelik kararı da gözetilmek suretiyle aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
I-Davacı vekilinin isitinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE;
II- Davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile; Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 14/06/2023 tarihli, 2020/347 Esas 2023/448 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,
HMK'nın 353/1-b-2.maddesi uyarınca esas hakkında yeniden karar verilmesine, buna göre;
1-DAVANIN KABULÜ İLE, 153.585,09 TL sürekli iş göremezlik, 18.704,58 TL geçici iş göremezlik ve 5.116,80 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 177.406,47 TL'nin 02/07/2020 arabuluculuk başvuru tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline
2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan 12.118,63 TL harçtan peşin yatırılan 54,40 TL harç ile 572,00 ıslah harcı olmak üzere toplam 626,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 11.492,23 TL bakiye karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-Davacı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 27.610,97 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL başvuru harcı, 54,40 TL peşin harç ve 572,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 680,80 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 4.035,00 TL ATK Rapor ücreti dahil toplam 7.345,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davalı tarafından yapılan her hangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-6325 Sayılı Kanunun 18/A-14 maddesi gereğince ... Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
8-HMK'nın 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının davacıya iadesine,
İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN:
III- Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,
IV-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
V-İstinaf talebi reddedilen davacıdan alınması gerekli 427,60 istinaf karar harcından, peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile 157,75 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
VI-İstinaf talebi reddedilen davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
VII-Kararın tebliği ve harç iadesi işlemlerinin ilk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 05/12/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.