T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/914 - 2024/1535
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/914
KARAR NO : 2024/1535
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/02/2023
NUMARASI : 2022/689 Esas - 2023/98 Karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 05/12/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 05/12/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; 30/03/2016 tarihinde davalı ... Plastik Atı Yönetimi ve Çevre Danışmanlık Hizmetleri İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'ye ait dava dışı ... yönetimindeki ... plaka sayılı aracın dava dışı sürücü ... yönetiminde iken, ... plakalı araçla kaza yapması neticesinde araçta yolcu olarak bulunan davacı müvekkilinin yaralandığını ve beden gücü kaybına uğradığını, Sapanca Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/339 Esas sayılı dosyasında kazanın meydana gelmesinde ... plaka sayılı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin beden gücü kaybının %5 olarak belirlendiğini belirterek, 200,00 TL geçici iş göremezlik, 100,00 TL sürekli iş göremezlik ve 50,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 350,00 TL'nin davalı ... Plastik Atı Yönetimi ve Çevre Danışmanlık Hizmetleri İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. yönünden olay tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini, müvekkili adına 40.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalı ... Plastik Atı Yönetimi ve Çevre Danışmanlık Hizmetleri İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'den tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... Plastik Atık Yönetimi Ve Çevre Danışmanlık Hizmetleri İnşaat Sanayi Ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; HMK. 119 maddesi gereği bildirilmesi zorunlu olan davacının adresinin dava dilekçesinde bulunmadığını, davanın yetkisiz yer mahkemesi olan Ankara Ticaret Mahkemelerinde ikame edildiğini, dosyaya bakmakla görevli olan mahkemenin Bursa Ticaret Mahkemeleri olduğunu, yetkiye süresinde itiraz ettiklerini, dava dışı araç sürücüsü ...'ın asli kusurlu olduğunu, müvekkili şirketin herhangi bir kusuru olmadığını, aksi kanaatte olunması halinde dahi hem davacı tarafın hem de davacının içerisinde bulunduğu araç sürücüsünün müterafik kusurunun değerlendirilmesi gerektiğini, kusur durumunun bilirkişiler marifetiyle tespitinin gerektiğini, uyuşmazlık konusu olayda hatır taşımacılığı mevcut olduğundan müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, dava dilekçesinde talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğu ve kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafın hükmedilecek tazminata olay tarihinden itibaren avans faizi işletilmesini talep ettiği, bu talebin hukuka aykırı olduğunu beyan ederek, yetki itirazının kabulü ile yetkisizlik kararı verilmesine, müvekkili şirket hakkında açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı davasını Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/970 Esas sayılı dosyası üzerinden açmış, mahkemece 18/10/2022 günlü oturumda davalı ... Plastik Atı Yönetimi ve Çevre Danışmanlık Hizmetleri İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. aleyhine açılan davanın tefrikine karar verilmiş, davalı ....Ltd.Şti. yönünden davaya Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/689 Esas nolu dosyası üzerinden devam edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, tüm dosya kapsamı incelendiğinde, mevcut kaza ve mevcut zarara ilişkin, Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru yapıldığı, 16/11/2017 başvuru tarihli ve 2018/26142 karar sayılı karar bulunduğu, tahkim komisyonunca gerekli araştırmaların yapıldığı, bu konuda yargılama yapıldığı ve davacı lehine tazminata hükmedildiği, akabinde Tahkim Komisyonunca belirlenen miktarın davacıya ödendiği ve Sigorta Tahkim Komisyonu'nda görülen dosyadan davacı tarafça feragat- edildiği, yapılan ödeme nedeni ile de Sigorta Şirketinden ya da sigortalıdan da ek tazminat adı altında herhangi bir tazminat talep edilmeyeceği, her ne isim adı altında maddi tazminat istenmeyeceği açıkça yazılmış olduğundan ve ayrıca sigorta tahkim komisyonunda yapılan değerlendirmede, maluliyetin yüzde 5 olarak değerlendirmeye alındığı, mahkemece yapılan yargılamada ise, maluliyetin artmadığı gibi tam tersinde azaldığı, bu nokta da davanın ek dava olarak da değerlendirilmeyeceği, ödeme yönünden yapılan değerlendirmede de, ödemeler arasında fahiş fark bulunmadığı anlaşıldığından talepler yönünden feragat ve bakiye zararın talep edilebilir olmadığı anlaşıldığından davanın reddi gerektiği gerekçesiyle; "davanın maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden ayrı ayrı reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, söz konusu feragatname ile yalnızca Sigorta Şirketi açısından feraget edildiğini, nitekim feragatnamede açıkça "... Sigorta A.Ş. açısından feragat edildiği"nin yazıldığını, müvekkilin maluliyeti gerçekte artmış olup müvekkilin üst tazminat hakkı doğduğunu, dosyaya kazandırılan maluliyet raporunun hatalı olduğunu, müvekkilin maluliyetinin %5'in üzerinde olduğunu, nitekim 07/01/2020 tarihli Ankara Üniversitesi ATK raporunda müvekkilin maluliyetinin %7,2 olarak tespit edildiğini, diğer yandan manevi tazminat talebinin reddinin tümden hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle, geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve manevi tazminat istemidir.
Öncelikle, davacının Kırgızistan uyruklu olduğu anlaşılmakla teminattan muafiyet hususu değerlendirilmiştir.
Türk Hukuku'nda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tabi tutulmamıştır. Ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK)’un 48inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca; Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır.
Öte yandan Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nın 114/1-ğ maddesi uyarınca teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi dava şartlarındandır. Bu itibarla mahkemece verilen kesin süre içinde teminat yatırılmaz ise anılan hüküm uyarınca dava şartı eksikliğinden dava reddedilir.
MÖHUK’un 48/2 maddesinde ise; “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar.” hükmü yer almaktadır.
Buna göre hâkim, yabancı davacının vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, Kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir.
2006 tarihli "Türkiye Cumhuriyeti ile Kırgız Cumhuriyeti Arasında Hukukî, Ticarî ve Cezaî Konularda Adli İşbirliği Anlaşması" 30/11/2010 tarih ve 6073 sayılı Kanun'la onaylanmıştır (Resmî Gazete: 24/03/2012 tarih ve 28243 sayılı, Yürürlük Tarihi: 11/02/2012).
Anlaşmanın 15'inci maddesinin hükmü şöyledir:
“Âkit taraflardan birinin vatandaşları, salt yabancı olmalarından veya bu tarafın ülkesinde ikametgâhları veya meskeni olmamalarından ötürü teminat akçesi (Judicatum Solvi) vermekle yükümlü tutulamazlar.”. Bu nedenle, dava şartının yerine getirildiği anlaşılmakla esas incelemesi yapılması gerekmiştir.
Daha önce davacı tarafında sürekli iş göremezlik tazminatının tahsili için Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurulduğu, Uyuşmazlık hakem kararıyla talebin kabulüyle 29.990,80 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 10/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı ... Sigorta AŞ.’den tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verildiği, dosyada bulunan "ibraname, makbuz, feragatname" başlıklı belgede, davacının tazminat davasında hükmolunan 29.991 TL asıl alacak, faiz, yargılama gideri ve her türlü ferilerini kapsamak kaydıyla 37.890,00 TL bedeli ...'dan nakden ve tamamen aldıkları ve başta Sigorta Tahkim Komisyonu'nun 2017/E.72587 sayılı dosyası olmak üzere dava dosyasından ... Sigorta AŞ yönünde feragat ettikleri belirtilmiştir.
Öncelikle, feragat edildiği belirtilen tahkim dosyasının sürekli iş göremezlik tazminatına ilişkin olduğu anlaşılmakla, mahkemece geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve manevi tazminat yönünden değerlendirme yapılmaması isabetsizdir.
Diğer taraftan, zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır. İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir.
Esasen somut olayda bir kısım müteselsil borçlular aleyhine tazminat davası açtıktan sonra diğer müteselsil borçlular aleyhine de ikinci bir tazminat davası açabilir ise de (ilk davada açıkça itiraz etmedikleri bilirkişi raporunda belirlenen miktarı geçmemek ve tahsilde tekerrüre yol açmamak kaydıyla) ilk davada belirlenen miktarı aşan miktara hükmedilemez (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 15.5.2018 tarih ve 2015/8738 Esas, 2018/5083 Karar sayılı ilamı ile 24/03/2015 tarih ve 2014/14453 Esas, 2015/4815 Karar sayılı ilamı).
Ayrıca, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 61, 162, 163, 166. maddelerindeki düzenlemeler uyarınca birden çok kişi bir zarara sebebiyet verdikleri yahut aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. Müteselsil sorumlulukta kural olarak borçlulardan her biri borcun tamamından sorumludur. Alacaklı borcun tamamının veya bir kısmının ifasını dilerse borçluların hepsinden, dilerse birinden isteyebilir. Borçluların sorumluluğu borcun tamamı ödenene kadar devam eder. Borçlulardan biri ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmiş ise bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur. Borçlulardan biri alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa diğer borçlular bundan ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler.
Yine 6098 sayılı Yasa'nın 166/3.maddesi gereğince alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır. İşleten ve sürücü olan borçluların davacılara ödeme yapmasıyla diğer müteselsil borçlu olan sigorta şirketi de 6098 sayılı TBK’nın 166/1. maddesi gereği ve ödeme yapılan oranda alacaklılara karşı borçtan kurtulur. Müteselsil borçlular aleyhine ikinci bir tazminat davası ikame edilebilirse de, işbu ikinci davanın tutarının ilk davada belirlenen tutarı geçmesi mümkün değildir.
Mahkemece, bu kapsamda ödeme yapılıp yapılmadığı ve sigortanın diğer müteselsil borçluya etkisi de değerlendirilerek inceleme yapılması gerekirken eksik inceleme neticesinde hüküm kurulması isabetsizdir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden davanın esasına ilişkin karar verilmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, sonucuna göre davanın esası hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 14/02/2023 tarihli 2022/689 Esas - 2023/98 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
Kararın kaldırılma sebebine göre, davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının ve istinaf başvurma harcının istek halinde istinaf eden davacıya iadesine,
4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine,
5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 05/12/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.