T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi Esas-Karar No: 2023/1090 - 2024/1583
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1090
KARAR NO : 2024/1583
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/07/2023
NUMARASI : 2021/576 Esas 2023/411 Karar
DAVACI :
DAVALILAR
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 12/12/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 12/12/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili. davalılar ... ve ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı sigorta şirketine ZMMS ile sigortalı, davalı ...'e ait ... plakalı aracın diğer davalı ...'ın sevk ve idaresinde iken yaya durumunda olan davacı müvekkili ...'a çarpması sonucu müvekkilinin geçici ve sürekli malul kalacak derece ağır yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsü ...'In asli ve tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin kusursuz olduğunu, kaza sonucunda müvekkilinin ağır derecede yaralandığını, bakıma muhtaç olduğunu, sigorta şirketinin sigortalı aracın kişi başına sakatlık ve ölüm halinde tazminat bedeli olarak 360.000 TL, kişi başına sağlık giderleri olarak da 360.000 TL olmak üzere 720.000 TL teminat sağladığını, müvekkilinin yaşı, mesleği, geliri tüm diğer faktörler birlikte değerlendirildiğinde davalı sigorta şirketinin müvekkilinin yaralanması sebebiyle uğramış olduğu maddi zararların tümünden limit dahilinde sorumlu olduğunu, sürekli iş göremezlik zararına istinaden şimdilik 100.TL, geçici iş göremezlik zararı için şimdilik 100 TL, bakıcı gideri zararı nedeniyle şimdilik 100.TL maddi tazminat bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili gerektiğini, Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan rapor için 1.260,00 TL olmak üzere şimdilik toplam 1.560,00 TL maddi tazminatının temerrüt tarihi olan ( kaza tarihi ) 12/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte diğer kusurlu kişilerin kusurlarına düşen sorumlulukları dahil olmak üzere tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili gerektiğini, müvekkilinin 9 ay hayatını idame ettirmemesi ve 3 ay yatağa bağlı halde yaşamış olması nedeniyle 100.000,00TL manevi tazminat bedelinin davalıların kusurları oranında haksız fiilin meydana geldiği 12/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... ve ... yönünden müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalı sigorta şirketi cevap dilekçesinde; başvuranın sunmuş olduğu raporun mevzuata aykırı olduğundan, eksik başvuru nedeniyle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, maluliyet oranının ATK Anabilim Dalı uzmanları tarafından hazırlanması gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olduğunu, tazminat hesaplanmasının sigorta genel şartalrına göre yapılması gerektiğini, geçici iş görmezlik, geçici bakıcı gideri ve tedavi giderlerine ilişkin taleplerin reddi gerektiğini, ayrıca davacı tarafa SGK tarafından rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığının tespiti gerektiğini, rapor ücretinin trafik poliçesi teminatı dışında olduğunu, olaya ilişkin ceza dosyasının celbini talep ettiklerini, tarafların uzlaşıp uzlaşmadığını açıklığa kavuşturması gerektiğini, davacı tarafın faiz talebinin kabulünün mümkün olmadığını, kabul anlamından olmamak üzere kazaya karışan araç hususi araç olduğundan faiz ile ilgili yükümlülüğün yasal faiz olacağını, sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını belirterek haksız açılan davanın reddini istemiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde, öncelikle kusurun tespiti bakımından kazadan 22 ay geçtikten sonra dava açıldığını, kötü niyetli olarak davanın açıldığını, aylar sonra alınan rapor ile kaza arasında illiyet bağı kurulmaya çalışıldığını, Ankara CBS'de kazadan 4 saat sonra verilen beyanda yolun karanlık olduğu, dolmuşa yetişmeye çalıştığı, sağlık durumunun iyi olup , kırık çıkık ve hayati tehlikesinin bulunmadığının ifade edildiğini, buna rağmen kazadan tam 17 ay sonra kazaya ilişkin maluliyet raporu alındığını, gözlüksüz vaziyette kışın havanın erken kararması da dikkate alınarak minibüse yetişme heyecanıyla görmediği yola aniden atlayan kadının kusurunun ağır kusur olduğunu, kendisinin emniyet mensubu olduğunu, azami hız sınırlarında araç kullandığı, kışlık lastikleri kullandığını, trafik ceza puanı bulunmadığını, fiil ile zarar arasında illiyet bağı kurulması gerektiğini, kazadan 17 ay sonra alınan rapor ile kaza arasında illiyet bağı kurulmasının mümkün olmadığını belirterek, hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini istemiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde; kendisinin aracın maliki olduğunu, araç sürücüsü kazaya karışan diğer davalı ...'in damadı olduğunu, aracı kullanması için kendisine verdiğinden husumet nedeniyle davanın reddi gerektiğini, esas yönünden de kaza tarihinden 17 ay geçtikten sonra rapor alıp 22 ay sonra dava açıldığını, bu kapsamda kusur durumunun tespiti gerektiğini, 72 yaşında gözlük kullanıcısı davacının gecenin karanlığında dolmuşu durdurup, yetişmek için yola atlamasının şahsının sorumluluğuna yol açmaması gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davalı ...'e ait ... plakalı aracın diğer davalı ...' 'ın sevk ve idaresinde iken yaya durumunda olan davacının yoldan karşıdan karşıya geçerken çarpması sonucu davacının geçici ve sürekli malul kalacak yaralandığı, dava dosyasında tarafların trafik kusur durumunun belirlenmesi açısından en son alınan İstanbul ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu'nca düzenlenen 04/05/2023 tarihli raporda, davalı sürücü ...' ın %25 (yüzde yirmi beş) oranında, davacı yaya ...' ın %75 (yüzde yetmiş beş) oranında kusurlu olduğu görüş ve kanaatinin belirtildiği, olup Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 26/05/2021 tarihli maluliyet raporunda; "Erişkinler için Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik " hükümlerine göre hesaplandığında, Omurgaya ait sorunlarda özürlülük oranı toplam vücut engel oranın % 31 olduğu, sekel halini alıp sürekli olduğu, bakıcı ihtiyacının yaşı dikkate alındığında 3 ay olduğu, tıbbi iyileşme süresinin ise yaşı dikkate alındığında 9 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği, manevi tazminat koşullarının oluştuğu gerekçesiyle; " 1-)A-Davacı tarafından davalılar ... Sigorta A.Ş, ile ... ve ...'a yönelik olarak açılan Maddi tazminat istemli davanın feragat nedeniyle reddine, B-Davacı tarafından davalılar ... ve ...'a yönelik açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 35,000,00.TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 12/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde, kazadan aylar sonra açılan davaya ilişkin alınan raporların kazayla illiyeti bulunmadığını, ayrıca bilirkişi raporunda müvekkil ...'in "Hızın Gerekli Şartlara Uygunluğunu Sağlamak" başlıklı 52. madde kapsamında tali kusurlu olduğu sonucuna ulaşıldığını, müvekkilinin hızının tespitine ilişkin aşamalarda kayda geçen herhangi bir hız tespit verisi bulunmadığını, diğer taraftan yaya ...'a ilişkin yapılan bilirkişi değerlendirmesinde, yaya ...'ın ileri derece bozuk göz kusuruna sahip olduğuna, kaza anında gözlük kullanmadığına, 72 yaşında karar verme algısının zayıfladığına, dosyaya sunulan ve mahkeme tarafından getirtilen hastane kayıtları kapsamında fiziksel olarak rahatsızlığı bulunduğuna, bu sebeple seri hareket etme ihtimalinin bulunmadığına, yine minibüse yetişmek için müvekkili ...'in kullandığı aracın önüne atladığına ilişkin savunmalara yer verilmediğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, meydana gelen trafik kazası sonucunda 72 yaşında olan müvekkil ...’ın ağır yaralandığını, kaza nedeniyle T9 çökme kırığı meydana geldiğini, bakıma muhtaç hale geldiğini, Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan 26/05/2021 tarihli sağlık kurulu raporunda müvekkilin trafik kazasına bağlı olarak %31 toplam vücut engel oranının olduğu, 3 ay bakıcı ihtiyacı olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 9 ay kadar uzayabileceğinin belirtildiğini, kaza sırasında 72 yaşında olan müvekkil, kaza sebebiyle uzun süre ıstırap çektiğini, artık eski sağlığına kavuşmasının mümkün olmadığını, hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Taraf vekillerinin istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dosyadaki yazılara kanuni gerektirici sebeplere, dosyada alınan ilk kusur raporunda sürücü ...' ın % 25 ( yüzde yirmi beş ) oranında kusurlu olduğu, yaya ...' ın % 75 ( yüzde yetmiş beş ) oranında kusurlu olduğunun belirtilmesine, Adli Tıp Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu raporunda da aynı oranların belirtilmesine ve raporların birbirini teyit ettiğinin anlaşılmasına, hükmolunan manevi tazminat miktarına ilişkin olarak, Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi hükmü uyarınca, hâkimin manevi tazminatın miktarını tayin ederken aynı kanunun 51. maddesi uyarınca durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önünde tutmasının gerekmesine, bu kapsamda manevi tazminatın miktarı belirlenirken tarafların kusur oranı, sıfatı, statüsü, sosyal ve ekonomik durumları ile eylemin işleniş biçimi ve yönteminin dikkate alınmasının gerekmesine, d+osya kapsamındaki bilgi ve belgelerden, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davalının tali kusurlu olması ve hakkaniyet gereğince davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olduğu anlaşıldığından istinaf sebeplerine itibar edilmemiştir.
Yukarıda belirtilen hukuki ve fiili durumlar ışığında davacı vekilinin, davalılar ..., ... vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekilinin, davalılar ... ve ... vekilinin yerel mahkeme kararına yönelik istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf eden davacıdan alınması gerekli 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf eden davalılar ... ve ...’dan alınması gerekli 2.390,85 TL istinaf karar harcından peşin alınan 597,71 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.793,13 TL harcın anılan davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına
4-İstinaf eden taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
5-İstinaf eden taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 12/12/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.