T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/653 - 2024/1338
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/653
KARAR NO : 2024/1338
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/12/2023
NUMARASI : 2023/607 Esas - 2023/1097 Karar
DAVACI :
VEKİLLERİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Tazminat ( Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Maddi ve Manevi Tazminat)
KARAR TARİHİ : 31/10/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 12/11/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı dahili davalı ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'un 18/05/2012 tarihinde, davalı ...'ın kullandığı, davalı ...'ya ait diğer davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS kapsamında sigortalı araçla çarpışıp trafik kazası geçirerek beli kırılacak şekilde yaralandığını, kaza ile ilgili olarak Eskişehir 4. Asliye Ceza Mahkemesine dava açıldığını, yargılama sonunda müvekkilinin beraatine, sanık ...'ın ise 1.derecede asli kusurlu olduğundan mahkumiyetine karar verildiğini, müvekkilinin kazadan sonra %18 engelinin oluştuğu yönünde rapor alındığını, maluliyet ve yaralanmanın giderilmesi amacıyla kazaya karışan karşı taraf aracının ZMMS şirketi olan davalı şirkete yapılan başvuru sonucunda, davalı şirketçe 26/04/2016 tarihinde 86.180,70 TL tazminat ödemesi yapıldığını, ancak hak edilen maluliyet tazminat ödemesi tutarının altında olduğundan yapılmış tazminat ödeme tutarını kabul etmediklerini ileri sürerek, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan ... ve ...'dan kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsiline, yine fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla trafik kazası tarihinden itibaren yasal faiz oranı uygulanmak suretiyle şimdilik 250,00 TL bakiye maddi tazminatın (maluliyet tazminatının) davalıların tümünden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili 02/12/2017 tarihli dilekçesi ile davalı sigorta şirketi ile sulh olduklarını belirterek, maddi tazminat davasından feragat etmiştir.
Davalı ...'un davadan önce vefatı nedeniyle, davacılar vekili HMK’nın 124. maddesi gereğince taraf düzeltilmesi talebinde bulunarak, ... mirasçılarına davayı yöneltmiş, taraf teşkili sağlanmıştır.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davaya konu kaza nedeniyle müvekkili şirket tarafından davacıya 26/04/2016 tarihinde 86.180,70 TL ödeme yapıldığını, sorumluluklarının sona erdiğini savunarak davanın reddini istemiş, sonrasında verdiği beyan dilekçesiyle davacı ile sulh olduklarını, davacının davasından feragat etmesi nedeniyle yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri olmadığını beyan etmiştir.
Diğer davalı ... vasisine usulüne uygun tebligat yapılmış ancak davalı vasisi davaya cevap vermemiş, yargılama sırasında kısıtlılığı sona eren davalı asıl da davaya cevap vermemiştir.
Dahili davalı ... vekili cevap dilekçesinde; manevi tazminatın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin murisi ...’nın engelli olduğunu ve kazaya karışan aracın işleteni olmadığını, bu nedenle müvekkilinin de zarardan sorumlu tutulamayacağını, müteveffanın engelli raporuna istinaden ÖTV’siz aldığı aracın, oğlu ... tarafından kullanıldığını, bu nedenle aracın maliki gözükse de işleteni olmadığını, davacının manevi tazminat talebi haksız olduğu gibi talep edilen miktarın da fahiş olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
Diğer dahili davalılar davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince daha önce verilen 2017/561 E. 2019/432 K. sayılı kararın, Dairemizin 2022/1039 E. 2023/847 K. sayılı kararı ile kaldırılması sonrasında, ilk derece mahkemesi tarafından vefat eden davalının mirasçılarını davaya dahil ederek yeniden yapılan yargılama neticesinde;
Davacının, trafik kazasından kaynaklı cismani zarara uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminat talep ettiği, davada daha önce yapılan yargılamada, maddi tazminat talebi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davalı ...'un dava tarihinden önce öldüğünden iş bu davalının dava ehliyeti olmadığından davacının bu davalı yönünden açtığı davanın usulden reddine, davacının davalı ... yönünden açtığı manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile, 25.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 18/05/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı ...'den alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş iken, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 35. Hukuk Dairesinin 31/05/2023 tarih ve 2022/1039 Esas - 2023/847 Karar sayılı ilamıyla; "22/06/2017 tarihinde açılan eldeki davada, davalı ... 18/09/2016 tarihinde vefat etmiş, davacı mahkemeye sunduğu dilekçeyle yanılgı ile ölen şahsa açtığı davada, davanın ölen şahsın mirasçılarına yöneltilerek yargılamaya devam edilmesini istemiştir. Yukarıda da, açıklandığı üzere, davanın yanılgı üzerine ölen şahsa karşı açıldığı ve davacının bu yöndeki talebi de gözetilerek, davadan önce vefat eden ...'nın mirasçıları davaya dahil edilmek suretiyle taraf teşkili sağlandıktan sonra, davada ön inceleme aşaması tamamlandıktan sonra, tahkikat aşmasına geçilerek, davanın esası hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile usulüne uygun taraf teşkili sağlanmadan davanın esası hakkında karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.” denilerek kararın kaldırıldığı, yeniden yapılan yargılamada, vefat eden ...’un mirasçılarının davaya dahil edilerek, yargılamaya devam edildiği ve davada ön inceleme aşaması tamamlandıktan sonra, tahkikat aşamasına geçildiği, davacı vekili 04/12/2017 havale tarihli dilekçesi ile maddi tazminat taleplerinden davalı sigorta ile akdetmiş oldukları sulh protokolü neticesinde feragat ettiğinden maddi tazminat davasının konusuz kaldığı, manevi tazminat talepleri yönünde ise, Eskişehir 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/294 Esas - 2017/889 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde, Yargıtay tarafından önceki hükmün bilinçli taksir uygulanamayacağı gerekçesi ile bozma kararı vermesi üzerine yeniden yapılan yargılama sonucu davalı sürücünün trafik kazasının oluşumunda asli kusurlu kabul edilerek taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmaktan hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmakla, oluşa uygun olması nedeniyle ceza mahkemesi tarafından temin edilen rapora ve Yargıtay bozma ilamına uygun olan mahkeme kararına itibar etmek gerektiği, davalı sürücü ...'ın asli ve tam kusurlu olduğu kaza neticesinde davacının kaza sonucu %18 oranında engeli olacak şekilde yaralandığı, bu nedenle manevi tazminat talep edebileceği, araç maliki ...'un sorumluluğu yönünden ise, mirasçısı olan dahili davalı ... vekili, araç maliki ...'un ağır engelli olduğunu, araç kaydında da bu durumun gözüktüğünü, aracın gerçek işleteninin oğlu ... ... olduğunu, bu nedenle müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiş ise de, araç maliki ... engelli olup araç ruhsatında engelli aracı kaydı var ise de, 2918 sayılı KTK 3, 85 ve 86 maddeleri uyarınca işleten olarak kabul edilmemesi için araç üzerinde 3. kişinin fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin ... süreli olması gerektiği, ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şart olup, dahili davalı tarafından murisi ...'un işleten olmadığını gösterir nitelik ve güçte delil sunulmadığı, bu nedenle engelli olmasının araç maliki/işleteni olmadığını göstermediği ve bu kapsamda tehlike sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı, dahili davalı tarafından KTK'nın 86. maddesinde belirtilen bir kurtuluş kanıtı da ibraz edilmediği, ayrıca kendisi tarafından aracın kullanılması için oğlu ... ...'a verildiği yönündeki soyut savunmasının da bu durumu değiştirmeyeceği, bu haliyle TBK 49 ve KTK 3 ve 85. maddeleri uyarınca araç maliki/işleteni olan ... mirasçısı olan dahili davalıların da araç sürücüsünün sebebiyet verdiği davacı zararından müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, manevi tazminatın miktarı yönünden ise tarafların ekonomik ve sosyal durumları, olayın oluş şekli, davalı sürücünün tam kusurlu olması, davacının yaralanma derecesi, olay tarihi, olay tarihi itibariyle paranın satın alma gücü ve hakkaniyet ilkesi dikkate alınarak, 25.000,00 TL manevi tazminat takdirinin hak ve nesafete uygun olduğu gerekçesiyle; “1-Davacının maddi tazminat talebi konusuz kaldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 2-Davacı tarafın manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile, 25.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 18/05/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve dahili davalılar ... ..., Hakan ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine, kabul dışı kalan talebin reddine, “ karar verilmiş, karar dahili davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Dahili davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının manevi tazminat isteminin zamanaşımına uğradığını, davanın 8 yıllık zamanaşımı süresinden sonra açıldığını, bu nedenle müvekkilinin sorumlu tutulmayacağını, müteveffanın gerçek işleten olmadığını, işletenin ... ... olduğunu, müteveffanın engelli olduğunu ve bu aracın oğlu ... ... tarafından kullanıldığını bu nedenle işletenin ... ... olduğunu, müvekkilinin KTK’nın 3. maddesi gereğince, araç malikinin işleten olmadığını kanıtladığından, müvekkili hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı ...’nin, izinsiz şekilde ... ...'un kullanmakta olduğu aracın anahtarlarını rızası dışında alarak kaza geçirdiğini, her ne kadar bu hususun kanıtlanmadığı mahkemece kabul edilmiş ise de, Eskişehir 4. Asliye Ceza Mahkemesinde, sanık ...’ın “ben kazadan sonra ... isimli şahsın aracının yerine ... ...’un aracını aldığımı farkettim” şeklinde beyanda bulunduğunu, bu şekilde müteveffaya ait aracı izni ve rızası dışında kullandığını kabul ettiğini, ...’ın bu eyleminin kullanma hırsızlığını oluşturduğunu, bu nedenle müvekkilinin KTK’nın 107. maddesi gereğince de zarardan sorumlu tutulamayacağını, müvekkilinin aracın çalınmış veya gasp edilmiş olduğunu bilebilecek durumda olmadığını, mahkemece kusura itirazlarına rağmen kusur raporu alınmaksızın karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaza tespit tutanağında ve ekspertiz tutanağında, davacı ...’in %100 oranında kusurlu olduğunun belirtildiğini, davacının kazanın meydana gelmesinde ağır kusuru olduğunu, kaldı ki ...’ın ceza dosyasındaki bilirkişi raporuna itiraz da etmediğini, olayın üzerinden çok ... süre sonra tanzim edilen ve gerçekliği sınanmayan raporun gerçeği yansıtmadığını, mahkemece bilirkişi raporu alınmaksızın karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkiline ait araç sürücüsünün kusuru olmamakla birlikte, kusuru olsa dahi kazanın meydana gelmesinde davacının da kusuru olması karşısında takdir edilecek tazminatta ciddi bir indirim yapılması gerektiğini, 25.000,00 TL manevi tazminatın da fahiş olduğunu, ayrıca, ilk kaldırma kararından sonra tahsilat olup olmadığı araştırılmadan davanın esası hakkında eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemidir. Mahkemece, yargılama sırasında maddi tazminata yönelik olarak tarafların sulh olması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm ... mirasçısı dahili davalı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.
18/05/2012 tarihinde, vefat eden ...'a ait araç sürücüsü ...'ın sevk ve idaresindeki araç ile motosikletiyle seyreden davacıya çarpması neticesinde maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazasının meydana geldiği dosya kapsamında anlaşılmıştır.
Taksirle yaralama suçundan Eskişehir 4. Asliye Ceza Mahkemesine, davalı ... ve davacı ... hakkında açılan davada, ceza dosyasında toplanan deliller değerlendirmek suretiyle, davalı/sanık ...'nin alkollü olarak sevk ve idaresindeki araç ile olay yerinde alkolün de etkisi ile aracın sağ tekerleği ile kaldırıma çarptığı, hızından kaynaklı olarak çarpmanın etkisi ile savrulduğu, bu sırada sanığın halini görüp bekleme yapan karşı şeritteki ...'a (ceza davasında katılan sanık) çarparak yaralanmasına neden olduğu, akabinde ise yolun çıkmaz sokak olduğunu farkederek geri manevra yaparak park halindeki bir araca çarparak, park halindeki araç ile duvar arasındaki ...'nin de yaralanmasına neden olduğu kabul edilerek sanık ...'nin cezalandırılmasına, aynı dosyada katılan sanık ...'un da kusuru bulunmadığından beraatine karar verildiği, kararın kesinleşmiş olduğu görülmüştür.
Davacının meydana gelen olaya ilişkin tedavi evrakları incelenerek ve son durum değerlendirmesi yapılarak tanzim edilen maluliyet raporunda kazaya bağlı nedenlerle %18 oranında maluliyetinin meydana geldiğinin tespit edildiği görülmüştür.
1-Dahili davalı ... vekili, kaza yapan aracın maliki olan murislerinin engelli olması nedeniyle işleten sıfatı olmadığını ileri sürmüş ise de, KTK'nın 3. maddesinde işleten "Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın ... süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." denilerek tanımlanmış olup, araç maliki olan işleten sıfatı bulunmadığını kanıtlamakla yükümlüdür. Araç malikinin engelli olması ve engelli olarak devletin sağladığı vergi kolaylıklardan istifade etmek amacıyla aracını almış olması, bu aracın da yasal zorunluluk çerçevesinde yakını tarafından kullanılacak olması işleten sıfatını ortadan kaldırmayacağından, bu şekilde kullanım, aracı kullanan kişinin kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu olduğunu kanıtlayacak mahiyette olmadığından, dahili davalının murisinin kaza tarihinde işleten sıfatı olmadığına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Yine dahili davalı tarafından, kaza tarihinde aracın çalındığından bahisle işleten olarak sorumlu tutulmayacaklarını ileri sürmüş ise de, KTK'nın 107. maddesi kapsamında kalacak şekilde işleten sorumluluğunu ortadan kaldıracak hırsızlığın meydan geldiğini kanıtlayamadığından, araç sürücüsünün anahtarı yanlışlıkla aldığına yönelik savunması dışında aracın çalındığına yönelik delil de bulunmadığından dahili davalının husumete yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.
2-Dahili davalı tarafından kusur raporuna da itiraz edilmiş ise de, Kaza Tespit Tutanağı aksi sabit oluncaya kadar geçerli delil mahiyetinde olup, aksi her zaman kanıtlanabilir. Ceza mahkemesinde yapılan yargılama neticesinde ise kazanın oluş şekli mahkemece tespit edilmiş ve kesinleşmiştir. Bu durumda ceza mahkemesi kararı ile kesinleşen maddi vakanın hukuk hakimini bağlayıcı olmasına, ceza dosyasında kabul edilen ve kesinleşen olayın oluş şekline göre de kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu kabul edilmiş olmasında isabetsizlik bulunmamasına göre dahili davalı vekilinin kusur durumuna yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.
Buna göre, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, dahili davalı vekil manevi tazminat miktarına da itiraz etmiş ise de, kazanın meydana gelmesinde davacının kusurunun bulunmaması, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün kusurun ağırlığı, kaza neticesinde davacının meydana gelen maluliyet miktarı, tarafların sosyal ekonomik durumları nazara alındığından hak ve nesafet ölçüsünde takdir edilmiş olmasına, ayrıca davadan sonra ödemeye yönelik iddia ve delil de bulunmamasına göre, dahili davalı vekilinin tüm istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Dahili davalı ... vekilinin yerel mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf edenden alınması gereken 1.707,75 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.280,15 TL harcın dahili davalı ...'dan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 31/10/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.