T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/780
KARAR NO : 2024/1305
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : DR. ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/04/2023
NUMARASI : 2021/478 Esas 2023/428 Karar
DAVACILAR
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 31/10/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 31/10/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı ... AŞ vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; 09.03.2021 günü sürücü ... yönetimindeki ... plakalı aracın yaya geçidi başında beklemekte olan müvekkili ...'a çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında, müvekkilinin yaralandığını ve geçici ve kalıcı iş gücü kaybına uğradığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, müşterek ve müteselsil sorumluluğa ilişkin esaslar çerçevesinde, belirsiz alacak davası kapsamında davacının geçici ve kalıcı iş gücü kaybının tespitiyle buna göre ödenmesi gereken tazminatın hesaplanarak şimdilik 200,00-TL nin davalıdan tahsiline, hükmedilecek tüm tazminata kaza tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 01.07.2021 tarihli dilekçesinde; 200,00-TL. maddi tazminat talebinin, 50,00-TL. sinin geçici iş gücü kaybına, 150,00-TL. sinin sürekli iş gücü kaybına ilişkin olduğunu beyan etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; meydana gelen trafik kazası ile ilgili olarak müvekkili şirkete başvuruda bulunulduğunu, yapılan inceleme sonucu başvurunun eksik evrakla olduğunun tespit edildiğini ve bu durumun bildirildiğini, eksiklik giderilmeden ve dava şartı yerine getirilmeden arabuluculuk ve dava yoluna başvurulduğunu, dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere kazanın meydana gelmesindeki kusur oranlarının tespitini talep ettiklerini, sorumluluklarının sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve gerçek zarar ile sınırlı olduğunu, SGK tarafından davacıya işbu kaza nedeniyle ödeme yapılıp yapılmadığının, gelir bağlanıp bağlanmadığının araştırılması gerektiğini, müvekkili şirket temerrüde düşürülmediğinden faizin ancak dava tarihinden itibaren ve yasal faiz olarak uygulanması gerektiğini bildirerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davacının maluliyetinin tespiti amacıyla AÜTF Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 06/09/2022 tarihli raporda özetle; davacı küçük ...' ın 09.03.2021 tarihli yaralanması neticesinde, Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde özür oranının %15 (yüzdeonbeş) olduğu, erişkin olması halinde 6 (altı) ay süre ile iş göremezlik halinde kalacağı, Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği'nin 12. maddesine (03.08.2013-28727 sayılı resmi gazete) göre devamlı surette başka birinin bakımına muhtaç olmadığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği, kusur oranlarının tespiti bakımından dosyaya kazandırılan kusur raporunda, ... plakalı aracın sürücüsü ...'in %100 (Yüzde Yüz) oranında tamamen kusurlu olduğu, kaza tarihinde yaklaşık 8 yaşında olan yaya ...'ın ise tamamen kusursuz olduğu yönünde görüşü bildirildiği, talep edilebilecek maddi tazminatın hesaplanması bakımından dosyaya kazandırılan 04/01/2023 tarihli raporda, sigorta poliçesinin kaza tarihini kapsadığı ve sakatlanma halinde şahıs başına azami teminat limitinin 430.000,00-TL olduğu, davalı ... şirketinin 13.04.2021 tarihinde temerrüdünün oluştuğu, davacı ...'ın davacının kaza tarihinde 8 yaşında olduğu ve gelir getiren bir işte çalışmadığı anlaşılmakla, davacının - mahrum kaldığı bir kazancı söz konusu olamayacağından, geçici iş göremezlik tazminatı talep edemeyeceği, sürekli iş göremezlik nedeni ile oluşan maddi zararının 1.000.338,25-TL olduğu yönünde görüş bildirildiği, davacı vekilinin 13/02/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile, 150,00 TL olan sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 429.850,00 TL artırarak 430.000,00 TL ye yükselttiği gerekçesiyle; "1-Davanın KISMEN KABULÜNE, a)430.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 13/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalı ... şirketinin sorumluluğunun poliçe limitiyle sınırlı tutulmasına, faiz türü ve başlangıç tarihine ilişkin fazla talebin reddine, b)Davacının geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ...Ş vekili istinaf dilekçesinde, hükme esas alınan sağlık raporu düzenlenirken esas alınan yönetmeliğe aykırı düzenlendiğini, Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik’in “Kurulunun Teşkil Ve Çalışma Usulü” başlıklı 6. Maddesinde, “Birden fazla uzmanlık dalını ilgilendiren gereksinim tespitinde Kurul, aşağıdaki branşlardan en az dört uzman hekim, Kurul başkanı ve ÇÖZGER yetkili hekimi olmak üzere en az 6 daimi üyeden oluşur. a) Çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanları ya da yan dal uzmanları, b) Göz hastalıkları uzmanı, c) Kulak burun boğaz hastalıkları uzmanı, ç) Çocuk cerrahisi uzmanı, d) Çocuk nörolojisi uzmanı, e) Çocuk ve ergen ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı, f) Fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanı, g) Ortopedi ve travmatoloji uzmanı..” denildiğini, raporun 3 kişi ile hazırlandığını, başvuruya konu kaza nedeni ile başvuran tarafta maluliyet oluşmadığını, ... Kurumsal Sağlık Yönetim ve Danışmanlık Hizmetleri A.Ş tarafından tıbbi değerlendirme neticesinde;"...- İlgili raporda kayıtlı bulunan posttravmatik stres sendromu maluliyet hali oluşturan bir sekel olarak kabul edilmemektedir. ….-...'ın 9.03.2021 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanması “Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğine” göre zarar görende fonksiyon kaybı haline neden olmayacağından, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı' nın 6.09.2022 tarih 72446162/641.03.01/1519 sayılı raporunda tespit edildiği bildirilen %15'lik oranın değerlendirmeye alınmaması gerekmektedir" denildiğini, ekte de dosya kapsamına sundukları medikal firma raporunda da açıkça belirtildiği üzere, posttravmatik stres sendromu, travmatik hadiselerden sonra görülebilen o olayı hatırlatan durumlardan kaçınmaya yol açan bir aşırı uyarılmışlık, kaygı ve kolayca irkilmeyi içeren bir kaygı bozukluğu olup, bu bozukluğun sürekli ruhsal bozukluk olarak kabul edilebilmesi için uygulanacak maksimal medikal tedaviye rağmen kişinin yaşamını etkileyen bulguların 12 ay boyunca kalmış olması gerektiğini, ancak gerek işbu itiraza konu rapor içeriğinden gerekse dosya kapsamına sunulu belgelerden davacının psikiyatrik yardım alıp almadığı, bu arazın geçmesi için tedavi görüp görmediği, ilaç kullanıp kullanmadığının anlaşılamadığını, yeniden maluliyet raporu alınması gerektiğini, hesap bilirkişi raporunun prograsif rant yöntemi ile yapılmasının kabulünün mümkün olmadığını, ıslaha konu edilen rakam için ancak ıslah tarihinden itibaren yasal faiz istenebileceğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı istemidir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamı, maluliyetin varlığı ve oranının doğru biçimde belirlenmesi gereklidir. Bu belirlemenin ise, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Somut olayda; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen raporda, davacının kaza nedeniyle oluşan maluliyetinin Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik' in 14 üncü maddesi atfıyla Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik ve ekinde yer alan cetvellere göre % 15 olduğu rapor edilmiştir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şarları A.2 maddesinin (i) fıkrasında "Kurul Raporu: Usulüne uygun olarak tanzim edilen, 20.02.2019 tarihli ve 30692 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğe göre düzenlenen, sakatlık oranını, geçici iş göremezlik süresini ve bakıcı ihtiyacını gösterir kurul raporunu ifade eder" hükmü yer almakta ise de Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik incelendiğinde Yönetmeliğin amacının terör, kaza ve yaralanmaya bağlı olarak çocuklar ile ilgili özel gereksinim alanlarının belirlenmesine yönelik raporun hazırlanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek olduğu anlaşılmaktadır. Yönetmeliğin 4. maddesinin (n) fıkrasında ise “Özel Gereksinim”in çocuğun toplumsal yaşama eşit katılabilmesi için bedensel ya da gelişimsel işlev kısıtlılığı olmayan bireylerden farklı sağlık, eğitim, rehabilitasyon, cihaz, ortez, protez, çevresel düzenlemeler ve diğer sosyal ve ekonomik haklara ve hizmetlere gereksiniminin olmasını ifade ettiği belirtilmiştir.
Aynı Yönetmeliğin 8. maddesinin (f) fıkrasında açıkça raporda engel oranının yazılmayacağının ifade edilmesi ile EK 2 ve EK.3 de bulunan Çocuklar İçin Özel Gereksinim Raporu (ÇÖZGER) Mevzuatla Uyum Arandığında Kullanılacak Tablo incelendiğinde engel oranı olarak %20 nin altındaki oranların gösterilmediği, Yönetmeliğin amacının engellilik oranları arasında çocukların özel gereksiniminin olup olmadığı ile ilgili olduğu, oysa TBK 54. maddesi gereği kişinin bedensel zararının belirlenmesi için “Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar” ile sürekli iş gücü kaybı oranının belirlenerek buna bağlı olarak bedensel zararların tespit edilmesi gerektiği, çocukların trafik kazası sonucu sürekli sakatlık oranlarının tespitinde Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğin uygulanma imkanının olmadığı ve Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve eklerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar dosya içindeki bilirkişi raporunda, Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğin 14. maddesinde Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe atıf yaptığı gerekçesi ile çocuğun sürekli iş göremezlik oranının Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe göre belirlendiği belirtilmiş ise de, bu yönetmelik Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğin 18. maddesi ile 20.02.2019 tarihinde yürürlükten kaldırıldığı için bu tarihten sonraki kazalarda bu Yönetmeliğin uygulanma imkanı kalmamıştır. Bu nedenle Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve eklerine göre maluliyet oranının belirlenerek karar verilmesi gerekirken, yanlış yönetmelik esas alınarak hazırlanan rapora göre hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Açıklanan hukuki ve maddi olgular karşısında, davacının yeniden muayenesi de yapılarak kaza nedeniyle maluliyeti oluşup oluşmadığı ve varsa maluliyet oranının, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri ile eklerine göre belirlenmesi için rapor alınıp, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi isabetsizdir.
Bu durumda davalı ...Ş. vekilinin de rapora itirazı bulunması karşısında, davacının TBK'nın 54. maddesi kapsamında çalışma gücünün azalmasının yahut yitirilmesinin tespitine yönelik olarak kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümleri çerçevesinde davacının maluliyet/özür oranı, iyileşme süresi, hususlarının değerlendirildiği, Adli Tıp Kurumundan rapor alınarak çelişkinin giderilmesi gerekmektedir.
Davanın ... adına velayeten ... ve ... tarafından açıldığının belirtilmemesi ise mahallinde düzeltilebilen hata olarak kabul edilip kaldırma sebebi sayılmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı ... AŞ vekilinin istinaf talebinin kabulüne, kararın uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, yukarıda açıklanan hususlardaki değerlendirmeler yapılarak, davanın esası hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı ... AŞ. vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/04/2023 tarihli, 2021/478 Esas 2023/428 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
Kararın kaldırılma sebebine göre, davalı ... AŞ vekilinin sair istinaf taleplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının isteği halinde yatıran tarafa iadesine,
4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine,
5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 31/10/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
.
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.