T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/714
KARAR NO : 2024/1302
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : Dr.DİLEK DOĞAN (40994)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/03/2023
NUMARASI : 2016/265 Esas - 2023/187 Karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 31/10/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 31/10/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde, 04.03.2014 tarihinde dava dışı ... yönetimindeki davalı ... tarafından Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile sigortalanmış olan ... plakalı araç ile müvekkilinin yönetimindeki ... plakalı motosiklete çarparak, müvekkilinin yatalak kalacak şekilde yaralanmasına neden olduğu, olayda müvekkilinin tali kusurlu, dava dışı ...’in tam kusurlu olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 2.200,00 TL yaşam boyu bakıcı gideri zararının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, 45 D 0121 plakalı aracın müvekkil sigorta şirketi tarafından Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile 27.12.2013 ile 27.12.2014 tarihleri arasında 76649554 poliçe numarasıyla sigortalandığı, müvekkil şirketin 268.000,00 TL sigorta limiti ile sigortaladıkları aracın sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu, davacının daimi bakım ve bakıcıya ihtiyaç duyup duymadığının hekim bilirkişiler vasıtasıyla tespiti, davacının bakıcının yardımından yararlanıp yararlanmadığının, ücret ödeniyorsa bunun banka dekontları ve bordrolar ile ispatı gerektiğini, Yargıtay içtihatlarına uygun olarak bakım ve bakıcı giderinin tespiti gerektiği, dava tarihinden itibaren ancak yasal faiz istenebileceğini bildirerek, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, Ankara Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen 01/08/2018 tarihli raporunda davacının %39 oranında vücut genel çalışma gücünden kaybettiği, 12 ay iş göremezlik halında kaldığı, 12 ay boyunca başkasının bakımına muhtaç olduğunun belirtildiği, davacının itirazı üzerine İstanbul 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu'ndan alınan 13/06/2022/8675 sayılı raporda davacının, %39 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmiş sayılacağı, 12 aya kadar iş göremezliğinin uzayacağı, başka birinin sürekli bakımına muhtaç olmadığı ancak iyileşme süresi içinde 3 ay süreyle bir başkasının yardımına gereksinim duyabileceğinin belirtildiği, davacı yan raporlar arasında çelişki olduğundan bahisle yeniden rapor alınmasını talep etmişse de, davacının talebinin sürekli bakıcı ihtiyacına dayalı olduğundan, bu iddia bakımından raporlar arasında çelişki olmadığından bu talebinin reddedildiği, davacı sürekli bakıcı ihtiyacı nedeniyle tazminat talep etmiş olup iddiasını alınan maluliyet raporları ile ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği'nin Sağlık Kurulu Raporları başlıklı 6. maddesinin 5. fıkrasının 'a' bendinde; ''Kimlik tespiti ile gerekli muayene yapılarak, maluliyet talebine esas teşkil eden hastalıkların, ilgili branşlarca mevcut klinik durumunu açıklayan ayrıntılı muayenesi sonucu; muayene bulguları, dayanağı, tetkikler ve sonuçlar sağlık kurulu raporuna yazılır.'' hükmünün yer aldığını, Yüksek Yargı kararlarına göre de haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının ya da daimi bakıcı ihtiyacı olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerektiğini, müvekkilin bizzat muayenesi yapılmadığı için anılan raporda müvekkilin sağlık durumunun objektif bir şekilde de tespit edilemediğini, zira dosyada mübrez Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen 26/05/2014 tarihli raporda; ''...şahısta beyinde kontüzyona ve aksonal hasara, akciğer kontüzyonuna, sol orbita kavite duvarlarında kırık hatlarına, nazal kemik, maksilla, mandibula kırıklarına, radius ve ulnada açık kırığa neden olduğu tarif ve tespit edilen yaralanmasının; basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı, yaşamı tehlikeye sokan bir duruma neden olduğu, yüzde sabit iz ve sorulan diğer hususlar hakkında değerlendirme yapılabilmesi için şahsın olay tarihinden 6 (altı) ay sonra muayene edilmesinin gerekeceği, vücuttaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonları üzerine olan etkileri hafif (1), orta (2,3), ağır (4,5,6) şeklinde sınıflandırıldığında sol orbita kavite duvarlarında kırık hatlarına, nazal kemik, maksilla, mandibula kırıklarına, radius ve ulnada açık kemik kırıklarına neden olan yaralanmasının skorlama yapıldığında şahsın hayati fonksiyonlarını ağır (6) derecede etkileyeceği ...''nin belirtildiği, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalının 28.09.2017 tarihli muayene notunda; ''..Kişiden alınan bilgiler ve ruhsal muayene bulguları birlikte değerlendirildiğinde kişiye geçirdiği kazaya bağlı olarak beyin hasarı ve disfonksiyonuna bağlı hafif bilişsel bozukluk tanısı konulmuş olup sekel mahiyetinde arızasının olduğu..''nun belirtildiği, müvekkilin en son güncel maluliyet oranının %71 olarak belirlendiği, ancak ATK raporunda, müvekkili bizzat muayene edilmediği için kalıcı iş göremezlik oranının da dolayısıyla hatalı olarak belirlendiğini, hükme dayanak ATK raporunun müvekkilin bizzat muayenesinin yapılmadan, usule ve yasaya aykırı olarak düzenlenmiş olması ve gerçeği yansıtmaması nedeniyle yeni bir rapor alınması gerekirken mevcut raporun hükme esas alınmasının isabetsiz olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
İstinaf talebinde bulunan davacı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle sürekli bakıcı giderinin tazmini istemine ilişkindir.
Davacının sürekli olarak bakıcı ihtiyacı olup olmadığı konusunda alınan maluliyet raporlarında;
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalının 01.08.2018 tarih ve 2411 sayılı raporunun sonuç kısmında; “Şahsın maluliyetinin hesaplanmasında olay tarihinde yürürlükte olan Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği esas alınmıştır. Şahsın olay anındaki yaşı:39, MGN:1, postravmatik kognitif etkilenme için; A cetveli I.Liste, ASN:18-B-a, AAÖ:35, SIGS: A olarak alındığında vücut genel çalışma gücünden kayıp oranı %39 (yüzdeotuzdokuz) olarak hesaplanmıştır. SONUÇ: Yukarıda muayene ve rapor tetkik bulguları bildirilen ... doğumlu ...'ın 04/03/2014 tarihli yaralanması neticesinde; 1. Vücut genel çalışma gücünden %39 (yüzdeotuzdokuz) oranında kaybettiği, 2. 12(oniki) ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığı, 3. İş göremez kaldığı 12 (oniki) ay süresince başkasının bakımına muhtaç olduğu, 4. Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği'nin 12. Maddesine (03.08.2013-28727 sayılı 4. resmi gazete) göre devamlı surette başka birinin bakımına muhtaç olmadığı”nın belirtildiği, Adli Tıp İhtisas Kurulundan alınan raporda da; “...’ın 04/03/2014 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, 03/08/2013 tarih, 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği ile bu yönetmelik kapsamında yer almayan bölüm, cetvel ve listeler için, 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve mesleği bildirilmemekle Grup 1 kabul olunarak: E cetveline göre %39.0 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 12 (oniki) aya kadar uzayabileceği, Başka birinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı ancak iyileşme süresi içinde 3 (üç) ay süreyle bir başkasının yardımına gereksinim duyabileceği”nin ifade edildiği anlaşılmakla, mahkemece alınan maluliyet raporunun hükme esas alınmasıyla yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin istinaf talebinin yerinde bulunmadığı anlaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; usul ve yasaya uygun olarak verilen ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf kanun yolu başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 179.90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247.70 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-İstinaf talebinde bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davacı tarafından yatırılan gider avansından varsa, kullanılmayan kısmın yatıran tarafa iadesine,
5-Kararın taraflara HMK'nın 359/4 maddesi gereğince usulüne uygun şekilde tebliğine,
Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 31/10/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan ...
Üye
Üye ...
Katip ...
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.