T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/757
KARAR NO : 2024/1333
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/09/2022
NUMARASI : 2017/659 Esas - 2022/700 Karar
DAVACI :
VEKİLİ
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Tazminat ( Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : 31/10/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 12/11/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; 22.03.2012 günü, davalı tarafından ZMMS ile sigortalı aracın direksiyon hakimiyetini kaybederek yoldan çıkması sebebi ile araçta yolcu olan müvekkili ...’in malul-sakat kaldığını, kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsünün kusurlu olduğunu ileri sürerek, müvekkil için fazlaya dair dava ve talep hakları ile HMK 107/1-2 maddeleri uyarınca ileride dava harcını yatırarak dava değerini yükseltme hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50,00-TL geçici iş göremezlik, 50,00-TL daimi iş göremezlik olmak üzere toplam 100,00-TL malullük-sakatlık tazminatının (maddi tazminatın) ticari temerrüt faizi-avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu kazanın 22.03.2012 tarihinde meydana geldiğini, davanın kaza tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığından davanın süre yönünden reddi gerektiğini, ayrıca müvekkilinin davacının zararı nedeniyle ödemede de bulunduğundan sorumluluğunun sona erdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davanın trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın 09/07/2018 tarih ve 1856 sayılı maluliyete ilişkin raporda; davacının kazaya bağlı tedavi ile çalışma olanağı vermeyen Travma Sonrası Stres Bozukluğu nedeniyle %100 oranında Çalışma ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 18 aya kadar uzayabileceğinin bildirilmesi ve davalının rapora itirazı üzerine İstanbul Adli Tıp Kurumunu İkinci İhtisas Kurulu'nun 28/05/2020 tarih ve 2020/3943 sayılı, 23/06/2021 tarih ve 2021/63113 sayılı ve en son İstanbul Adli tıp İkinci Üst Kurulu'nun 07/10/2021 tarih ve 2021/63113-2223, 1641 Karar sayılı maluliyet raporlarında, "davacı hakkındaki adli ve tıbbi belgelerde bildirilen veriler değerlendirilerek, 22/03/2012 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği Hükümlerine göre %3.3 (yüzdeüçnoktaüç) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 18 (onsekiz) aya kadar uzayabileceği, bir başkasının sürekli veya geçici olarak bakımına muhtaç durumda olmadığı, Özürlülük/Engellilik kavramıyla meslekte kazanma gücü kaybı, çalışma gücü kaybı kavramlarının farklı kavramlar oldukları, farklı tüzük ve yönetmeliklerin farklı bölümlerinde değerlendirildikleri, aralarında bağlantı bulunmadığı, bu nedenle aralarında çelişkiden bahsedilemeyeceği, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalının 09/07/2018 tarih ve 78663745/1856 sayılı raporu ile Üst Kurulumuzun mevcut Kararı arasındaki farkın, kişinin 26/05/2021 tarihinde kurumlarında yapılan muayenesinde maluliyetine neden olacak mahiyet ve derecede psikopatoloji saptanmamakla birlikte tespit edilen kısmi sağ omuz eklem hareket kısıtlılığının maluliyet oranı hesaplanırken dikkate alınmasından kaynaklandığı"nın mütalaa edildiği, raporun karar vermeye elverişli olduğu, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu tespiti ile aktüer bilirkişiden alınan hesap raporunda, sigorta şirketinin daha önce ödeme yaptığı tarih dikkate alınarak, davacının işlemiş ve işleyecek devre gelirlerine, ortalama bakiye ömür süresi, %3,3 işgücü kayıp oranı ile tazminat tutarının, İşlemiş ve İşleyecek Devre Gelirleri: 1.458.295,67 TL, İş Gücü Kaybı: %3,3, Tazminat Tutarı Oranı: 48.123,76 TL olduğu, davacının gerçek zararı 48.123,76 TL olduğu, bu durumda Sigorta Şirketi tarafından davacıya yapılan (65.448,00 TL) ödemenin daha fazla olduğunun tespit edildiği, raporun karar vermeye yeterli bulunduğu, toplanan delillerle, davalı tarafından davacıya davadan önce 65.448,00 TL ödeme yapıldığı, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada ödeme tarihi itibariyle davacının talep edebileceği tazminat miktarının 48.123,76 TL olduğu, bu nedenle davalı tarafından yapılan ödeme ile, davacıya sorumluluğunun sona erdiği gerekçesiyle; “Davanın reddine,” karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, mahkemece müvekkilinin H.Ü.T.F. Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'na sevk edildiğini ve müvekkilinin tedavi evrakları incelenerek ve muayene edilerek ve son durum raporu Sütçü İmam Sağlık ve Uygulama Hastanesi Nöroloji polikliniğine sevki sağlanarak alınarak, tanzim edilen raporda, müvekkilinin %100 malul kaldığına yönelik rapor tanzim edildiğini, rapor usulüne uygun olduğu halde davalının da gerekçeli itirazı olmamasına rağmen dosyada mahkemece Adli Tıp Kurumun’dan yeniden rapor alınmasına karar verildiğini, davacının İstanbul ATK’dan rapor alınmasına ilişkin açık bir itirazının bulunmadığını, bu durumun HMK’nın 26. maddesindeki taleple bağlılık ilkesine aykırılık oluşturduğunu, davalının rapora itirazı olmaksızın yeniden rapor alınamayacağını, İstanbul Adli Tıp Kurumu'ndan alınan raporların, müvekkilinin yaralanmasını hatalı değerlendirdiğini ve defaten hatalı rapor tanzim ettiğini, taleplerinin malulen emeklilik gibi değerlendirilerek işlem yapıldığını, ilk derece mahkemesi tarafından yazılan yazıda “Maluliyet İşlemleri Tespit Yönetmeliğine” göre belirleme yapılmasını talep ettiğini, bu Yönetmeliğe göre meslekte kazanma gücü kaybının tespit edilmesinin mümkün olmadığını, Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurul'dan çelişkinin giderilmesi için alınan raporda, yapılan değerlendirme ile müvekkilinin psikolojik rahatsızlığı nedeniyle çalışma gücü kaybının %0 olduğu değerlendirilerek omuz hareket kısıtlılığı nedeniyle %3,3 maluliyet tespit edildiğini, raporun kabul edilemez olduğunu, müvekkilinin raporunun özenle hazırlanmadığını, çelişkilerin nedeninin de açıklanmadığını, müvekkili hakkında tanzim edilen raporun İstanbul ATK’nın güvenirliğini zedelediğini, müvekkilinin bir çok kurumdan aldığı raporlar ile Adli Tıp Kurumu'ndan alınan raporlar arasında çelişki bulunduğunu, nitekim müvekkilinin başka bir dava nedeniyle Çukurova Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalına yapılan sevki neticesinde tanzim edilen raporda da %37 oranında malul kaldığının belirlendiğini, yine 2020 ve 2021 yıllarında alınan Engelli Sağlık Kurulu raporlarında da %55 engelli olduğunun tespit edildiğini, bu nedenle raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, müvekkilinin kazaya bağlı psikolojik rahatsızlıklarının sabit olduğunu, bu nedenle yapılan ödemenin yeterli olduğuna yönelik mahkeme kabulünün eksik incelemeye dayalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı istemidir. Davacı 22/03/2012 tarihinde Hatay İl Jandarma Komutanlığı emrinde İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlar Şube Müdürlüğü emrinde uzman çavuş olarak görev yaptığı sırada, meydana gelen kaza neticesinde yaralandığını ve maluliyetinin meydan geldiğini, sigorta şirketi tarafından ödeme yapılmış ise yetersiz olduğunu ileri sürerek dava açmış, mahkemece raporlar arasındaki çelişki nedeniyle son olarak Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu'ndan alınan rapor çerçevesinde tespit edilen maluliyet durumuna göre, davacıya daha önce yapılan ödeme ile sigorta şirketinin sorumluluğu sona erdiği kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından hükme esas alınan maluliyet raporunun uygun olmadığı ve usulüne uygun alınmadığı ileri sürülerek karar istinaf edilmiştir.
1-Davacı vekili tarafından, mahkemece alınan ilk rapor sonrasında davalının açıkça bir talebi olmadığı halde mahkemece Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınmasının HMK'nın 26. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de; mahkemece alınan ilk rapora yönelik olarak davalının raporu kabul ettiğine yönelik açık bir kabulü bulunmamaktadır. Aksine yasal süresi içerisinde rapora itiraz ettikleri itiraz dilekçesinden anlaşılmaktadır.
Taraflarca açıkça kabul edilmediği sürece mahkeme raporun karar vermeye elverişli olmadığı durumlarda HMK'nın 281/3 maddesi gereğince re'sen de rapor alabilir. Bu durum taleple bağlılık ilkesine aykırılık olarak görülemez. Davalı rapora karşı verdiği beyan dilekçesinde raporu kabul etmediklerini açıkça belirtmiş olup, ayrıca yeninden rapor alınmasını talep etmesine gerek bulunmamaktadır. Bu durum karşısında mahkemece alınan ilk raporun hüküm kurmaya elverişsiz görülmesi sonrasında yeniden Adli Tıp Kurumu'ndan rapor almasında isabetsizlik görülmediğinden davacının yeniden rapor alınmasının usule aykırı olduğuna yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
2-Davacı tarafından, maluliyet durumunun değerlendirilmesinde esas alınan Yönetmeliğe de itiraz edilmiş ise de, maluliyet durumunun tespitinde kaza tarihinde yürürlükte bulunan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmış olmasına, söz konusu Yönetmeliğin kaza tarihi itibariyle çalışma gücü kaybı ve yitirilmesinin tespitinde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından kabul edilen yönetmelik olmasına göre, davacının uygulanan yönetmeliğe ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
3-Davacı vekili tarafından hükme esas alınan maluliyet raporunun, kaza ile meydana gelen yaralanmaya uygun olmadığı belirtilerek de karar istinaf edilmiştir. Haksız fiilden kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maluliyete dayalı davada, zarar gören maluliyetinin varlığını, mevcut bir maluliyeti var ise davaya konusu haksız fiilden kaynaklandığını (illiyet), kazaya bağlı bir arazı var ise söz konusu arazın, ilgili yönetmelik çerçevesinde çalışma gücünün azalmasına etki edecek boyutta olduğunu kanıtlamakla yükümlüdür. Dolayısı ile olay tarihinde İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize İşlerle Mücadeli Şube Müdürlüğünde görevli olan, öncesinde de 09/07/2018 tarihli maluliyet raporundaki beyanına göre Özel Harekatta görev yapan davacı vücudunda bir araz varsa bunun kaza ile illiyetini kanıtlamakla yükümlüdür. Zira sigorta şirketinin sorumluluğu kazaya bağlı yaralanması ile sınırlıdır. Davacı meydana gelen kaza nedeniyle Travma Sonrası Stres Bozukluğu yaşadığının ileri sürmüş olup, H.Ü.T.F Adli Tıp ABD'den alınan 09/07/2018 tarihli rapora göre maluliyetinin %100 olduğunu, diğer sağlık kurumlarından alınan raporlarda (bir kısmı engelli sağlık kurulu olmak üzere) bu kapsamda Travma Sonrası Stres Bozukluğu olduğunu ileri sürmüştür. Davacının kaza sonrasında çalışmaya devam etmiş olması nedeniyle alınan ilk rapor çerçevesinde davacının %100 malul kaldığına yönelik raporun dosya kapsamına uygun olmaması yanı sıra travma sonrası stres bozukluğunun davacının yapmış olduğu vazifenin ağırlığı ve stresi nazara alındığında kaza ile illiyetinin yeterince değerlendirilmemiş olması nedeniyle mahkemece söz konusu raporu yeterli görmemesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı tarafından Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurumu'ndan alınan raporlar ile alınan raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu'ndan alınan raporların, maluliyetine uygun olmadığı ileri sürülmüş ise de, raporların tanzimi sırasında, davacının muayenesi yapılarak, şikayeti dinlenmek suretiyle son durumu tespit edilerek raporun tanzim edilmiş olmasına ve raporun mevcut şikayetleri konusunda uzmanın da bulunduğu heyet tarafından tanzim edilmiş olması karşısında söz konusu raporun önceki raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek mahiyette bulunmasına, bu nedenle yeniden alınacak raporun davanın çözümünde faydası bulunmayacak olmasına, kaza sonrası bir süre çalışmasına devam eden davacının kazaya bağlı psikolojik nedenlerle rahatsızlığını ve ayrıca psikolojik sorunlara ilişkin mevcut arazlarının çalışma gücünün azalmasına yahut yitirilmesine neden olacak oranda olduğunu kanıtlayamamış olmasına göre davacı vekilinin maluliyet raporunun yetersiz olduğuna yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.
Buna göre; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekilinin yerel mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacıdan alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın taraflara usulüne uygun şekilde tebliğine,
5-HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 31/10/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.