T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/642
KARAR NO : 2024/1259
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : Dr.... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/10/2021
NUMARASI : 2016/702 Esas 2021/695 Karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 23/10/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 19/11/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; 04/12/2014 tarihinde gerçekleşen ve davalının zorunlu trafik sigortacısı olduğu aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucunda davacının yaralandığını belirterek belirsiz alacağa ilişkin değer artırım hakları saklı kalmak kaydıyla 3.000,00-TL maddi tazminatın davalı ... şirketinden poliçe teminatı kapsamında davalının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, talep artırım dilekçesi ile geçici iş göremezlik tazminatı talebini 2.925,74 TL'ye, sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 20.519,39 TL’ye artırmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın kabulüne, 2.925,74 TL geçici ve 20.519,39 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 23.455,13 TL tazminatın davalının temerrüt tarihi olan 14/01/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte (davalı ... poliçe teminatı ile sınırlı sorumlu olmak kaydıyla) davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacının yaralanması kapsamında dava öncesinde Manisa Devlet Hastanesi tarafından düzenlenen 24/11/2015 günlü raporda davacının engel oranının % 29 olarak belirlendiğini, mahkemece yargılama safhasında Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı’ndan alınan 11/12/2017 tarihli raporda maluliyet oranının % 59 olarak belirlendiğini, mahkemece raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için gerek Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurulu Başkanlığı 2.İhtisas Dairesinden alınan 14/11/2019 tarihli raporda gerekse 07/10/2020 günlü Adli Tıp İkinci Üst Kurulu raporunda davacının Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre % 6,1 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiğinin ve 3 ay da geçici iş göremezliği bulunduğunun tespit edildiğini, mahkemece hükme esas alınan maluliyet raporunu ve bu orana göre yapılan aktüerya hesaplamasını kabul etmediklerini belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davalı şirket tarafından dava öncesi ödeme yapıldığını, ibraname karşılığı yapılan ödeme ile zararın karşılandığını, davalı şirketin poliçeden kaynaklanan sorumluluğunu yerine getirdiğini, mahkemece hükme esas alınan tazminat hesabının hatalı olduğunu, kaza tarihi 04.12.2014 olduğundan PMF yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi dikkate alınarak yapılan hesaplamanın dikkate alınması gerektiğini, davacının bakiye zararının bulunup bulunmadığının davalı şirketin ödeme tarihi olan 14.01.2016 itibariyle geçerli olan verilere göre belirlenmesi gerektiğini, mahkemece savunmalar dikkate alınmadan gerekçesiz hüküm kurulduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf eden tarafların sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda kaza tespit tutanağı uyarınca, 04/12/2014 tarihinde sürücü ...’in sevk ve idaresindeki kamyonla seyri sırasında, sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesiyle meydana gelen tek taraflı kazada sürücünün kural ihlali olduğunun belirlendiği, mahkemece alınan kusur raporu uyarınca kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsünün % 100 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, kazaya karışan aracın kaza tarihini kapsayan ZMM sigorta poliçesinin davalı ... tarafından tanzim edildiği, davacının kaza yapan araçta yolcu olduğu, mahkemece ATK 2.İhtisas Kurulu ve ATK 2.Üst Kurulu’ndan alınan maluliyet raporları uyarınca “Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği” hükümleri çerçevesinde davacının kaza sonucu sağ el 3. parmak proksimal falanks kırığı niteliğindeki yaralanmasına bağlı olarak sürekli özür oranının % 6,1 olduğu, iyileşme süresinin 3 aya kadar uzayabileceğinin belirlendiği, mahkemece aktüer bilirkişiden alınan raporda davacının kaza tarihi itibari ile geliri asgari ücret kabul edilmek suretiyle, aktif dönemde AGİ tutarları dahil asgari ücret ve pasif dönemde AGİ hariç asgari ücret neti miktarı üzerinden, davalı tarafça davacıya yapılan 14/01/2016 ödeme tarihindeki verilere göre PMF yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi dikkate alınarak 2.925,74 TL geçici iş göremezlik zararı ve 35.631,72 TL sürekli iş göremezlik zararı olmak üzere toplam 38.557,46 TL zarar hesabının yapıldığı, davalı tarafça yapılan 41.870,92 TL ödemenin hesap edilen zarardan 3.313,46 TL fazla olduğu ve yapılan ödeme ile davacının zararının karşılanıp bakiye zararının bulunmadığı, aynı veriler ile bu sefer TRH-2010 yaşam tablosu ve ve progresif rant yöntemi dikkate yapılan hesaplamada ise 2.925,74 TL geçici iş göremezlik zararı ve 41.492,62 TL sürekli iş göremezlik zararı olmak üzere toplam 44.418,36 TL zarar hesabının yapıldığı, davalı tarafça yapılan 41.870,92 TL ödemenin hesap edilen zarardan 2.547,44 TL eksik olduğunun tespit edildiği, ödenmesi gereken miktar ile ödenen miktar arasında fahiş fark olup olmadığının değerlendirilmesi mahkemenin takdirine bırakılarak, rapor tarihindeki verilere göre hesaplanan tazminat tutarından davalı tarafından yapılan ödemenin güncellenerek düşülmesi sonucuna yönelik yapılmış terditli hesaplama da ise davacıya davalı ... tarafından davadan önce 14/01/2016 tarihinde yapılan 41.870,92TL ödeme miktarı rapor tarihindeki veriler üzerinden güncellenerek 62.426,67 TL olarak mahsup edildikten sonra yapılan hesaplamaya göre davacının davalıdan 2.925,74TL geçici ve 20.519,39 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 23.455,13 TL maddi tazminat talep edebileceğinin belirlendiği, mahkemece anılan delillerin değerlendirilmesiyle yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır.
Somut olayda, davadan önce alınan maluliyet raporu ile yargılama sırasında alınan maluliyet raporu arasında açıkca çelişki bulunması karşısında mahkemece Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulundan maluliyet raporu alınmasında ve İhtisas Kurulu raporu ile evvelki raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp 2.Üst Kurulu’ndan davacının maluliyet durumuna ilişkin olarak olay tarihindeki yönetmeliğe uygun rapor alınması sureti ile çelişkinin giderilmiş bulunmasında ve Adli Tıp 2.Üst Kurulu raporunun hükme esas alınmasında, zarar hesabında tespit edilen bu maluliyet oranının esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
2918 sayılı KTK'nın 111. maddesi uyarınca, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasada belirtilen 2 yıllık süre, hak düşürücü süre niteliğindedir.
Kanun’un bu hükmünden yararlanmak için ayrı bir iptal davası açılmasına ya da ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren iki yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklamasının bulunması da yeterlidir. Zira anlaşmanın yapıldığı günden başlayarak belirtilen süre içinde bir davanın açılmış olması da, davacının bu anlaşma ile bağlı kalmak istemediğini göstermektedir. Yine; dava sırasında ortaya çıkan aşırı ölçüsüzlük karşısında, davacının yetersiz anlaşmanın iptalini istemesi, iddianın genişletilmesi olarak nitelenemez ve davalının onamına bağlanamaz. Çünkü davacı, yetersiz anlaşmaya karşı (def'i yoluyla) geçersizlik savında bulunmaktadır. KTK’nın 111/2. maddesine dayanılarak anlaşma ve uzlaşmaların (sulhname, ibraname, feragatnamelerin) iptali için, ödenen tazminatın "yetersiz" veya "aşırı" olduğunun "açıkça belli olması" yeterlidir. (Yargıtay 4. H.D. 2021/22207 E. 2021/11393 K., Yargıtay HGK'nın 2018/17-24 E., 2020/78 K. Ve 2017/(17)4-3189 E 2021/525 K. Sayılı emsal kararları)
Yerleşik Yargıtay uygulamalarında; davadan önce yapılan ödemelerin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmekte; davadan önce yapılmış ödeme bulunması halinde ödeme tarihi itibariyle davalı tarafça gerçekleştirilen ödemelerin yetersiz olup olmadığının, ödenmesi gereken miktarla ödenen miktar arasında KTK'nın 111. maddesinde belirtildiği şekilde fahiş bir fark olup olmadığının belirlenmesi, bunun için de bilirkişiden alınacak rapor ile zararın öncelikle ödeme tarihindeki verilere göre hesaplanması, ödeme tarihi verileri dikkate alınarak yapılacak hesaplama sonucu bulunacak tutar ile ödenen miktarın karşılaştırılması gerekmektedir. Şayet ödenmesi gereken tazminat ile ödenmiş olan miktar arasında fahiş fark oluşturacak şekilde bakiye tazminat alacağı olduğu saptanırsa, davacı tarafından daha önce verilen ibranamenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilerek, rapor tarihindeki verilere dikkate alınarak tazminatın hesaplanması ve hesaplanan tazminattan davalı zarar sorumlusu tarafından yapılan ödemelerin güncellenerek düşülmesi sonucunda oluşan duruma göre karar verilmesi; ödemenin KTK.'nın 111/2 maddesi gereği yeterli bulunması (ibranamenin varlığı halinde hesaplanan tazminat ile yapılan ödeme arasında aşırı ölçüsüzlük olmaması) halinde ise davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 10/03/2022 tarih ve 2021/10763 Esas, 2022/4501 Karar sayılı ilamı)
Bu ilkeler nazara alınarak somut olayda, ödeme tarihindeki verilere göre yapılan zarar hesabında, davalı tarafından ödemenin yapıldığı tarihte uygulanmakta olan PMF yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi dikkate alınarak 38.557,46 TL ödenmesi gerekirken, hesap edilen zarardan fazla olacak şekilde 41.870,92 TL ödeme yapılması ve yapılan ödeme ile davacının zararının karşılanıp bakiye zararının bulunmadığının tespit edilmesi, ödeme tarihinde tatbik edilmemekte olan TRH-2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi dikkate alınarak yapılmış hesaplamada dahi ödenmesi gereken 44.418,36 TL ile davalı tarafça yapılan 41.870,92 TL ödeme arasındaki 2.547,44 TL eksik tutarın KTK 111. maddesinin aradığı anlamda fahiş bir fark ve yetersiz ödeme niteliğinde bulunmaması karşısında, davalı tarafından davaya konu trafik kazası nedeniyle davacıya davadan önce yapılan ödemenin yeterli olduğu ve davacının bakiye zararının olmadığı değerlendirilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılıklar resen gözetilerek yapılan inceleme neticesinde, davacı vekilinin istinaf taleplerinin yukarıda esastan reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin yukarıda belirtilen gerekçelerle kabulüne,kararın kaldırılmasına, HMK.353/1-b/2 maddesi uyarınca yeniden hüküm kurulmasıyla davanın reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
I-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK.m.353/1-b/1 hükmü uyarınca ESASTAN REDDİNE,
II- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/10/2021 tarih ve 2016/702 Esas - 2021/695 sayılı kararının HMK 353/1-b/2 hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,
III- Dairemizce yeniden hüküm kurularak;
1-Davacının davasının REDDİNE,
2-Davacıdan alınması gerekli 427,60 TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 1.181,04-TL harçtan mahsubu ile bakiye 753,44 TL harcın davacıya iadesine,
3-Davalı duruşmada kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan 23.455,13-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısım var ise karar kesinleştiğinde talep halinde yatırana iadesine,
İSTİNAF YARGILAMA HARÇ VE GİDERLERİ
1-İstinaf başvurusu nedeniyle davacıdan alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar harcından başvuru sırasında peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
2- İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,
3- Davalı tarafça yatırılan 177,00 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısım var ise talep halinde yatırana iadesine,
5- Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
6-Kararın taraflara HMK'nın 359/4 maddesi gereğince usulüne uygun şekilde tebliğine,
Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 HAFTA İÇERİSİNDE TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 23/10/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.