T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/747 - 2024/1255
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/747
KARAR NO : 2024/1255
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/04/2023
NUMARASI : 2021/664 Esas - 2023/279 Karar
DAVACI
VEKİLİ
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 23/10/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 23/10/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde, 18.01.2019 tarihinde davacı müvekkili ...'ın park halindeki ... plaka sayılı aracının yanında Çatak Caddesi üzerinde yaya olarak bulunduğu esnada, Çatak Caddesini takiben Bostancık Cadde istikametine seyir halinde bulunan dava dışı sürücü ...’in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracı ile dikkatsiz ve tedbirsiz seyri nedeniyle önce park halindeki ... plaka sayılı araca, ardından müvekkili yaya ...’a çarpması suretiyle davaya konu yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, yargılama konusu trafik kazasına kusuru ile sebebiyet veren ... plaka sayılı aracın kaza tarihi itibariyle geçerli Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası bulunmadığından, 5964 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 14/2-b ve ... Yönetmeliği’nin 9/1-b maddeleri uyarınca “Rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dâhilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar için” ... müvekkilin uğramış olduğu maddi zararların tazmininden varsa diğer sorumlularla birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu..., müvekkilinin bel omurlarında kırıklar, bacaklarında parçalı kırıklar başta olmak üzere vücudunun çeşitli yerlerinde yaralanma, kırık, çıkık, ezilme ve berelenmeler meydana geldiğini, trafik kazası sebebiyle ağır şekilde yaralanan müvekkil geçici ve kalıcı iş göremezliğe maruz kalmış olduğunu, geçici bakıcı ihtiyacı doğduğunu belirterek, kalıcı iş göremezlik bedeli olarak şimdilik, 6.500-TL, geçici iş göremezlik bedeli olarak şimdilik 500-TL, geçici bakıcı gideri tazminatı olarak şimdilik 500-TL olmak üzere toplam 7.500-TL bakiye maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalı ...’ndan (teminat limiti ile sorumlu olmak üzere) tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, 18.01.2019 tarihinde meydana gelen trafik kazası ile ilgili olarak ...'ın yazılı başvuru dilekçesinin müvekkiline tebliğ edildiğini, davacı tarafından yapılan başvuru sonucunda müvekkili tarafından 05.03.2020 tarihinde 24.816,00-TL tazminat ödendiğini, yapılan bu ödeme ile davacının zararının karşılandığını, müvekkilinin sorumluluğu kalmadığını, davacı tarafın yapmış olduğu başvuru üzerinden uzun bir süre geçtiğini, yeni bir bilgi, sağlık raporu ya da gelir artışına ilişkin bir belgenin tespit edilmesi durumunda müvekkiline yeniden bir başvuru yapılması gerektiğini, bu başvuru yapılmadan açılmış olan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacı ...'ın yaralanmasına neden olan trafik kazasının meydana gelmesindeki kusur oranın tespit edilmesi gerektiğini, müvekkilinin sorumluluğu Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası bulunmayan araç sürücüsünün kazanın oluşumundaki kusuru ile sınırlı olduğunu, müvekkilin sorumluluğu kaza tarihindeki poliçe limiti dahilinde Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi bulunmayan araç sürücüsünün kusur oranı ve gerçek zarar ile sınırlı olduğunu, meydana gelen kaza ile davacının gerçek zararı arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığı, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından zarar görene gelir bağlanıp bağlanılmadığının belirlenmesi gerektiğini, davacının, kazanın meydana gelmesinde müterafik kusurlu olup olmadığı ile kaza esnasında hatır taşıması yapılıp yapılmadığı, hususlarının da araştırılması ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda tazminat hesabında bu indirimlerin yapılması gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, 18/01/2019 tarihinde Karayolları Trafik Kanunu gereği ZMSS poliçesi bulunmayan ... plakalı aracın maliki ve sürücüsü olan dava dışı ...'in aracını azami hız sınırının üzerinde kullanması, yağış nedeniyle kaygan yolda araç hakimiyetini kaybederek yol kenarında aracını temizleyen davacıya çarptığı, oluşan kazada ZMSS sigortası bulunmayan araç maliki sürücünün %100 kusurlu olduğu, davacının kusur ve sorumluluğu bulunmadığı, kaza nedeniyle davacının %14 daimi iş gücü kaybına uğrayıp, 9 ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığı ve 1 ay süresince başkasının yardımına muhtaç olduğu, davalı ... davacıya 05/03/2020 tarihinde 24.816,00-TL tazminat ödendiği, ödeme tarihi itibariyle davacının daimi iş gücü kaybı zararının 54.313,33-TL olup, gerçekleşen zarar ile yapılan ödeme arasında açık orantısızlık bulunduğu, kusur oranları, maluliyet derecesi, davalı ... yapılan ödemenin güncel değerinin mahsubu halinde davacının karşılanmayan bakiye 143.909,48-TL daimi iş göremezlik tazminatı ile 16.461,27-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 2.558,40-TL bakım gideri tazminatına hak kazandığı maluliyet raporu, bilirkişi raporu, hasar dosyası, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi cevabı ve tüm dosya içeriği ile anlaşılmakla davacının davasının kısmen kabulüne, 143.909,48-TL daimi iş göremezlik tazminatı, 16.461,27-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 2.558,40-TL bakım gideri tazminatının temerrüt tarihi 05/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye talebin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde, işbu hükme esas alınan 26.01.2023 tarihli aktüer raporunda hesaplama yapılırken 2022 yılı itibariyle AGİ'nin kalkmış olduğu gözetilerek, 2022 yılı işlemiş dönem için net asgari ücret olarak belirlenen 4.253,40/5.500,35- TL üzerinden, 2023 yılı bilinen dönem ve pasif dönem hesabında 2023 yılı net asgari ücret olarak belirlenen 8.506,80-TL üzerinden tazminat hesaplaması yapılması gerekirken, hiçbir yasal dayanağı olmaksızın hukuka aykırı bir şekilde AGİ hesapladığı ve bu AGİ miktarının 2022 ve 2023 yılları net asgari ücretinden düşülerek hesaplama yapıldığını, buna göre, 2022 yılının ilk altı ayı için asgari ücretin brütünün 5.004,00-TL, net asgari ücretin 4.253,40-TL olduğu, pasif dönem tazminat hesabına esas alınacak AGİ hariç net asgari ücret miktarı 3.577,41-TL olarak bulunduğunu, 2022 yılının ikinci altı ayı için asgari ücretin brütünün 6.471,00-TL, net asgari ücretin 5.500,35-TL olduğu belirtilerek, pasif dönem tazminat hesabına esas alınacak AGİ hariç net 4.626,18-TL olarak bulunduğunu, 2023 yılı için asgari ücretin brütünün 10.008,-TL, net asgari ücretin 8.506,80-TL olduğu belirtilerek, pasif dönem tazminat hesabına esas alınacak AGİ hariç net asgari ücret miktarı 7.154,82-TL olarak bulunduğunu, ancak 2022 ve 2023 yıllarında artık asgari ücret vergi dışında tutulduğundan, ücretler üzerinden herhangi bir vergi alınmayacağından, asgari ücretli çalışana da AGİ ödenmeyecek olup emekli ile asgari ücretli çalışan arasında herhangi bir fark bulunmadığından 2022 ve 2023 yılları için belirlenen net asgari ücretten AGİ düşülmesinin hukuken mümkün olmadığını, bilirkişi raporunun bu yönüyle hatalı olup 2022 yılı işlemiş dönem için 4.253,40/5.500,35-TL ile 2023 yılı işlemiş dönem ve pasif dönem hesabında net asgari ücret 8.506,80-TL alınarak ek rapor alınması gerekirken işbu rapor ile hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.04.2023 tarih 2021/664 Esas - 2023/279 Karar sayılı ilamı incelendiğinde, her ne kadar hüküm kısmının yargılama giderine ilişkin olan paragrafında toplam 2.343,90 TL yargılama giderinin haklılık durumunda göre 1.465,45- TL'nin davalıdan alınmasına karar verilmişse de, dosya kapsamında davacı müvekkilin sevk edildiği Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’nda yapılan muayene sonucunda düzenlenen rapora ilişkin olarak, adli tıp rapor ücreti olan 436,00TL ve buna ilişkin makbuzların 24.03.2022 tarihli dilekçe ekinde dosya kapsamına sunulduğunu, işbu rapor ücretinin dikkate alınmaksızın yapılan yargılama gideri hesabının eksik ve hatalı olup kararın bu yönüyle de usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, yabancı uyruklu kimselerin Türk Mahkemelerinde dava açabilmesi için teminat göstermeleri gerektiğini, davacı tarafından yapılan başvuru sonucunda müvekkil tarafından 05.03.2020 tarihinde 24.816,00TL tazminat ödendiğini, yapılan bu ödeme ile davacının zararı karşılandığından müvekkilin sorumluluğu kalmadığını, Yargıtay yerleşik içtihatları uyarınca, daha önce tazminat ödemesi var ise, öncelikle ödeme tarihi verilerine göre hesap yapılmakta ve ödemenin yetersiz olduğu tespit edilmesi durumunda güncel veriler dikkate alınarak tazminat hesaplandığını, hesaplanan bu tazminattan daha önce ödenen tazminatın güncel tutarının düşülmesi gerektiğini, ödenen tazminatın bugün itibariyle değerini hesaplarken yöntem olarak bilirkişi tarafından yasal faiz kullanıldığını, ancak güncel tazminat değişen asgari ücret üzerinden hesaplanırken, ödenen tazminatın güncel tutarının yasal faiz üzerinden hesaplanmasının yanlış bir uygulama olduğunu, zira ödenen tazminat ile bakiye tazminat hesabında aynı parametrelerin kullanılması gerektiğini, Ankara Üniversitesi tarafından düzenlenen raporun mahkemece hükme esas alındığını, mahkeme tarafından aldırılan rapor ile dosyaya daha önce sunmuş olduğu medikal inceleme raporu arasında çelişki bulunduğunu, kusur konusunda Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınmadan hüküm kurulmuş olmasının hatalı olduğunu, mahkemece hükmedilen alacağa 05.03.2020 tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verildiğini, temerrüt oluşmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
İstinaf talebinde bulunan davacı vekili ve davalı sigorta vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı olduğu anlaşılan davacının, davalının ZMMS sigortacısı olduğu aracın kazası sonucu yaralanması nedeniyle maddi tazminat talep edilmiş, yerel mahkeme tarafından davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Türk Hukuku'nda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tabi tutulmamıştır. Ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK)’un 48 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca; Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır.
Öte yandan Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nun 114/1-ğ maddesi uyarınca teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi dava şartlarındandır. Bu itibarla mahkemece verilen kesin süre içinde teminat yatırılmaz ise anılan hüküm uyarınca dava şartı eksikliğinden dava reddedilir.
MÖHUK’un 48/2 maddesinde ise; “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar.” hükmü yer almaktadır.
Buna göre hâkim, yabancı davacının vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, Kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir.
Söz konusu anlaşmalardan biri de 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi olup anılan Sözleşme’nin 17nci maddesinde âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir.
Yine; "Yabancıların Türkiye’ye girişleri, Türkiye’de kalışları ve Türkiye’den çıkışları ile Türkiye’den koruma talep eden yabancılara sağlanacak korumanın kapsamına ve uygulanmasına ilişkin usul ve esasları" düzenleyen 5484 Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 88. maddesinde; "(1)Uluslararası koruma statüsü sahibi kişiler, karşılıklılık şartından muaftır. (2) Başvuru sahibine, başvurusu reddedilen veya uluslararası koruma statüsü sahibi kişilere sağlanan hak ve imkânlar, Türk vatandaşlarına sağlanan hak ve imkânlardan fazla olacak şekilde yorumlanamaz." düzenlemesi getirilmiş ise de, ilgili düzenlemeden aynı Yasa kapsamında, "geçici koruma" kapsamında bulunanların istifade edebilmesi "uluslararası koruma statüsünde" olması halinde mümkün görülmektedir.
Somut olayda, davacı Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı olup dosya kapsamından, mahkemece davacının teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığı hususunda, hükme dayanak oluşturacak nitelikte bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. 5718 sayılı Kanun’un 48 inci maddesinin ikinci fıkrasında, dava açanın karşılıklılık esasına göre, teminattan muaf tutulabileceği düzenlendiğinden öngörülen teminat hususu resen gözetilmelidir.
Bu sebeple ilk derece mahkemesi tarafından, öncelikle davacının statüsü belirlenerek teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa, HMK'nın115/2 maddesi gereğince teminatın yatırılması için kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması hâlinde istemin usulden reddine, yatırılması hâlinde ise dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken doğrudan işin esasına girilmesi doğru değildir.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin kabulüne, HMK'nın 353/1-a-4. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, teminata ilişkin dava şartı değerlendirilerek, bundan sonra davanın esası hakkında karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun ilk derece mahkemesi kararının kamu düzenine aykırı olması nedeniyle KABULÜ ile; Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 12/04/2023 tarihli, 2021/664 Esas - 2023/279 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-4. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
Kararın kaldırılma sebebine göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-İstinaf eden taraflarca yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden tarafa iadesine,
4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine,
5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 23/10/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.