T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/711 - 2026/663
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/711
KARAR NO : 2026/663
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/03/2025
NUMARASI : 2023/834 ESAS - 2025/188 KARAR
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 07/05/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 07/05/2026
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; 29.11.2022 tarihinde, dava dışı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile geri geri gelirken davacının kullandığı motora aracının arka kısımları ile çarpması sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazada müvekkilinin ağır bir şekilde yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusuru bulunmadığını, trafik kazasına sebebiyet veren ... plaka sayılı aracın kaza tarihi itibariyle ZMMS poliçesi ile davalı sigorta şirketinin teminatı altında olduğunu, Serik 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2023/590 Esas sayılı dosya da ceza yargılamasının sürdüğünü, davalı şirkete 13.01.2023 tarihinde başvurulduğu halde kendilerine herhangi bir ödeme yapılmadığını, arabuluculuktan da sonuç alınamadığını ileri sürüp 100,00 TL kalıcı iş göremezlik, 100,00 TL geçici iş göremezlik ve 100,00 TL bakıcı olmak üzere toplam 300,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 29.11.2022 tarihinden itibaren işleyen değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili, yargılama sırasında 21/01/2025 tarihli talep arttırım dilekçesi ile; talebini 1.000.000,00-TL kalıcı iş göremezlik tazminatı, 113.552,75-TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 36.495,00-TL bakıcı giderine çıkarmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü süre ve zamanaşımı sürelerinin dolduğunu, müvekkili şirkete usulüne uygun başvuru yapılmadığını, müvekkil şirketçe sigortalanan araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını, davacının müterafik kusurunun göz önünde bulundurulması gerektiğini, davacı araç sürücüsünün ehliyetsiz olarak kazanın meydana gelmesine asli ve tam kusuru ile sebebiyet verdiğini, davacının maluliyetinin oluşmadığını, geçici iş göremezlik zararı ile bakıcı/tedavi giderlerinden sigorta şirketlerinin sorumlu olmayıp zararların muhatabının SGK olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, ZMMS poliçesinin incelenmesinde; ... plakalı özel otomobilin ... adına kayıtlı iken 22.09.2022/22.09.2023 tarihleri arasında davalı Sigorta Şirketinde ZMMS poliçesi ile teminat altında olduğu, kişi başına sağlık gideri poliçe limitinin 1.000.000,00 TL olduğu, kişi başına sakatlanma ve ölüm poliçe limitinin 1.000.000,00-TL olduğu, Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın 29.05.2024 tarihli raporunda; "... oğlu, ... doğumlu ...'ın dosyasının incelenmesi, tarafımızca yapılan muayene ve değerlendirmesi sonucunda; 20/11/2022 tarihinde gerçekleşen trafik kazasına bağlı hastada meydana gelen sol kalça protezi, sol iliak-ishiadicum fraktürleri, sol acetabulum fraktürü, sol tibia-fibula fraktürleri, sol radius ve ulna fraktürleri dikkate alınarak;
1) 20 Şubat 2019 tarih ve 30692 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” ve ekindeki cetveller esas alınmak kaydıyla bedensel engel oranı hesaplandığında:
“…
-Balthazard formülü uygulandığında kişi engel oranının (%38 ve %7) %42 olduğu,
-29/11/2022 tarihli trafik kazasına bağlı kişinin özür oranının %42 (yüzde kırk iki) olduğu, sürekli olduğu ve sekel halini aldığı,
2-) Kaza nedeniyle kişinin tedavisine başlanmasından itibaren tedavi süresince bakıcı ihtiyacı süresinin kişinin çoklu kırıkları dikkate alındığında 4 (dört) ay olduğu,
3-) Tıbbi iyileşme süresinin 12 (on iki) aya kadar uzayabileceği” nin belirtildiği, Adli Tıp Kurumundan alınan kusur raporunda; “Sürücü ... sevk ve idaresindeki motosiklet ile olay mahallinde seyir halindeyken aynı yönde ilerisinde seyir halinde olan aracın durarak geri manevra yapmasına karşı alabileceği bir önlem bulunmadığından atfı kabil bir kusuru bulunmamaktadır.
-Sürücü ... idaresindeki otomobil ile olay mahallinde geri manevra yaptığı esnada gerekli çevresel kontrolleri yapması ve gerisinden gelen araçların seyir durumlarını kontrol altında bulundurması gerekirken bu hususlara riayet etmediği, kontrolsüzce geri manevrasını sürdürdüğünde ise gerisinden düz seyirle gelmekte olan motosiklet ile önlemsizce çarpıştığı anlaşılmakla; kazanın oluşumunda kusurludur.” denildiği, kesinleşen Serik 4. Asliye Ceza Mahkemesinde aldırılan bilirkişi raporunda da davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsü ... kusurlu bulunarak cezalandırılmasına karar verildiği, dava öncesi davalıya yapılan başvuru sebebiyle davalının 26.01.2023 tarihinde temerrüde düşmüş sayılacağı, kabul olunan bu tutara sigortalı aracın kullanım amacı ve cinsi dikkate alınarak temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz işletileceği anlaşılmakla dava ve talep arttırım dilekçesi dikkate alınarak açılan davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle; "Davanın kabulüne, 1.000.000,00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı, 113.552,75 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 36.495,00 TL bakıcı gideri tazminatının 26.01.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmişti.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; usule uygun olmayan başvurulara binaen ikmal edilen davaların, dava ön şartı yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiğini, dava dosyasına alınan kusur oranlarını bildirir rapor somut olaya uygun değerlendirmeler içermediği gibi, usule de uygun olmadığını, hükme esas alınan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nca düzenlenen Adli Tıp Kurul Raporu mevzuata aykırı değerlendirmeler içermekte ve denetime elverişli olmamakla birlikte fahiş olduğunu, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğin 11/2. maddesinde; “Bireyin engel durumunun ilaç tedavisi, cerrahi tedavi ve/veya rehabilitasyon uygulamaları ile zaman içinde azalma ihtimali olduğu ve hastalık bulgularının tam olarak görülemediği hâllerde süreli rapor düzenlenir.” ibaresinin yer aldığını, dosya kapsamında davacının rehabilitasyon görüldüğüne dair belgenin bulunmadığı gibi bu hususa hükme esas alınan raporda da değinilmediğini, dolayısıyla davacının sürekli engellilik oranının tayin edilebilmesi için yönetmeliğin ilgili maddesi gereği rehabilitasyondan sonra değerlendirilmesi gerektiği ve rehabilitasyon görülmeden sürekli engellilik oranının tayin edilemeyeceğini, hükme esas alınan hesap bilirkişi raporu denetime elverişli olmamakla birlikte fahiş olduğunu, hükme esas alınan raporda, Progresif Rant Yöntemi ve TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre hesaplama yapılmış ise de, esas alınan hesap yöntemi ve yaşam tablosu hatalı olduğunu, raporda hesaplamaya esas teşkil eden Progresif Rant Yöntemi, davacının gerçek zararını tespit etmediğini, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatından da sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmadığını, mahkemece tespit edilen temerrüt tarihi ve faize hükmedilmesi hatalı olduğunu, gerekçeli kararda, şirket açısından temerrüt tarihinin 26.01.2023 olarak tespit edildiğini, yukarıda da anıldığı üzere, davacı tarafından müvekkil sigorta şirketine usule uygun başvuruda bulunmadığını, olsa olsa dava tarihi yahut bedel artırım tarihi itibari ile faiz işletilmesi gerekmekte iken 26.01.2023'den itibaren faize hükmolunmasının hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davacı ...vekili istinaf dilekçesinde; istinafa konu işbu kararda her ne kadar talepleri kabul edilerek davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nin teminat limiti doğrultusunda 1.000.000,00,-TL sürekli işgöremezlik tazminatına, 36.495,00,-TL bakıcı giderine ve 113.552,75 TL geçici işgöremezlik tazminatına hükmedilmişse de, sonrasında değişen koşullar nedeniyle artan tazminat bakımından sorumlu diğer kişilere başvurduklarında herhangi bir hak kaybına uğramamak adına; ileride araç sürücüsü ve işletenine veyahut başkaca sorumlulara karşı açılacak olan davada asgari ücret değişikliği sebebiyle yapılacak olan bakiye maddi tazminat hesaplamasında miktarı değişecek maddi tazminat yönünden fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuklarını, yerel mahkeme nezdinde tanzim edilen bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olan tazminat miktarının araç işleten ve sürücüsü veyahut başkaca sorumlular bakımından kazanılmış hak olmadığını ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuklarını beyanla işbu kararı istinaf ettiklerini, asgari ücret kamu düzenine ilişkin olduğundan resen uygulanacak olması nedeniyle; asgari ücret değişikliği sebebiyle artacak olan her türlü tazminata ilişkin hakları yönünden taleplerini saklı tuttuklarını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı kalmak kaydı ile yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik ve bakıcı giderinin tazmini istemine ilişkindir.
Davalı vekilinin istinaf talebinin incelenmesinde, davalı vekili KTK'nın 97. maddesine uygun başvuru yapılmadan dava açıldığını ileri sürerek kararı istinaf etmiş ise de; 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesi 26/04/2016 tarih 29695 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve yayımı tarihinde yürürlüğe giren 14/04/2016 tarih 6704 sayılı Kanun'un 5. maddesi ile değiştirilmiş maddede; "Zarar görenin, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir." hükmü getirilmiştir.
Yapılan bu düzenleme ile zarar görenlerin dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı olarak başvurmasının gerekli olduğu, başvurudan itibaren sigorta kuruluşu en geç 15 gün içinde yazılı olarak cevap vermez ya da verilen cevap zarar görenin talebini karşılamaz ise zarar gören dava açabileceği gibi, Sigorta Tahkim Komisyonu'na da başvuru yapabilir.
Düzenlemede yazılı başvurunun yapılmış olması yeterli görülmüş, sigortanın temerrüdünü düzenleyen 99. maddeye atıf yapılmamış, başvuruda bulunması gereken evraka ilişkin bir düzenleme getirilmemiştir.
Somut olayda; davacı tarafından, davalı sigorta şirketi hakkında ZMMS kapsamında açılan davada, davalıya başvuru sonrasında dava açıldığı anlaşılmış olmasına göre, davalı vekilinin dava şartı bulunmadığına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiş, esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmiştir.
Kusura ilişkin olarak, tekli bilirkişi tarafından düzenlenen kusur raporu ile Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen kusur raporunda, Sürücü ...' ın kusursuz olduğu, Sürücü ...'ın %100 ( yüzdeyüz ) oranında kusurlu olduğu belirtilmiş olup, raporların birbirini teyit ettiği anlaşılmakla bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde değildir.
Maluliyete yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, maluliyete ilişkin alınacak raporların 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Dosyada, davacı tarafından başvuru sırasında ibraz edilen Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen raporda, “sol travmatik kaça çıkıklı kırığı, hastaya cerrahi planlandı, nihai karar cerrahi sonrası iyileşme dönemi sonrasında verilecektir” denildiği, Hacettepe Üniversitesi tarafından düzenlenen raporda ise, “03/07/2023 tarihinde hastanın opere edildiği, ameliyat tarihinden önceki ve sonraki grafilerine bakıldığında sol kalça protezi ameliyatı yapıldığı , son durum muayenesi de yapılarak , 1) 20 Şubat 2019 tarih ve 30692 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” ve ekindeki cetveller esas alınmak kaydıyla bedensel engel oranı hesaplandığında:
a) Kas-İskelet Sistemi — 3. Alt Ekstremiteye Ait Sorunlarda Engellilik Oranları — 3.8. Tanıya Dayalı
Değerlendirmeler i) Hastanın sol kalça eklem hareket kısıtlılığı, tekli koltuk değneği kullandığı, aksayarak yürüdüğü, sol
kalça ağrısı dikkate alındığında kalça replasmanının kötü sonuç olduğunun değerlendirildiği,
ii) Tablo 3.33.a — Pelvis ve femur kırığı ile kalça artroplastisine bağlı engellilik — Kalça: “Total kalça
replasmanı; unipolar veya bipolar endoprotez içerir.” — “Kötü sonuç, 50 puandan az” için kişi
engellilik oranının %38 olduğu,
- Kas İskelet Sistemi,
Sol ayak bileği hareket kısıtlılığı için,
e Tablo 3.10- Ayak bileği eklemi hareket kısıtlılığına bağlı engellilik; dorsal fleksiyon 10
derece için alt ekstremite engel oranının Hafif *47 olduğu,
e Tablo 3.10- Ayak bileği eklemi hareket kısıtlılığına bağlı engellilik; plantar fleksiyon 20
derece için alt ekstremite engel oranının Hafif 47 olduğu,
-Balthazard formülü uygulandığında alt ekstremite engel oranının 414 olduğu,
- Alt ekstremite özür oranı Tablo 3.2'ye göre kişi özür oranına dönüştürüldüğünde *47 olduğu,
-Balthazard formülü uygulandığında kişi engel oranının (1038 ve 47) %42 olduğu,
-29/11/2022 tarihli trafik kazasına bağlı kişinin özür oranının % 42 (yüzde kırk iki) olduğu, sürekli
olduğu ve sekel halini aldığı,
2-) Kaza nedeniyle kişinin tedavisine başlanmasından itibaren tedavi süresince bakıcı ihtiyacı süresinin
kişinin çoklu kırıkları dikkate alındığında 4 (dört) ay olduğu,
3-) Tıbbi iyileşme süresinin 12 (on iki) aya kadar uzayabileceği” belirtilmiş olup, raporun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bakıcı giderine ve geçici iş göremezlik tazminatına yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde;
Davada; davacının zararı ve zararın kapsamı ile bu zarardan davalının sorumluluğu 2918 sayılı KTK ve 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümleri gereğince belirlenmesi gerekir.
6098 Sayılı TBK'nın 54. maddesinde çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar ile kazanç kaybı, tedavi gideri bedensel zararlar kapsamında sayılmıştır. Bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik zararları da bu kapsamda olduğundan, sürücü ve işletenin, zarar görenin bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik zararlarından sorumlu olması nedeniyle aracın sigortalı olması halinde 2918 sayılı Yasa'nın 90. maddesi gereğince, sigortanın sorumluluğu da TBK hükümlerine göre belirleneceğinden ve ayrıca bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik zararları 2918 sayılı Kanun'un 92. maddesinde sigorta teminatı dışında tutulmadığından, davacı bu zararlarını davalı Sigorta Şirketinden talep edebilir. Sigortanın sorumluluğuna ilişkin Genel Şartlara atıf yapan kanuni düzenleme Anayasa Mahkemesince iptal edildiği gibi, geçici iş göremezlik zararı tedavi gideri niteliğinde değildir. Geçici iş görmezlik ve geçici bakıcı giderlerinden Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumlu olduğu istinaf edilmiş ise de; Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğunu düzenleyen 6111 sayılı Yasa ile değişik KTK'nın 98. maddesinde; Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından, trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin karşılanacağı belirtilmiş olup, geçici iş göremezlik ödemeleri ve bakıcı giderleri bu madde kapsamı içerisinde bulunmamaktadır (Yargıtay 10.H.D.'nin 2016/10172 E. 2019/10217 K. 24.12.2019 Tarihli, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2012/5743-2013/4496 sayılı, 01.04.2013 tarihli ilamı vb.).
Bu nedenle, davalının geçici iş göremezlik zararı ve bakıcı giderinden sorumlu olmadığına ilişkin istinaf sebeplerine itibar edilememiştir.
Hükmedilen faiz başlangıç tarihine yönelik yapılan istinaf incelemesinde;
Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir.
Sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9.gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir. Davacı tarafın davadan önce sigorta şirketine bir başvuruda bulunmaması halinde yada başvuru ispatlanmadığı hallerde davalı Sigorta Şirketinin dava tarihi itibari ile temerrüte düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faize hükmolunması gerekmektedir.
Davacı vekili, fazlaya ilişkin tüm hakları saklı tutarak dava açmış olup alacağın saklı tutulan ve ıslah ile arttırılan kısmının temerrüt tarihi de aynı tarihtir.
Alacağı doğuran sebebin esasen haksız eylemden kaynaklanmış olmasına göre, ıslah ile istenilen tazminat için de, aynı tarihten itibaren temerrüt faizi uygulanması gerekir (Benzer yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2015/4099 E- 2017/9935 K, 2015/4364 E-2017/10458 K,: 2016/4327 E- 2017/10897 K nolu içtihatları). Bu nedenle bu yöndeki istinaf sebepleri de yerinde değildir.
Somut olayda, davacının eksik belgeleri de ibraz ederek başvurduğu tarihten itibaren 8 iş günü sonrası olarak temerrüt tarihinin belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle usul ve yasaya uygun ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından yatırılması gereken 732,00TL istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 116,60TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
Davalı tarafından yatırılması gereken 78.559,76 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 19.640,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 58.919,76 TL harcın davalıdan alınıp Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf eden taraflarca yatırılan istinaf gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
4-İstinaf eden taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
5-Kararın usulüne uygun olarak taraflara tebliğine,
Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 07/05/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
*Bu belge 5070 sayılı Kanun maddeleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.