(3713 S. K. m. 1, 5, 7) (5237 S. K. m. 6, 53, 58, 61, 62, 220, 314) (5271 S. K. m. 101, 134, 280, 282) (16. CD. 24.04.2017 T. 2015/3 E. 2017/3 K.)
Yukarıda açık kimlik bilgileri yazılı bulunan sanık hakkında, ilk derece mahkemesince verilen hüküm ile dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde davanın yeniden görülmesine karar verilmiş olmakla, Dairemizce yapılan yargılama sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Çankırı Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 08/02/2017 tarih, 2017/102 esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne (FETÖ/PDY) üye olma suçundan dolayı 3713 sayılı Kanunun 7/1. maddesi yollamasıyla, TCK'nin 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK'nin 53, 58/9 ve 63. maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle Çankırı Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN UYGULAMASI:
Çankırı Ağır Ceza Mahkemesinin 12/10/2017 gün 2017/34 esas ve 2017/98 sayılı kararı ile yüklenen suçtan dolayı sanığın TCK'nin 314/2, 3713 sayılı TMK'nin 5/1, TCK'nin 62/1. maddeleri gereğince neticeten 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK'nin 53, 58/9 ve 63. maddelerinin uygulanmasına, tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir.
İSTİNAF İNCELEME AŞAMASI:
İlk derece mahkemesinin hükmüne karşı, sanık ve müdafii tarafından ayrıntıları 16/10/2017, 18/10/2017 ve 19/10/2017 tarihli dilekçelerinde açıklandığı biçimde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda, Dairemizin yer ve konu bakımından yetkili olduğu, hükmün istinaf edilebilir olduğu, istinaf edenlerin kanun yoluna başvurmaya haklarının bulunduğu, istemin süresinde olduğu anlaşılmakla; "tutuklu yargılanan ve müdafi yardımından faydalandırılmayan sanığın, kendi seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlandırılması ve ilk derece mahkemesinin kararından sonra dosyaya gelen, ...., .... ve ....'e ait ifade tutanakları okunarak müdafii ile birlikte savunma yapabilmesinin temini amacıyla" CMK'nin 280/1-e maddesi gereğince davanın yeniden görülmesine ve duruşma açılmasına karar verilerek yargılama yapılmıştır.
SAVUNMA:
Sanık .... 14/04/2017 günü ilk derece mahkemesinde yaptığı savunmasında: "Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Ben söz konusu yapının örgüt olduğunu bilmeksizin bu yapıya ait dershanede, yurtlarda ve evlerde kaldım. 2009 yılında bu yapıya ait dershaneye gittim. 2010-2014 yılları arasında üniversiteyi kazanınca bu yapıya ait evlerde kaldım. 2014 yılında yapının siyasi bir kimlik alması, hükümete karşı eylemleri nedeniyle ben bu yapıya ait evden ayrıldım. Babam .... Parti içerisinde yer alır. Bunun da etkisiyle ben ayrıldım. Ben Bylock programını kullanmadım. Hatta ben Bylock tespiti yapılan numarayı 2014 yılında kapattığımı hatırlıyorum ancak hat 2016 yılına kadar kullanılmış gözüküyor. Ben söz konusu hatta ait HTS kayıtlarının istenilmesini istiyorum. .... numaralı hat bana aittir. Ben telefonuma IMEI çaktırdım. Ayrıca internetimi de başkalarıyla paylaşıyordum. Ayrıca Avea'da IP çakışması olabileceği belirtilmektedir. Ben böyle bir yanlışlığın da olabileceğini düşünüyorum. Yaşanan sürecin mağdurlarından olduğumu düşünüyorum. Ben KPSS sınavından yüksek puan aldım. Devlette iş bulmayı bekliyordum. Ben Ankara'da KPSS'ye girdiğim dönemde .... Vakfına ait yurtlarda kaldım. .... Vakfında kalırken de benzer sıkıntıları yaşayabileceğimden endişe ettim. Ben tutuklu olmam nedeniyle KPSS puanımdan yararlanamadım ve hiçbir iş başvurusunda bulunamadım. KPSS puanı gelecek yıl geçerli olmayacaktır. Ben 15 Temmuz darbe girişiminin ve bu yapının mağduru oldum. 5 aydır tutukluyum. Sağ omzum ve sol bacağım devamlı çıkmaktadır, çıktığı zaman 1 ay boyunca ben bu uzuvlarımı kullanamıyorum, kişisel ihtiyaçlarımı dahi karşılayamıyorum. Ayrıca ruh sağlığım da tutukluluğum nedeniyle bozulmuştur. Kaçma şüphem bulunmamaktadır, tahliyemi talep ediyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık .... 04/07/2018 günü Dairemizde gerçekleştirilen duruşmada yaptığı savunmasında: "Ağabeyim .... adına kayıtlı .... numaralı GSM hattını 2014 yılında ben kullandım ama ne kadar süre kullandığımı hatırlamıyorum, kesinlikle Bylock isimli bir programı cep telefonuma indirip kullanmadım, teknik bir hata olduğunu düşünüyorum, ben telefonumun WİFİ'sini açarak bulunduğum ortamda arkadaşlarımın kullanımına sunduğum olmuştur, bu yöntemle başka birisi de benim hattımdan Bylock programına erişmiş olabilir. İlk derece mahkemesi Bylock içeriklerini getirtmedi, istinaf aşamasında gelen içerikler ve kim tarafından bu hattın kullanıldığı ortaya çıkar diye düşünüyordum ama araştırmalar bu programın kimin tarafından kullanıldığını ortaya koymamıştır. CMK'nin 134. maddesine göre Bylock hukuken elde edilmiş bir delil de değildir ancak belirti olabilir. BTK ve KOM verileri karşılaştırılıp değerlendirildiğinde bilgiler arasında çelişkiler ve tutarsızlıklar vardır. Ben bu yapıya ait evlerde o tarihte cemaat olarak nitelendirildiği için kaldım ancak 17-25 Aralık 2013 tarihinden sonra yapıyla ilişiğimi kestim. Dijitallerim temiz çıktı, Bank....da hesabım yoktur, Bylock iddiası dışında da bir delil yoktur. Maddi ve manevi olarak çok yıprandım, 20 aydır tutukluyum. Bu tür davalarda sanık olarak yargılanan kişiler kendilerini kurtarmak için başkaları hakkında ifadelerde bulunmaktadırlar, sonradan ifadeleri gelen kişileri tanımıyorum, anlatımlarını kabul etmiyorum. Sağlık durumum iyi değildir, kaçma ihtimalim yoktur, en ağır adli kontrol hükümleri uygulanarak öncelikle beraatıma, aksi düşünülüyor ise tahliyeme karar verilmesini talep ediyorum" şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık müdafii 04/07/2018 günü Dairemizde gerçekleştirilen duruşmada yaptığı savunmasında: "Müvekkilimin savunmalarına aynen katılıyoruz, bulunduğu köyden ilk defa üniversiteyi kazanan ve köy hayatı dışına çıkan sanık büyüklerin yönlendirmesi sonucu o tarihte cemaat olarak nitelendirilen yapının evlerinde kalmıştır ancak bu yapının gerçek yüzünü 17-25 Aralık 2013 sürecinde görünce ilişiğini kesip buradan ayrılmıştır. Tüm bunları samimi olarak ifade eden bir kişi eğer Bylock kullanmış olsaydı bu hususu da samimiyetle ifade ederdi. BTK ve KOM verileri teknik bir veri olarak kabul edilemez ayrıca bir biri içerisinde çelişkilerle doludur. Bu suçlardan yargılanan kişiler kendilerini kurtarmak için itirafçı pozisyonuna bürünmektedir, anlatımları hükme esas alınmamalıdır. Müvekkilimin öncelikle yüklenen suçtan beraatına hakkında hata hükümlerinin işletilmesine karar verilmesi, aksi düşünülüyor ise AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda tahliyesine karar verilmesi, en azından sağlık koşulları değerlendirilerek adli kontrol ile salıverilmesini talep ediyoruz" şeklinde savunmada bulunmuştur.
DELİLLER:
-Sanığın aşamalardaki beyanları, Bank .... kayıtları, Emniyet Genel Müdürlüğünün FETÖ/PDY'ye ilişkin genel bilgi notu, FETÖ/PDY kriptolu haberleşme hakkında Emniyet bilgi notu, FETÖ/PDY'ye ilişkin istihbari yazı, araştırma tutanaklar, arama el koyma tutanakları, nüfus ve adli sicil kayıtları,
-Dijital veriler üzerinde yapılan inceleme tutanakları; .... marka .... ımeı nolu telefon ve sim kartı üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlene bilirkişi raporu ile suç oluşturabilecek bir bilgiye rastlanılmadığı, telefonun smart özelliği bulunmayan bir telefon olduğu Bylock ve benzeri programların yüklenme imkanı bulunmadığı belirtilmiştir.
-Çankırı KOM Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen Bylock tespit tutanakları; .... adına kayıtlı .... nolu GSM hattı ve ...., .... imei nolu cihazlar ile 15/08/2014 tarihinde ilk kez Bylock sistemine giriş yapıldığı belirtilmiştir.
-Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen Bylock tespit ve değerlendirme tutanakları; .... GSM hattı ile .... ID numarası ile Bylock sistemine kayıt olunduğu, kullanıcı adının "....", kullanıcı mesajının "Allah bana yeter" olarak belirlendiği, Roster kayıtlarına göre Bylock üzerinden kimlik bilgileri belirlenen ...., ...., ...., ...., ...., ...., ...., ...., ...., ...., ...., ...., ....7 gibi kimlik bilgileri belirlenen ve ID numarası belirlenipte kimlik bilgileri belirlenemeyen bir çok kişi ile iletişim kurduğu, mail alma-gönderme, mesaj alma-gönderme, sesli arama-aranma gibi aktif kullanımlarının bulunduğu belirlenmiştir.
-BTK tarafından düzenlenen HTS, HIS-CGNAT kayıtları; .... GSM numarası ile .... ve ....ımeı nolu cihazlar üzerinden 15/08/2014-23/05/2015 tarihi aralığında 11389 kez Bylock sunucuları/sistemlerine ait ...., .... IP numaralı ile iletişim kurulduğu belirtilmiştir.
-....'e ait ifadeler;
20/02/2018 tarihinde Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığında şüpheli sıfatıyla verdiği ifadesinde özetle; "...Defne isimli eve geçtim. Bu evde ...., ...., .... ve .... kalıyordu. Evin abisi bendim. .... ikinci sınıf öğrencisi idi. .... ikinci sınıf öğrencisi idi. Ben bu evde ise üçüncü sınıfın sonuna kadar kaldım. Dördüncü sınıfa geçtiğimde yani 2014-2015 eğitim sezonunda emniyette teşhis ettiğim mimoza isimli eve geçtim, ...2014-2015 yılında Konya'da Aksaray Polis Okulu ile ilgilenme kapsamında yanlış hatırlamıyorsam tek bizim ev kalmıştı. Bu evde 2013-2014 sezonunda ben, ...., ...., .... ve .... kalıyordu. 2014-2015 eğitim sezonunda ise ben, ...., ...., .... ve .... kalıyorduk. ...., .... ve .... gitmişti. Dolayısı ile 2014-2015 eğitim sezonunda bölgede sadece ben, devrecimiz olan ...., ...., .... ve .... kalmıştık. Bizler aynı şekilde Aksaray'a polis okulu öğrencileri ile ilgilenmek amaçlı geliyorduk. O sıra okul abisi .... idi. 2014-2015 döneminde Aksaray'da da bir ev kaldı diye biliyorum. Bu evde mezun olan ...., ...., .... kalıyordu. Bunların ilgilendiği polis okulu öğrencileri bildiğim kadarı ile yoktu" şeklinde beyanda bulunmuştur.
16/02/2018 tarihinde KOM Şube Müdürlüğünde şüpheli sıfatıyla verdiği ifadesinde özetle; "....... isimli şahıs Benim Konya ilinde kaldığım 2010-2014 yılında cemaat evinde birlikle kaldığım öğrencidir, bu şahıs Konya Selçuk Üniversitesinden mezun oldu, Konya ilinden Aksaray iline gelerek Polis okulu öğrencileri ile ilgilendiğini biliyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
....'a ait ifadeler;
28/12/2017 tarihinde KOM Şube Müdürlüğünde şüpheli sıfatıyla verdiği ifadesinde özetle; "...Yaklaşık dört beş ay sonra 2011 yılı eğitim ve öğretim döneminde yılbaşına doğru bizleri Nevşehir ilinde bulunan .... Termal Otel’e götürdüler. Bu otelde iki gün sürede kaldığımız dönem içerisinde bizleri konferans salonunda topladılar. Burada bizlere bundan sonra hizmet adına yapacak olduğumuz görevlerin dağıtımı ile bize verilen kod isimlerimiz söylendi. Bana da .... kod adını verdiler. Buradaki organizasyonun baş sorumlusu .... isimli yapı mensubu idi. Kendisi bizlere bundan sonraki görevimizin "Aksaray Polis Okulunda eğitim gören öğrencilere dini sohbet yapacağımızı, bizlere ilgilenmemiz için birer sınıf vereceklerini, bu öğrencilerle bize söyleyecekleri evlerde bir araya geleceğimizi, bu öğrencilere eğitim gördüğümüz Kur-an’ı Kerim, Risale-i Nur, Cevşen ile Fetullah Gülen’e ait kitaplarından alıntılarla sohbet yapacağımızı, şayet öğrencilerden Kur-an ’ı Kerim okumayı bilmeyen varsa öğretmemizi, bu öğrencilere kendilerinin vereceği Risale-i Nur, Cevşen ile Fetullah Gülen’e ait kitaplarından okutturacağımızı, eve gelmeyen Polis Okulu öğrencilerini eve gelemeye teşvik etmemizi söyledi. Bu konuşmadan sonra ilgileneceğimiz Aksaray Polis Okulu sınıflarımız belli oldu. Aksaray Polis Okulunda 1 D sınıfı (.... kod adlı) ....’in sorumluğunda ben ve (.... kod adlı) ....’e verilmişti. Bu toplantıya benimle birlikte katılanlardan hatırladıklarım şunlardır.
(.... kod adlı) ...., (.... kod adlı) ...., (.... kod adlı) ...., (.... kod adlı) ...., ...., (.... kod adlı) ...., (.... kod adlı) ...., ....7, (.... kod adlı) ...., (.... kod adlı) .... ve (.... kod adlı) .... isimli şahıslar isimlerini hatırladığım şahıslardır. Bu şahıslara hangi sınıfların verildiğini bilmiyorum.
İki gün süren bu toplantıdan sonra tutulan bir servis ile hep birlikte Aksaray iline gittik. Burada hafta sonlan kalacağımız öğrenci evlerine yerleştirildik. İlk hafta sonu da ilgileneceğimiz Polis Okulu öğrencileri ile tanıştırıldık. Bizi ilgileneceğimiz 1 D sınıfı öğrencileri ile bizden sorumlu .... tanıştırdı. Ben bana verilen öğrencilerin sayısını şuan hatırlamıyorum. Bana verilen öğrencilere Kur-an’ı Kerim, Risale-i Nur, Cevşen ile Fetullah Gülen’e ait kitaplarından bir bölüm okuyarak öğrencilere sohbet yaptım. Haftalık anlatılacak konuları bizlere dönem sorumlusu olan .... isimli yapı mensubu vermekteydi.
1 D sınıfının sınıfı sorumlusu olan .... kod adlı .... bir konuşmasında Aksaray Polis Okulu 1 D sınıfının sınıfındaki görüştüğümüz öğrencilere Okulda görev yapan .... komiserinizin yanına giderek kendisi ile ilgilenin, bir sıkıntınız olursa kendisine iletin, oda bizden demişti. Ben bu görevliyi hiç görmedim görsem de tanımam. Bana göstermiş olduğunuz fotoğraflar arasında yukarıda 15 numara ile numaralandırılan şahıs; ifademde belirttiğim üzere "...Bu konuşmadan sonra ilgileneceğimiz Aksaray Polis Okulu sınıflarımız belli oldu. Aksaray Polis Okulunda 1 D sınıfı (.... kod adlı) ....’in sorumluğunda ben ve (.... kod adlı) ....’e verilmişti. Bu toplantıya benimle birlikte katılanlardan birisi olan, 2012-2015 yıllarında yapılanma içerisinde Aksaray Polis Okulu Öğrencileri ile ilgilendiğim dönemde, kendisinin yapı içerisinde polis okulu sınıf sorumlusu olarak bildiğim .... kod adını kullanan .... isimli şahıstır" şeklinde beyanda bulunarak, kendisine gösterilen fotoğraflardan .... (TC Kimlik No: ....) isimli şahsı teşhis etmiştir.
....'a ait teşhis tutanakları;
Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığında şüpheli şüpheli sıfatıyla veren .... beyanı üzerine yapılan araştırma tutanakları ile; .... (K) .... isimli şahsın, Yozgat İli Aydıncık İlçesi Baydiğin nüfusuna kayıtlı, .... ve Meliha oğlu, Aydıncık 15/10/1990 doğumlu .... (T.C:.... isimli şahıs olabileceği, şahıs ile ilgili Aksaray Polis Meslek Yüksek Okulunun FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü adına sözde sorumlusu olduğu ve FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünce Hakim Savcı adaylarına özel olarak hazırlanan çalışma evlerinde kaldığı şeklinde bilgilerin bulunduğu, Çankırı Cumhuriyet Başsavcılığının 5216/5256 sayılı soruşturma dosyası kapsamında tutuklandığı, belirtilmiştir.
Tanık .... beyanında:".... numaralı hat benim üzerime kayıtlıdır. Ancak bu hattı ben kullanmıyorum. Kardeşim .... kullanır. 2014 yılında kardeşim .... benim kendisine çıkarttığım hattı ve telefonu bize getirdi. Akıllı telefon kullanıyordu. Telefonu benim oğluma verdi. Hat kendisinde kaldı. Hat daha sonra da kapandı diye biliyorum. Biz daha sonra kardeşimle bu hat üzerinden haberleşmedik. Benim olaya ilişkin bilgim bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık .... beyanında: "17-25 Aralık sürecinden sonra ben yarım dönem kardeşimle birlikte bu yapıya ait evlerde kaldım ancak 2014 yılı eğitim dönemi sonunda biz bu evden ayrıldık. Daha sonra biz ikimiz kendimiz ev tuttuk. Birlikte kalmaya başladık. Benim kardeşim Bylock programı kullanmamıştır" şeklinde beyanda bulunmuştur.
İDDİA MAKAMININ ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASI:
Sanık hakkında ilk derece yargılaması sırasında tutuklu olduğu halde avukat olmadan savunmasının alınması nedeniyle kurulan mahkumiyet hükmünün usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle kaldırılmasına, Yapılan yargılama HTS kayıtları, BTK başkanlığı kayıtları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Sanığın kullandığı telefon hattı ile farklı günlerde Bylock sunucu sistemleri ile iletişim kurduğu böylelikle oluşturulması, kullanılması ve teknik özellikleri itibariyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı Bylock programını kullanarak, dosyada mevcut diğer delillerle birlikte örgüt hiyerarşisi içerisinde hareket ettiği ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu sabit olduğundan;
Eylemine uyan TCK'nin 314/2, TMK'nin 5/1, TCK'nin 53, 58/9 ve 62. Maddeleri gereğince cezalandırılmasına, sanığın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyetine ve mevcut delil durumuna göre tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, OLUŞ, KABUL VE GEREKÇE:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 gün ve 2017/956-370 sayılı ilamı, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24.04.2017 gün ve 2015/3-2017/3 sayılı kararı ve benzer nitelikteki kararlarında ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere;
a) Genel Olarak Suç Örgütü:
Örgütlü suçluluk daha ziyade kriminolojik bir kavram olup, maddi ceza hukuku bakımından "örgüt mensubu suçlu" deyiminden; suç işlemek için örgüt kurmak, yönetmek, bu örgüte üye olmak veya örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işlemek anlaşılmaktadır (TCK. md. 6/1-j). Yapılanma biçimi ne olursa olsun kanunlarda suç olarak tanımlanan fiillerin işlenmesi amacıyla oluşturulmuş yapılanmalara suç örgütü denmektedir.
TCK’nın 220. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçu", örgüt kuran ya da yönetenlere göre daha hafif cezalandırılmıştır.
Tipik eylem unsuru; Örgüte üye olanlar, örgütte kurucu ya da yönetici konumunda olmayan, örgütün amacına yönelik nedensel hareketi olan, örgüt disiplinine bağlı, örgüt hiyerarşisi içinde yer alan kişilerdir (Çetin Özek, “Organize Suç”, Prof. Dr. Nurullah Kunter’e Armağan, İstanbul, 1998, s.241).
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi, örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Örgüt üyesinin bu suçtan cezalandırılması için örgüt faaliyeti kapsamında ve amacı doğrultusunda bir suç işlemesi gerekmez ise de, örgütün varlığına veya güçlendirilmesine nedensel bir bağ taşıyan maddi ya da manevi somut bir katkısının bulunması gerekir. Örgüt üyelerinin birbirlerini tanımaları şart olmadığı gibi, örgüt kurucularını, yöneticilerini de tanımaları şart değildir. Ancak kişinin bir örgüte katıldığını ve kendisiyle birlikte başka kişilerin de var olduğunu bilmesi gerekir.
b) Genel olarak Terör Tanımı:
Ceza Hukukumuzda terörün tanımı ve hangi suçların terör suçu sayılacağı 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1. maddesinde gösterilmiş olup, bu tanıma göre bir eylemin terör eylemi sayılabilmesi için, eylemin cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden birini içermesi gerekmektedir. Eylemle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik, ekonomik düzenini değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amaçlanmalıdır. Eylemi gerçekleştiren kişi veya kişilerin bir örgüte mensup olmaları gereklidir.
c) TCK'nin 314. Maddesinde Düzenlenen Terör Örgütüne Üye Olma Suçu:
Maddede geçen temel kavram örgüttür. Dikkat edilmelidir ki, genel olarak suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu örgüte üye olmak TCK'nın 220. maddesinde yaptırım altına alınmış olmasına rağmen bu maddede, işlenmesi amaçlanan suçlar bakımından bir sınırlama getirilmiştir. Keza, her iki suç arasında örgütün niteliği bakımından da farklılık bulunmaktadır. Bu madde kapsamına giren örgütün silahlı olması gerekmektedir.
Bir oluşumun, bir yapılanmanın silahlı terör örgütü sayılabilmesi için, TCK'nin 220. maddesinde düzenlenen suç işlemek için örgüt kurma suçunda örgütün varlığı için gerekli koşulların yanında, TCK'nin ikinci kitap, dördüncü kısım, dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları "amaç suç" olarak işlemek üzere kurulmuş ve amaca matuf bir eylem gerçekleştirmeye yeterli derecede silahlı olması ya da bu silahları kullanabilme imkanına sahip bulunması gerekir. Bu maddedeki suçu, TCK'nin 220. maddesinde düzenlenen suçtan ayıran en önemli ölçüt budur.
d) FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü:
Kendisini kısaca "Hizmet hareketi" olarak tanımlayan FETÖ/PDY; paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma aracı haline getiren, siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma düşüncesine sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden, bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyen, güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı ilke edinen, gizlilikten görünmez bir duvar inşa edip bu duvarın arkasına saklanan, böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da bu düşman üzerinden mensuplarını motive eden, "Altın Nesil" adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle devlete tabandan tavana sızan, bu kadroların sağladığı avantajlarla devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden, böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp, ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan kendine özgü bir terör örgütüdür.
FETÖ/PDY küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütüdür. Bu örgüt, kuruluşundan 15 Temmuz 2016 sürecine kadar, örgüt lideri Fethullah Gülen tarafından belirlenen ideolojisi doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmek üzere eylem ve fikir birliği içinde hareket etmiştir.
Örgütün kurucusu, yöneticileri ve üyeleri arasında sıkı bir hiyerarşik bağın mevcut olduğu, gizliliğe riayet ettiği, görünür yüzüyle gerçek yüzü arasındaki farkı gizlediği, amaca ulaşabilmek için yeterli eleman, araç ve gerece sahip olduğu, amacının Anayasada öngörülen meşru yöntemlerle iktidara gelmek olmayıp örgütün yarattığı kaos ortamı sonucu ayrıca devletin yanında oluşturduğu Paralel Devlet Yapılanmasıyla demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanmak suretiyle parlamento, hükumet ve diğer Anayasal kurumları fesih edip iktidara gelmek olduğu, bu amacı gerçekleştirmek için polis ve jandarma teşkilatı, MİT ve Genel Kurmay Başkanlığı gibi kuvvet kullanma yetkisine haiz kurumlardaki üyeleri vasıtasıyla meşru organlara ve halka karşı silah kullanmak suretiyle amaç suça elverişli öldürme, yaralama gibi çok sayıda vahim eylem gerçekleştirdiğinin, anılan örgüt mensupları hakkında 15 Temmuz darbe girişiminden ya da örgüte mensubiyetlerinden dolayı açılıp bir kısmı derdest olan ya da mahkemelerce karara bağlanan davalar, bu davalarda dinlenen itirafçı sanıkların savunmaları ve gizli-açık tanık anlatımları, örgüt lider ve yöneticilerinin açık kaynaklardaki yazılı ve sözlü açıklamaları, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün örgüt hakkındaki raporu gibi olgu ve tespitler dikkate alındığında, 3713 sayılı Kanunun 1. maddesinde tanımlanan, amaca ulaşmak için silah başta olmak üzere her türlü cebir ve şiddeti araç olarak kullanan, 5237 sayılı TCK'nın 314/1-2 maddesi kapsamında silahlı bir terör örgütü olduğu anlaşılmıştır.
e) Bylock İletişim Sistemi ve Hukuki Alt Yapısı:
Bylock uygulaması, güçlü bir kripto sistemi ile internet bağlantısı üzerinden iletişim sağlamak üzere, gönderilen her bir mesajın farklı bir kripto anahtarı ile şifrelenerek iletilmesine dayanan bir sistemdir. Bu iletişim programı özel bir server üzerinden yalnız örgüt üyelerinin kullanabileceği özel bir yazılım olarak üretilen, üyelerin deşifre olmadan özel bir şifreleme yöntemi kullanarak kendi aralarındaki iletişimini sağlayan bir programdır.
Bylock isimli programın indirilmesinin yeterli olmadığı, kullanılması için özel kurulum gerektiği, Bylock uygulamasına kayıt işlemlerinin programın, internetten indirme, taşınabilir hafıza kartları, bluetooth uygulamaları vb. yöntemlerle kullanılmak istenilen telefona yüklenebildiği, istisnai olarak 2014 yılı başlarında bir süre herkesin yüklemesine açık olduğu, daha sonra ise ifadeler, mesaj ve maillerde geçtiği gibi, örgüt mensubu aracılar tarafından USB bellek, hafıza kartları ve bluetooth kullanılarak yüklemeler yapıldığı anlaşılmıştır. Programı indirmenin mesajlaşma için yeterli olmadığı, mesajlaşmanın gerçekleşmesi için sistem tarafından kayıt olan kullanıcılara otomatik olarak atanan ve kullanıcıya özel olan ID (kimlik numarasının) bilinmesi ve karşı taraftan onaylanması gerektiği, aksi halde kişiler listesine eklenemeyeceği ve mesajlaşmanın gerçekleşmeyeceği, programın kayıt esnasında kullanıcıdan sadece bir kullanıcı adı ile parola üretmesini istediği anlaşılmaktadır.
Arkadaş ekleme işlemi, anılan uygulamaya kayıt olurken kullanıcı tarafından verilen “kullanıcı adı” (kodu/rumuzu) olarak isimlendirilen şahsa özel kodun girilmesi suretiyle gerçekleştirilmektedir. Uygulama üzerinde telefon numarası veya “ad soyad” bilgileri ile arama yapılarak kullanıcı eklenmesine imkan bulunmamaktadır. Diğer taraftan Bylock uygulamasına benzer veya yaygın mesajlaşma uygulamalarında bulunan; telefon rehberindeki kişilerin uygulamaya otomatik olarak eklenmesi özelliği bulunmamaktadır. Kullanıcıların birbirleri ile Bylock uygulaması üzerinde iletişime geçebilmeleri için tarafların birbirlerinin “kullanıcı adı/kodu” bilgilerini bilmeleri ve her iki tarafından diğerini arkadaş olarak eklemesi gerekmektedir. Kısaca, programı kullanmak için ilk önce konuşulacak kişinin ID’sinin (kimlik numarasının)eklenmesi gerektiğinden, isteyen her kişinin istediği zaman bu sistemi kullanma imkanının olmadığı anlaşılmaktadır.
Kişi mobil telefon cihazında veya bilgisayarında, özel bir iletişim ağına dahil olarak bir program kullanılabilir. Ancak, bu iletişim ağının suç işlemek amacıyla oluşturulmuş ve münhasıran bir suç örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan bir ağ olduğunu somut delillere dayanması halinde, kişinin, suç örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan bir ağa bu özelliğini bilerek (kasten) dahil olması ve hatta bu ağı iletişim için kullanılması, iletişim içerikleri tespit edilmese bile, suç örgütü ile bağlantısını gösterir bir delil olarak kabul etmek gerekmektedir.
Bylock iletişim sistemi, açıklanan somut delillerle kanıtlandığı üzere, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan, global bir uygulama görüntüsü altında münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanımına sunulan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacaktır.
f) Yukarıda sıralanan ilkeler doğrultusunda sanığın FETÖ/PDY terör örgütü ile olan ilişkisi ve bu bağlamda yapılan duruşma sonucunda hukuki durumunun tespiti:
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 18.09.2017 tarih 2017/1825 esas 2017/4938 sayılı kararında belirtildiği üzere, 5271 sayılı CMK'nin "Tutuklama Kararı" başlıklı 101. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen "tutuklama istenildiğinde, şüpheli veya sanık, kendisinin seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından faydalandırılır" biçimindeki buyurucu kuralına uyulmayarak, soruşturma aşamasında tutuklanan ve kovuşturma aşamasında da tutukluluk halinin devamına karar verilen sanığa ilk derece mahkemesince müdafii görevlendirilmeksizin yargılamaya devamla hüküm kurulması ve bu durumun hukuka aykırılık oluşturması nedenleriyle; istinaf kanun yolu aşamasında bu eksiklik giderilerek, ilk derece mahkemesinin kararından sonra sanığa ve seçmiş olduğu müdafine, iddianamede yer alan suçlamanın dayanağını oluşturan eylemler ve deliller ile suçlamanın hukuki nitelendirmesi, CMK'nin 282. maddesi gereğince, ilk derece mahkemesinin gerekçeli hükmü, istinaf kanun yolu başvuru dilekçesi, görevlendirilen üyenin inceleme raporu, sanığın kullandığı .... numaralı GSM hattına ilişkin HTS, HIS-CGNAT kayıtları, ...., .... ve ....'a ait ifade tutanakları, Bylock üzerinden yapılan iletişim içeriklerine ilişkin Bylock tespit ve değerlendirme tutanakları, dosyada bulunan diğer bilgi ve belgeler ayrı ayrı okunup anlatılarak müdafin hukuki yardımıyla savunma yapmasına olanak sağlanıp, dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgeler ile istinaf kanun yolu aşamasında elde edilen deliller bir arada değerlendirilerek tartışılmıştır.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı tarafından hazırlanan HTS, HIS-CGNAT kayıtları, Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan Bylock tespit ve değerlendirme tutanaklarının dosya kapsamına uygun, ayrıntılı, karşılaştırmalı ve denetime açık olması nedeniyle benimsenerek, dosyada bulunan diğer deliler ile birlikte hükme esas alınmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 gün ve 2017/956-370 sayılı ilamı, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24.04.2017 gün ve 2015/3-2017/3 sayılı kararı ve benzer nitelikteki kararlarında ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere; Bylock uygulaması global bir uygulama görüntüsü altında münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğu ve gizliliği sağlamak amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaata ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı kabul edilmiştir.
Soruşturma ve kovuşturma süreçlerini yansıtan tutanak ve belgeler, Dairemiz tarafından istinaf kanun yolu aşamasında yapılan işlemler ile icra edilen duruşma ve tüm dosya içeriğine göre sanık ....'in, ağabeyi .... adına kayıtlı olup tespit döneminde kendi kullanımında bulunduğunu belirttiği .... numaralı GSM hattı ve bu hatta kullanılan .... ve .... imei numaralı cihazlar ile 15/08/2014-23/05/2015 tarihleri arasında 11389 kez Bylock sunucu/sistemleri'ne ait ...., …. ve .... IP numaralı ile iletişim kurduğu, bağlantıların çoğunlukla Aksaray, Konya ve Çankırı ilinde bulunan baz istasyonları aracılığıyla yapıldığı, Bylock tespit ve değerlendirme tutanağı içeriğine göre Bylock programında .... USER ID (kullanıcı kimliği) numarası, "...." kullanıcı adı ve"Allah Bana Yeter" mesajını kullandığı, mail alma, mesajlaşma ve sesli arama-aranma gibi aktif kullanımının bulunduğu, Bylock üzerinden kimlik bilgileri belirlenen bir çok kişiyle irtibat halinde bulunduğu belirlenmiştir.
Sanığın Bylock uygulamasına gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullandığı gerek Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Dairesi Başkanlığı tarafından, gerekse Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı tarafından yapılan tespitlerle şüpheden uzak ve kesin kanaata ulaştıracak biçimde belirlendiği, sanığın Bylock sisteminde kayıtlı olan kullanıcı adının "...." olduğu, .... ve ....'ın ifadelerinde belirttikleri şekilde yapılan tespitleri doğruladığı gibi, sanığın kullanımında olduğunu ikrar ettiği .... numaralı GSM hattının kendisi dışında bir başkası tarafından kullanılma olanağının da bulunmadığı, hat sahibi tanık ....'in anlatımıyla doğrulanmıştır.
Eğitim düzeyi, yaptığı görev nedeniyle edindiği bilgi, tecrübe ve konumu itibariyle örgütün nihai amacını, Devlet kurumlarında ve silahlı kuvvetlerdeki yapılanmasını ve burada devletin her türden silahını elinde bulunduran örgüt mensuplarının gerektiğinde bu gücü örgütün amacı doğrultusunda kullanacaklarını bilmesi beklenen sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu konusunda şüphe de bulunmadığı; teknik özellikleri, indirilme ve kullanma yöntemi, kullanıcıları ve muhtevası itibariyle sadece FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanması amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgüt mensupları tarafından kullanıldığı tespit edilen Bylock iletişim sistemine, bu özelliğini bilerek (kasten) dahil olan ve söz konusu programı yükleyerek birçok kez kullanan, 2014 yılı öncesinde örgüte ait evlerde kalmasına karşın 2014 tarihi itibariyle ilişkisini kestiğini belirten sanığın, itirafçı beyanları ve 15/08/2014 tarihinde Bylock sistemine dahil olması bir arada değerlendirildiğinde 2014 yılından sonrada örgüt ile bilerek ve isteyerek organik bağını devam ettirdiğinin anlaşılması karşısında, inkara dayanan savunmalarına itibar edilmeyerek dosyada bulunan diğer deliler ile birlikte FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu konusunda tam bir vicdani kanaat oluşmuştur.
5271 sayılı CMK'nin "Tutuklama Kararı" başlıklı 101. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen "tutuklama istenildiğinde, şüpheli veya sanık, kendisinin seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından faydalandırılır" biçimindeki buyurucu kuralına uyulmayarak, soruşturma aşamasında tutuklanan ve kovuşturma aşamasında da tutukluluk halinin devamına karar verilen sanığa ilk derece mahkemesince müdafii görevlendirilmeksizin yargılamaya devamla hüküm kurulması ve bu durumun hukuka aykırılık oluşturması nedenleriyle, Çankırı Ağır Ceza Mahkemesinin 12.10.2017 gün ve 2017/34 esas 2017/98 karar sayılı hükmünün CMK'nın 280. maddesi 2. fıkrası uyarınca kaldırılmasına karar verilmiş,
TCK'nın 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin 1. fıkrasında yedi bend halinde sayılan hususlar, aynı Kanunun 3/1. maddesindeki "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur." şeklindeki yasal düzenlemeler dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar hep birlikte değerlendirildiğinde sanık hakkındaki temel cezanın tayininde, alt sınırdan ayrılmayı gerektirir bir neden tespit edilemediğinden ceza takdiren alt sınırdan belirlenmiştir.
Sanığa yüklenen suçun 3713 sayılı Kanunun 3. maddesinde sayılan mutlak terör suçlarından olması nedeniyle, tespit edilen temel ceza aynı Kanunun 5/1. maddesi uyarınca yarı oranında artırılmış, dosya kapsamına göre geçmişte suç işlediği tespit edilemeyen ve duruşma tutanaklarına olumsuz hali yansıtılmayan sanığın, yargılama sürecindeki davranışları ile cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri göz önünde bulundurularak, TCK’nin 62/1. maddesi gereğince cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A- Çankırı Ağır Ceza Mahkemesinin 12/10/2017 gün ve 2017/34 esas 2017/98 karar sayılı hükmünün CMK'nın 280. maddesi 2. fıkrası uyarınca KALDIRILMASINA,
B-1-Sanık ....'in üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olmak suçu sabit bulunmakla eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nin 314/2. maddesi uyarınca suçun işlenmesindeki özellikler, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saik, kastı nazara alınarak takdiren alt sınırdan 5Yıl Hapis Cezasıile cezalandırılmasına,
2-Sanığın üzerine atılı suçun 3713 sayılı Kanunun 3. maddesinde sayılan mutlak terör suçlarından olması nedeniyle verilen ceza aynı Kanunun 5/1. maddesi uyarınca yarı oranında artırılarak 7 Yıl 6 Hapis Cezasıyla Cezalandırılmasına,
3-Sanığın sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları ile cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri göz önünde bulundurularak, TCK’nin 62/1. maddesi gereğince cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 6 Yıl 3Ay Hapis Cezası ile cezalandırılmasına,
4-Sanığa hükmolunan cezadan başkaca artırım ve indirim yapılmasına takdiren yer olmadığına,
5-Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasının mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin hak yoksunluklarına ilişkin 08/10/2015 gün ve 2014/140-2015/85 sayılı kararı gözetilerek, TCK’nin 53. madde 1-2-3. fıkralarının uygulanmasına,
6-Sanığa hükmolunan cezanın TCK'nin 58/9 maddesi gereğince mükererirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve ayrıca sanık hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına,
7-Sanık ....'e yüklenen silahlı terör örgütü üyeliği suçunun niteliği, mevcut delil durumu, kuvvetli suç şüphesinin bulunduğunu gösteren dosya kapsamındaki bilgi ve belge içerikleri, atılı suçun CMK'nin 100/3-a-11 maddesinde öngörülen suçlardan oluşu, verilen ceza miktarı karşısında kaçma şüphesinin varlığı, adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı ve atılı suç bakımından tutuklama tedbirinin orantılı bir tedbir niteliğini taşıması, tutukluluk halinin devamının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5 ve 6. maddesindeki koşullara uygun bulunduğu anlaşılmakla, CMK'nin 100/3-a-11 ve 108. maddeleri gereğince TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA,
Tutukluluğun devamına ilişkin bu karara karşı tefhim tarihinden itibaren 7 gün içerisinde Dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilip hâkime onaylatmak üzere zabıt katibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka ilk derece ceza mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe göndermek, ilgilinin cezaevinde bulunması halinde ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürlüğüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle CMK'nin 267 ve devamı maddeleri uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi Başkanlığına İTİRAZ edilebileceğine,
Sanığın tutukluluk halinin devamına dair verilen kararın sanık yakınlarından birine veya belirlediği bir yakınına CMK'nin 107/1 maddesi gereğince kolluk marifetiyle tebliğine (sanık tebliğini istemedi)
8-Sanığın gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin TCK'nin 63/1 maddesi uyarınca cezasından mahsubuna,
9-Sanık hakkında hüküm özeti düzenlenmesine ve bir örneğinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine,
10-Çankırı adli emanet memurluğunun 2016/801 sırasında kayıtlı eşyaların sanığa iadesine, Çankırı adli emanet memurluğunun 2017/392 sırasında kayıtlı imajları içerir harddiskin dosyasında delil olarak saklanmasına,
11-CMK'nin 324/1 ve 330/1. maddeleri gereğince, istinaf kanun yolu aşamasında sanığın sarfına sebebiyet verdiği posta gideri 14,50 TL, tebligat gideri 42 TL olmak üzere 65,50 TL ile ilk derece yargılaması sırasında yapılan 1.064,00 TL olmak üzere toplam 1.129,50 TL yargılama giderinin sanıktan tahsili ile maliye hazinesine gelir kaydına, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince düzenlenmesine,
12-Kararın kesinleşmesinden sonra dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, 5320 sayılı Kanunun 16. maddesi gereğince, hüküm kesinleştiğinde kesinleşme şerhli bir suretinin ilk derece mahkemesi tarafından soruşturmada görev alan kolluk birimine gönderilmesine,
Dair sanık ve müdafii Av. ....'ın yüzüne karşı, BAM Cumhuriyet Savcısı ....'un katılımıyla, mütalaaya uygun, CMK'nin 280/2 ve 286 maddeleri uyarınca verilen karara yönelik olarak, duruşmada hazır bulunanlar yönünden tefhim tarihinden, yokluğunda karar verilenler yönünden ise tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içerisinde hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak tutturup hâkime onaylatmak veya bir başka ilk derece ceza mahkemesi ya da bölge adliye mahkemesi ceza dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgilinin ceza evinde bulunması halinde, ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle, CMK'nin 286 ve devamı maddeleri uyarınca Yargıtay ilgili Ceza Dairesinde TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere 04/07/2018 tarihinde oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. (¤¤)