GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Kayseri C. Başsavcılığının 02/05/2017 tarih ve 2017/12386 soruşturma, 2017/4231 esas sayılı iddianamesiyle sanık …. hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiasıyla eylemlerine uyan TCK'nun 314/2, 53 ve 54 maddeleri gereğince cezalandırılması talebi ile mahkememize kamu davası açılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN UYGULAMASI:
Kayseri 4. Ağır Ceza Mahkemesi 05.09.2017 gün ve 2017/92 esas ve 2017/85 sayılı karar ile yüklenen suçtan dolayı sanığın TCK'nin 314/2, 3713 sayılı TMK'nin 5/1, TCK'nin 62/1 maddeleri gereğince sonuç olarak 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK'nin 53 ve 58.maddelerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
İSTİNAF İNCELEME AŞAMASI:
İlk derece mahkemesinin hükmüne karşı sanık tarafından ayrıntıları 05.09.2017 ve 22.09.2017 tarihli dilekçelerinde açıklandığı biçimde istinaf kanun yoluna başvurması üzerine yapılan inceleme sonucunda, Dairemizin yer ve konu bakımından yetkili olduğu, hükmün istinaf edilebilir olduğu, istinaf edenin kanun yoluna başvurmaya hakkının bulunduğu, istemin süresinde olduğu anlaşılmakla; "Hüküm tarihinden sonra dosyaya gönderilen ……. tespit ve değerlendirme tutanağı ile HIS-CGNAT kayıtlarının okunup, sanık ve müdafinden savunmalarının sorulması amacıyla" CMK'nin 280/1-e maddesi gereğince duruşma açılmasına ve davanın yeniden görülmesine karar verilerek yargılama yapılmıştır.
SAVUNMA:
Sanık ....... 05/09/2017 tarihli ilk derece mahkemesindeki savunmasında:
"Daha önce bu konuda Emniyette ve Sulh Ceza Hakimliğinde ayrıntılı ifade vermiştim, o ifadelerim doğrudur, aynen tekrar ederim, ....... nolu GSM hattı bana aittir, yaklaşık olarak 2013 ekim veya kasım ayından bu yana ben kullanırım. Bu hat üzerinden bylock isimli programı indirmedim ve kullanmadım. Bu hattı benden başka kullanan olmamıştır. Hakkımda nasıl bu şekilde tespit yapıldığını bilemiyorum, ben üniversite yıllarımda 2006-2010 yılları arasında bu örgütün evlerinde kaldım ancak daha sonra onların onaylamadığı bir evlilik yaptığım için beni dışladılar, kaldığım evde kira istemeye başladılar, tıp fakültesinde okuduğum için ve benden kira almadıkları için zaman zaman ....... Dershanesinde öğrencilere ücretsiz ders veriyordum. Benim kaldığım evde de zaman zaman bu şekilde ders vermişliğim vardır, bunun dışında örgütün sohbet toplantılarına katılmadım, himmet adı altında yardımda bulunmadım, 2010 yılından sonra bağlantıyı kestim. Özcan kılıc isimli ....... hesabı bana aittir, bana okumuş olduğunuz 12/01/2015 tarihli beğeniyi yapıp yapmadığımı şu an hatırlamıyorum. Fuatavni isimli ....... hesabını merak uyandıran cümleler olduğu için beğendim ancak paylaşımlarını beğenip paylaşmadım, benim bu örgütle bir bağım yoktur. Ben önceki beyanımda geçen Bekir isimli şahsın açık kimlik ve adres bilgilerini bilmiyorum, örgüt içerisinde olup olmadığını ve ne konumda olduğunu da bilmiyorum, sadece örgüte ilişkin konuşmaları nedeniyle kendisinden uzaklaştım. Soruşturma aşamasındaki beyanlarım doğrudur." şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık ....... 27.03.2019 tarihinde Dairemizde gerçekleştirilen duruşma sırasında yaptığı savunmasında:
"Ben öğrencilik hayatımın 4 yılını bu yapıya ait evlerde geçirdim, 2010 yılında evliliğim gündeme gelince yapıyla ters düştük ve bu evlerinden ayrıldım, bir daha da irtibat kurmadım." dedi.
Sanığın aşamalardaki anlatımı ve duruşmadaki anlatımı üzerine, TCK 221. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlığa ilişkin hükümler okunup açıklanarak soruldu.
Ben bir suç işlemedim, işlemediğim bir suçtan dolayı da pişmanlığım söz konusu değildir. Ben 507 … .. .. numaralı telefonu 2013 yılı Eylül ayından beri kullanırım, bu telefonu ….. isimli bir programı kurup kullanmadım, gözaltına alınana kadar böyle bir programın varlığından da haberim yoktur. Getirtilen tespit ve değerlendirme tutanağında kabul etmiyorum. Benim sosyal medya da kullandığım ....... isimli kendime ait sayfadaki paylaşımı yapıp yapmadığımı hatırlamıyorum. Gelen ve okunan belgelerde aleyhime olan kısımları kabul etmiyorum." şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık müdafii Av. ……. 27.03.2019 tarihinde Dairemizde gerçekleştirilen duruşma sırasında yaptığı savunmasında:
"Öncelikle müvekkilim yoksul bir aileden geldiğini, bu yapının benzer şekilde başarılı öğrencileri kendisine çekmesi durumu gibi müvekkil zorunluluktan belirli bir süre bu yapının evlerinde kalmıştır. Ama sadece kalmıştır, çünkü yönlendirmeler olmaya başlayınca rahatsızlığını dile getirmiş ve 2010 yılında, daha 17/25 Aralık süreci yaşanmadan, bu yapıya ait evden ayrılmıştır. Anılan tarihten sonra müvekkilin yapıyla bir diyaloğu olmamış kesinlikle ……. isimli programı indirip kullanmamıştır. Yargıtay 16.Ceza Dairesi'nin hemen hemen tüm kararlarda açıkladığı gibi bir kişinin ....... kullanıcısı olduğunu kabul edilebilmesi için, tespit ve değerlendirme tutanağı kullanıcı adı şifresi, mesaj ve mail içerikleri bulunmasını aramaktadır, bunun yanında ....... isimli programı örgütsel talimatla yüklenilip kullanılması aranmaktadır. Müvekkil yönünden anılan tespitlerin hiçbirisi söz konusu değildir. İlk derece mahkemesinin cezalandırmaya ilişkin hükmü kaldırılarak müvekkilin beraatına karar verilmesini talep ediyoruz." şeklinde savunmada bulunmuştur.
DELİLLER:
-Sorgu zaptı,
-....... numaralı telefona ilişkin ....... sorgu sonucu,
-....... tespit ve değerlendirme tutanağı,
-HIS-CGNAT kayıtları,
-HTS kayıtları,
-Web servis sağlayıcı tespit raporları,
-Arama Tutanakları,
-Gelen yazı cevapları,
İDDİA MAKAMININ ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASI:
"Yapılan yargılamaya toplanan delillere göre sanık .......'ın kendi kullanımında olan ....... numaralı cep telefonu hattı ile oluşturulması kullanımı teknik özellikleri itibari ile münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağı .......'u kullandığının tespit edildiği ....... ID numarasının 165751 kullanıcı adının "omer2438" şifresinin de "omer2438" olduğu, böylece sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü hiyearşisine dahil olduğu bu hiyerarşi içerisinde hareket ettiği sabit görülmekle;
İlk derece mahkemesi tarafından kurulan mahkumiyet hükmünde bir isabetsizlik görülmediğinden istinaf başvurusunun CMK 280/2 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur." dedi.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ / KABUL ve GEREKÇE:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 gün ve 2017/956-370 sayılı ilamı, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24/04/2017 gün ve 2015/3-2017/3 sayılı kararı ve benzer nitelikteki kararlarında ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere;
a) Genel Olarak Suç Örgütü:
Örgütlü suçluluk daha ziyade kriminolojik bir kavram olup, maddi ceza hukuku bakımından "örgüt mensubu suçlu" deyiminden; suç işlemek için örgüt kurmak, yönetmek, bu örgüte üye olmak veya örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işlemek anlaşılmaktadır (TCK. md. 6/1-j). Yapılanma biçimi ne olursa olsun kanunlarda suç olarak tanımlanan fiillerin işlenmesi amacıyla oluşturulmuş yapılanmalara suç örgütü denmektedir.
TCK'nın 220. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçu", örgüt kuran ya da yönetenlere göre daha hafif cezalandırılmıştır.
Tipik eylem unsuru; Örgüte üye olanlar, örgütte kurucu ya da yönetici konumunda olmayan, örgütün amacına yönelik nedensel hareketi olan, örgüt disiplinine bağlı, örgüt hiyerarşisi içinde yer alan kişilerdir (Çetin Özek, “Organize Suç”, Prof. Dr. Nurullah Kunter'e Armağan, İstanbul, 1998, s.241).
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi, örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Örgüt üyesinin bu suçtan cezalandırılması için örgüt faaliyeti kapsamında ve amacı doğrultusunda bir suç işlemesi gerekmez ise de, örgütün varlığına veya güçlendirilmesine nedensel bir bağ taşıyan maddi ya da manevi somut bir katkısının bulunması gerekir. Örgüt üyelerinin birbirlerini tanımaları şart olmadığı gibi, örgüt kurucularını, yöneticilerini de tanımaları şart değildir. Ancak kişinin bir örgüte katıldığını ve kendisiyle birlikte başka kişilerin de var olduğunu bilmesi gerekir.
b) Genel olarak Terör Tanımı:
Ceza Hukukumuzda terörün tanımı ve hangi suçların terör suçu sayılacağı 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1. maddesinde gösterilmiş olup, bu tanıma göre bir eylemin terör eylemi sayılabilmesi için, eylemin cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden birini içermesi gerekmektedir. Eylemle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik, ekonomik düzenini değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amaçlanmalıdır. Eylemi gerçekleştiren kişi veya kişilerin bir örgüte mensup olmaları gereklidir.
c) TCK'nin 314. Maddesinde Düzenlenen Terör Örgütüne Üye Olma Suçu:
Maddede geçen temel kavram örgüttür. Dikkat edilmelidir ki, genel olarak suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu örgüte üye olmak TCK'nın 220. maddesinde yaptırım altına alınmış olmasına rağmen bu maddede, işlenmesi amaçlanan suçlar bakımından bir sınırlama getirilmiştir. Keza, her iki suç arasında örgütün niteliği bakımından da farklılık bulunmaktadır. Bu madde kapsamına giren örgütün silahlı olması gerekmektedir.
Bir oluşumun, bir yapılanmanın silahlı terör örgütü sayılabilmesi için, TCK'nin 220. maddesinde düzenlenen suç işlemek için örgüt kurma suçunda örgütün varlığı için gerekli koşulların yanında, TCK'nin ikinci kitap, dördüncü kısım, dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları "amaç suç" olarak işlemek üzere kurulmuş ve amaca matuf bir eylem gerçekleştirmeye yeterli derecede silahlı olması ya da bu silahları kullanabilme imkanına sahip bulunması gerekir. Bu maddedeki suçu, TCK'nin 220. maddesinde düzenlenen suçtan ayıran en önemli ölçüt budur.
d) FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü:
Kendisini kısaca "Hizmet hareketi" olarak tanımlayan FETÖ/PDY; paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma aracı haline getiren, siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma düşüncesine sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden, bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyen, güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı ilke edinen, gizlilikten görünmez bir duvar inşa edip bu duvarın arkasına saklanan, böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da bu düşman üzerinden mensuplarını motive eden, "Altın Nesil" adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle devlete tabandan tavana sızan, bu kadroların sağladığı avantajlarla devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden, böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp, ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan kendine özgü bir terör örgütüdür.
FETÖ/PDY küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütüdür. Bu örgüt, kuruluşundan 15 Temmuz 2016 sürecine kadar, örgüt lideri Fethullah Gülen tarafından belirlenen ideolojisi doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmek üzere eylem ve fikir birliği içinde hareket etmiştir.
Örgütün kurucusu, yöneticileri ve üyeleri arasında sıkı bir hiyerarşik bağın mevcut olduğu, gizliliğe riayet ettiği, görünür yüzüyle gerçek yüzü arasındaki farkı gizlediği, amaca ulaşabilmek için yeterli eleman, araç ve gerece sahip olduğu, amacının Anayasada öngörülen meşru yöntemlerle iktidara gelmek olmayıp örgütün yarattığı kaos ortamı sonucu ayrıca devletin yanında oluşturduğu Paralel Devlet Yapılanmasıyla demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanmak suretiyle parlamento, hükumet ve diğer Anayasal kurumları fesih edip iktidara gelmek olduğu, bu amacı gerçekleştirmek için polis ve jandarma teşkilatı, MİT ve Genel Kurmay Başkanlığı gibi kuvvet kullanma yetkisine haiz kurumlardaki üyeleri vasıtasıyla meşru organlara ve halka karşı silah kullanmak suretiyle amaç suça elverişli öldürme, yaralama gibi çok sayıda vahim eylem gerçekleştirdiğinin, anılan örgüt mensupları hakkında 15 Temmuz darbe girişiminden ya da örgüte mensubiyetlerinden dolayı açılıp bir kısmı derdest olan ya da mahkemelerce karara bağlanan davalar, bu davalarda dinlenen itirafçı sanıkların savunmaları ve gizli-açık tanık anlatımları, örgüt lider ve yöneticilerinin açık kaynaklardaki yazılı ve sözlü açıklamaları, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün örgüt hakkındaki raporu gibi olgu ve tespitler dikkate alındığında, 3713 sayılı Kanunun 1. maddesinde tanımlanan, amaca ulaşmak için silah başta olmak üzere her türlü cebir ve şiddeti araç olarak kullanan, 5237 sayılı TCK'nın 314/1-2 maddesi kapsamında silahlı bir terör örgütü olduğu anlaşılmıştır.
e) ....... İletişim Sistemi ve Hukuki Alt Yapısı:
....... uygulaması, güçlü bir kripto sistemi ile internet bağlantısı üzerinden iletişim sağlamak üzere, gönderilen her bir mesajın farklı bir kripto anahtarı ile şifrelenerek iletilmesine dayanan bir sistemdir. Bu iletişim programı özel bir server üzerinden yalnız örgüt üyelerinin kullanabileceği özel bir yazılım olarak üretilen, üyelerin deşifre olmadan özel bir şifreleme yöntemi kullanarak kendi aralarındaki iletişimini sağlayan bir programdır.
....... isimli programın indirilmesinin yeterli olmadığı, kullanılması için özel kurulum gerektiği, ....... uygulamasına kayıt işlemlerinin programın, internetten indirme, taşınabilir hafıza kartları, bluetooth uygulamaları vb. yöntemlerle kullanılmak istenilen telefona yüklenebildiği, istisnai olarak 2014 yılı başlarında bir süre herkesin yüklemesine açık olduğu, daha sonra ise ifadeler, mesaj ve maillerde geçtiği gibi, örgüt mensubu aracılar tarafından USB bellek, hafıza kartları ve bluetooth kullanılarak yüklemeler yapıldığı anlaşılmıştır. Programı indirmenin mesajlaşma için yeterli olmadığı, mesajlaşmanın gerçekleşmesi için sistem tarafından kayıt olan kullanıcılara otomatik olarak atanan ve kullanıcıya özel olan ID (kimlik numarasının) bilinmesi ve karşı taraftan onaylanması gerektiği, aksi halde kişiler listesine eklenemeyeceği ve mesajlaşmanın gerçekleşmeyeceği, programın kayıt esnasında kullanıcıdan sadece bir kullanıcı adı ile parola üretmesini istediği anlaşılmaktadır.
Arkadaş ekleme işlemi, anılan uygulamaya kayıt olurken kullanıcı tarafından verilen “kullanıcı adı” (kodu/rumuzu) olarak isimlendirilen şahsa özel kodun girilmesi suretiyle gerçekleştirilmektedir. Uygulama üzerinde telefon numarası veya “ad soyad” bilgileri ile arama yapılarak kullanıcı eklenmesine imkan bulunmamaktadır. Diğer taraftan ....... uygulamasına benzer veya yaygın mesajlaşma uygulamalarında bulunan; telefon rehberindeki kişilerin uygulamaya otomatik olarak eklenmesi özelliği bulunmamaktadır. Kullanıcıların birbirleri ile ....... uygulaması üzerinde iletişime geçebilmeleri için tarafların birbirlerinin “kullanıcı adı/kodu” bilgilerini bilmeleri ve her iki tarafından diğerini arkadaş olarak eklemesi gerekmektedir. Kısaca, programı kullanmak için ilk önce konuşulacak kişinin ID'sinin (kimlik numarasının)eklenmesi gerektiğinden, isteyen her kişinin istediği zaman bu sistemi kullanma imkanının olmadığı anlaşılmaktadır.
Kişi mobil telefon cihazında veya bilgisayarında, özel bir iletişim ağına dahil olarak bir program kullanılabilir. Ancak, bu iletişim ağının suç işlemek amacıyla oluşturulmuş ve münhasıran bir suç örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan bir ağ olduğunu somut delillere dayanması halinde, kişinin, suç örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan bir ağa bu özelliğini bilerek (kasten) dahil olması ve hatta bu ağı iletişim için kullanılması, iletişim içerikleri tespit edilmese bile, suç örgütü ile bağlantısını gösterir bir delil olarak kabul etmek gerekmektedir.
....... iletişim sistemi, açıklanan somut delillerle kanıtlandığı üzere, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan, global bir uygulama görüntüsü altında münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanımına sunulan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak, kesin kanaata ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacaktır.
f) Yukarıda sıralanan ilkeler doğrultusunda sanığın FETÖ/PDY terör örgütü ile olan ilişkisi ve bu bağlamda yapılan duruşma sonucunda hukuki durumlarının tespiti:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Yargıtay 16. Ceza Dairesinin yukarıda numarası belirtilen kararında ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere; ....... uygulaması global bir uygulama görüntüsü altında münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğu ve gizliliği sağlamak amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaata ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı kabul edilmiştir.
Soruşturma ve kovuşturma sürecini yansıtan tutanak ve belgeler, Dairemiz tarafından istinaf yasa yolu aşamasında yapılan işlemler ile icra edilen duruşmalar ve tüm dosya içeriğine göre,
Sanık ....... adına kayıtlı ve kullanımında olan ....... numaralı GSM hattı üzerinden ilk kez 02.09.2014 tarihinde ....... imei nolu cihazla ....... sistemine dahil olup, 13.11.2014 tarihine kadar farklı günlerde 9828 kez ....... sunucularına ait farklı IP numaraları ile iletişim kurduğu, gerek Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Dairesi Başkanlığı tarafından ve gerekse Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığı tarafından yapılan tespitlerle belirlendiği ve 0 507 … .. .. numaralı GSM hattının sanık tarafından kullanıldığı anlaşılmıştır.
Eğitim düzeyi, yaptığı görev nedeniyle edindiği bilgi, tecrübe ve konumu itibariyle örgütün nihai amacını, Devlet kurumlarında ve silahlı kuvvetlerdeki yapılanmasını ve burada devletin her türden silahını elinde bulunduran örgüt mensuplarının gerektiğinde bu gücü örgütün amacı doğrultusunda kullanacaklarını bilmesi beklenen sanığın, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu konusunda şüphe de bulunmadığı; teknik özellikleri, indirilme ve kullanma yöntemi, kullanıcıları ve muhtevası itibariyle sadece FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanması amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgüt mensupları tarafından kullanıldığı tespit edilen ....... iletişim sistemine, bu özelliğini bilerek (kasten) dahil olan ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla birçok kez kullanan, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu konusunda şüphe bulunmadığından, inkara dayanan savunmasına itibar edilmeyerek dosya içerisinde bulunan diğer delillerle birlikte FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu sonucuna ulaşan ilk derece mahkemesinin değerlendirme, kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik bulunmadığından sanık ve müdafiinin istinaf isteminin esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi ekli kararda açıklanacağı üzere,
1-Sanık hakkında silahlı terör örgütü üyeliği suçundan ilk derece mahkemesi tarafından verilen hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından sanık ve müdafiinin istinaf dilekçelerinde ve duruşmada ileri sürdükleri tüm itiraz ve savunmaların reddiyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280. maddesinin 2. fıkrası uyarınca duruşmalı incelemesi yapılan hükme yönelik İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
2- Sanık hakkında Kayseri 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 18/05/2017 tarih ve 2017/2530 D.İş sayılı CMK'nin 109/3-b maddesi uyarınca verilen imza atma şeklindeki adli kontrol kararının kaldırılmasına,
3- Sanık hakkındaki Kayseri 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 18/05/2017 tarih ve 2017/2530 D.İş sayılı CMK'nin 109/3-a maddesi uyarınca yurtdışına çıkışının yasaklanmasına dair verilen adli kontrol kararının hüküm kesinleşinceye kadar devamına,
Adli kontrol yükümlülüğünün devamına ilişkin bu karara karşı tefhim tarihinden itibaren 7 gün içerisinde dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilip hâkime onaylatmak üzere zabıt katibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka ilk derece ceza mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe göndermek, ilgilinin cezaevinde bulunması halinde Ceza İnfaz Kurumu ve Tutukevi Müdürlüğüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle CMK'nin 267 ve devamı maddeleri uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi Başkanlığına İTİRAZ edilebileceğine,
4-Sanığın gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin TCK'nin 63/1 maddesi uyarınca cezasından MAHSUBUNA,
5-CMK'nin 330/1. maddesi gereğince, ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri hariç, istinaf aşamasında yapılan 3 adet davetiye gideri 37,5 TL ve çeşitli müzekkereler gideri 37,3 TL olmak üzere toplam 74,8 TL yargılama giderinin sanıktan tahsili ile maliye hazinesine gelir kaydına,
6-Kararın kesinleşmesinden sonra dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, 5320 sayılı Kanunun 16. maddesi gereğince, hüküm kesinleştiğinde kesinleşme şerhli bir suretinin ilk derece mahkemesi tarafından soruşturmada görev alan kolluk birimine ve 657 sayılı Kanunun 131/3 maddesi gereğince sanığın bağlı olduğu bakanlık veya kurum veya kuruluşa gönderilmesine,
Dair sanık ve müdafinin yüzlerine karşı, BAM Cumhuriyet Savcısı .......'nın katılımıyla, mütalaaya uygun, CMK'nin 280/2 ve 286 maddeleri uyarınca verilen karara yönelik olarak, duruşmada hazır bulunanlar yönünden tefhim tarihinden, yokluğunda karar verilenler yönünden ise tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içerisinde hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak tutturup hâkime onaylatmak veya bir başka ilk derece ceza mahkemesi ya da bölge adliye mahkemesi ceza dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgilinin ceza evinde bulunması halinde, ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle, CMK'nin 286 ve devamı maddeleri uyarınca Yargıtay ilgili Ceza Dairesinde TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere 27/03/2019 tarihinde oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. (¤¤)